Bilim Ve Teknik Canlılar Din Edebiyat Genel İnsan Ve İnsan Sağlığı Mimari Mitoloji Müzik Önemli Bölgeler Sanat Tarih Toplum Ve Toplum Yapısı Yeryüzü Ve Dünya

Oksijen Nedir?

S?k s?k çe?itli nedenlerle i?itmi?sinizdir, dergilerde, kitaplarda "insan o olmaks?z?n ya?ayamaz" diye okumu?sunuz dur. Hayat?n varl???, sürdürülmesi için oksijenin gerekli oldu?u, hemen herkesin kesinlikle bildi?i bir gerçektir. Oksijen olmaks?z?n hiçbir insan birkaç dakikadan fazla ya?ayamaz.

Oksijen bir elemand?r.Hem de, evrende s?n?rs?z denilebilecek kadar bol miktarda bulunan bir eleman.Yeryüzü kabu?unun yakla??k olarak yar?s? ve havan?n be?te birinden fazlas? oksijendir. Solu?umuzla ci?erlere al?n?r ve alyuvarlarla devaml? olarak vücudun bütün hücrelerine götürülür. Orada besini yakar ve insan vücudunun çal??mas? için gerekli ?s? böylece sa?lanm?? olur.

Oksijen ba?ka elemanlar?n ço?uyla kolayca birle?ir. Bu birle?me oldu?u zaman, "oksidasyon-oksitlenme" olmu?tur, deriz. Oksitlenmenin çok çabuk, son derece h?zla olmas? "ate?lenme-yanma"d?r. Hemen hemen bütün oksitlenme olgular?nda ?s? verilir. Yanma durumunda ?s? o kadar çabuk verilmi?tir ki,ç?k?p gitmesi,uzakla?mas? için zaman kalmam??t?r. Bu yüzden ?s? yükselir, alevlenme olur.

Oksitlenmenin bir de yava? olanlar? vard?r. Bu tür oksitlenmeler, havadaki oksijenle olur. Demirin paslanmas?,boyan?n kurumas?,soyulmu? elman?n çürü?ümsü bir esmerlik almas?, oksitlenmenin belirtileridir.

Soludu?umuz hava esas olarak nitrojen ve oksijen kar???m?d?r. Dolay?s?yla havadan pür oksijen alabiliriz. Hava çok alçak dereceye kadar so?utulursa,s?v? halini al?r.Bu ?s? s?f?r?n alt?nda 300 Fahrenhayt dereceden daha dü?üktür. S?v? hava bu derecenin biraz üzerinde ?s?t?lacak olursa, kaynar. Nitrojen buharla??r ve oksijen geride kal?r. Böylece,havadan pür oksijen sa?lanm?? olacakt?r.

Oksijenin olmad??? yerlerde, insanlar oksijen tüplerinden yararlan?rlar. Bal?k adamlar?n s?rt?ndaki oksijen tüpleri bunun bir örne?idir. Ayn? ?ekilde, derin kuyularda çal??an i?çiler de oksijen tüplerinden yararlan?rlar. Herhangi bir nedenle ci?erleri zay?f, solumalar? düzensiz veya yetersiz kimselere de oksijen verilir. Bu durumdaki a??r hastalar "oksijen çad?r?"na al?n?rlar. Bütün bunlar, oksijenin hayat?n temel unsurlar?ndan biri, belki de birincisi oldu?unu anlatmak için yeter san?yoruz.

Sadece insanlar ve hayvanlar de?il, bitkiler de varl?klar?n?, canl?l?klar?n? sürdürebilmek için oksijene muhtaçt?r.

Walt Whitmam (1819 - 1892)

Amerikal? ?air. Long ?slandda Huntingon yak?nlar?nda do?mu?tur. Bir marangozun o?ludur. Oniki ya??nda okuldan ayr?lm?? ö?retmenlik, mürettiplik, gazete yazarl??? yapm??t?r. 1855 te yay?nlad??? ilk ?iir kitab? fazla ilgi görmemi?tir. Amerikan iç sava?anda gönüllü olarak hastabak?c?l?k etmi?, 1871 de demokrasi konusundaki dü?üncelerini savunan, eserini Democratic Vistas yay?nlam??t?r. Bu günlerde de?eri anla??lmaya ba?lanm??, fakat hayat?n? eserinden kazanmak istemesine ra?men, yokluk içinde ya?anm??t?r.

