Çekirdek bölümlerinde maddenin enerjiye de?i?mesinden has?l olan enerjinin çok k?sa bir zamanda ve pek yo?un bir halde serbest hale gelmesi esas?na dayanan bir bomba. Atom bombas? fikri ilk olarak 1939 y?l?nda Amerika’da bulunan Avrupac? bilginler taraf?ndan ortaya at?lm??t?r. Dört y?l süren ara?t?rmalar ve 2 milyar dolar masraf sonucu meydana getirilen ilk atom bombas? 16 Temmuz 1945 te tecrübe edilmi? ve ilk olarak 6 A?ustos 1945 te Japon ?ehirlerinden Hiro?ima’ya at?lm??t?r. Bu bomba yakla??k olarak 20 bin ton trinitrotoluen kadar tahrip kudretinde bulunuyordu ve 6.000 insan?n ölümüne sebep olmu?tur.
Atom bombas?, bölünebilen maddelerin bir nötron yakalayarak iki çekirde?e bölünmesi esas?na göre yap?lm??t?r. Bu bölümlerden yeni nötronlar ç?kar ve bunlar geri kalan çekirdekler taraf?ndan yakalan?r; böylece bölünebilen çekirdeklerin say?s? mütemadiyen artar çok k?sa bir zamanda s?n?rl? bir bölgede çok büyük miktarda bir enerji serbest hale geçer. Atom bombas? bu yüzden çok müthi? tahrip edici bir kudrettir.
Kaynak Belirtilmedi
__________________________
Vikipedia ; Atom bombas?
Atom bombas?, patlaman?n kontolsüz çekirdek tepkimesi yoluyla sa?land??? bomba modelidir. Çekirdek tepkimesi zincirleme ve çok h?zl? gerçekle?ti?inden ortaya devasa bir enerji aç??a ç?kar ve bu da patlama ve beraberinde ?ok dalgas? yarat?r.
?lkesi
Fizyon tipi çekirdek tepkimesine dayal? atom bombalar?nda yüksek zenginlikte (safl?kta) Uranyum (235U) veya Plütonyumdur (239Pu) kullan?l?l?r. Günümüzde üretilen bombalar daha çok plütonyum içeriklidir. Bu yüksek zenginlikte malzeme, zenginle?tirme tesislerinden ya da nükleer reaktörlerden elde edilmektedir.
Zincirleme çekirdek tepkimesinin gerçekle?mesi için, ortam?n kritik ad? verilen seviyede ya da üstünde olmas? gerekmektedir. Bunun sa?lanmas? için gereken belli miktarda kütle ve bu kütlenin de belli bir hacimde olmas?d?r. Bu gereken en az kütleye kritik kütle, hacime de kritik hacim denir. Atom bombalar?na kritik kütle sa?lanacak miktarda malzeme konur fakat bu malzeme öyle bir da??n?k yerle?tirilir ki, kritik hacim ?art? sa?lanamaz ve bu sayede bomba beklerken ya da ta??n?rken tamamen güvenli bir ?ekilde durur.
Atom bombas?nda patlaman?n gerçekle?mesi için nükleer malzeme d???nda iki ayr? önemli bölüm daha vard?r. Bunlardan biri tetiklemeyi yapacak olan fünye diyebilece?imiz parçad?r. Genelde dinamit kullan?l?r. Bomban?n patlamas? için bu az miktardaki dinamit ilk olarak patlar ve patlaman?n etkisi ile da??n?k nükleer malzeme bir ayara gelerek kritik hacme ula??r. ?kincisi ise nötron kayna??d?r. Art?k kritik kütlede ve hacimde olan malzemede zincirleme çekirdek tepkimesini bu nötron kayna??ndan ç?kan nötronlar ba?lat?r ve bundan sonras? kontrolsüz bir biçimde devam eder ve patlama gerçekle?ir.
Tarihi
?kinci Dünya Sava?? s?ras?nda, Manhattan Projesi ad?yla, ilk çal??malar ba?lad?. 1942 y?l?nda ABD’nin New Mexico eyaletindeki Los Alamos bölgesinde gizlice bir grup ünlü bilimadam? topland?. Robert J. Oppenheimer öncülü?ünde 3 y?l çal??t?ktan sonra ilk bombay? yapmaya ba?ard?lar. Ayn? esnada Tennessee eyaletinin Oak Ridge kasabas?nda gizli bir üs daha kuruldu. Burada da patlayacak zengin malzemenin üretimi çal??malar? ba?lad?.
?lk atom bombas?n?n denemesi 16 Temmuz 1945 günü Meksika s?n?r?na yak?n Alamogordo çölünde gerçekle?tirildi. “Trinity” kod adl? bu denemede patlaman?n ?iddeti inan?lmazd?. Hesaplana patlama 16bin ton dinamitin patlamas?na e?de?erdi ve o güne kadarki bombalardan çok daha ?iddetliydi. Bu ba?ar?n?n üzerine atom bombas?n?n Japonya’n?n iki önemli ?ehrinde kullan?lmas? kararla?t?r?ld?.
