Trablusgarp sava?? sonunda Osmanl?larla ?talyanlar aras?nda 1912 y?l?nda yap?lan antla?ma. ?sviçrenin Lozan ?ehrinin iskelesi olan U?ide imza edildi?i için bu adla an?lmaktad?r. ?talyanlar?n Trablusgarpa sald?r?da bulunmalar? üzerine ba?layan Osmanl? ?talyan Sava?? Osmanl? Devletine Balkan devletlerinin de sald?r?da bulunmalar? üzerine Osmanl?lar ?talyanlarla bar?? yapmak zorunda kalm??lard?r. Bu antla?man?n en önemli maddelerinden birine göre, Trablusgarp ve Bingazi, ?talyanlara b?rak?lmaktad?r.
Evimizdeki bitkiler veya süs çiçekleri solunumlar?nda gündüzleri havadaki karbondioksiti alarak oksijen verirler ama geceleri ise bizim gibi oksijen alarak karbondioksit verirler. Bu nedenle de çiçeklerle ayn? odada uyuman?n, havadaki oksijen azalaca?? için zararl? olabilece?i konusunda genel bir inan?? vard?r. Asl?nda bu do?rudur ama san?ld??? kadar tehlikeli de?ildir.
Konuyu daha iyi anlamam?z için bir bitkinin ayn? anda yapt??? iki i?i bilmemiz laz?m. Birincisi hücrelerin nefes al???, ikincisi de ???k ve klorofil özümlemesi diye de adland?r?lan fotosentezdir. Bu iki olay tamamen birbirinden farkl?, iki ayr? i?lemdir.
Tüm canl? hücrelerde oldu?u gibi bitki hücrelerinin de ya?ayabilmeleri için havadaki oksijene ihtiyaçlar? vard?r. Havadan nefes yolu ile ald?klar? oksijenle ?eker gibi g?da moleküllerini yakarlar, enerji kazan?rlar. Bu, gündüz ve gece ya?amlar? boyunca durmaks?z?n devam eder.
Bitkilerin yapraklar?ndaki hücreler ayn? zamanda gündüzleri ???kla birlikte fotosentez i?lemini gerçekle?tirirler. Yani bitki gündüzleri her iki i?lemi birlikte yaparken geceleri sadece nefes almaya devam eder. Fotosentez i?leminde bitkiler havadan karbondioksiti al?p oksijen verirler. Ancak hücreler buradan ç?kan oksijeni nefes almada tekrar kullan?rlarken, nefes veri?teki karbondioksiti de fotosentezde kullan?rlar.
Ortalama yeti?kin bir insan, hareketsiz durumda bir dakikada 15, bir günde 20 bin kez nefes al?r. Her solumada yar?m litre hava ci?erlerine girer. Yani dakikada 7-8 litre havay? ci?erlerine çeker ve tekrar verir. Bu, günde 11 bin litre hava demektir. Asl?nda nefes al?rken havadan oksijen al?p karbondioksit veririz ifadesi de tam do?ru de?ildir.
Ald???m?z havada hem oksijen vard?r, hem de karbondioksit. Verdi?imizde de ayn? ?ekildedir ama oranlar? de?i?iktir. Ci?erlerimize ald???m?z havadaki oksijen oran? yüzde 21 iken d??ar? verdi?imizdekinde yüzde 16'd?r. Yani her nefeste ald???m?z havan?n yüzde 5-6's? vücudumuzda oksijen olarak kullan?l?r. Dolay?s?yla havadan ald???m?z günlük oksijen miktar? ortalama 570 litre civar?ndad?r.
Gündüzleri yeterli ???k alt?nda, bitkilerdeki fotosentez i?lemi, bitkinin nefes almas?ndan daha yo?undur. Yani ortaya fazladan oksijen ç?kar ve gündüzleri odan?zdaki havadaki oksijen miktar?n? art?r?rlar. Geceleri ???k olmad???ndan ve karanl?kta fotosentez i?lemi yap?lamad???ndan, nefes almaya devam eden bitkilerden ç?kan karbondioksit miktar? daha çoktur.
Evlerimizdeki bitkilerin veya süs çiçeklerinin gündüz ç?kar-d?klar? fazla oksijen ve gece verdikleri karbondioksit miktar?, insan?n soludu?u havan?n içindeki oksijen miktar? yan?nda o kadar a/d?r ki sa?l???m?z? etkileyebilmesi mümkün de?ildir. Ancak kap?s?, penceresi hava s?zd?rmaz küçük bir odada, dev bitkilerle birlikte yatma gibi bir al??kanl???n?z varsa ba?ka tabii..
Türkiye; Birinci Dünya Sava??ndan sonra topraklar?n?n büyük bir ço?unlu?u kaybederek tarihe kar??m?? olan Osmanl? ?mparatorlu?unun yerine, bir milli mücadele olan Kurtulu? Sava??ndan sonra kurulan ve cumhuriyet yöneltilen devlet. Yüzölçümü 767.110 kilometrekare, nüfusu 27.754.820 dir. Ba??ehri Ankarad?r 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilan edilmesi ile kurulmu?tur .Kurucusu ve ilk Cumhurba?kan?, Büyük Atatürktür. CO?RAFYA: Türkiye topraklar?n?n bir bölümü Avrupa da Trakya ad?n? alan bölgeden, öbür bölümü, Asyada Anadolu yar?madas?ndan meydana gelmi?tir. Trakyada bulunan topraklar?n yüzölçümü 23.485 kilometrekare, Anadolu topraklar?n?n yüzölçümü 743.643 kilometrekaredir. Türkiye nin en güneyi (Hatay ilinin güney s?n?r? 35°, 29 ve en kuzeyi (Sinop yak?nlar?nda ?nceburun) 42°, 06 kuzey enlemindedir. Greenwich ba? meridyenine göre bat?da (?mroz adas?n?n Avlaka burnu) 25°, 39 do?u boylamdan, do?uda (Kars ilinin Türkiye - ?ran - Ermenistan s?n?r?n?n birle?ti?i yer) 44° 47 do?u boylama kadar uzanmaktad?r. Genel görünü?ü ile bir dikdörtgen ?eklindedir.
Türkiye, karadan Avrupada Bulgaristan ve Yunanistanla, Asyada Suriye, Irak ,?ran ve Sovyetler Birli?i ile; denizden ise kuzeyde Karadeniz, Bat?da Ege denizi, güneyde Akdenizle çevrilmi?tir. Kara s?n?rlar?n?n uzunlu?u 2.631 (Bulgaristan 200, Yunanistan 204 Suriye 789, Irak 378, ?ran 470, Sovyetler Birli?i 590) kilometre deniz s?n?rlar?n?n uzunlu?u 5.483 kilometredir.
YÜZEY ?EK?LLER?: Türkiyenin ortalama yükseltisi 1.132 metredir. Türkiye yüzölçümünün % 53 ü ortalama olarak 1.000 - 2.500 metre yükseltidedir. Yüzölçümünün % 10 kadar? ise, yükseltisi 250 metreden daha alçak olan yerlerdir. Türkiye, ayn? zamanda çok
engebeli bir ülkedir: Kuzey ve güneyden yüksek kenar da?larla çevrelenmi? ve ortas? bas?k ve bat?dan do?uya gidildikçe yükseltisi artan bir plato görünümündedir. Bu iç platonun yükseltisi, ?ç Anadolu Bölgesinde 1.000 metre kadard?r. Fakat do?uya gidildikçe artarak 2.000 metreye eri?ir. Do?u yönünde, kenar da?lar?n da yükseltisi artar. Do?u-Bat? yönünde uzanan kuzey ve güney kenar da?lar?n?n, bat?ya yakla?t?kça yükseltileri azal?r. Büyük da? s?ralar?, Do?u Anadoluda Erzurum Erzincan aras?nda ve iç bat? Anadoluda birbirlerine yakla?arak iki dü?üm meydana getirirler. Buna kar??l?k, da? s?ralar? Do?u Anadolu platolar?nda, ?ç Anadolu ve Ege çukur ovalar?nda üç yer de birbirlerinden uzakla??rlar.
Kuzey Anadolu yüzey ?ekilleri Da?l?k bir bölge olan Kuzey Anadoluyu kaplayan da?lara Kuzey Anadolu da?lar? ad? verilir. Bu da?lar, do?udan bat?ya do?ru alçalan s?ralar meydana getirirler ve k?y? boylar?nca devam ederler. ?lk s?ra k?y?y? yak?ndan takip eder ve baz? yerlerde yamaçlar denize dalar. Bu sebeple Kuzey Anadoluda bir ?erit gibi uzanan k?y? ovalar? bulunmaz. Yaln?z büyük küçük akarsu a??zlar?nda delta ovalar? yerle?mi?tir. Bu s?rada do?uda Rize da?lar? (Kaçkar da?? 3.937 m) ortada Canik da?lar? bat?da ?sfendiyar da?lar? gibi da?lar vard?r. ?kinci s?ra da?lar aras?nda, do?udan bat?ya do?ru Mescid, Kop, Ilgaz, Köro?lu da?lar? yer al?r. Bu ikinci s?ra da?lar, yer yer ?rmaklar?n meydana getirdi?i ovalarla kesilmi? durumdad?r. Kuzey Anadolu da?lar?, yurdun iç bölümlerini deniz etkisinden uzakla?t?r?r. Geçitleri fazla de?ildir. Kuzey Anadolu da?lar? Avrupan?n genç da?lar?n?, Asyan?n genç da?lar?na ba?layan bir köprü durumundad?rlar.
