Bilim Ve Teknik Canlılar Din Edebiyat Genel İnsan Ve İnsan Sağlığı Mimari Mitoloji Müzik Önemli Bölgeler Sanat Tarih Toplum Ve Toplum Yapısı Yeryüzü Ve Dünya

Süngerler

Vücutlar? içten dar ve uzun kanalc?klardan ibaret olan, d??tan bu kanalc?klar?n aç?ld??? deliklerle kapl? bulunan ,denizlerde ve ço?u ta?lara tutunmu? halde ya?ayan ilkel hayvanlar tak?m?. Bu tak?m?n örnek hayvan? olan sünger, çok gözenekli, esnek ve suyu çeken bir özelli?e sahip oldu?u için, ?slak yerleri silmek ya da kirli yerleri ?slat?p temizlemek için kullan?l?r.

Patlam?? m?s?r nas?l patl?yor?

Patlam?? m?s?r?n hikayesi be? bin y?l evveline, Amerika k?tas?na kadar uzan?yor. Amerika yerlileri g?da için kullan?lacak m?s?r ile içi daha sulu olan patlayabilir m?s?rlar?n aras?ndaki fark? biliyorlard?.

Kolomb k?taya ayak bast???nda yerlilerin m?s?r kültürünü gördü, ama as?l ilgi 1510'lu y?llarda Güney Amerika'da terör estiren Hernanda Cortes'in Aztek'lerin dini ayinlerde ipe dizilmi? patlam?? m?s?rlar? yediklerini görmesi ile ba?lad?. Üstelik yerliler m?s?r? bir çe?it ?i?e geçirerek, tekrar tekrar ?s?tarak veya k?zg?n kuma gömerek de?i?ik ?ekillerde patlatarak yiyorlard?.

Amerika k?tas?n?n ke?finden sonra Avrupa'ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlam?? m?s?r ve tütündü. Birincisine çok fazla ya? ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sa?l?kl?d?r. Ancak tüm m?s?r taneleri patlamaz. Patlayan m?s?r?n gizemini yaratan iki faktör vard?r: M?s?r tanesinin içinin çok güzel bir ?s? geçi? özelli?i ve müthi? bir mekanik mukavemete, yani sa?laml??a sahip kabu?u.

M?s?ra dikkatli bak?ld???nda, etraf?nda kal?n ve su geçirmez bir kabuk oldu?u görülür. Bunun alt?nda iki tabaka daha vard?r. Tanenin bu iç k?s?mlar?ndaki moleküllerin s?ralan?? biçimi, normal m?s?r tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ?s? normal tanelere oranla neredeyse iki misli h?zla içine yay?labilir.

Kal?n kabuk ?s?t?ld???nda, tanenin içi de süratle ?s?n?r ve içindeki su, bas?nçl? bir su buhar? olu?turur. Is?nma süresince gittikçe artan bu bas?nç, sonunda kal?n kabu?un adeta infilak ederek y?rt?lmas?na yol açar. Tane ilk boyutundan yakla??k 30 misli büyür, içi d???na gelir, yani tanenin içindeki yumu?ak k?s?m d??ar? ç?karak yenilebilir k?sm? olu?turur. Bu özelli?i tabiatta ba?ka hiçbir ?eyde göremezsiniz. Belki biraz ekme?in olu?umunu buna benzetebiliriz.

Bir m?s?r tanesinin ideal bir ?ekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oran?nda su olmas? gerekir. Bunun alt?ndaki oranlarda yine patlar ama k?smen aç?l?r, istenen sonuç al?namaz. M?s?r?n içersindeki su oran?n? art?rmak için, kapal? bir ortamda üzerine su serpi?tirilmesi ve beklemeye b?rak?lmas?n?n faydal? olaca?? söylenir ama bu i?lem m?s?r?n içindeki su oran?n? en fazla yüzde l artt?r?r. Bir m?s?r? i?neyle delerseniz, bir f?r?nda veya güne? alt?nda bekletirseniz, 150 derecenin alt?nda ?s?t?rsan?z, yukar?da bahsedilen suyun buharla?mas?, bas?nç ve infilak?n hiçbiri gerçekle?mez.

So?uk havada arabam?z neden zor çal???yor?

Ülkemizin her taraf?nda olmasa bile, k???n çok so?uk geçti?i yerlerde, özellikle sabahlar? so?uk havada arabalar?n motorunu çal??t?rabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vard?r ve birle?tiklerinde sabah?n köründe, so?uk havada insana ter döktürürler.