6 A?ustos 1945 sabah? ilk atom bombas? Enola Gay isimli bir bombard?man uça?? ile Hiro?ima’ya at?ld?. 3 gün sonra, 9 A?ustos 1945 günü ise ikinci atom bombas?, Bockscar isimli uçaktan Nagasaki‘ye at?ld?. Bu iki bomba, patlama, ?s?, radyasyon gibi etkileri ile, 100 bin üzerinde insan? öldürdü. Amerika bombalamaya devam edece?ini aç?klay?nca, 15 A?utos’ta Japonya teslim oldu.
Bu tarihten sonra çe?itli ülkeler de atom bombas? yapmaya ba?lad?lar.
Bu yazi vikipedia’dan al?nm??t?r
Bulgaristan?n ba??ehri. Nüfusu 525.800 dür. Verimli bir ovan?n ortas?nda bulunan, Bulgaristan?n en bay?nd?r ?ehridir. Ayn? zamanda, Türkiye ile Avrupa aras?ndaki yolun da üzerinde bulunmaktad?r. ?ehir, eski ve yeni olmak üzere iki k?s?mdan meydana gelmi?tir. Eski k?s?mda, Osmanl? ?mparatorlu?u zaman?ndan kalma tarihi yap?lar, dikkati çekecek kadar çoktur. Uzun yüzy?llar, Osmanl? egemenli?inde kalm?? Balkan ?ehirlerinden biridir.
Eski ça?larda, insanlar günlük hayatlar?ndaki olay ve olgular?n ço?unda sihir ve büyünün etkilerine inan?rlard?.?yi ürün almak,hayvan sürülerinin ço?almas?,dü?manlar?na kar?? zafer kazanmak, salg?n hastal?klardan, tabiat afetlerinden korunmak için sihir ve büyünün yard?m?na ,yararl?l???na sars?lmaz bir inanç beslerlerdi. ?lkbahar yani ekim zaman? gelip çatt???nda, y?ld?zlar?n gökyüzünde belirli yerlerde ???d?klar?n? farketmi?lerdi. Buna kar??l?k, sonbahar yani hasad zaman? geldi?inde,ayn? y?ld?zlar de?i?ik yerlerde ???ld?yorlard?. Bu yüzden, ekinlerin olmas?yla y?ld?zlar aras?nda sihirli bir ili?kinin bulundu?unu dü?ündüler.
Y?ld?zlar?,y?ld?zlar?n durumlar?n? daha yak?ndan incelemek, titiz ve devaml? bir gözlemle izlemek gere?ini duydular. Y?ld?zlar?n parlakl???na,durumuna bakarak, gelece?e ili?kin yorumlar, aç?klamalar yapma?a ba?lad?lar. Ba?ka türlü söylemek gerekirse y?ld?zlardan gelece?i okumak çabas?na giri?tiler. Bu davran?? ve inanç giderek kökle?ti. Krallar ve hükümdarlar,saraylar?nda özel y?ld?za bak?c?lar bulunduruyorlar,hareketlerini,kararlar?n? onlar?n sözde y?ld?zlardan okuduklar? ?eylere,y?ld?za bak?c?lar?n tavsiyelerine göre ayarl?yorlard?.
Astroloji, i?te bu y?ld?zlar? inceleyerek gelece?i okumak, gelece?i söylemek i?ine verilen isimdir.
Eski yunanl?lar?n ünlü bilge ve dü?ünürü Aristoteles (M. Ö 384-322),o ça?da bilimleri s?ralarken-astrolojiyi de tabii bilimlerin bir kolu olarak saym??t?. Farabi ve ?bn Haldun gibi Do?ulu baz? bilginler de, astrolojiyi aritmetik bilimlerin dört kolundan biri diye nitelendirilen astronominin bir dal? olarak kabullenmi?lerdi. Eski bilginlere göre gökyüzü on iki bölgeye ayr?l?rd? Bu bölgelerin her birinin özel i?aretleri vard?. Asl?nda on iki tak?m y?ld?z, ya da burç olan bu bölümler , Koç, Bo?a, ?kizler, Yengeç, Aslan, Ba?ak, Terazi, Akrep, Yay, O?lak, Kova, Bal?k diye isimlendirilmi?ti. Bilginler, bu burçlardan her birinin insanlar üzerinde ayr? etkileri oldu?u inanc?ndayd?lar. Günümüzde gazete ve dergilerde verilen "y?ld?z fal?" da hala bu inanc?n izlerini ve etkilerini ta??maktad?r.
Güvenilir tarih kaynaklar?, astrolojinin çok eski zamanlarda Kaide'de do?mu? oldu?unu belirtmektedir. ?skenderiye'deki Kaideli rahiplerin y?ld?zlara bakarak önemli baz? olaylar? önceden haber vermeleri, onlar?n ününü büsbütün artt?rm??t?. Gerçekte,astroloji dünyan?n en eski bilimlerinden biri diye tan?mlanabilir.