Güney ve Güneydo?u Anadolu yüzey ?ekilleri: Bu bölgeler de da?l?k bölgelerdir Anadolu yu güneyden çeviren ve Do?u Anadolunun güney kenar da?lar?n? da meydana getiren da?lara, genel bir adla Toros da?lar? ad? verilir. Bu duruma göre Toroslar, bat?da Rodos adas?n?n kar??s?nda Dalaman çay?nda ba?lar ve ?ran topraklar?na kadar uzan?r. Bat?, Orta ve Güneydo?u Toroslar? olmak üzere üçe ayr?l?rlar. Bat? Toroslar, Antalya körfezinin bat?s?nda ve do?usunda yer al?rlar. Körfezi iki yandan çevirerek kuzeyde birbirlerine yakla??rlar ve birbirleriyle kar???rlar. Burada Göller Bölgesi denen engebeli bir alan meydana getirirler. Orta Toroslar, Adana ovas?n?, bat?, kuzey ve do?udan çevirirler. Güneydo?u Toroslar?, ?skenderun körfezinin güneyinden ba?larlar, Mara? yak?nlar?na sokulurlar, içbükey taraf? güneye bakan bir yay çizerek Van gölünün güneyindeki Hakkari da?lar?na var?rlar.
Bat? Anadolu Yüzey ?ekilleri: Buran?n yüzey ?ekilleri, Ege Bölgesi ve ?ç bat? Anadolu Bölgesi olmak üzere iki bölümde incelenir. Ege Bölgesi Do?u bat? do?rultusunda uzanan ve k?y?ya dikey inen da? s?ralar? ile bu s?ralar aras?nda kalan ayn? do?rultudaki oluk vadilerden ve bu vadilerin tabanlar?nda yerle?mi? olan ovalar meydana gelmi?, yükseltisi az olan bir bölgedir, iç bat? Anadolu ?çbat? Anadolu Bölgesini Ege Bölgesinden ay?ran bir e?ik durumundad?r. Burada güneydo?u-kuzeybat? do?rultusunda da? dizilerine ve düzlüklere rastlan?r.
Marmara Bölgesi yüzey ?ekilleri: Bu bölgenin yüzey ?ekilleri çe?itlidir. Anadolu yakas?nda Kuzey Anadolu da?lar?n?n kollar? uzan?r. Da? s?ralar?n?n aras?ndaki çukurluk alanlar, verimli ovalar alan?d?r. Do?u Trakya bölümün de ise, yükseltileri az tek da?lar görülür, oval?k alanlar halindedir.
?ç Anadolu yüzey ?ekilleri: ?ç Anadolu, çevresindeki yüksek bölgelere göre, ortalama yükseltisi 1.000 - 1.200 metre olan düzlükler alan?d?r. Bu düzlü?ün baz? yerleri oval?k ve çukur alanlard?r; bat? yerlerinde de yer yer tel da?lar yer al?r.
Do?u Anadolu yüzey ?ekilleri: Bu bölge, Türkiyenin en yüksek ve engebeli bölgesini içine al?r. Ortalama yükseklik. 2.000 metre civar?ndad?r. Bura da s?rada?lar, tek tek da?lar, üzerinde da?lar oturmu? yüksek yaylalar, akarsu vadilerinde yüksek ovalar gibi çok çe?itli yüzey ?ekilleri yer al?r.
KIYILAR: Türkiye, Karadeniz Ege denizi, Akdenizle çevrelenmi?tir. Kuzeybat?da Marmara denizi, büyük bir göl gibi, topraklar?m?z aras?nda bir iç denizdir. K?y?lar?m?z?n uzunluklar? ?unlard?r : Karadeniz k?y?s? 1.546 kilo metre, Marmara k?y?s? 947 kilometre Ege k?y?s? 2.377 kilometre, Akdeniz k?y?s? 1.560 kilometre. K?y?lar?n genel toplam? 6.430 kilometredir.
Karadeniz k?y?lar? : Da?lar deniz paralel olarak uzand?klar?ndan, Karadeniz k?y?lar? az girintili ç?k?nt?l?d?r. K?y?lar genel olarak yüksektir. Baz? yerlerde alçak delta ovalar? meydana gelmi?tir. K?y?lar do?uda geni? bir yay çizerek bir girinti bat?da ise bir ç?k?nt? meydana getirmektedir.
Marmara k?y?lar? : Marmaran? Trakya bölümü düzdür. Anadolu k?y?la ise, girintili ç?k?nt?l?d?r. Burada karaya oldukça sokularak bir girinti meydana getiren ?zmit körfezi, Gemlik körfezi, Erdek ve Band?rma körfezleri vard? Burada ayn? zamanda Samanl? ve Kap da? yar?madalar? da meydana gelmi?ti Marmara denizi, ?stanbul bo?az? Karadenize Çanakkale bo?az? ile Ege denizine aç?l?r. Bu iki bo?az da, önemli deniz yollar? durumundad?r.
Ege k?y?lar?: Ege denizi k?y?lar?n girinti ve ç?k?nt?lar? pek çoktur. Burada, da?lar k?y?lara dik olarak uzanm??t?r ve zamanla çökmeler olmu?tur. Bu sebeplerle Ege denizi k?y?lar?, Anadolu yar?madas?n?n en çok girintili ç?k?nt?l? k?y?lar?n? meydana getirir. Burada, Karaburun, Bodrum ve Marmaris yar?madalar? gibi ç?k?nt?lar ve Çandarl?, ?zmir, Ku?adas?, Mandalya, Kerme körfezleri gibi girintiler yer al?r. Bu k?y?lar?n en i?lek liman?, ?zmirdir.
Akdeniz k?y?lar?: Bu k?y?lar da Karadeniz k?y?lar? gibidir. Burada da da?lar, k?y?ya paralel olarak uzand?klar?ndan girinti ve ç?k?nt?lar? fazla de?ildir. Korunurlu limanlar burada da bulunmaz. Orta Toroslar?n uzant?s?na uygun olarak Ta?eli platosu ve Teke yar?madas?, iki büyük ç?k?nt? meydana getirmektedir. Bunlar aras?nda büyük Antalya körfezi ve daha do?uda Mersin ve ?skenderun körfezi yer al?r. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin birle?ik deltalar? önünde büyük bir k?y? ovas? görülür.
?KL?M : Türkiyenin ikliminde üç esas sebep rol oynar : a - Co?rafya konumu: Türkiye, dünya üzerinde sup tropikal bölge de bulunmaktad?r. Bu sebeple Türkiye de s?cakl?k, daha kuzeyde bulunan ülkelere göre daha fazlad?r. K??lar, genel olarak daha ?l?man, yazlar daha s?cak geçer. Yaz?n kurak kuzey rüzgarlar?n?n, k???n ya??? getiren bat? rüzgarlar?n?n etkisi çoktur, b) - Kara ve deniz da??l???: ?ki yar?m adadan meydana gelmi? olan Türkiye, genel olarak çevresindeki denizlerin büyük etkisi alt?nda kal?r. Denizler, Türkiye için bir s?cakl?k kayna??d?r. Ayn? zamanda, yar?mada olmas?n?n özelli?i,ya????n artma oran?nda da etkilidir, c) - Yüzey ?ekilleri ve yükselti: Yüzey ?ekilleri de iklimde önemli rol oynar. Kuzey ve güneyde k?y?lara paralel uzanan kenar da?lar?, deniz ikliminin daha içerlek bölgelere girmesine engel olur. Günlük ve mevsimlik s?cakl?k farklar?, k?y?larda daha az oldu?u halde, içerideki bölgelerde daha fazlad?r. Da?lar?n bu durumu, ya???a da etkilidir. ?çerdeki k?s?mlarda ya??? oran? dü?üktür. Kuzey ve güney k?y?lar?ndaki bu duruma kar??l?k Ege ve Marmara denizleri bölgelerinde durum de?i?iktir. Ege denizinde da?lar k?y?ya dik olarak uzand?klar?ndan, bu bölgelerde deniz etkisi çok içerlere kadar uzan?r. Fakat, daha içerde kalan bölgelerde, yükselti durumun. da?lar?n denize olan uzakl?k ve yak?nl?klar?na göre, iklim çe?itleri kendini gösterir.
?klim tipleri ve bölgeler : ?klimde etkili olan bu sebepler, Türkiyede de?i?ik iklim tipleri ve iklim bölgelerinin meydana gelmesi sonucunu do?urmu?tur. Türkiyede ba?l?ca üç esas iklim tipi vard?r: a - Akdeniz iklimi: Bu iklim tipi, Akdeniz k?y?lar?, Ege k?y?lar? ve Marmara Bölgesinin bir bölümünde görülür. Akdeniz ikliminde yazlar s?cak olur. Y?l?n en s?cak ay?n?n ortalamas? baz? yerlerde 28° ye kadar ula??r. K?? ?l?k geçer. En so?uk ay?n ortalamas? 5-100 aras?ndad?r. Bu duruma göre y?ll?k s?cakl?k fark?, 17-20° aras?ndad?r. Y?ll?k ya??? miktar?, ortalama derecede ve 50-80 santimetre aras?ndad?r. Yaz mevsimi hemen hemen kurak geçer. As?l ya??? mevsimi k??t?r, b - Do?u Karadeniz iklimi: Do?u ve Orta Karadeniz k?y?lar?nda görülür. Bu iklim tipinde yazlar, Akdeniz iklimine göre daha az s?cak geçer. En s?cak ay?n ortalamas? 24° yi geçmez. K??lar, Akdeniz iklimine göre, daha so?uktur. En so?uk ay?n ortalamas? 6-7° dir. Y?ll?k ya??? oran? fazlad?r. Sinop ve Samsun aras?ndaki k?y? ?eridinin d???nda ya???, hemen her yerde bir metreden fazlad?r. Ya??? oran? do?uya gidildikçe artar. Rizede 2,5 metreyi bulur. Ya???, mevsimlere göre düzenli da??lm??t?r, hemen her mevsim, e?it oranda ya??? al?r. Bununla beraber en az ya?mur baharda, en çok ya?mur sonbaharda dü?er, c- ?ç k?s?mlar?n karasal iklimi: Do?u ve Güneydo?u Anadolu ile iç anadoluda görülür. Böylece Anadolu (Trakya da buna dahildir), Deniz etkisinden oldukça az faydalanan geni? bir iklim tipini gösterir. Bu iklimde k??lar so?uk, yazlar s?cak geçer. Y?ll?k s?cakl?k fark? fazlad?r (çoklukla 20° den fazlad?r). Fakat bu karasal iklim, Anadolunun her taraf?nda ayn? de?ildir.