Benzin de di?er s?v?lar gibi so?uk havada daha az buharla??r. Bunu yaz?n güne? gören bir kald?r?ma su döktü?ünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharla?an su, gölgedeki kald?r?ma döküldü?ünde kolayca buharla?amaz, bir süre orada kal?r. Benzin de so?uk havada kolayca buharla?amay?nca, buji ate?ledi?inde tutu?mas? da zor olur.

Motor ya?? so?uk havada kal?nla??r. Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. S?cak havada daha ak?c? olan reçel, buz dolab?na konulup ç?kart?ld???nda kavanozdan daha zor akar. Böylece anahtar? çevirdi?inizde motorunuz, döner k?s?mlar?n?n oldu?u yataklarda kal?nla?m?? ya??n direnci ile kar??la??r.

So?uk havalarda akü de sorun ç?kart?r. Esas?nda akla ?u soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolab?nda saklan?lmas? tavsiye edilir, yani so?uk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çe?it pil olan akü so?uk havada do?ru dürüst niçin çal??maz?Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de di?er pillerde oldu?u gibi kimyasal bir reaksiyondur. Ancak so?uk havada bu reaksiyon yava?lar ve mar? motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yava? dönmesine neden olur.

Yeri gelmi?ken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki de bir çe?it kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullan?lmad?klar? zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaç?rd?klar? bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yava?a indirebilmek için, pillerin kullan?lmad?klar? zamanlarda buz dolab?nda muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolab?na konulmalar? ömürlerini art?rabilir ancak kullanma s?ras?nda tam performans alabilmek aç?s?ndan piller oda s?cakl???nda olmal?d?rlar. Zaten günümüzün geli?mi? pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolab?na konulup konulmamalar? pek bir ?ey fark ettirmez.

Aforoz nedir?

H?ristiyanl?kta birinin kiliseye kabul edilmemesi ve din d??? say?lmas?, Bu ceza H?ristiyanl???n ilk y?llar?ndan itibaren din inan??lar?ndan ayr?lanlara verilmi?. Ortaça?da Papalar ve piskoposlar taraf?ndan hükümdarlar? korkutmak için yayg?n bir siyasi silah olarak kullan?lm??t?r.

Neden ya?lan?yoruz?

Her insan vücudu zaman geçtikçe ya?lan?r. ?nsan ömrü her ki?iye göre farkl? olmakla birlikte günümüzde ortalama 75 y?la ula?m??t?r.

Bilimciler insanlar?n 150 y?la kadar ya?ayabileceklerine inan?yorlar. Bugüne kadar kayda geçen en uzun insan ömrü, Japon Shigechiyo Izumi'ye aittir. Bu ki?i 120 y?l 237 gün ya?am??t?r.

?nsanlar?n büyümesi, ya?lanmalar? ve ölmeleri üzerine çe?itli teoriler var. Bir teoriye göre, ömrümüz süresince biyolojik ak-tivitemizde ortaya ç?kan baz? kimyasal reaksiyonlar, gün geçtikçe ba?ta böbrek ve kalp olmak üzere sa?l?kl? hücrelerimize zarar vermektedir.

Bir ba?ka teoriye göre ise, genetik programlamam?zla ömrümüz önceden belirlenmi?tir. Program, hücrelerimiz üzerinden ya?lanmam?z? kontrol ediyor, yeterli say?da hücre öldükten sonra organlar gereken düzeyde çal??m?yor ve insan ölüyor. Ancak ilk ça?larda insan ömrü ortalama 30-40 y?l iken günümüzde 75 y?la ula?mas?, bu sav? çürütmektedir.

Bu amaçla bilimciler, meyve sineklerinin genleri ile oynayarak daha uzun ömürlü sinekler yaratmay? ba?arm??lard?r. Bu uzun ömürlü sineklerin di?erlerinden farklar? oksitlenmeyi önleyen enzim nedeniyle, savunma sistemlerinin daha güçlü olmas? ve ya? depolama kabiliyetleri bak?m?ndan açl??a dayan?kl? olmalar?d?r.

Meyve sine?i üzerinde yap?lan ara?t?rmalar, insan ömrü konusunda ciddi bir ipucu verememi?tir, ancak genetik bak?mdan insanlara daha yak?n olan fareler üzerinde yap?lan çal??malar?n daha gerçekçi bilgiler verebilece?i san?lmaktad?r.

Bir ba?ka saptama da, metabolizmas? yüksek, yani oksijeni çok h?zl? yakan canl?lar?n, yava? yakanlara göre daha az ya?ad?klar?d?r. Örne?in, farelerin metabolizmik h?zlar? insandan daha yüksektir, ama nadiren 3 y?ldan fazla ya?arlar.

Son zamanlarda adlar?ndan s?kl?kla söz edilen E ve C vitaminlerinin de, antioksidan grubunda yer alarak, ya?lanmay? çok az da olsa geciktirdikleri gözlemlenmektedir.