Mezopotamya'da ya?ayan Sümerliler, yaz?da oldu?u gibi astroloji konusunda da M?s?rl?lar'a öncülük etmi?lerdi. Çin'de Hindistan'da, Mezopotamya ve eski M?s?r'da astroloji çok yayg?nd?. Eski Yunanl?lar da, tacirler ve gemicilerin arac?l???yla astrolojiyi Kaldeliler'den ö?renmi?lerdir.Astroloji Yunanl?lar'dan da Romal?lar'a geçti.
Baz? aç?klamalar? gerçekle?mese bile,halk?n y?ld?z bak?c?lara güven ve inançlar? sars?lm?yordu. 1179 y?l?nda, bütün y?ld?z bak?c?lar dünvan?n sonunun geldi?ini duyurdular. 1186 y?l?n?n Eylül ay?nda bütün gezegenler çarp??acak ve evrenin sonu gelecekti. Tabii bu kehanet gerçekle?medi. Bir süre korku içinde ya?ayan insanlar derin bir soluk ald?lar. Buna ra?men,y?ld?za bak?c?lara kar?? besledikleri güven ve inançlar?n? da sürdürdüler.
15. yüzy?l sonlar?nda üç gezegenin birine çok yakla?t???na ili?kin gözlemler,büyük bir felaketin yak?n oldu?u ?eklinde aç?kland?. Gerçekten de,aç?klaman?n yap?ld??? y?l büyük bir veba salg?n? ç?kt?. "Kara Ölüm" diye tan?mlanan veba,bir ölüm t?rpan? gibi ortal??? biçti. Bu bir rastlant? bile olsa, insanlar?n y?ld?z bak?c?lara inanc? gene güçlenmi?ti. Ancak astronominin gerçek bir bilim olarak do?up geli?mesi astrolojinin sonunu getirdi.
Beyo?lu ile Galata'y? birbirine ba?layan bir yeralt? yolu niteli?indeki 626 metrelik ?stanbul Tüneli'nin yap?m?na,Henri Gavan ad?ndaki bir Frans?z mühendisin 1869 y?l?nda ald??? imtiyazla ba?lanm?? say?labilir. Tasar?y? gerçekle?tirmek için yat?r?m yapacak kimse arayan Henri Gavan ?ngilizler'le anla?m?? ve "Galata'dan Pera'ya ?stanbul Metropoliten Demiryolu" ?irketi kurulmu?tu.
Kaz? i?i 1874 y?l?nda sona ermi? ve tünel çal??maya ba?lam??t?. Bu tünel, Türkiye'deki tek metro'dur.Tünelin resmen aç?lma tarihi 1875 y?l?n?n 17 Ocak günüdür. ?lk tünel arabalar?n?n (vagonlar?n) yanlar? aç?kt?. Elektrik tertibat? olmad??? için, vagonlar gaz lambalar?yla ayd?nlat?l?rd?. Gene bu ilk dönemde yolcular?n hemen hepsi ayakta seyyahat ederlerdi.Turnikeden geçi? ücreti 10 parayd?. Yüksek Kald?r?m'? inip ç?kmak istemeyen halk tünele büyük ra?bet gösterdi.Öyle ki, tüneli 17. 000 ?ngiliz liras?na (yakla??k olarak 650.000 Türk liras? )mal eden ?ngiliz ?irketi, ilk y?l sonunda 50.000 alt?n kazanç sa?lam??t?.
Tünel uzun süre ?irketler taraf?ndan i?letildi ve 1939 y?l?nda devlete geçti. ?. E. T. T. (?stanbul Elektrik-Tramvay-Tünel) taraf?ndan i?letilmesine ba?land? Tünelin geni?li?i 6 metre 60 santimdir. Bu geni?lik üzerine iki hat dö?enmi?tir. Ayn? anda iki ba?tan (Karaköy ve Beyo?lu) hareket eden arabalar, bu raylar üzerinde gidip gelir.
Vagonlar? çeken çelik kablolar uzmanlar,görevliler taraf?ndan s?k s?k incelenmekteyse de, 1876, 1902, 1918, 1921, 1943 kablo kopmas? yüzünden ciddi kazalar olmu?tur. 1943 ten birkaç y?l sonra olan kazada vagonlar tam zaman?nda durdurulmu?, çarp??maya meydan verilmemi?tir.
Tünelin son olarak yenilenmesi yak?n tarihte yap?lm??,bu yenileme hayli zaman ald???ndan tünel uzun süre i?letmeye kapal? kalm??t?. Tünelin ?imdiki düzeni, eski haliyle k?yaslanamayacak kadar moderndir. Eskiden, tünelin Beyo?lu taraf?nda, giri?in kar??s?nda, caddenin öbür yakas?nda bulunan büyük yap?n?n zemin kat?ndaki 150 ?er beygir gücünde iki buhar makinesi, vagonlar? çekmeyi sa?layan gücü verirdi. Bu buhar makineleri çok büyük iki çarka ba?l?yd?.Makineler çal??maya ba?lad??? zaman,çarklardan biri vagonlar? yürüten çelik örme kabloyu sarar,öteki çark da kabloyu koyuverirdi.