K?? so?uklar?, ?ç Anadolu dan kuzey do?u platolar?na gidildikçe artar.Yaz?n s?cakl?k oran? ise, Güneydo?u Anadolu yörelerinde çok artar. Türkiyenin en so?uk bölgeleri de Erzurum ve Kars platosudur. Buralarda toprak k???n süreli olarak kar ile kapl?d?r. Buralarda en ya???l? mevsim yaz, en kurak mevsim de k??t?r.
Bitki topluluklar? : Türkiye nin bitki topluluklar?, iklim tiplerine göre de?i?iklik gösterir. Akdeniz Bölgesi, ya????n az olmas? sebebiyle, orman geli?imine elveri?li bir bölge de?ildir. Bu sebeple burada ormanlar, ancak ya????n artt??? da? yamaçlar?na çekilmi? durumdad?r. Daha alçaklarda ise kurakl??a uymu?, küçük ve sert toprakl? zeytinlik ve kurakç?l me?eler bulunur. Bunlar?n d???nda bu bölge bitkilerinin tipik örne?i, maki ad? verilen bodur a?açlardan ibaret kal?r. Karadeniz Bölgesi, ormanlar?n geli?imine uygun olan bir bölgedir. Bu sebeple, ya????n çok oldu?u Karadeniz yöreleri, s?k ormanlarla kapl? yörelerdir. Bu ormanl?k yörelerin d???nda k??lar? yapraklar?n? döken a?açlar, geni? alan kaplarlar. ?ç bölümlerde bulunan bitki topluluklar? ise, step lerde bulunan bitki topluluklar?n? içine al?r. Burada, yaz ve k?? aras?ndaki s?cakl?k fark?n?n fazla olmas?, ya????n az olmas?, buna kar??l?k buharla?man?n (yazlar? s?cakl??? sebebi ile) fazla olmas?, kurakç?l, seyrek bir ot toplulu?unun meydana gelmesi sonucunu do?urmu?tur. Bunlar?n d???nda a?aç topluluklar?, ya???a daha fazla u?rayan da? yamaçlar?nda yer al?r. Bunlarda da çoklukla i?ne yaprakl? a?aç topluluklar?na rastlan?r.
AKARSULAR : Türkiyede bir çok akarsu vard?r. Bunlar da?lar?n da??l?? durumundan ve Türkiye nin genel olarak iki yar?madadan meydana gelmi? olmas?ndan oldukça k?sad?rlar. Sular da her zaman devaml? akmaz, Düzensiz bir rejim içindedirler. Akarsular?n ço?u, karlar?n eridi?i bahar aylar?nda ta?arlar. Yazlar? ise, ya????n azl???ndan ve buharla?man?n çoklu?undan sular çok azal?r, hatta küçük olan baz? akarsular, bütün bütün kurur. K??lar? kar ?eklinde ya??? alan Do?u Anadolu Bölgesi akarsular? ise, k??lar? bile sular? az olan akarsulard?r. Akarsular?n ço?unun kaynaklar? yüksektedir; buna kar??l?k boylar? da k?sa oldu?undan yava? akmak imkan?n? bulamazlar.
Türkiyenin akarsu havzalar?, akarsular?n, sular?n? bo?altt?klar? denizlere göre de?i?iktir. Bunlar aras?nda, Karadeniz, Akdeniz, Ege denizi, Marmara ve Basra körfezi havzalar? ile, sular?n? hiç bir denize bo?altmayan kapal? bir havza Türkiyenin akarsu havzalar?n? meydana getirmektedir.
Karadenize dökülen akarsular : Do?u Karadeniz Bölgesinin en önemli akar suyu Çoruhtur. Bundan ba?ka Karadeniz Bölgesinde bulunan ?rmaklar?m?z aras?nda Ye?il?rmak ve K?z?l?rmak yer al?r. K?z?l?rmak, nehirlerimizin en uzunudur. K?z?lda?dan ç?kar, Sivastan geçer, Kayseriye yakla?arak. ?ç Anadolu da büyük bir yay çizer ve büyük bir delta meydana getirerek Karadenize dökülen Sakarya, ülkemizin ikinci büyük nehridir.
Marmaraya dökülen akarsular : Bunlar Anadolu yakas?ndan gelirler. Bunlar?n içinde en önemlisi Susurluktur. Bu su, çe?itli akarsular?n da içine alarak Marmaraya dökülür.
Egeye dökülen akarsular : Bu bölgede oldukça uzun ve çok akarsu, Ege denize dökülür. Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes ve daha ba?ka irili ufakl? akarsularla Trakyada bulunan Meriç, önemli akarsulard?r.
Akdenize dökülen akarsular : Bu bölge içindeki akarsular aras?nda özellikle Göksu, Ceyhan, Seyhan önemlidir. Bunlar, Toroslar?n önünden Akdenize ilerleyerek çok verimli ve geni? bir alan meydana getirirler.
Basra körfezine dökülen akarsular.Bunlar, Türkiye topraklar?ndan do?an en uzun akarsulard?r. F?rat, Karasu ve Murat nehirlerinin birle?mesinden meydana gelir. Diclede Zab. Batman ve Boton sular? al?r. Bu iki nehir de güneyde s?n?rlar?m?zdan ç?karak Irakta ?attülarap nehrini meydana getirirler ve Basra körfezine dökülürler.
Hazar denizine dökülen akarsular : Hazar denizine bir kaç akarsu dökülür ise de, bunlar?n içimde en önemlileri Aras ?rma??d?r. Bunun da en önemli kolu Arpaçay d?r.
GÖLLER?M?Z : Memleketimizde, irili ufakl? pek çok göl bulunmaktad?r. Bunlardan en büyü?ü Van gölüdür. Yüzölçümü 3.764 kilometrekaredir. Yüzeyi denizden 720 metre yüksekliktedir. Derinli?i 100 metreyi geçer. D??ar?ya su göndermez, bu sebeple suyu tuzludur. Tuzluluk oran? binde 20 kadard?r. Bu tuzlar?n büyük bir k?sm?n? da soda meydana getirir ve göl suyuna ac? bir tat verir. Bu sebeple Van gölünde bal?k ya?amaz. Ancak, akarsular?n göle döküldü?ü yerlerde bal?k görülür. Gölün sular? yaz?n kabar?r ve k???n alçal?r. Koçhisar gölü ad? alt?nda tan?nan Tuz gölü, ülkemizin ikinci büyük gölüdür. Yüzölçümü 1.620 kilometrekaredir. Kurak bir bölgede bulundu?u için derinli?i azd?r, hatta yazlar? oldukça daral?r ve çevresinde bir tuz tabakas? meydana gelir. Üçüncü büyük gölümüz, Bey?ehir gölüdür. Van ve Tuz gölüne oranla daha az yer kaplar. Çok su al?r ve fazla sular?n? Su?la gölüne ak?t?r. Biraz daha ufak olan E?ridir gölü, ortas?ndan ikiye ayr?lm?? gibidir. Sular? tatl?d?r. Burdur gölü ile Ac? gölün sular? ise tuzludur.
Bunlardan ba?ka, Marmara Bölgesinde bulunan göllerimiz vard?r, iznik gölü Ulubat ve Manyas gölleri. Sapanca gölü bu çevrenin önemli göllerindendir.
TAR?H : Birinci Dünya Sava?? yenilgisinden sonra imzalanan Sevr antla?mas? ile Osmanl? ?mparatorlu?u alt? yüz y?la varan tarihi kapatm??t?r. Türk yurdunun, dü?man sald?r?s? ile kar?? kar??ya kalmas? üzerine, Türk milleti hürriyetini ve ba??ms?zl???n? kazanmak için Milli Mücadelesine ba?lam??t?r. Büyük Atatürkün 19 May?s 1919 da Samsunda Anadolu topraklar?na ayak basmas? ile ba?layan bu mücadele, pek zor ?artlar içinde ve pek güç geçmi?, 9 Eylûl 1922 de dü?man ordular?n?n Akdenize sürülmeleri ile, Türk ordusunun ve Türk milletinin zaferi ile son bulmu?tur. Kurtulu? Sava??n?n kazan?lmas?ndan sonra Mudanya mütarekesi imza edilmi?, 24 Temmuz 1924 tarihinde imza edilen Lozan antla?mas? ile de kurtulu? Sava?? ve Türk milletini ba??ms?zl?k mücadelesi, dünya milletleri taraf?ndan kabul edilmi?tir.