Tajin Ehram? Nedir?

Aztek medeneyeti,yeni bulunan tarihi eserlerle her geçen gün bizi daha çok ?a??rtmaktad?r. Bunlardan biri de Tajin ehram?d?r. Bu ehram?n cephesi 25 metre olup duvarlar?nda birbirine e?it olan tam 365 oyuk vard?r. Bu oyuklar?n senenin günlerini gösterdi?ine inan?lmaktad?r.

Yap?lan incelemeler bu oyuklardan baz?lar?nda lahitler bulundu?unu ortaya koymu?tur. 1949 y?l?nda yap?lan bir kaz?da Tajin ehram?n?n 24 metre derinli?inde alt?n i?lemeli bir lahit bulunmu?tur.

Yukar?da da belirtti?imiz gibi,yaln?z Tajin ehram? bile, Aztek medeniyetinin, bizi ?a??rtacak kadar ileri bir medeniyet oldu?u gerçe?ini ortaya koymaktad?r.

1-Bir elin be? parma??n? göstererek 5 say?s?n? ifade etmek insanlarca çok eskiden beri bilinirdi.

2- Aztekler iki ellerini göstererek 10 say?s?n? anlat?rlard?.

3- K?z?lderililer bir ellerini kald?r?p öbürüyle ayaklar?n? tutarak 20'yi anlat?rlard?.

Bolometre nedir?

Bir cins dirençli termometre. Langleyin buldu?u bolometre milyonda bir dereceye kadar s?cakl?k de?i?melerini gösterebildi?i gibi, k?rm?z? ötesi ???n?mlar?n incelenmesinde, ???ma enerjisinin ölçülmesinde kullan?lmaktad?r. Aletin esas k?sm? i?lenmi? bir platin ?erittir. Platin ?erit ?s?nd???nda elektrik direnci artar.Böylece direnç de?i?meleri ölçülerek ?s?nma derecesi hesaplan?r.

K?zkulesi Niçin Yap?ld??

?stanbul Bo?az?'n?n Marmara Denizi taraf?ndaki giri?ine yak?n, Üsküdar k?y?lar?ndan biraz aç?kta olan K?zkulesi,çok küçük bir ada say?labilecek bir kaya üzerinde kurulmu? tarihi bir kuledir.

Güvenilir kaynaklardan edindi?imiz bilgi,bu kulenin Bizans ?mparatoru Manuelos Komnenos taraf?ndan yapt?r?ld???n? belirtmektedir. Kulenin yap?lmas?ndaki amaç,Bo?az'? geçmesi istenilmeyen gemilere kapayan zincirin bir ucunu ba?layacak sa?lam bir yerin bulunmas?yd?.

Bir söylentiye göre,?mparator bir suç i?leyen k?z? Leandra'y? buraya kapam??,dolay?s?yla kule "K?zkulesi" ad?n? alm??t?r. Kulenin sonraki devirlerde de politik suçlular için zindan olarak kullan?ld??? bilinmektedir.

Bir ba?ka söylenti, K?zkulesi'nin ünlü Battal Gazi'yle ili?kisini dile getirmektedir. ?stanbul'u ku?atmak için kuleye yak?n Damalis Burnu'nda konaklayan, yedi y?l orada kalan Battal Gazi, Üsküdar tekfuru'nun k?z?na tutulmu?.Asl?nda,Damalis Burnu'nda bu kadar uzun süre kalmas?n?n nedeni de tekfur k?z?na olan a?k?ym??. Battal Gazi ?am'a döndükten sonra, Üsküdar tekfuru'nun iste?iyle Bizans ?mparatoru tekmil Kad?köy ve Üsküdar çevresine hisarlar yapt?rm??. K?y?ya yak?n kayan?n üzerine de bir kule kurdurmu?. Üsküdar tekfuru,k?z?n? ve hazinesini kuleye yerle?tirmi?. ?am'? al?p tekrar ?stanbul'a dönen Battal Gazi de kule'yi bas?p tekfur k?z?n? ve oradaki hazineyi alm??.