O dönemde,tünelde günlük ortalama 225 sefer yap?l?rd?. Gene ortalama olarak hafta aras? günlerde 25.000, tatil günlerinde 40.000 yolcu ta??n?rd? (yaz mevsimlerinde). Ancak, bu say?lar?n ?imdi çok artm?? oldu?unu özellikle belirtmeliyiz. ?stanbul nüfusunun h?zla ve büyük ölçüde artmas?, tünelin ta??d??? yolcu say?s?n? da etkilemi?tir.
Baz? besinlerin yap?m?nda gerekli olan mayalanmay? sa?lamak için kullan?lan maddelere verilen ad. Mayalar, bitkilerin bir hücreli olan mantarlar?ndan ba?ka bir ?ey de?ildir. Örnek olarak, bir hücreli mantarlardan bira mayas?, mikroskop alt?nda incelendi?inde, bunun, yumurta biçiminde tek hücrelerden meydana geldi?i görülür. Bunlar, zincirleme tomurcuklanarak ürerler.
Mayalar, bulunduklar? ortamda, çe?itli tepkimelere yol açarlar, örnek olarak bira mayas?, kapal? yerlerde, ?ekerli suyu ayr??t?r?p alkole çevirirler. Alkollü içkiler, bu yolla elde edilir. Kapal? ?i?eler içinde dinlendirilmeye b?rak?lan meyve sular?, bira mayas?n?n etkisi ile zamanla alkol haline gelir.
Ekme?in kabarmas?, yo?urdun meydana gelmesi de maya ile olmaktad?r.Bugün maya yap?m?, bir endüstri haline gelmi?tir.
1539 y?l?nda iyi donanm??,güçlü ve kalabal?k bir ?spanyol birli?i, Ekvator'daki Kuito kasabas?ndan yola ç?km??t?. Bu yolculu?un amac? ,daha do?uya do?ru içerilere gitmek,orada ne gibi zenginlik kaynaklar? oldu?unu ö?renmekti.Birli?in yiyece?i ve beraberinde ta??d??? gerekli baz? ?eyler azalmaya ba?lay?nca, Peru Fatihi'nin karde?lerinden biri olan Gonzalo Pizarro,bir gurup askerin tekneyle geri dönmesini ve ikmal malzemesi getirmesini emretti.
Francisco de Orellana komutas?ndaki elli ki?i as?l birlikten ayr?ld?. Nehirde yol al?rlarken, kuvvetli ak?nt? onlar? aksi yönde, daha do?u'ya do?ru sürükledi.Bir kaç gün süren ve yarars?z kalan yorucu çabalardan sonra, Orellana ak?nt?ya uymalar?n? söyledi. Ak?nt?n?n tekneyi sürükleyece?i yere gitmeyi göze alm??lard?. Zaten yapabilecekleri ba?ka bir ?ey de yoktu. Gene de talihleri yaver gitti. Yiyecek bulabildikleri bir köye ula?t?lar.
Tekrar yola ç?kt?klar?nda,kuvvetli ak?nt? onlar? s?cak,buhar tüten, s?k ormanlar?n içine do?ru sürükledi. Nehrin iki kenar? orman?n a?açlar?yla çevrelenmi?ti. Sivrisinekler,ba?ka ha?arat,yorgunluk yetmiyormu? gibi, 200 den fazla yerlinin sald?r?s?na u?rad?lar. Barutlar? nemlenmi?ti, ate? alm?yordu. Bunun için okla sava?mak zorunda kald?lar. Yerlilerden güç bela kurtulmu?lard? ki dar, iki ucu ?imdiki gondollar gibi kalk?k,çok ilkel yap?da kay?klar?n içinde, yakla?an sar???n, uzun saçl?,geni? omuzlu,boylar? çok uzun,ç?plak denilecek kadar az giyimli kad?nlar?n sald?r?s?yla kar??la?t?lar.M?zraklar?n? ustal?kla savuran kad?n sava?ç?lar, içlerinden baz?lar?n?n ölümüne sebep oldu.
Daha sonra, Orellana bu nehiri "Amazon" diye isimlendirdi. Bilindi?i gibi, "Amazon" efsanemsi nitelikte bir kad?n sava?ç?lar ?rk?na verilen isimdir. Güçlü, sa?l?kl? ve o ölçüde de güzel olan bu kad?nlar, daha iyi yay çekip ok atabilmek için küçük ya?tayken sa? gö?üslerini da?lar,düzle?tirirler. Orellana ve beraberindeki adamlar?, 4000 mili (yakla??k olarak 6500 kilometre) a?an bir yolculuktan geri dönebildikleri zaman , gerçekten zorlu, tehlikeli, unutulmaz dakikalar?n an?lar?n? da beraberlerinde getirmi?lerdi. Kolay de?il ,Güney Amerika'n?n en geni? bölümünü geçen ilk beyaz insanlar onlard?.