Kurtulu? Sava??n? Osmanl? ?mparatorlu?u ile ilgisi olmadan Türk milleti ad?na yöneten Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti nin hukuki durumuna daha gerçek bir anlam vermek dü?üncesi ile Büyük Atatürkün önderli?ine yap?lan çal??malar sonucu da 29 Ekim1923 günü, cumhuriyet ilan edilmi?tir.Milli Mücadelenin önderli?ini yapan Büyük Mustafa Kemal, Cumhuriyetin ilan edildi?i gece, Türkiye Cumhuryetinin ilk cumhurba?kanl???na seçilmi?tir.
Cumhuriyetin ilan edilmesi ile ba?layan bu yeni mücadelede, Türk milletini daha hür daha medeni k?lmak ça?da? medeniyet seviyesine ula?t?rmak için ,yeni yeni kanunlar kabul edilmi? yeni müesseseler kurulmu? ve Atatürk Devrimleri meydana gelmi?tir.
Saltanat?n kald?r?lmas?na ra?men (1 Kas?m 1922), ?stanbulda halife oldu?u halde bir hükümdar gibi hareket etmekten çekinmeyen Abdülmecit Efendinin hareketleri kar??s?nda, 3 Mart 1924 tarihinde halifeli?in kald?r?lmas?na karar verilmi? ve Osmanl? hanedan? s?n?r d??? edilmi?tir. Ayn? gün Büyük Millet Meclisinde kabul edilen bir kanun da gericili?in ve irtican?n bir kayna?? durumunda olan medreseler kapanm?? tek bir ö?retimin uygulanmas? kabul edilmi?tir.
Bu y?llar içinde Do?u Anadoluda yap?lmakta olan devrimler aleyhine bir ayaklanma ba? göstermi?, 11 ?ubat 1925 tarihinde ?eyh Saitin ba?kald?rmas? ile meydana gelen bu hareket, genç cumhuriyet kuvvetlerinin ba?ar?s? ile son bulmu?tur.
Atatürk bir taraftan memleketin çe?itli dertleri ile didi?irken, bir taraftan da devrimlerini uygulamak yolundaki çal??malar?na devam etmi?tir.
25 Kas?m 1925 ten itibaren medeni k?yafet kabul edilmi?, 30 Kas?m 1925 kabul edilen bir kanunla tekke ve ziyaretler kapat?lm??, 26 Aral?k dan itibaren de milletleraras? saat ve takvim bizde de uygulanmas?na ba?lanm??t?r, 17 ?ubat 1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun ile Türk vatanda?lar?n?n medeni Türk toplumundaki durumu, Bat? medeniyetindeki gibi belirli ve medeni bir ?ekil alm??t?r .
24 May?s 1928 de milletleraras? rakamlar kabul edilmi?, 3 Kas?m 1928 den itibaren de Latin alfabesinin uygulanmas?na geçilmi?tir. Bundan sonra yap?lan devrim hareketleri ile Türkiye Cumhuriyeti Bat? anlam?na bir cumhuriyet olma özelli?i kazanm??t?r.
Türk Milletini ça?da? medeniyet seviyesine ula?t?rmak yolunda devam eden bu çabalar?n yan? s?ra, yurtta sulh, cihanda sulh anlay??? içinde anla?malar?na güvenilir bir devlet olmam?z yolundaki çal??malar devam etmi?tir. 9 ?ubat 1934 de imza edilen Balkan antla?mas?, Bo?azlar konusunda yeni kararlar?n kabul edildi?ini gösteren Montrö antla?mas?, 10 Temmuz 1937 de imza edilen Sadabad Pakt?, Hatay?n bar?? yollar? içinde anavatana kat?lmas? bu çal??malar?n örnekleridir.
15 y?la varan Cumhurba?kanl??? zaman?nda Büyük Atatürk, yap?lan bütün tedavilere ra?men, yakaland??? hastal?ktan kurtulamam?? ve 10 Kas?m 1938 günü, ebediyen aram?zdan ayr?lm??t?r.
11 Aral?k 1938 de Büyük Millet Meclisi, ?smet ?nönünü ?kinci Cumhurba?kanl???na seçmi?tir. ?smet ?nönünün Cumhurba?kanl???n?n ilk y?llar?, bütün dünyada, ?kinci Dünya Sava??n?n ç?k?? ve ?iddetle devam edi? y?llar?na rastlar. ?smet ?nönü, bu büyük sava??, hür ve demokratik milletler saf?nda geçirmemiz ve büyük sava? tehlikesini yurdumuza s?çratmamam?z için durmadan didinmi?, böylece Türkiye, ?kinci Dünya Sava??n?, sava?a kat?lmadan geçirmi?tir.
1945 y?l?nda Dünya Sava??n?n son bulmas? üzerine, Türkiye, bir taraftan Miletler Cemiyetinin yerine daha büyük bir küvetle kurulmakta olan Birle?mi? Milletlere üye olmu?, bir taraftan da, ülkemizdeki tek partili demokrasiye son vermek ve ülkeyi, çok partili rejim içinde ve demokratik bir düzende yönetebilmek için, bu hayat?n gereklerini yerine getirme?e ba?lam??t?r. Bu sebeple, 1945 y?l?ndan itibaren, Cumhuriyet Halk Partisinden ba?ka siyasi partilerin kurulmas?na müsaade edilmi?, bu yolla kurulan partiler, yap?lan seçimlere kat?lm??lard?r. 14 May?s 1950 tarihinde yap?lan genel seçimlerde, Cumhuriyet Halk Partisi, Büyük Millet Meclisindeki ço?unlu?u, yeni kurulmu? olan Demokrat Partiye devretmi?, bu sebeple de iktidar, Cumhuriyet Halk Partisinden, Demokrat Partiye geçmi?tir. Türkiyenin üçüncü Cumhurba?kanl???na, Demokrat Partinin lideri olan Celal Bayar getirilmi?tir.
Demokrat Parti iktidar?, ilk y?llar?nda ülkede yeni bir düzen kurma?a çal??m?? ve yap?lan 1954, 1957 seçimlerinde Büyük Millet Meclisinde ço?unlu?u muhafaza ederek, iktidarda kalmas?n? bilmi?tir. Ancak, özellikle 1957 y?l?ndan sonra, Demokrat Parti yöneticilerinin, ülkede tak?nma?a ba?lad?klar? tav?r, plans?z ve hesaps?z para harcamalar?n çe?itli suiistimallerin sonucu meydana gelen büyük ekonomik kriz, Türkiyede çok iyi niyetlerle ba?lam?? bulunan demokratik düzen içinde ya?ama çabas?na gölgeler indirme?e ba?lam??t?r. Bu sebeple, Demokrat Parti iktidar?na kar?? muhalefet artm??, buna kar??l?k, Demokrat Parti yöneticileri taraf?ndan ç?kar?lan yeni kanunlarla, çe?itli demokratik ve bilimsel müesseseler, kay?tlar alt?nda al?nma?a ba?lam??t?r.
??te bu sonu gelmez gidi?in bir sonucu olarak, 27 May?s 1960 günü, Türk Silahl? Kuvvetleri, memlekette bir karde? kavgas?na meydan vermemek için, Demokrat Parti iktidar?na son vermi?, Türkiyeyi, normal hukuk düzeni kurulmas? ?artlan haz?rlanana kadar, Milli Birlik Komitesi kanal? ile yöneltme?e ba?lam??t?r. Bir taraftan da, on y?ll?k iktidarlar? s?ras?nda, Demokrat Parti yöneticileri ve Demokrat Parti ad?na çal??m?? olanlar, yapt?klar? bütün kanunsuz i?lerinin Türk yarg? heyeti kar??s?nda hesaplar?n? verebilmek için, Yüksek Adalet Divan? kurulmu? ve bu büyük siyasi davalara, Yass? ada da bak?lm??t?r. Demokrat Parti yöneticileri, Türk kanunlar? kar??s?nda suç olan bu fiilleri sonucu, çe?itli cezalara çarpt?r?lm??lard?r. Beri taraftan, Milli Birlik Komitesi yeni bir Anayasa düzenlenmesi için gerekli olan her ?eyi yapm??, bu yeni anayasam?z, 9 Temmuz 1961 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edilmi?, 15 Ekim 1961 de yap?lan genel seçimlerden sonra da, Milli Birlik idaresi fiilen son bularak, Türkiyede yeniden, demokratik düzene önem veren, kanunlar? ve anayasay? ön planda tutan bir hükümet kurulmu?tur.
Türkiye'de ilk matbaay? kuran adam, 1674 y?l?nda Macaristan'da Kolojvar ?ehrinde do?mu?tu. Sonradan ?brahim Müteferrika ad?n? alan ayn? ?ah?s yoksul bir ailenin çocu?uydu. Çocuk say?lacak ya?tayken, ilerde Protestan papaz? olmak üzere e?itim görmesi için ruhban okuluna verildi. 1692 y?l?nda Macar Kral? Tökeli ?mre Osmanl? ordusu ile Avusturyal?lar'a kar?? ayn? safta sava??yordu. Protestan oldu?u için Avusturyal?lar taraf?nda yer alan henüz 18 ya??ndaki ruhban okulu ö?rencisi, ?kinci Viyana ku?atmas?ndan sonra yap?lan bir sava?ta Osmanl?lar'a esir dü?tü. ?stanbul'a getirilerek esir pazar?nda "köle" olarak sat?ld?. Onu sat?n alan adam sert, ac?mas?z ve kabayd?. Bu duruma katlanamayan delikanl? Müslümanl??? kabul etti. ?brahim ad?n? ald?.