?nsan vücudunda, hücrelerin bölünerek, yeni hücre olu?turabilmelerinin de say?s? s?n?rl?d?r. Sonuna kadar bölünebilen.tek hücre kanser hücresidir. Dolay?s?yla asl?nda kanserin s?rr?n?n çözülmesi insan?n ya?lanma olgusuna da ???k tutacakt?r.

Dünyan?n En Küçük Devletleri?

Avrupa'n?n dört buçuk minik devletini ?öylece s?ralayabiliriz : Liechtenstein (Lihten?tayn) Prensli?i.SanMarino Cumhuriyeti, Manaco (Monako) Prensli?i, Lüksemburg Dukal??? ve Andora.

?imdi s?ras?yla bunlar? görelim.



L?ECHTENSTE?N PRENSL???

159 km2 lik ülkenin ba?kenti Vaduz (Vadüz ) dür.Paris-Viyana aras?nda i?leyen "Arlberg" Ekspresinden Buchs istasyonunda inip,oradan otobüsle Vaduz'a gidilir. Vaduz ad?, Latince "Tatl? Vadi" anlam?na "Val Duce" kelimelerinden gelmektedir. Ba?kentin bulundu?u "Tatl? Vadi", dünyan?n en kaliteli ve lezzetli ?araplar?n?n yap?ld??? üzüm ba?lar?yla kapl?d?r. Vaduz ?ehrinin dünya çap?ndaki bir ba?ka önemi de sadece 4600 dolar paras? olan herhangi bir kimsenin.Vaduz barosunda kay?tl? bir avukat? "mahalif direktör" diye görevlendirerek, burada hiçbir ?ekilde vergi ödemek zorunlulu?u ve yükümü olmayan bir ?irket kurabilmesidir. Bu avantajdan yararlan?larak kurulan "paravan ?irketler", uluslararas? ?irketlerin büyük kazançlar?nda vergi ödememek için, milyonlarla paran?n bankalardaki gizli hesaplara kayd?r?lmas? bak?m?ndan yararl? olmaktad?r.Ülkenin bu i?ten kazanc?,kurulan ?irketlerden ald??? binde bir buçuk gibi küçük görünen,fakat toplam bak?m?ndan büyük miktarlar tutan "hisse"dir.Ayr?ca turizm ve pulculuk da önemli gelir kaynaklar? aras?ndad?r. Ülkenin nüfusu 17. 000dir. Liechtenstein Alp Da?lar?'n?n geçti?i bölgedir. Do?usunda ve güneyinde ?sviçre, bat?s?nda ve kuzeyinde Avusturya bulunmaktad?r. Ba?kent Vaduz 4000 nüfuslu bir kasaba görünü?ündedir. Liechtenstein'de 20 kilometre demiryolu 3000 telefon ve 15 polisten olu?mu? bir emniyet örgütü vard?r.

Yönetim prensliktir. Prensin mensup oldu?u hanedan, Avrupa'n?n en eski ve en ünlü hanedan?d?r.



SAN MAR?NO CUMHUR?YET?

Sadece Avrupa'n?n de?il, dünyan?n en küçük devletidir. Yüzölçümü 98 km2 olan San Marino'nun nüfusu 15. 600 dür. ?talya'n?n kuzeydo?u kesiminde, Adriyatik k?y?lar?na yak?n Rimini s?ra tepeleri üzerinde yer alm?? bir ülkedir. Halk? ba?c?l?k, hayvanc?l?k ve tar?mla u?ra??r. Ba?kent San Marino'nun nüfusu 6000'i güçlükle bulmaktad?r.

Kanunlar elveri?li oldu?u için, ?talya'da bo?anma konusunda güçlükle kar??la?an çiftler ak?n ak?n buraya gelirler.

San Marino Cumhuriyeti 16. yüzy?lda Dalmaçyal?lar taraf?ndan kurulmu?tur. 60 üyeli bir Millet Meclisi vard?r. "Capitani Regenti" diye isimlendirilen iki Devlet ba?kan? Meclis taraf?ndan seçilirler. Halk? ?talyanca konu?ur ve Katolik?tir. Bir zamanlar kumar oynayan gazinosu sonradan ra?bet görmedi?i için kapat?lm??t?r. Posta pullar? devletin en önemli gelir kaynaklar?ndan biri,belki de birincisidir.



MONAGO PRENSL???

Ülkenin ad?, buran?n ilk sakinleri olan eski Grekler taraf?ndan verilen mitoloji kahraman? Monoikos ad?ndan gelmektedir.