O gün bugündür, Francisco Orellana'n?n verdi?i "Amazon" ismi süregelmi?tir. Bütün dünya, Güney Amerika'n?n bu büyük nehrini ayn? isimler anar ve söyler. Fakat Orellana ile adamlar?na sald?ran efsanevi "Amazonlar", alt?n rengi uzun saçlar? ç?plak omuzlar?na dökülen kad?n sava?ç?lar bir daha görülmemi?, belki de ait olduklar? yere, efsanelerin dünyas?na dönmü?lerdir.
Tabiattaki bir k?s?m bitkilerden sa?lanarak özel i?lemlerle haz?rlanan veya sentetik olarak elde edilen belirli baz? maddeler, sinir sistemi üzerinde olumsuz ve giderek ?iddetlenen etkiler gösterirler. Duyular? azalt?r,güç süz k?lar, ya da tamamen yok ederler. Gösterdikleri etkinin ?iddetlenmesine paralel olarak, bunlara kar?? duyulan ihtiyaç da artar. Zamanla bir al??kanl?k halini al?r. ??te bu tür maddelerin hepsi birden "uyu?turucu madde" diye genel bir tan?mlaman?n s?n?rlar?na girer.
Baz? kimseler hakl? olarak alkollü içkileri ve tütünü de bunlar?n aras?na katmaktaysa da,biz daha titiz bir ayr?m yapaca??z. Uyu?turucu maddelerin belli ba?l?lar? olarak esrar, morfin, kokain, eroin, eter,kloral ve meskalin gibi daha zararl?, hatta öldürücü ?eyleri sayaca??z.
Bunlar?n hepsi belirli ölçülerde beyin zar?ndaki hücreleri uyar?r,beynin as?l hücrelerini bozar, dengesizlikler, ki?ilik bozulmalar? ve sap?kl?klar yarat?rlar.
Uyu?turucu maddelerin kullanma süresi uzad?kça, al?nan doz artt?kça, olumsuz etkileri o aranda ?iddetlenir. Al??kanl?k artar ve kurtulma ihtimali azal?r.
?imdi s?ras?yla bunlar? ve etkilerini görelim. Esrar,bilimsel ad? "Kanabis ?ndika" olan Hind kenevirinden, bu otun uç çiçeklerinden sa?lan?r. Tütüne kat?l?p sigara gibi sar?larak,kabakla veya nargileyle içilir. Daha çok Do?u'da, Orta Do?u'da kullan?lmaktayken, zamanla bütün dünyaya yay?lm??t?r. Meksika'da "Kanabis Sativa" diye tan?mlanan türü,"marihuana" ad?yla kullan?l?r.
Ba?lang?çta bir rüya alemi bir sükunet verir. Kullananlar, ba?lar?nda bir bo?luk, tatl? bir gev?eme,uyu?ma hissederler. His aldan??lar? ve hayaller yarat?r.
A?r? kesici olmas? nedeniyle t?pta da kullan?lan morfin, bildi?imiz afyon bitkisinden elde edilir. Daha çok zenginler taraf?ndan al???lan bir tehlikedir. Devaml? morfin kullananlarda,halsizlik,haz?ms?zl?k, zay?flama meydana gelir. Davran??lar? yapmac?kl?d?r. Giderek huysuzla??r, çabuk etki alt?nda kalan kimseler olup ç?karlar. Zamanla ahlak de?er ve yarg?lar? kaybolur. Tembellik, pislik geli?ir.
Beyaz bir toz olan eroin, morfinden sa?lan?r.Enfiye gibi burna çekilir.
Tatl? bir uyu?ukluk ve keyif hali verir. Al??kanl?k böylece ba?lar. Art?k ne pahas?na olursa olsun eroin sa?lamak, bulmak isteyen eroinoman,h?rs?zl??a, cinayete kadar sürüklenebilir. Ç?lg?nl??a kap?l?r. Ruh ve ahlak çöküntülerine paralel olarak, cinsel güç kaybolur. Bu zehre al??anlar?n, kliniklerde tedavi görmesi ?artt?r.
Kokain, koka yapra??ndan elde edilen beyaz bir tozdur. Bu da enfiye gibi buruna çekilir.
Koka bitkisi, Meksika, Cava, Honduras, Bolivya gibi yerlerde yeti?ir.
Baz? geri kalm?? çevrelerde, Güney Amerika yerlileri bitkinin yapra??m sak?z gibi çi?nerler.
Ba?lang?çta aldat?c? bir zindelik, cinsel güç verir. Fakat bu geçicidir. Ard?ndan k?r?kl?k, a??z kurumas? ,korkunç hayaller gelecektir. Tembellik, sinir sisteminin alabildi?ine y?pranmas?, sa?l?k durumunda bozulma, ahlak çöküntüsü,kokain kullanan kimseyi tez zamanda korkunç bir uçuruma sürükler. Her bak?mdan sonu olur.