?stanbul'un fethinden sonra bu kule y?kt?r?lm?? ,yerine tahtadan bir kule yapt?r?lm??t?. Kulede yak?lan me?aleler, geceleri geçen gemilere Bo?az yolunu gösteriyordu. Tahtadan kule bir yang?n sonucu ortadan kalk?nca, 1719 y?l?nda Nev?ehirli Damat ?brahim Pa?a kuleyi ta?tan ve daha mükemmel bir yap?yla yeniden kurdurdu. Yar?m kubbenin konulmas? da o döneme rastlar. I. Mahmut zaman?nda K?zlar A?as? Be?ir, sonralar? da gözden dü?üp sadrazaml?ktan azledilen Hekimo?lu Ali Pa?a bu kulede hapsedilmi?lerdir.

Kule hakk?ndaki bir ba?ka söylenti, Bizans ?mparatoru Konstantin'in k?z?yla ilgilidir. Bu söylentiye göre, o devrin ünlü falc?lar?ndan biri, ?mparatorun k?z?n?ny?lan sokmas? sonucu ölece?ini belirtmi?ti. Bunun üzerine, ?mparator k?z?n? denizin ortas?nda özel olarak yapt?rd??? "K?zkulesi"ne kapatm??t?. Buna ra?men falc?n?n söyledi?i gerçekle?mi? ve bir ü-züm sepetiyle gelen y?lan ?mparatorun k?z?n? sokarak ölü -müne sebep olmu?tur.

1839 y?l?nda karantina amac?yla kullan?lan kule,halen deniz feneri görevini yapmaktad?r. Üç saniye arayla çak?p sönen ?????,dört mil mesafedeki gemiciler taraf?ndan görülebilir.

Tefenni

Tefenni; Burdur iline ba?l? ilçe. Yüzölçümü 1.411 kilometrekare, nüfusu 18.778 dir. Yüzeyi, genel olarak geni? oval?k alanlardan ibarettir. Tah?l ekimi ve hayvanc?l?k halk?n ba?l?ca geçim kayna??d?r. Merkezi 2.918 nüfusu Tefenni kasabas?d?r.

Sanskritçe Nedir?

Sanskritçe, Hindistan'da ya?ayan eski Hindu topluluklar?n klasik dilidir. Büyük bir ihtimalle, M. Ö. 1500 y?llar?nda Hindistan'da ortaya ç?km??,bir süre konu?ma dili olarak da kullan?lm??t?r. Fakat daha ziyade edebiyat eserlerinde kullan?lan bir dildir. Kudsal Hindu kitaplar? Veda'lar eski Sanskritçe ile kaleme al?nm??t?. Ancak, Sanskritçe'nin gerçek bir dil formunu al???, M. Ö. 400 y?l?nda Hint dili gramercisi Panini'nin getirdi?i kurallarla olmu?tur.

Heykel Sanat? Nas?l Do?du?

Heykel resim kadar,belki resimden daha da eski bir sanatt?r. Kilden yap?lm?? küçük figürler, totem direkleri, ?eytan maskeleri, Easter Adas?nda bulunmu? garip oymalar Maya K?z?lderililerin yapm?? olduklar? ?eyler, heykel sanat?n?n bütün dinlerde nice önemli bir yer tuttu?unu belirtmektedir. Dinin heykel sanat?ndaki bu önemli yeri ve etkisi,heykelin ba?lang?c?ndan yak?n zamanlara kadar süregelmi?tir diyebiliriz.