Daha sonralar? Türklük ve Müslümanl??a içten övgülerle dolu "Risale-i ?slamiye" ad?n? ta??yan eseri yazd?. Bu kitab?n yaz?l??? 1711-1714 y?llar? aras?na rastlar.?brahim zeki ve gerçekten bilgili bir adamd?. Macarca, Latince ve daha ba?ka bat? dillerini biliyordu. Tez zamanda Türkçe, Arapça, Farsça da ö?renmi?ti. Özellikle "Risale-i ?slamiye" ad?ndaki kitab? yazd?ktan sonra, sadaret kaymakam? olan Nev?ehirli ?brahim Pa?a taraf?ndan çok tutuldu. Sonradan Sadrazam olan ?brahim Pa?a onu koruyuculu?u alt?na ald?. Nev?ehirli ?brahim Pa?a bat? dü?ünce ve uygarl???yla ilgili,yenilikler yapmak isteyen bir kimseydi, Devlet hizmetine al?nan ?brahim efendi 1715 y?l?nda "Müteferrika" rütbesiyle Viyana'ya siyasi göreve atand?. Orta Macar (Erdel-Transilvanya) Kral? Rakoçi'nin yan?na verildi. Ba?ka görevlerde bulundu.
1719 y?l?nda, Fransa'da elçilik görevinden dönmü? olan Mehmet Çelebinin o?lu Sait Mehmet Efendi (sonradan sadrazam olan Yirmisekiz Çelebizade Sait Mehmet) ile, birlikte bir matbaa açmak ve kitap basmak için Sadrazam Nev?ehirli Damat ?brahim Pa?a'ya ba?vurdular. ?brahim Pa?a her türlü yard?m?n? ve büyük ölçüde etkili deste?ini esirgemedi. Teknik i?lerle sadece ?brahim Müteferrika me?gul olmak üzere, ilk Türk matbaas?n? (bas?mevi) açt?lar. Burada ilk eser olarak 2 ciltlik, büyük "Vankulu Lügati bas?ld?.Sadrazam Damat ?brahim Pa?a,dini olmayan kitaplar?n basman?n ?eriat bak?m?ndan sak?ncal? say?lmad???na dair fetva da sa?lam??t?. Fakat koyu dindarlar,ba?naz ki?iler gene de ho?nutsuzdular.
?lk sekiz on eserin bas?lmas?ndan sonra, Sait efendi ayr?ld?. ?brahim Müteferrika, Viyana'dan harf (hurufat) dökümcüleri, hakkaklar da getirterek, ilk matbaay? 1726 y?l?nda, Sultanahmet'deki evinin yak?n?nda kurmu?tu ama 1730 y?l?nda Patrona Halil ayaklanmas? oldu. Damat ?brahim Pa?a öldürüldü. III. Ahmet tahttan indirildi. Her yenilik giri?imi ve at?l?m? gibi matbaac?l?k i?i de durdu. Sonradan, ?brahim Müteferrika sadece kendi ad?na kitap basmak üzere I. Mahmut'tan yeni bir ferman almay? ba?arabildi.
Rock bir ya?am felsefesidir. Saç uzat?p rockç? tak?lmak de?ildir. Özgür olmak, özgün olmakt?r.
Rock müzik, bünyesinde bir çok müzik türünü bar?nd?ran bir tür olarak rock and roll’ dan, and roll’un ç?kar?lmas?yla 1960 lar?n ba??nda olu?tu. Rock müzi?i olu?turan bu müzikal alt türler de, kendi içlerinde alt türlere ayr?lm??lard?r. Bu sebepten dolay? rock müzi?in tarihini anlat?rken, ba?lang?ç noktas? olarak rock’n roll dan yola ç?karsak büyük bir hata yapm?? oluruz. Çünkü; rock müzi?ini de içine alan pop müzik türleri bir çok müzikal alt türlerin sentezinden meydana gelmi?tir.
Bizde "nazar de?mesi" ad? verilen inanç, di?er lisanlarda "?eytan göz" veya "?eytan bak???" olarak adland?r?l?r. Bebe?ine yeni elbiseler giydiren bir anne, çar??ya gidip al??veri? yapar. Bu arada bir ba?ka kad?n gelir ve bebe?i sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. ??te anneye göre bebe?ine o kad?n?n nazar? de?mi?tir. Dikkat ederseniz burada bebe?i seven kad?n?n art niyeti yoktur. Zaten nazar? de?en ki?inin genellikle kötülü?ü de?il, k?skançl??? ve çekemezli?idir söz konusu olan.
Noel Baba ve benzeri bat?l inançlar çocuklukta kuvvetli olup ya? ilerledikçe azal?rken, nazar de?me inanc? bunun tam tersidir. Nazar inanc?n?n ard?ndaki güç, bak???n ruhla bütünle?mesidir. Bak?? konu?maya göre daha etkilidir. ?nsana tam odaklan?r ve daha duygusald?r. Birço?umuz arkam?z dönük oldu?umuz halde kalabal?k içinden birinin bize bakt???m hissetmi?izdir.
Nazar de?mesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görü?, gözdeki yans?mad?r. E?er kar??n?zdaki birinin gözlerine dikkatle bakarsan?z, gözlerinde kendi görüntünüzün yans?d???n? görürsünüz. Eski insanlar sudan, aynadan yans?yan görüntülerinin kendi ruhlar? oldu?una inan?yorlard?. Kar??lar?ndaki insan?n gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklar?n?, ruhlar?n?n kar??s?ndakinin gözleri içinde hapsoldu?u-nu san?yorlard?.
Bu korkunun dünya çap?nda genel bir inanca dönü?mesinin, ?imdi Irak'?n bulundu?u topraklarda ya?am?? eski Sümerlerden kaynakland??? san?l?yor. Sümerlerin inançlar?na göre baz? insanlar bakarak sular? kurutabilir ve bu nedenle ölüme sebep olabilirlerdi. Sonradan bu inanç bir bak??la ya?ayan ?eyleri de kurulabilme yönünde geli?ti. Örne?in, nazar de?en çocuklar?n ishal olup vücutlar?n?n s?v? kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanlar?n sütlerinin kurumas?, meyve a?açlar?n?n kurumas? ve erkeklerin iktidars?z kalmalar? vb. Görüldü?ü gibi, bunlar?n hepsinde de s?v? kayb? ve kuruma vard?r.
Bu inanç do?uda Hindistan'a, bat?da Portekiz ve ?ngiltere'ye, kuzeyde ?skandinavya'ya kadar yay?ld?. Böylesi bir inanca sahip olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya'ya ise ka?ifler, denizciler ve göçmenler taraf?ndan ta??nd?. Ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydo?u Asya, Avustralya ve Amerika yerlilerinde, Afrika'da sahran?n güneyinde Böyle bir bat?l inanç yoktur.
Do?u Akdeniz ve Ege k?y?lar?nda bu inanca, mavi gözlü insanlar?n daha fazla nazarlar?n?n de?di?i inanc? da ilave edilmi?tir. Bu yörelerde mavi gözlü insanlar?n azl??? bunun sebebi san?l?yor. Bu nedenle buralarda nazar? geri itmek veya ayna gibi yans?tmak için mavi göz ?eklinde, camdan yap?lan nazarl?klar ba?ta bebekler olmak üzere nazar?n de?ebilece?i dü?ünülen her yere tak?lmaktad?r.
Türk ?air ve yazar?, ?stanbul da do?mu?tur, ö?renimini Edebiyat Fakültesinde tamamlam??t?r. Milletvekilli?i yapm?? ve Edebiyat Fakültesinde profesörlük etmi?tir.
?iirleriyle eski edebiyat? yenisine ba?l?yan bir köprü gibidir. As?l nesirleri ile büyük kudret sahibi oldu?unu göstermi?tir. Hikaye, roman ve denemeleri, üslûp yönünden a??r basan eserler durumundad?r.Ba?l?ca eserleri ?unlard?r: Be? ?ehir, Abdullah Efendinin Rüyalar?, Huzur, ?iirler.
6 Ekim 1973′de ba?layan bu sava?a, Müslüman dünyas?n?n Ramazan ay?na rastlamas? dolay?siyle Ramazan Sava?? ve ?sraillilerin çok kutsal bir ay? olan Yom Kippur’a rastlamas? dolay?s?yla, Yom Kippur Sava?? ad? verilmi?tir. Fakat esas itibariyle Yom Kippur Sava?? diye adland?r?lmaktad?r.
Bu sava??n, bundan önceki Arap-?srail sava?lar?na nazaran iki mühim hususiyeti ve farkl?l??? vard?r. Araplar ve bilhassa M?s?r taraf?ndan ba?lat?lan bu sava??n amac?, daha öncekilerde oldu?u gibi, ?srail’in haritadan silinmesi de?il, 1957 sava??nda ?srail’in ele geçirdi?i topraklar?n geri al?nmas? ve bu suretle Araplar?n prestijinin tamiri ve yükseltilmesi idi. Bu sava??n ikinci farkl?l??? da, bilhassa M?s?r’?n Sina cephesinde yapt??? süpriz sald?r? ile ?srail kar??s?nda mühim ba?ar?lar elde etmesi ve ?srail’e, ?imdiye kadar oldu?undan daha a??r kay?plar verdirmesidir.