Eter daha ziyade kad?nlar taraf?ndan kullan?lan bir uyu?turucudur. Ba?lang?çta,ba? a?r?s?na ve çarp?nt?lara, sinirlenmelere kar?? kullan?l?r. Rahatlat?c? gelir.
Sonra sonra tehlikeli bir al??kanl?k halini al?r.
Kloral,bütün uyku ilaçlar? gurubunu kapsayan bir al??kanl?k yapar. Bunu devaml? kullananlarda vücut ?s?s? yükselir. Terleme ve koma durumlar?na sürüklenirler.
Uyu?turucu maddelerin zararl?, tehlikeli, öldürücü etkilerine kar??,bütün uygar ülkeler k?yas?ya bir sava? açm??t?r.
Büyük ?ehirlerdeki yo?un trafik s?k???kl??? bak?m?ndan kolayl?k sa?lamak amac?yla yeralt?nda çal??an elektrikli trenler "metro" diye isimlendirilir. Kolayca anla??laca?? gibi, metrolar?n çal??mas?nda esas yeryüzündeki trafik yo?unlu?unu azaltmak,bunun bir bölümünü yeralt?na çekmektir. New York, Londra, Paris, Moskova gibi büyük ve kalabal?k ?ehirlerdeki metrolar, yeralt?nda kesi?en tüneller,geçitler,paralel çal??an hatlarla gerçekten ak?l almayacak kadar karma??k, fakat o ölçüde de düzenli bir örgü halindedir.
Metronun tarihi boyunca geri gidecek olursak, bu tür ilk yeralt? treninin 1863 y?l?nda Londra'da çal??maya ba?lad???n? ö?reniriz. Ancak o tarihte çal??an metronun tam anlam?yla ilkel oldu?unu özellikle belirtelim. Londra'da 1863 y?l?nda çal??an metro, buharl? makinesi dolay?s?yla duman?n kolay ç?kaça?? menfezler bulunmas? için yeryüzüne yak?n bir derinlikte i?liyordu. 1890 y?l?nda bunlar?n yerine elektrikli trenlerin kullan?lmas?na ba?land?. Elektrikli trenler, yap?lar?n temelleri, gaz ve elektrik ana borular?yla sak?ncal? bir ili?kiye meydan kalmamas?n? sa?layacak kadar derinde çal??maktayd?. O zamandan bugüne Londra metrosu büyük ölçüde geli?mi?, teknolojinin ve son bulu?lar?n uyguland??? bir metro örgüsü olmu?tur.
Dünyan?n en büyük yeralt? trafik örgüsü olan New York metrosu ilk kez 1904 y?l?nda aç?lm??t?. Elektrikli yeralt? trenleri, ça?da? uygarl?k düzeyinde ve bugünkü büyük ?ehirlerin a??r, yo?un trafik yükü aç?s?ndan, en güvenilir, en h?zl? ula??m sistemidir. Büyük metro örgülerine sahip ?ehirlerde, metro istasyonlar?na ini? ve ç?k?? "hareket eden" merdivenlerledir. Otomatik çal??an, kendili?inden hareketli merdivenler, yolcular?n metro istasyonlar?ndaki platformalara inmelerini sa?lar. Bo?alan metrolardan yolcular? yeryüzüne ç?kar?r.
Metro sistemlerinde bütün trafik kontrollar? otomatiktir. Metro arabalar?n?n (vagonlar?n) kap?lar?,trenler istasyonlara ula?t?klar? zaman bas?nçl? havayla otomatik olarak, kendili?inden aç?l?p kapan?r. Her ?ey t?k?r t?k?r, hiç aksamaks?z?n çal??an bir saat düzeniyledir.Her hat,belirli bir zamanda ancak bir tren taraf?ndan kullan?labilecek bir düzenle belirtilm??t?r.
?stanbul'da "Tünel" ad?yla bilinen metro 17 Ocak 1875 tarihinde törenle i?letme aç?lm??t?r. Bu metro 626 metre mesafeli iki istasyon aras?nda çal???r. Karaköy'den binenleri Tünel'in üstba??na ç?kar?r.Beyo?lu taraf?ndan gelenlerde ayn? yoldan Karaköy'e inerler.
Sabah erken kalkt???n?z vakit,güne? do?uda yükselmi? görünür. Ak?amüstü de bat?da alçalm??t?r. Güne? gerçekten oldu?u yerden hareket etmi? midir acaba? Güne?in görüldü?ü yerin sabah ve ak?amüstü farkl? olmas?, bu sorunun " evet" diye cevapland?r?lmas?n? gerektirmektedir. Fakat Polonyal? bir astronom bunun böyle olmad???n?,çok kimsenin inand??? gibi güne?in dünya çevresinde dönmedi?ini ispat etmi?tir.
1499 y?l?nda Kopernik henüz 26 ya??ndayken,Roma Üniversitesinde astronomi profesörüydü. Be? üniversitede ö?renim yapm?? çok zeki ve bilgili bir gençti. T?p ve hukuk fakültelerinden de mezun olmu?tu. Yani ayn? zamanda bir doktor ve bir hukukçuydu. Derslerine,1350 y?l önce ya?am?? eski bir Yunanl? y?ld?z bak?c?s?n?n, Ptoleme'nin teorileriyle ba?lad?.