Yeryüzünde görülen en eski heykel, yakla??k olarak M.Ö.40.000 y?llar?ndan kald??? tahmin edilen mamut di?inden yontulmu? bir kad?n ba??d?r. Sözkonusu heykel,Fransa'da Garonne ?rma?? yata??nda, Brassempouy'da bulunmu?tur. 1894 y?l?nda bulunan bu heykelden sonra, 1922 de bulunan 15 santim boyundaki bir kad?n heykeli de "Lespugue Venüsü" diye tan?mlanm??t?r. Bunun M.Ö.30.000 y?llar?nda yap?lm?? oldu?una inan?lmaktad?r.

Eski M?s?rl?lar heykel konusunda da çok ustayd?lar. Firavunlar?n ve soylu ki?ilerin granitten,kireçta??ndan heykellerini yontuyorlard?. Güzelli?e tutkun, atletizme son derece önem veren Eski Yunanl?lar da, Phidias (Fidiyas) ve Praxiteles (Prakisiteles) gibi dev heykel ustalar? yeti?tirmi?lerdir. Bu ustalar özellikle kad?n ve erkek vücudunun kusursuz örneklerini ölümsüzle?tirmi?lerdi. Bir çok alanlarda Yunanl?lar? izleyen, onlara öykünen (taklit eden) Romal?lar heykellerini mermerden yapt?lar. Eski Yunanl?lar, Sümer ve Hitit heykellerindekinden daha yumu?ak bir malzeme, mermer ve süngerta?? kullan?yorlard?. Onun için heykellerin yontu ve i?lenmesinde de daha ba?ar?l? olmu?lard?r. Romal?lar ise heykelcilikte büste daha önem verdiler.

Heykelcilik sanat?,???kl? Rönesans dönemiyle büsbütün önem kazand?. Mikelanj "Musa", "Davut" gibi dev eserler yaratt?. Ça?da? heykelcili?e gelince,bu dönemin Rodin'le ba?lad???n? söyleyebiliriz. Rodin, eserleriyle kitleye anlam ve ruh kazand?rm??t?.

Modern heykelcili?in en büyük ustalar? ?ngiliz Henry Moore, ?talyan Alberto Giacometti gibi ki?ilerdir. Avrupa d???nda heykel, Afrikal? zenci sanat?, Amerika'da Toltek ve Aztek sanat?, Güney Asya'da Hint ve Çin Hindistan?? heykelcili?i gibi alanlarda gerçekten karakteristik de?erler ta??yan örnekler vermi?tir.

Türkler'de heykel çok eski ça?larda bile mevcuttu. Orta Asya'da ya?ayan Türkler,ölüleri için "balbal" diye tan?mlanan sert ta?tan, ayr?nt?lar? pek belirli olmayan yontular dikerlerdi.

Daha sonralar?, Padi?ah Abdülaziz heykel sanat?n? te?vik amac?yla kendi heykelini yapt?rm??t?. Abdülaziz'i at s?rt?nda gösteren bu heykel Beylerbeyi Saray?'ndayd?. Birkaç kez de?i?tirmi? sonunda Topkap? Saray Müzesi'ne yerle?tirilmi?tir.

Eski ad? Sanayi-i Nefise Mektebi olan Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki ilk heykel ö?retmeni Oskan Efendi'dir.





Radyoaktivite Nedir?

Günümüzde,radjroaktivite nedir bilmeyen kimse olabilir ama bu deyimi i?itmemi? kimsenin varl???n? dü?ünemiyoruz.

Atom bombas? denemelerinin radyoaktivite yay?lmas?na sebep oldu?unu art?k herkes ö?renmi?tir. ?nsanl???n yüzyüze oldu?u en büyük sorunlardan biri,belki de birincisi ise tehlikeli "radyoaktivite" yay?lmas?d?r.

Bu durumda, "radyoaktivite"nin ne oldu?unu,niçin tehlikeli oldu?unu ö?renmek zorunlulu?u kaç?n?lmaz bir ?eydir.