Monaco 8. yüzy?ldan beri ba??ms?z bir devlettir. Sadece Frans?z Devrimi esnas?nda Frans?zlar taraf?ndan Fransa'ya ba?lanm??, 1815 y?l?nda Sardunya devletinin himayesinde tekrar ba??ms?zl???na kavu?mu?tur. 1911 de, Monaco Prensi Albert 18 üyeli bir Ulusal Meclis kurmu?tur.

Bütün yüzölçümü bir buçuk kilometre kare,nüfusu 20.000, ba?kenti Monaco'dur. ?ehir Alpler'in ete?inde ve deniz k?y?s?ndad?r. Y?ll?k ?s? ortalamas? 15° dir. Onun için her mevsim büyük ölçüde turist çeker. Dünya zenginlerinin dinlenme yeri say?labilir. Monaco, Fransa'n?n Nice ve Mentone ?ehirleri aras?nda, demiryolu üzerindedir. As?l Monacolular 2000 ki?iyi geçmez. Geri kalan nüfusun 9000 i Frans?z,ötekiler de ?ngiliz ve ?sveçlidir. Km ye 15. 000 ki?i dü?tü?ü için, nüfus yo?unlu?u bak?m?ndan dünyada birinci gelir.

Monaco ile Fransa aras?nda gümrük birli?i vard?r. Frans?z paras? burada da geçer. Daha yukarda belirtti?imiz gibi, ülkenin en büyük gelir kayna?? turizmdir. Monte Cario(Monte Karlo) gazinosu, kumar oyunlar?yla dünya ölçüsünde ünlüdür. Deniz müzesi ve botanik (bitki) bahçeleri de çok turist çekmektedir. Monaco, 968 y?l?nda ?talyanlar?n Grimaldi hanedan? taraf?ndan kurulmu?tur. Halen Prens Rainier'in yönetimindedir.

1856 y?l?nda François Blanc ad?nda bir Frans?z?n kurdu?u gazino, 1898 de özel bir ?irkete devrolunmu?tur. Fakat devletin hisseleri büyük gelir sa?lar. Di?er gelir kaynaklar?ndan biri de Monte Carlo radyosudur. Tam anlam?yla ticari bir kurulu? olan Monte Carlo radyosu,dünyaca ün kazanm??t?r.

Ülkenin yöneticisi Prens Rainier III. halen eski film y?ld?z? Grace Kelly'le evlidir.



LÜKSEMBURG DUKALI?I

Fransa, Almanya ve Belçika aras?nda yer alm?? Lüksemburg Dukal???'n?n yüzölçümü 2586 km2 dir. Nüfusu yakla??k olarak 350. 000 dir.

11. yüzy?lda Lüksemburg hanedan?n?n egemenli?ine giren ülke, muhtelif ça?larda Hollandal?lar, ?spanyollar ve Almanlar taraf?ndan i?gal edilmi?tir. 52 üyeli bir Meclis'i vard?r. Ba?kent Lüksemburg, ortas?ndaki katedralle ünlüdür.Nüfusu 70. 000 i bulur. Lüksemburg bir ziraat ve endüstri ülkesidir.Patates, üzüm, yulaf, arpa yeti?tirilen toprak gerçekten verimlidir. Endüstrinin a??rl?&? demir ve çeli?e dayan?r. Dericilik,dokuma endüstrisi de büyük ölçüde geli?mi?tir.Az?nl?k olarak 10. 000 ?talyan, 1000 Arap (özellikle Cezairli), 1000 (Alman Yahudisi),53.000 Frans?z vard?r.?talyanlar ve Araplar, çe?itli endüstri kollar?nda i?çi olarak çal??maktad?rlar.1000 Müslüman, 100C Yahudi, 4-5000 Protestan d???nda kalanlar Katolik?tir.

Ülkede okuma yazma bilmeyen yoktur. Atlantik Pakt?n?n üyesidir.



ANDORA

Gümrükçülerinin s?k?l???yla tan?nan bu ülke geni? bir vadi içinde,452 km2 yüzölçümüne yay?lm??t?r. Tarihi 1278 y?l?na kadar uzan?r. Nüfusu yakla??k olarak 7000dir.

?spanya'n?n Urgel Piskoposu taraf?ndan kurulmu?tur. Halk Katalan lehçesiyle konu?ur. Politik yönden Frans?z Hükümetinin koruyuculu?u alt?ndaki Andora'n?n 24üyelik bir Meclis'i vard?r. Küçük radyo istasyonu daha ziyade Frans?zca yay?n yapar.Devletin gelirini bu radyonun kazanc?, gümrük vergisi ve pullar te?kil eder.



Enerji Nedir?