Ö?rencilerine, "bütün evren dünyan?n çevresinde döner" dedi. Ancak,Ptoleme'nin teorisini ö?retmesine ra?men, Kopernik'in akl? bu teoriye kar?? ç?k?yordu. Gerçekten böyle olmamas?na inanmas? için nedenler vard?.Y?ld?zlar,güne?ten ve aydan niçin farkl? bir h?zla uzakla?maktayd?? Y?ld?zlar?n baz?lar? neden gökyüzünde hareket edermi? gibi görünüyordu ? Ptoleme'nin teorisinde yan?lt?,yanl?? olamaz m?yd??
Bu konuya derinlemesine e?ilen Kopernik kendinden önce ba?ka bilginlerin de Ptoleme'nin teorisinden ?üpheye kap?ld?klar?n? ö?rendi. Bu kimseler, evrenin merkezinin dünya de?il,güne? olmas? gerekti?ini dü?ünmü?lerdi. Fakat hiçbiri kesin deliller sürememi?ti ortaya. Kilise ve bilim dünyas?n?n büyük bir k?sm?, Ptoleme'nin teorisinin do?rulu?unu, geçerlili?ini kabul ediyordu.
Kopernik, do?rulu?undan ?üphe etti?i,hatta yanl?? oldu?una inand??? ?eyleri ö?renmekten vazgeçti.Kendini tam anlam?yla astronomi ilmine adayacakt?. Bir rahip oldu.Polonya'da Frauenberg ad?ndaki küçük bir da? köyünün kilisesine atand? Bir rahip olarak dini görevlerini yap?yor, bir doktor olarak da köydeki hastalarla ilgileniyordu. Üç kilometre ötedeki nehirden köylülerin evine su gelmesini sa?layan bir baraj tasar?s?n? gerçekle?tirdi. Polonya hükümeti için yeni bir para sistemi düzenledi. Çok kullan??l? bir takvim haz?rlad?.Bütün bunlar? yaparken, teleskop henüz icat edilmemi? oldu?undan,ç?plak gözle gökyüzünü gözlemekten de geri kalm?yordu. Kilise kulesinin çat?s?nda delikler, yar?klar açm??t?. Karanl?kta oturup,y?ld?zlar?n gökyüzünde ne kadar h?zla hareket eder gibi göründüklerini gözlüyordu.
Böylece, gözlemlerinin titiz ,dikkatli kay?tlar?n? tutma?a koyuldu.Gördüklerinin matematik formüllerle izah?na çal??t?. Yava? yava?,gerçe?in ayr?nt?lar?n? bir araya getiriyor, bir bütün halinde birle?tirme?e çabal?yordu.
Bu çabalar?n sonucu,Kopernik teorisinin meydana geli?i olacakt?.Söz konusu çal??malar, Kopernik'in yakla??k olarak k?rk y?l?n? ald?. Sonunda,Ptoleme'nin teorisinin yanl?? oldu?unu ispatlayacak bilgi ve delillere sahipti.
Teorisini ?öylece aç?klad?:Evrenin merkezi güne?tir,Dünya da güne?in çevresinde dönen bir gezegendir. Gezegen kelimesi, ayn? zamanda Latince bir kelimeden geliyordu.
Güne?in çevresinde, dünyadan ba?ka gezegenler de vard?. Onlar da güne?in çevresinde dönmekteydiler.Kopernik,bu gezegenlerden be?ini biliyordu. Utarit, Zühre, Merih, Mü?teri, (Jüpiter) ve Satürn (Zuhal).
Geri kalan di?er üç gezegen,Uranüs, Neptün ve Plüto gezegenleri çok sonralar? ke?fedildi. Bu dokuz gezegen, Latince "güne?" anlam?na gelen "Solar" deyiminden kaynaklanan "Solar sistemi"ni,yani "Güne? Sistemi"ni olu?turuyordu.
Kopernik, dünya her y?l güne?in çevresinde dönerken, ayn? zamanda h?zla kendi ekseni üzerinde de döndü?ünü ortaya koymu?tu. Dünyan?n bulundu?umuz kesimi güne?e yak?nken "gündüz" olur. Güne? ?????ndan öteye geçti?imizde de, "gece"dir. Bu k?sa tur 24 saat al?r. Bir gün ve gecenin bütünlenmesi de 24 saattir.
Aya gelince, Kopernik bu konuda Ptoleme ile ayn? fikirdeydi. Dünya güne?in çevresinde dönerken, ay da dünyan?n çevresinde dönüyordu.