??e atomla ba?layal?m. Her cins atom, bir bak?ma" güne? sistemi'ni and?ran bir yap?ya sahiptir. Bu düzende,güne? yerine "nükleus-çekirdek? vard?r. Güne?in çevresinde hareket halindeki gezegenlerin yerini de elektronlar alm??t?r. Nükleus (çekirdek), pozitif yüklü bir veya daha fazla zerrecik yap?s?ndad?r.

Atomun çekirde?inden bir veya daha fazla zerrecik göndermesine sebep olan bir ?ey meydana geldi?inde, radyoaktivite hali ortaya ç?kar. Ayn? zamanda,atom da ???nlar (gamma ???nlar?) formunda enerji gönderecektir.

Baz? elemanlar kendili?inden radyoaktiftir.Yani atomlar devaml? olarak zerrecikler al??veri?inde bulunurlar. Bu i? oldu?unda, bir "da??lma-parçalanma" olgusundan söz edilir. Zerreciklerin gönderilmesi ,verilmesiyle, eleman bir de?i?iklik durumuna girer. Bünyesi,tabiat? "radyoaktif" olan radyum, bu yolla zerrecikler gönderir ve sonunda kur?un haline gelinceye (dönü?ünceye) kadar de?i?ir.

Bilim adamlar?, halen suni olarak radyoaktivite elde etmenin yolunu ö?renmi? bulunuyorlar. Belirli elemanlar?n atomlar?n?n bombard?man?yla atomlar ayr??t?r?lmakta ve radyoaktivite sa?lanmaktad?r. Bombard?man uygulanan atomlar?n enerji vermesi, durum ve yap?lar?n?n gere?idir.

Radyoaktivitenin insanlar için tehlikeli olmas? sorununa gelince,parçalanan atomlardan gelen ve uçu?an zerrecikleri tahayyül edelim. Bu zerrecikler ba?ka atomlara çarp?nca, onlar?n da parçalanmas?na, kimyasal karakterlerini de?i?tirmelerine sebep olurlar. E?er söz konusu zerrecikler canl? bir yap?n?n hücreleriyse,onlar da de?i?ecektir. Deri hücreleri yanacak,kandaki alyuvarlar (k?rm?z? hücreler)tahrip olacak, bütün hücreler ölümcül zarar görecektir.

Belirli konularda yararl? radyoaktivitenin öldürücü etkisi i?te bu yüzdendir.



?ark? söyleyerek bir bardak nas?l k?r?labilir?

Yap?labilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso'nun bunu ba?ard??? rivayet edilir. Rezonans?n? tutturabi-lirseniz sadece bardak de?il ba?ka birçok ?eyi k?rabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Sal?ncakta bir çocu?u sallad???n?z? dü?ünün. Sal?ncak size gelirken, tam en üst noktaya ula?madan sal?nca?? itmeye kalk???rsan?z, onu yava?lat?rs?n?z. Ancak sal?ncak size do?ru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsan?z, her seferinde ayn? kuvvetle itseniz bile, sal?ncak gittikçe h?zlanacakt?r.

Sal?ncak kendi tabii frekans? ile, diyelim ki, dakikada 30 sal?n?m yaparak sallan?yordu. Siz de d??ardan bir kuvvet, fakat ayn? frekansta bir kuvvet uygulad?n?z. Bu iki frekans çak??t? ve sal?ncak da bu nedenle gittikçe h?zland?.

Sal?ncak örne?inde oldu?u gibi, her cismin bir kendi tabii frekans? vard?r. Cisimlere kendi tabii frekanslar? ile çak??an bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsan?z rezonans denilen kontrolsüz bir ortam olu?abilir.

E?er önünüzde duran bir barda?a, onun tabii frekans?na uyan bir frekansta ba??rabilirseniz, daha do?rusu bir ses dalgas? gön-derebilirseniz, barda??n tabii frekans? ile sesin frekans? çak??arak, bardaktaki titre?imi kontrolsüz bir ?ekilde art?r?r, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya k?r?labilir.