1973 sava?? ?srail için, daha öncekiler gibi olmam??t?r. 1973 Yom Kippur Sava??’na varan geli?meler, esas?nda 1967 Sava??’n? takip eden geli?melerin devam?ndan ba?ka bir ?ey de?ildir. 1967 Sava??’ndaki a??r yenilgi, Arap ülkelerini ?srail’e kar?? mücadelelerinde yeni yollar ve yeni taktikler aramaya sevketti. Bu taktikler ve yeni politikalar, 1967 A?ustosu’nda Sudan’?n ba?kenti Hartum’da yap?lan, önce Arap D??i?leri Bakanlar? toplant?s?nda ve hemen arkas?ndan da Arap Zirvesi’nde tart???l?p kabul edildi. Buna göre, ?srail hiç bir ?ekilde tan?nmayacak, ?srail ile hiç bir ?ekilde müzakerelere giri?ilmeyecek ve hiç bir ?ekilde ?srail ile bar?? anla?mas? yap?lmayacak, fakat Filistinlilerin haklar? sonuna kadar savunulacakt?.
Bu savunma konusunda kabul edilen metod da, ?sraile kar?? bir y?pratma sava??n?n (war of attrition) yürütülmesi idi. Y?pratma sava?? için kullan?lacak vas?talar da ?srail s?n?rlar?nda devaml? olarak çat??malar? tahrik etmek ve bir de Filistin komandolar?n? kullanmakt?. Bu komandolar?n finansman?n? da petrol üreten ülkeler üzerine alm??t?r.
1967 sava??ndan sonraki geli?melerde iki ayr? istikamet göze çarpmaktad?r. Bir yanda Amerika, Araplarla münasebetlerini düzeltmek için Orta Do?u bar???n? gerçekle?tirmeye çal??m?? ve bu da ?srail ile münasebetlerine görü? ayr?l?klar?n?n ve hatta zaman zaman so?uklu?un hakim olmas?na sebep olmu?tur. Ayr?ca, bu bar??? gerçekle?tirme çabalar?n? Sovyetlerle beraber yürütmeye çal??m??t?r. Amerika’n?n bu faaliyetleri ?srail’in politikas?na ters dü?mekteydi. Çünkü, ?srail ba?kalar? taraf?ndan haz?rlan?p sunulan bir bar??? de?il, 1967 zaferinin kendisine sa?lad??? imkanlar? ve kozlar? kullanarak, Araplar? kendisiyle müzakereye oturtmak suretiyle yap?lacak bir bar??? tercih ediyordu.
?srail-Amerikan münasebetleri bu ?ekle girerken, M?s?r da 1969 Nisan?’ndan itibaren 16 ay sürecek olan y?pratma sava??na ba?l?yordu. 1967 yenilgisinin hemen arkas?ndan, Nas?r M?s?r silahl? kuvvetlerinde gayet radikal reformlara giri?erek orduyu düzeltmeye çal??t?. Ayn? zamanda da, Sovyetler, sava? s?ras?ndaki kay?plar? telafi etmek için M?s?r’? yeniden h?zla silahland?rmaya ba?lad?lar. Böylece Nas?r haz?rl?klar?n? tamamlad?ktan sonra, 1969 Nisan?’ndan itibaren, Süvey? Kanal?’n?n sol k?y?s?ndaki mevzilerinden açt??? topçu ate?i ile, Kanal’?n sa? k?y?s?ndaki ?srail mevzilerini bombard?man etmeye ba?lad?.
Bu bombard?manlar, ?srail mevzilerinde insan kay?plar?na da sebep oldu. Bu sebeple ?srail, her zamanki takti?ini kullanarak, bu topçu ate?ine daha a??r bir ?ekilde kar??l?k verdi ve ?srail uçaklar? M?s?r topraklar?n? bombard?man etmeye ba?lad?.
1970 y?l?n?n ilk dört ay?nda ?srail uçaklar? M?s?r topraklar? üzerinde 3.300 uçu? yapm??lar ve 8.000 ton bomba atm??lard?r. ?srail’in havadan verdi?i bu kar??l?k o kadar müessir olmu?tur ki, daha 1970 Ocak ay?nda, M?s?r’?n hava savunmas?n?n be?te dördü tahrip edilmi? bulunmaktayd?. Onun içindir ki, Ba?kan Nas?r 1970 Ocak ay?nda Moskova’ya gitti ve Sovyetlerden uçak ve füze istedi. Sovyetler 150 Mig-21 uça?? ile SAM-3 füzeleri vermeyi kabul ettiler.
Nisan ba??ndan itibaren Sovyetlerin kontrolundaki M?s?r havaalanlar?ndan kalkan ve yine Sovyet pilotlar? taraf?ndan kullan?lan uçaklar, ?srail mevzilerini bombard?mana ba?lad?lar. Bunun üzerine ?srail, M?s?r’a yapt??? hava ak?nlar?n? durdurdu. Fakat Haziran sonlar?ndan itibaren M?s?r ?sraile kar??, bir hava savunma silah? olan ve yerden havaya at?lan (Surface to Air Missiles) SAM-2 ve SAM-3 füzelerine kullan?nca, i?in rengi de?i?ti. Zira bu durum ?sraili bir “önleyici” (preemptive) sava?a zorlayabilirdi.
?srail, M?s?r’a a??r bir darbe indirerek, daha ileriye gitme cesaretini k?rmak isteyebilirdi. Halbuki bu dönemde Amerika ?srail’e bask? yaparak, ?srail’i yeni bir sava?a gitmekten al?koymaya çal??maktayd?. Amerika’n?n bu tutumu, ?srail’in 1973 sava??n?n ilk gününde bir sürpriz Arap bask?n?na maruz kalmas?nda büyük rol oynam??t?r. M?s?r Sovyet füzelerini kullan?nca, ?srail tekrar hava ak?nlar?na ba?lad? ve füze üslerini tahrip etmeye çal??t?. Bunun üzerine Amerika’n?n araya girmesiyle 7 A?ustos’ta yeni bir ate?-kes kabul edilerek Kanal Cephesi yeniden durgunla?t?.
7 A?ustos ate?kes anla?mas?ndan sonra iki mühim geli?me oldu. Birincisi Ba?kan Nas?r’?n 28 Eylül 1974′de ani ölümü ve yerine General Enver Sedat’?n geçmesidir. Enver Sedat, tan?nm?? bir isim de?ildi ve dolay?siyle Nas?r kadar Arap dünyas?nda nüfuz sahibi olamazd?. Yani, M?s?r’?n bölgedeki tesiri zay?flayabilirdi. ?kinci geli?me, Kas?m ay?nda Suriye Baas Partisi içinde bir darbenin meydana gelmesi ve Baas’?n a??r? grubunun iktidardan dü?ürülerek, mutedil bilinen Haf?z Esad grubunun iktidar? ele almas? idi. Her iki hadise de Amerika taraf?ndan iyimser bir ?ekilde kar??lanm??t?r.
Enver Sedat’?n M?s?r’da dahi otoritesini kabul ettirmesi kolay olmad?. Bu sebeple, Enver Sedat, ?srail’in Sina’dan çekilmesini sa?lamak ve Süvey? Kanal?n? tekrar milletleraras? deniz trafi?ine açmak suretiyle bir prestij sa?lamak için ?srail’le anla?mak istedi. ?stedi?i de ?srail’in, Sina’n?n tamam?ndan de?il, Akdeniz’de El-Ari?’ten güneyde K?z?l Denizde Ras Muhammed’e çekilecek bir çizgiye kadar çekilmesiydi ki, bu da Sina’n?n yar?s?n? M?s?r’a terketmek demekti. Enver Sedat’?n 1971 ?ubat?’nda yapt??? bu teklif ?srail taraf?ndan reddedildi.
Bunun üzerine Enver Sedat, bu i?in tek ç?kar yolunun ?srail ile sava?mak oldu?una karar verdi. Fakat bunun için de, her?eyden önce, silahlanmada ?srail ile e?it durumuna gelmek ve bilhassa sald?r? silahlar?na sahip olmak gerekiyordu. Bundan dolay? Sedat, May?s 1972′de, yani SALT-? anla?mas?n?n imzas?ndan k?sa bir süre önce Moskova’ya gitti. Fakat Sovyetler çok de?i?mi?ti. ?imdi Sovyetler, adeta Amerika ile birlikte ortak bir Orta Do?u politikas? takip ediyorlar ve bölgede yeni bir çat??man?n ç?kmas?n? istemiyorlar, intiba?n? ald?. Dolay?s?yla Sovyetlerden silah da sa?layamad?.
Bir yandan Sovyetlerin bu tutumu, bir yandan da, 1971 May?s ay?nda Sedat’?n, Moskova taraftar? Ali Sabri’nin darbe te?ebbüsü ile kar?? kar??ya kalmas?, Sedat’?n Sovyetlerden dönmesine sebep oldu. Bunun neticesi olarak, 17 Temmuz 1972′den itibaren 17.000 kadar olan Sovyet uzman ve dan??manlar?n? M?s?r’dan ç?kard?. A?ustos ay?nda da, her iki devlet elçilerini geri çektiler.
Enver Sedat’?n bu hareketi Sovyetlerin Orta Do?u’daki prestiji için çok a??r bir darbe idi. Prestij kayb?n?n yan?nda, Sovyetler M?s?r gibi Orta Do?unun stratejik bir ülkesinden de ç?kar?lm?? oluyorlard?. Keza, ?skenderiye’deki Sovyet deniz üssü de kapan?yordu. Bu sebeple, Sovyetler 1972 sonbahar?ndan itibaren tekrar M?s?r’a yana?arak, M?s?r’?n modern silah isteklerini kar??lama hususunda kap?y? aralamaya çal??t?lar.