Günümüzde bilim dünyas?n?n en büyük amac?, insan?n bar?? ve bolluk içinde ya?amas?n? gerçekle?tirebilmek için atomdan enerji sa?lamakt?r. Bu dü?üncenin uygulama alan?na konmas?, insanl???n dü?ünce tarihinde gerçek anlam?yla dev ölçüde bir devrim demektir.

Ünlü bilim adam? Albert Einstein (Ayn?tayn), maddeyi enerji terimleriyle de?erlendiren bir kuram (teori) ortaya koyan ilk bilgindir.Ba?ka türlü söylemek gerekirse, maddenin enerjiye dönü?ebilece?ini göstermi?tir. Bu durumda madde ikinci planda kalm??, fizik dünyas?nda en önemli ?ey enerji olmu?tur.

?imdi de geni? anlam?yla enerjinin ne demek oldu?unu görelim. Enerji,bir cisimde,bir maddede bulunan i? yapabilme yetene?i, ortaya i? ç?karma gücüdür. Bir insanda, bir makinede, yüksek bir yerden akan suda her an için belirli bir i? yapabilme gücü, dolay?s?yla belirli miktarda enerji vard?r. Söz geli?i bir otomobili ele alal?m. Otomobilin motorunun çal??mas? için kuvvet kullan?lmal?d?r. Bu nedenle bir kuvvetin sa?lanmas? gerekir. Kuvveti meydana getirecek ?ey enerjidir. Buradaki enerji nereden mi gelir ? Otomobilin deposuna doldurulan yak?t (benzin),motorun çal??mas? için gerekli enerjiyi verir. Silindirin içinde yanan benzin,belirli bir kuvveti i?ba?? yapar. Bu kuvvet de, motorun bütününü çal??t?ran di?lileri, tekerlekleri harekete getirir. Sonunda enerji bir i? yapm??,otomobili yürütmü?tür.

Fizik biliminin iki önemli unsurundan biri enerji,öteki de kütle'dir. Bu iki unsuru birbirinden tam olarak ay?rmak, ayr? dü?ünmek sözkonusu de?ildir. Enerji türlerini mekanik enerji, kimyasal enerji, elektrik enerjisi, atom enerjisi diye sayabiliriz. Bütün enerji ?ekilleri asl?nda iki genel bölümde toplan?r. Bunlar :

1) Potansiyel Enerji

2) Kinetik Enerji bölümleridir. Potansiyel enerji,bir cismin bulundu?u yer, ya da durumu dolay?s?yla edindi?i enerji miktar?d?r. Yukarda de?indi?imiz petrol (benzin-akaryak?t) örne?inde, moleküller elektriksel kuvvetle bir arada tutulmaktad?r. Enerji bu moleküllerde depolanm??t?r. Buradaki enerji "potansiyel" enerjidir. Benzin patlamayla ate?lendi?i zaman, potansiyel enerji kullan?lm?? olur. Yüksek bir yerden akan suda, bir oku koyuvermek için gerilmi? yayda,bir saatin zembere?inde de potansiyel enerji vard?r.

Kinetik enerji, cisimlerde hareket halinde olmalar?ndan dolay? bulunan enerjidir.

Yüksekten akan su bir de?irmenin çark?na çarpt???nda, gerilen yay serbest b?rak?l?p oku f?rlatt???nda, saatin zembere?i di?lileri harekete geçirdi?i zaman, daha yukarda belirtilen cisimlerdeki potansiyel enerji, kinetik enerjiye dönü?mü? demektir.

Kimyasal de?i?meler yoluyla da birçok enerji ?ekilleri elde edilebilir. Baz? maddeler oksijenle birle?erek yanar, bu yanmayla ???k ve ?s? verirler. Buradaki "yanma" olay? kimyasal bir de?i?medir. Yanmayla meydana gelen ?s? ve ???ksa birer enerji kayna??d?r. T?pk? bunun gibi, fiziksel de?i?meler de enerji elde edilmesine yararl? olur. Ses fiziksel de?i?me nitelikli bir enerji kayna??d?r. Akarsu gücü ise mekanik enerji türlerinden biridir.

Potansiyel enerji ile kinetik enerji aras?ndaki ili?ki ?öylece belirtilebilir. Hareket halindeki bir cismin kitlesinden ve h?z?ndan meydana gelen enerji "kinetik" enerjidir.Cisim dü?mekle potansiyel enerji kaybeder ve kinetik enerji kazanm?? olur. Fakat kazan?lan enerji miktar? daima kaybedilen miktara e?ittir. Gerçekte,yeryüzündeki enerji miktar? daima ayn? kal?r. Yeni enerji yaratamay?z ve mevcut enerji miktar?ndan bir k?sm?n? yok edemeyiz.Dü?meyle,akan suyla,kömürle, atomla ne yaparsak yapal?m, enerjinin sadece bir ?ekilden ba?ka bir ?ekilde dönü?mesi sözkonusudur. Yoksa kullan?lan enerji kaybolup gitmi? de?ildir.