?nsanlar günlük ya?amlar?nda pek fark etmemelerine ra?men rezonans olay?, otomobilden, köprü dizayn?na kadar mühendislerin en çok zorland?klar? konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyü? ad?mlar?n?n frekanslan köprünün tabii frekans? ile çak???p, köprü y?k?lmas?n diye, köprülerden uygun ad?m yürüyü?le geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizmas? ile amortisörlerdeki titre?im ayn? frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon ?iddetli sars?lmaya ba?lar. Mühendisler araba dizayn?nda parçalar?n biçimlerini, yaylanmalar?n? ve a??rl?klar?n?, devir say?lar? ve benzeri faktörleri göze al?p rezonans? en aza indirmeye çal???rlar.

Peki bu rezonans?n hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örne?in radyo istasyon dalgalar?n? ararken bu dalgalar? yakalarsan?z, kendi al?c?n?z?n frekans? ile birbirini tuttu?u an rezonansa girer, genli?i artar ve bu istasyonu i?itmeye ba?lars?n?z.

Popüler etiketler

[ baz ] [ kil ] [ syra ] [ katy ] [ kare ] [ büyü ] [ sal ] [ iler ] [ ylk ] [ ?ekil ] [ önce ] [ kar? ] [ areket ] [ ter ] [ zaman ] [ lara ] [ rmak ] [ eva ] [ bak ] [ far ] [ eti ] [ k?m ] [ göster ] [ mac ] [ kler ] [ kala ] [ nüfus ] [ avu ] [ sava? ] [ say? ] [ a i ] [ inç ] [ gen ] [ eli ] [ aman ] [ ta? ] [ kul ] [ kir ] [ sonuç ] [ ünlü ] [ din ] [ lym ] [ eki ] [ rum ] [ a?? ] [ ila ] [ aml ] [ türk ] [ a k ] [ ray ] [ insanlar ] [ genel ] [ altyn ] [ lun ] [ n m ] [ ben ] [ dem ] [ ren ] [ rmi ] [ kan ] [ ak? ] [ a?k ] [ e il ] [ rsa ] [ deniz ] [ kuru ] [ ilk ] [ ordu ] [ hareket ] [ cad ] [ sava ] [ ada ] [ nya ] [ alan ] [ tyr ] [ aras ] [ ç?? ] [ dünya ] [ üre ] [ can ] [ meri ] [ lama ] [ men ] [ let ] [ kar ] [ nak ] [ gece ] [ madde ] [ ba? ] [ nil ] [ ten ] [ faz ] [ devam ] [ rol ] [ ayy ] [ kat? ] [ ile ] [ ?rk ] [ hal ] [ mede ] [ emi ] [ tor ] [ ekil ] [ yeni ] [ ato ] [ sar ] [ lan ] [ art ] [ yaz ] [ bur ] [ lle ] [ ekim ] [ k y ] [ ara ] [ ist ] [ e ya ] [ mil ] [ arm ] [ par ] [ kad ] [ dam ] [ tel ] [ r ya ] [ arl ] [ ate ] [ asa ] [ yun ] [ maya ] [ metr ] [ anan ] [ lis ] [ tin ] [ i il ] [ nedir ] [ çal??ma ] [ ker ] [ yeri ] [ cad? ] [ iline ] [ k s ] [ göz ] [ tak ] [ am? ] [ hava ] [ kazan ] [ y?l ] [ kis ] [ akü ] [ top ] [ ilgi ] [ dini ] [ ?am ] [ ele ] [ yün ] [ ark ] [ dük ] [ para ] [ nsan ] [ ?s? ] [ ütü ] [ edi ] [ metre ] [ tre ] [ dil ] [ alt ] [ etin ] [ insan ] [ rler ] [ atl ] [ tarihi ] [ ince ] [ do?ru ] [ ebe ] [ reti ] [ düny ] [ emin ] [ ölçü ] [ bel ] [ kta ] [ asi ] [ sav ] [ kary ] [ elm ] [ düzen ] [ arda ] [ teri ] [ car ] [ bul ] [ lam ] [ k sa ] [ irin ] [ akl ] [ bas ] [ med ] [ boy ] [ kon ] [ say ] [ nar ] [ s?ra ] [ ang ]