Bu çabalar?n sonucu olarak 1973 ?ubat?nda M?s?r ile Sovyetler aras?nda bir anla?ma meydana geldi. Bu anla?maya göre, Sovyetler M?s?r’?n istedi?i silahlar? verecekti, lakin M?s?r’?n askeri harekat?n?n amac? da, Süvey? Kanal?n?n sa? k?y?s?n?n ele geçirilmesinden öteye geçmeyecekti. Bundan sonraki aylar, M?s?r, Suriye ve ?imdi bu ikisi ile tekrar bar??m?? olan Ürdün aras?nda yo?un temaslar ve sava??n planlamas? için müzakerelerle geçti. Sava??n sadece Sina ve Suriye (yani Golan) cephesinde yap?lmas? kararla?t?r?ld?.
Yahudilerin en kutsal günü olan Yom Kippur’un tatil oldu?u 6 Ekim 1973 günü M?s?r ve Suriye kuvvetleri aniden ?srail’e kar?? sald?r?ya geçtiler. Sald?r? planlar? o kadar gizli tutulmu? ve sald?r?lar o kadar ani olmu?tur ki, ne Amerika ve ne ?srail bu sald?r?lar? ne önceden haber alabilmi? ve ne de tahmin edebilmi?lerdi. Sürpriz bu sefer Araplardan gelmekteydi. ?srail kar??la?t??? bu iki cepheli sürpriz sald?r? kar??s?nda, 1967′dekinden farkl? hareket etmi?tir.
1967 Sava??’nda ?srail önce Sina’da harekete geçmi? ve Suriye cephesinde savunma yaparak, Sina’y? tamamen i?gal ettikten sonra, Golan tepelerinde sald?r?s?n? sürdürmü?tür. 1973′de ise, a??rl??? önce Suriye cephesine vermi?tir. Suriye Cephesinde, sade Suriye askerleri çarp??m?yordu. Irak 3 tümenlik bir kuvvet ile üç uçak filosunu Suriye’ye göndermi?ti. Fas 1.800 ki?ilik bir kuvvet ile Suriye cephesine katk?da bulundu. Suudi Arabistan ise küçük bir kuvvet ile bu sava?a kat?ld?. Ürdün ise güney Suriyeye 2 z?rhl? tümen göndermi?ti.
Bu kuvvetler daha ziyade, Ürdün’ü kuzeyden gelecek bir sald?r?ya kar?? korumak içindi. Suriye cephesi 1967′deki gibi yine ba?ar?l? olamad? Araplar için. Suriyeliler 900-1.200 tank, 45.000 ki?ilik bir kuvvet ve 300 uçakla Golan cephesinde harekata ba?lad?. Golan’daki ?srail garnizonunda ancak 180 tank ve 4.500 asker bulunuyordu. Bu sebeple Suriyeliler çabuk ilerlediler ve Kuneitra’y? da alarak ve ?srail’e bilhassa tank bak?m?ndan a??r kay?plar verdirerek 1967 öncesi s?n?rlar?na kadar ilerlediler. Fakat ?srail kendisini çabuk toparlad? ve cepheyi bir kaç gün içinde takviye ederek 10 Ekimden itibaren Suriye kuvvetlerini geri sürmeye ba?lad?. Araplar geri çekildiler.
17 Ekimde, Suriye-?srail cephesi, 1967 sonras?n?n ?ekline girdi ve çarp??malar da durdu. ?srail, kendi topraklar?n? kurtarm??t?. Bunun üzerine ?srail, Suriye cephesinden ald??? bir k?s?m kuvvetlerini Sina cephesine sevketti. Sina cephesi de ba?lang?çta ve genel olarak ?srail için iyi geli?medi. M?s?r uçaklar? havadan Kanal?n do?u k?y?s?ndaki ?srail mevzilerini a??r bir ?ekilde bombalay?p, ?srail cephesine hem insan ve hem de tanklar bak?m?ndan mühim kay?plar verdirirken, M?s?r kuvvetleri de Süvey? Kanal?n? geçerek Kanal?n do?u k?y?s?nda köprüba?? tutmaya çal??t?lar.
M?s?r’?n harekat plan? üç kademeli idi. Birinci kademe Kanal’?n do?u k?y?s?nda köprüba?lar? tutmakt?. ?kinci kademe, Bat? Sina’daki stratejik Khatmia, Gidi ve Mitla geçitlerini ele geçirmekti. Üçüncü kademe de, bu geçitleri ald?ktan sonra ilerleyip ?srail s?n?r?na dayanmakt?. M?s?r kuvvetleri 24 saat içinde kar?? k?y?ya geçip; köprüba?lar?n? kurmaya ve 500 tank? geçirmeye muvaffak oldular. ?imdi ikinci hedef, 20 mil ötedeki üç stratejik geçidi ele geçirmekti. Fakat bunu yapamad?lar. Ancak 4-5 mil ilerleyebildiler.
14 Ekimde, Bar Lev hatt? denen ?srail cephesine Büyük Ac? Göl bölgesinde yapt?klar? büyük bir taaruz ba?ar?s?zl?kla neticelendi. Çünkü ?srail Suriye cephesini tesbit etmi? ve Sina’ya dönmü? bulunuyordu. ?srail kuvvetleri M?s?rl?lar? durdurduklar? gibi, 15 Ekimden itibaren, kuzeydeki M?s?r 2′inci Ordusu ile güneydeki M?s?r 3′üncü Ordusunun aras?ndan ve Büyük Ac? Gölün kuzeyinden kanal? geçerek M?s?r topraklar?na ayak bast?lar. Bundan sonra güneye dönerek 3′üncü M?s?r Ordusunu arkadan çember içine ald?lar.
M?s?r’?n 3′üncü Ordusunun durumu çok tehlikeli idi. Fakat, iki M?s?r ordusunun aras?ndan Kanal’?n bat? yakas?na geçen ?srail kuvvetlerinin durumu daha az tehlikeli de?ildi. Bundan dolay?, her iki taraf da Güvenlik Konseyi’nin 22 Ekim 1973 günlü 338 say?l? karar?n? ayn? gün ak?am? kabul ederek çarp??malar? durdurdular. 338 say?l? karar, taraflar? ate?kese ve 242 say?l? karar? derhal uygulamaya davet etmekteydi. 242 say?l? kararda, ?srail’in 1967′de i?gal etti?i topraklardan çekilmesinden söz edildi?i için, 338 say?l? karar?n bu k?sm? Araplara verilmi? bir tavizdi. Buna kar??l?k, karar taraflar? müzakerelere davet etmekteydi ki, bu da ?srail’in eskidenberi istedi?i bir husustu.
Ate?kese ra?men, ?srail, M?s?r 3′üncü Ordunun etraf?ndaki çemberi tamamlamak için, 23 Ekim’de çarp??malar? yeniden ba?lat?nca, yeni bir kriz do?du ve bu kriz Amerika ile Sovyet Rusya’y? kar?? kar??ya getirdi. Esasen her iki büyük devlet de 1973 Sava??’na dolayl? bir ?ekilde kat?lm??t?. Sovyetler 10 Ekim’den itibaren M?s?r ve Suriye’ye yo?un silah sevkiyat?na ba?lay?nca, Amerika da 13 Ekim’den itibaren ?srail’e silah göndermeye ba?lam??t?.
Durumun böyle oldu?u bir s?rada, ?srail’in çarp??malar? ba?latmas? üzerine M?s?r, kendisi ile ?srail kuvvetleri aras?na Amerikan ve Sovyet kuvvetlerinin konulmas?n? istedi. Sovyetler bu teklifi derhal desteklediler. Fakat Amerika buna o kadar kesin bir ?ekilde kar?? ç?kt? ki, Sovyetler gerilemek zorunda kald?lar. Bunun üzerine, Güvenlik Konseyi’nin, taraflar aras?na Birle?mi? Milletler kuvvetlerinin konulmas?na dair 25 Ekim 1973 ve 340 say?l? karar? kabul edildi. Bu suretle dördüncü Arap-?srail sava?? da sona ermi? olmaktayd?.
Fakat ortada yine bar?? yoktu. Halbuki 338 say?l? karar, bu amaçla taraflar?n müzakereye oturmas?n? istiyordu. Bunu da birisinin sa?lamas? gerekliydi. ??te Amerikan D??i?leri Bakan? Dr. Henry Kissinger bu i?i üzerine alan ki?i oldu. Kissinger’in Tel-Aviv ile di?er Arap ba?kentleri aras?nda defalarca gidip gelmek suretiyle gerçekle?tirdi?i mekik diplomasisi (shuttle diplomacy) sonunda, M?s?r ile ?srail aras?nda, 18 Ocak 1974′de, ?srail’in Sina’da belli bir ölçüde geri çekilmesini sa?layan bir anla?ma imzaland?.
Süvey?-Kahire yolunun 101′inci kilometresinde imzalanm?? olmas? dolay?s?yla, 101′inci Km. Anla?mas? ad? da verilen bu anla?man?n en büyük hususiyeti, diplomatlar de?il, ama M?s?r ve ?srail Genelkurmay Ba?kanlar? aras?nda müzakere edilip imzalanm?? olmas?d?r. Bu suretle, askeri mahiyette de olsa, ?srail ve M?s?r en yüksek askeri seviyede bir masa etraf?na oturmu? olmaktayd?lar.