Renklerden nas?l etkileniriz?

Renklerin insan davran???n? ve psikolojisini önemli ölçüde etkiledi?i bugün kesinle?mi?tir. Kanada'da bir okulda yap?lan deneyde, odalar?n renk ve ???k düzenlerinin de?i?tirilmesi ile baz? ö?rencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlar?n?n olumlu biçimde etkilendi?i tespit edilmi?tir. Ancak insan gözünün ???k ve rengi alg?layan a? tabakas?n?n görme sinirleri vas?tas?yla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nas?l fizyolojik etkiler yaratt???n? renkbilimciler henüz aç?klayam?yor.

Asl?nda gözümüze gelen görüntü iki çe?it görme hücresi arac?l??? ile taran?r. Silindir veya çomak ?eklinde olanlar ?????, koni ?eklinde olanlar ise rengi alg?lar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vard?r.

Renge duyarl? konik hücreler a? tabakas?n?n ortas?nda, ????a duyarl? silindirik hücreler ise kenar?nda daha yo?undur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenar?ndan gördü?ümüz bir y?ld?z?, ona do?rudan bak?nca göremeyiz. Çünkü burada ????a hassas silindirik hücreler daha az oldu?undan görüntü kaybolur. Ayn? ?ekilde gözümüzün kenar?yla bakt???m?z ?ekillerde renkler kaybolur.

Yap?lan deneylerde, pembe renge bakan ki?ilerin rahatlad?klar?, k?rm?z?, turuncu ve sar? gibi s?cak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldi?i, nabz?n ve solunumun h?zland???, terlemenin ço?ald???, mavi rengin ise tam tersi etki yaratt??? belirlenmi?tir.

Ara?t?rmalar insanlar?n en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu k?rm?z? ve ye?ilin takip etti?ini göstermektedir. Erkekler ye?il, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kad?nlar firuze ye?ili, aç?k mavi, pembe gibi aç?k-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, k?rm?z?, ye?il, sar? ve turuncu gibi canl? renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sar? renge boyanm?? bir tavan, oday? daha yüksek,sar? renkli duvarlar ise daha geni? gösterir. Kliniklerin s?cak renklere boyanmas?, beyaz rengin hastalarda yaratt??? hüzün duygusunu azalt?r. Ayaküstü haz?r yiyecek satan dükkanlar?n duvarlar? i?tah açt?ran portakal rengine boyan?rken yar?? arabalar?nda k?rm?z? veya turuncu-sar? renkler tercih edilir. Asl?nda bir renk olmayan, daha do?rusu renksizlik olan siyah da makam araçlar?n?n klasik rengidir.

K?rm?z? renk kan rengidir, as?rlar boyu tehlikenin ve tahribat?n simgesi olmu?tur. Trafik ???klar?nda 'dur' sinyali olarak kullan?lmas?n?n nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bula?an kan rengini belli etmeyece?i için mant?ken k?rm?z? giysi kullan?lmas? gerekirken, teskin edici mavi ve ye?il renkler tercih edilir.

I. Leonidas Kimdir?

Leonidas (????????), bir Sparta kral? ve II. Anaxandridas‘?n o?ullar?ndan biri.

Agiad ailesinin on yedinci ku?a??nda, M.Ö. 489 veya M.Ö. 488 y?l?nda, yar? karde?i olan ve k?z?yla evlenmi? oldu?u I. Cleomenes’in ard?ndan tahta geçmi?tir. Say?ca çok üstün Pers ordusuna kar?? az say?da askeriyle yürüttü?ü Termopile Sava?? ile ünlüdür.

M.Ö. 480 y?l?nda, ephorlar Leonidas’la birlikte 300 kraliyet korumas?n? ve 700 müttefik askerini Thermopylae geçidine, geçidi Xerxes komutanl???ndaki Pers ordusuna kar?? korumak için göndermi?lerdir. Günümüzdeki bir hikayeye göre, Leonidas çok az bir gücü yan?nda götürmü?tür. Çünkü bile bile ölüme gitti?ini dü?ünüyordur (bir kahin Sparta’n?n kurtulu?unun sadece krallardan birinin ölümüyle gerçekle?ece?ini söylemi?tir). Aksine, görünü?e göre ephorlar bu plana Carneia festivali ve Yunan güçlerini Korint giri?inde yo?unla?t?rma politikalar? nedenlerinden ötürü isteksiz bir ?ekilde destek ç?km??lard?r.