Kopernik, çok ciddi ve önemli yanl??lar? düzelten gerçeklerle ilgili bir eser haz?rlad?. Fakat bunu y?llarca masas?n?n çekmecesinde muhafaza etti. Herkesin kendine gülece?ini,eski inanca ba?l? kiliseyle uyu?mazl??a dü?ece?ini biliyordu. Ancak 1543 y?l?nda, ölümüne yak?n bu kitab? bast?rma?a karar verdi. Ölümünden az önce,bu kitab?n bir kopyas? ba?ucundayd?. Yetmi? ya??nda, felçli ve yar? körle?mi? oldu?undan,ne yaz?k ki bu eseri görebildi?i bile ?üpheliydi.Oysa hemen hemen bütün hayat?n? bu eserin, onun kapsad??? gerçekleri ortaya ç?karman?n yoluna harcam??t?.
Mika saydam,ince tabakalara bölünebilen bir madendir. Ka??t kadar ince olabilen bu tabakalar sert ve çok yüksek ?s?ya da dayan?kl?d?r. Bunun için, sobalar?n küçük, göz pencerelerini kapamakta, yüksek ?s?da, ate?e yak?n yerde çal??anlar?n takt??? özel gözlüklerde kullan?l?r. Mikan?n belirgin bir özelli?i de iletken olmay???d?r. Dolay?s?yla baz? elektrik apareylerinin izolasyon (yal?tkanl?k) gereken k?s?mlar?nda da mikadan yararlan?lmaktad?r. Böylece güven sa?lanm?? olur. Ruslar pencere cam? yerine geni? ölçüde mika kullanmaktad?rlar.
Günümüzde mika sanayinin birçok dallar?nda önemli bir yer i?gal etmeye ba?lam??t?r. Bir çarpma an?nda parçalan?p, sürücü için tehlikeli bir durum yaratmamas? amac? ile otomobil camlar?n?n aras?na da mika konmaktad?r.
Dünyadaki Mika kaynaklar?n?n en zenginleri Hindistan ve Birle?ik Amerika'dad?r. Rusya'da zengin mika kaynaklar? vard?r.
Popüler etiketler
[ iline ] [ say? ] [ çim ] [ ekim ] [ irin ] [ mer ] [ kar? ] [ yeri ] [ ekil ] [ e?e ] [ kat ] [ etki ] [ para ] [ çil ] [ rak ] [ ay? ] [ ret ] [ elm ] [ ça? ] [ ati ] [ sla ] [ oru ] [ bal ] [ tay ] [ ç?? ] [ meri ] [ bel ] [ mede ] [ ki?i ] [ par ] [ ince ] [ ama ] [ bun ] [ u?ur ] [ meydan ] [ altyn ] [ kad ] [ k?m ] [ kaz ] [ b?t ] [ a i ] [ rmak ] [ yyllar ] [ yün ] [ sonu ] [ dini ] [ tel ] [ ni? ] [ kas ] [ nya ] [ cad ] [ alar ] [ a??n ] [ aman ] [ büyü ] [ arlar ] [ do?ru ] [ hareket ] [ ali ] [ ad? ] [ emi ] [ mac ] [ med ] [ bil ] [ ünlü ] [ ime ] [ has ] [ nedir ] [ nil ] [ al? ] [ baz ] [ tan ] [ r ya ] [ imi ] [ a k ] [ ayna ] [ kül ] [ tyr ] [ bul ] [ nlar ] [ ker ] [ s?ra ] [ erk ] [ güç ] [ inç ] [ kul ] [ hayvan ] [ ire ] [ aç? ] [ çin ] [ elik ] [ oku ] [ ura ] [ ilgi ] [ pan ] [ rler ] [ ak? ] [ bili ] [ tarih ] [ gece ] [ arda ] [ ?ekil ] [ amy ] [ d?n ] [ k y ] [ ast ] [ rat ] [ kar ] [ ehir ] [ aml ] [ rad ] [ avr ] [ a?k ] [ lis ] [ ney ] [ n m ] [ ütü ] [ lle ] [ say ] [ k s ] [ halk ] [ ara ] [ k?s ] [ kat? ] [ alt ] [ far ] [ önce ] [ ölçü ] [ ölüm ] [ nak ] [ edi ] [ byt ] [ k?l ] [ ate ] [ k sa ] [ bulu ] [ ?am ] [ ece ] [ ter ] [ her ] [ göster ] [ bur ] [ akü ] [ e e ] [ men ] [ faz ] [ kala ] [ aras ] [ gen ] [ olur ] [ çük ] [ ???n ] [ bilin ] [ eski ] [ tin ] [ ar? ] [ ata ] [ ato ] [ yeni ] [ ayy ] [ dam ] [ duru ] [ koy ] [ cad? ] [ bas ] [ ikl ] [ arl ] [ e?in ] [ din ] [ metre ] [ çevre ] [ genel ] [ ba? ] [ lara ] [ atl ] [ orta ] [ erçek ] [ rik ] [ söz ] [ tas ] [ türk ] [ led ] [ rmi ] [ nüm ] [ bak ] [ sar ] [ ilk ] [ a a ] [ ebe ] [ kol ] [ lun ] [ k ta ] [ düzen ] [ araf ] [ çe?it ] [ düny ] [ maya ] [ dü?ün ] [ ted ] [ ylk ]