Birkaç anekdot, Leonidas ve Spartal?lar’?n eski ça?larda bile cesaretleriyle ünlü olduklar?n? gösterir. Sava??n ilk gününde, Xerxes Yunanl?lar’a silahlar?n? b?rakmalar?n? söyledi?inde, Leonidas ?öyle cevap vermi?ti: Molon Labe (”Gel de al”). Üçüncü gün ise, Leonidas adamlar?na güzel bir kahvalt? etmelerini, çünkü ak?am yeme?ini Hades’te yiyeceklerini söyledi.

?lk iki gün boyunca Leonidas’?n adamlar? Persliler’in önden gelen sald?r?lar?n? durdurdular, fakat Malisli Ephialtes Pers generali Hydasnes’i da? patikas? üzerinden Yunanl?lar’?n arkas?na ç?kart?nca, Leonidas ordusunu ikiye böldü. Kendisi 300 Spartal?, 700 Thespiaeli ve 400 Thebesli asker ile geçitte kalmaya devam etti.

Belki de Hydarnes’in ordusunun çevresini sarmay? dü?ünüyordu: e?er öyle ise, bu hareketi ba?ar?s?zl?kla sonuçland?, ve az say?daki Yunan ordusu iki taraftan sald?r?larak, teslim olan Thebesliler hariç, yok edildi. Bir ba?ka teoriye göre Leonidas geri kalan ordusunu, Persliler’e kar?? ba?ka sava?larda sava?abilmeleri için, evlerine geri gönderdi. Geride kalan askerler ise, Persli atl?lar?n geri çekilen askerleri yok etmemesi için geçidi savunmaya devam etti.

Leonidas sava? s?ras?nda öldürüldü ve Spartal?lar ölü vücudunu alabilmek için çabalad?lar. Ancak kar??lar?ndaki ordunun say?ca büyüklü?üne bak?l?nca da anla??ld??? gibi, kral?n vücudu Persliler taraf?ndan ele geçirildi. Herodot der ki, Leonidas’?n kafas? Xerxes’in emriyle kesilmi? ve kalan vücudu da çarm?ha gerilmi?tir.

Leonidas onurlu bir ?ekilde, Spartal?lar’a pek özgü olmayan feryatlarla ve yas tutularak gömülmü?tür (Spartal?lar normalde sava?ta gerçekle?en ölümü en ?anl? ölüm olarak görürlerdi ve üzüntülerini d??a vurmazlard?, fakat Delphi’deki kahin bu ?ekilde gömülmeyi, Sparta’y? korumak için Sparta kral?n?n kayb? kehanetiyle birlikte emretmi?tir). A?a??daki yaz?t? içeren oymal? bir aslan an?t?, Leonidas’?n öldü?ü yere, onun ve adamlar?n?n kay?plar?n?n an?s?na yap?lm??t?r:







Git, Spartal?lar’a söyle, buradan geçen yabanc?,



Burada, kanunlar?na itaat eden bizler, yat?yoruz. ?? Thermopylae’deki kitabe (Simonides’in ?iiri)







Leonidas’?n stratejisini yarg?layabilmek için yeterli bilgi olmasa da, onun kahramanl??? ve kendini adam??l??? günümüze kadar gelmi? ve Leonidas, kendi zaman?n?n yan? s?ra, zaman?m?zda da e?siz bir yere sahip olmu?tur.

Leonidas’?n ya?am? Frank Miller’?n 1998 y?l?nda yay?nlad??? “300″ adl? çizgi roman?nda çarp?c? bir ?ekilde anlat?lm??t?r.Miller Thermopylae’i “Sin City” adl? çizgi romanlar?ndan uyarlad??? filminde de “Dwight McCarthy” adl? karakter üzerinde Leonidas’a gönderme yaparak göstermi?tir Hikaye ayr?ca Steven Pressfield’?n “Gates of Fire” (Ate? Geçidi) adl? roman?nda da anlat?lm??t?r.

Bu yazi wikipedia dan al?nm??t?r.

Vurgun yemek nas?l olur?

?nsanlar yüzy?llard?r su alt?na sadece zevk veya merak için de?il, inci, mercan, sünger gibi ?eyleri ç?kar?p, geçimlerini sa?lamak için de dalm??lard?r.

Deniz seviyesinde hava bas?nc? l atmosferdir. ?nsan vücudunun solunum ve dola??m sistemi bu bas?nca ayarl?d?r. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede bas?nç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su bas?nc? 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yapt??? bas?nç, yüzeye oranla üç mislidir.

Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinli?e inildi?inde, akci?er kapasitesi dörtte birine dü?er, kan bas?nc? artar, vücut ?s?s? dü?tü?ünden kalbin at?? h?z? artar, bilinç bulan?kl??? ba?lar. Bu nedenle yard?mc? gereç kullanmadan 30 metrenin alt?na inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dal???n da kendine özgü sorunlar? vard?r. Derinde d?? bas?nc?n yüksek olmas?ndan dolay? tüpten solunan havan?n içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmü? bir hacimle da??l?rlar.

E?er su yüzeyine süratle ç?k?l?rsa, bas?nc?n azalmas?yla bu gazlar da süratle genle?ir. Oksijen dokularda kullan?ld???ndan sorun yaratmaz, ama özellikle azot gaz? damarlarda süratle genle?erek, damar t?kan?kl???, akci?er y?rt?lmas? ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlar?na yol açar.

Bu ?ekilde vurgun yiyenler, süratle bas?nç odalar?na al?n?rlar. Burada tekrar vurgun yedi?i derinlikteki bas?nç verilir ve dengeli olarak azalt?l?r. Bir ba?ka önlem de vurgun yiyeni, ayn? derinli?e tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yava? ç?kmal?, hatta belirli de-, rinliklerde beklenmelidir. ?deal ç?k?? h?z? dakikada 20 metre olup, pratikte e?itmenler bunu dalg?ç adaylar?na 'yüzeye gelen en küçük bir hava kabarc???ndan daha h?zl? ç?kma' ?eklinde ö?retirler.

Popüler etiketler

[ lek ] [ söz ] [ ykta ] [ arm ] [ hare ] [ mil ] [ dere ] [ altyn ] [ kazan ] [ düzen ] [ süre ] [ mer ] [ kuru ] [ yün ] [ pan ] [ imi ] [ madde ] [ nsan ] [ katy ] [ boy ] [ yay ] [ rmak ] [ mal ] [ byt ] [ nlar ] [ e?in ] [ nak ] [ tak ] [ r b ] [ dana ] [ ça? ] [ ile ] [ ilk ] [ meri ] [ ?kta ] [ avu ] [ r ya ] [ kaza ] [ lir ] [ ince ] [ metr ] [ kala ] [ sonu ] [ evre ] [ inç ] [ e ya ] [ düny ] [ oyun ] [ gün ] [ erik ] [ ang ] [ sind ] [ teri ] [ y?l ] [ dük ] [ do?ru ] [ kilometre ] [ ret ] [ din ] [ göz ] [ türk ] [ ehir ] [ kan ] [ cad? ] [ ller ] [ akl ] [ göster ] [ bul ] [ alan ] [ bulu ] [ kler ] [ ili ] [ sava ] [ yrk ] [ eri ] [ bun ] [ asi ] [ zar ] [ elik ] [ e il ] [ k m ] [ bas ] [ da y ] [ kar? ] [ eva ] [ ark ] [ deniz ] [ sav ] [ oru ] [ ikl ] [ dün ] [ da? ] [ ulu ] [ 821 ] [ ya? ] [ s?ra ] [ ekil ] [ emel ] [ amy ] [ lan ] [ ak?n ] [ emin ] [ devam ] [ emi ] [ çeki ] [ ker ] [ k ta ] [ bal ] [ k?s ] [ ölçü ] [ sar ] [ ter ] [ bur ] [ ?an ] [ ba? ] [ aras ] [ a?k ] [ dü?ün ] [ çil ] [ orta ] [ kta ] [ ire ] [ tik ] [ nedir ] [ ilgi ] [ reti ] [ utu ] [ ist ] [ gece ] [ lis ] [ çal??ma ] [ ad? ] [ meydan ] [ yön ] [ avr ] [ mede ] [ rat ] [ kul ] [ kis ] [ tre ] [ ine ] [ para ] [ a k ] [ sel ] [ rler ] [ sonuç ] [ hava ] [ nüfus ] [ ata ] [ a?ar ] [ tas ] [ n r ] [ aman ] [ kat ] [ ekim ] [ har ] [ hayat ] [ sla ] [ has ] [ kil ] [ mu? ] [ lun ] [ s?r ] [ ayna ] [ insan ] [ cad ] [ ç?? ] [ den ] [ ki?i ] [ ran ] [ olur ] [ d?n ] [ ünlü ] [ b?t ] [ eki ] [ ans ] [ nya ] [ bilin ] [ asa ] [ ime ] [ güne ] [ maya ] [ lle ] [ ara ] [ hal ] [ ura ] [ yyllar ] [ ???n ] [ let ] [ iler ] [ dam ] [ yaz ] [ arlar ] [ genel ] [ ato ] [ nem ] [ mac ] [ yeni ] [ m s ] [ lym ]