Anla?maya göre, ?srail, Süvey? Kanal?’n?n bat? yakas?ndaki bütün kuvvetleri çekti?i gibi, do?u yakas?nda da kuvvetlerini k?y?dan 20 mil kadar geriye çekecekti. Kanal’?n do?u k?y?s?nda M?s?r askeri bulunmakla beraber, ?srail ile M?s?r kuvvetlerinin aras?na B. M. kuvvetleri yerle?tirilecekti. Gerek M?s?r’?n, gerek ?srail’in kuvvetleri 7.000 ki?iyi geçmeyecek ve ancak hafif silahlara sahip olacakt?.
Bu anla?may? taraflar, bir bar?? antla?mas? de?il, fakat o istikamette at?lm?? bir “ilk ad?m” saymakta idiler. Bu anla?ma ile M?s?r Süvey? Kanal?’n?n her iki taraf?na sahip olmakla Kanal’? tamamen ele geçirmi? olmaktayd?. Bundan dolay? Kanal, gerekli temizlikler yap?ld?ktan sonra, 5 Haziran 1975′de tekrar dünya deniz trafi?ine aç?ld?.
101′inci Km. Anla?mas?, Amerika’n?n Orta Do?u diplomasisinde büyük bir ba?ar? idi. Çünkü, 1967 sava??nda, di?er Arap devletleri ile birlikte, Amerika ile diplomatik münasebetlerini kesmi? olan M?s?r, 1974 Anla?mas?’ndan sonra bu münasebetlerini tekrar kurdu. Di?er taraftan, mekik diplomasisi s?ras?nda Dr. Kissinger, Amerika ile münasebetleri kesilmi? oldu?u halde, mesela bir çok defalar ?am’a gidip geldi ve Suriye de bunu kabullendi. Böylece Amerika, Araplarla olan münasebetlerini tekrar tesis etmi? olmaktayd?.
Amerika D??i?leri Bakan? Dr. Kissinger, Tel-Aviv ile ?am aras?nda bir süre yine mekik dokuduktan sonra, 31 May?s 1974′de, ?srail-M?s?r anla?mas?na benzer bir anla?man?n ?srail ile Suriye aras?nda da imzalanmas?n? sa?lad?. Bu anla?ma ile de, ?srail Kuneitra’n?n gerisine çekiliyor ve ?srail ve Suriye kuvvetleri aras?na yine B.M. Kuvvetleri konuyordu. Görülüyor ki, Kissinger’in Orta Do?u bar???ndaki takti?i, bar??a ad?m ad?m ilerlemekti. Bundan dolay? Kissinger’in bu politikas?na mekik diplomasisinin yan?nda, “ad?m, ad?m” diplomasisi de denilmi?tir.
Kissinger’i böyle bir diplomasiye zorlayan sebeplerin ba??nda ?srail’in tutumu gelmekteydi. Zira, at?lan her ad?mda ?srail, elinde tuttu?u topraklardan bir parças?n? geri vermekteydi. Bunun için ?srail, verdi?i her toprak parças?na kar??l?k bar?? için bir taviz elde etmek istiyordu. ?srail buna, “her toprak parças? için bir parça daha bar??” prensibi demekteydi. 101′inci Km. anla?mas?ndan sonra M?s?r-Amerikan münasebetlerinin düzelmesi, M?s?r’?n Amerika’n?n çabalar? ile Süvey? Kanal?’na tekrar kavu?mas? ve ?srail bak?m?ndan hiç de?ilse askerlerin bir masa etraf?na oturmas?, Orta Do?u geli?melerinde gayet müsbet geli?melerdi. Bundan dolay? Kissinger, yeni ad?mlar atmak hususundaki çabalar?n?n arkas?n? kesmedi.
Mekik diplomasisine devam ederek, ?srail ile M?s?r’?n bir ad?m daha atmalar?n? sa?lad? ve 1 Eylül 1975′de, Sina konusunda ?srail ile M?s?r aras?nda yeni bir anla?ma daha imzaland?. Bu anla?ma ile ?srail, Sina’daki Mitla ve Gidi geçitleri ile Abu Rudeis petrol kuyular?n? M?s?r’a terkederek daha da geriye çekilmekteydi. M?s?r ve ?srail kuvvetlerinin aras?na 200 personelli Amerikan erken uyar? sistemi konacakt?. Bu suretle M?s?r’?n ani sald?r?s?na kar?? ?srail’in güvenli?i sa?lanm?? oluyordu. Ayr?ca, M?s?r Abu Rudeis kuyular?ndan elde edece?i petrolden her y?l 4.5 milyon tonunu ?srail’e satacakt?.
Nihayet, M?s?r, ?srail gemilerinin de?il, fakat ?srail’e yük getiren di?er ülkeler gemilerinin Süvey? Kanal?’ndan geçmesine izin verecekti. M?s?r bu anla?ma ile iki büyük kazanç elde etmi? oluyordu: Biri, Sina’da biraz daha topra??n? geri almas? ve bilhassa Mitla ve Gidi geçitleri gibi savunmas? için çok de?erli noktalar? ele geçirmesi idi. ?kincisi ise, ?srail’in, i?gal etti?i Arap topraklar?n? geri verme kavram?n? yava? yava? benimsemeye ba?lamas? idi.
Fakat ?srail bunu yaparken, iki taviz elde etmi?ti: Biri, erken uyar? sistemine Amerika’y? kar??t?rmakla, bir bak?ma Amerika’y? ?srail’in güvenli?inden sorumlu bir hale getiriyordu. ?kincisi ise, s?rf anla?ma kar??l???nda Amerika’n?n ?srail’e 2.1 milyar dolarl?k askeri yard?m ile 700 milyon dolarl?k ekonomik yard?m yapmay? kabul etmesiydi. Ne olursa olsun, 1978′in Camp David Anla?malar?na giden yol aç?lm??t?.
Kirli ve ya?l? ?eyleri temizlemek üzere kullan?lan bir madde. Sabun, ya? asitlerinin sodyum potasyum ve amonyumla meydana getirdi?i tuzlard?r. Yaln?z, her ya? asidinin tuzuna sabun denmez. Oleik, stearik ve palmitik asitler gibi asitlerin alkali madenlerle yapt?klar? tuzlara ya da reçine tuzlar?na sabun denir. Bu asitlerin, öbür maddelerle yapt?klar? tuzlar?n bir k?sm?, suda erimedi?i için sabun gibi kullan?lmaz.
Sabunun, temizleme i?inde, fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki ödevi vard?r. Suda eriyen sabun, su ile birle?erek ya? asidi ve baz meydana getirir. Ya? asidi, çok ince koloidal parçalar halinde sabun köpü?ünü meydana getirir. Bu köpük adsorpsiyon özelli?inden dolay?, ufak kir parçalar?n? çama??rdan ve deriden kopar?r, kirli sabun köpü?ü halinde su ile ak?p gider.
Bu sabunun fiziksel temizlenmesidir. Aç??a ç?kan baz ise, özellikle ?l?k su ile çama??r ve derindeki ya?lar? sabun haline koyar ve temizler. Bu da kimyasal temizleme dir.
Fabrikalarda sabun, sabunun esas maddesi, fabrikan?n büyüklü?üne göre, 5-10 tonluk kazanlarda kaynat?larak yap?l?r. Kazan maden kömürü, tala? ve zeytin posas? s?k?larak ?s?t?l?r. Kazana önce ya?lar at?l?r. Onlar kaynarken sulu maden tuzlar? eriyikleri kat?l?r. Is?n?n etkisiyle sabonifikasyon ba?lar. Ya? asidi ile gliserin ayr?l?r; ya? asidi maden tuzuyla birle?ir, organik tuz haline gelir. Bu organik tuz, sabundur. Kazandaki sabun içinde gliserine tuz eriyi?i kat?l?nca gliserin dibe çöker, koni biçimindeki kazan?n dibindeki musluk aç?l?p gliserin bo?alt?l?r.
Sabun iyice temizlenmek için birkaç sefer y?kat?l?p so?utulur. Bu i? bazen 2 -3 hafta sürer. Sonra pervaneli kazanlara konur. Burada hafif hafif dövülerek önce ?s?t?l?r, sonra so?utulur. Sabuna dökülürken, istenirse boya veya koku kat?l?r. Bu i?, kazana suda kolayca eriyen bir boya ile renkle?tirilmi? su veya kokulu sular ak?tmak suretiyle yap?l?r. Bazen Reçine de kat?l?r. Sabun bulamac? döküldükten sonra birinci so?uma kal?plar?na dökülür. Burada so?urken küçülür. Yumu?ak halde, kolayca kal?ptan ç?kar. Sonra ikinci kal?plara konur. Burada cendere ile s?k??t?r?larak istenen ?ekil verilir. Üzerine yaz? veya süsler bas?l?r, bildi?imiz sabun olur.
Vücudun baz? organlar? taraf?ndan ç?kar?lan ve kan taraf?ndan di?er bölgelere ta??n?p ,etkilerini gösteren hayati önemdeki kimyevi maddelere hormon ad? verilir.
Hormonla vücuttaki çe?itli bezlerden salg? yolu ile ç?karak kana kar???r. Ço?alma, büyüme, metabolizma gibi çok önemli vücut faaliyetlerini düzenlerler. Bir hormonun kanda gerekenden az veya fazla olu?u,çok ciddi hastal?klara sebep olabilir. Ayr?ca,hormonlar?n pek ço?unun, birbiri ile de çok yak?ndan ilgisi vard?r. Birbirini etkileyen hormonlar?n gerekti?inde vücutta bir denge sa?lad??? da bilinmektedir.
T?bb?n ilerlemesi ile gerekti?inde vücuda d??ardan hormon verilmesi olana?? sa?lanm??,böylece de hormon eksikliginden meydana gelen pek çok hastal???n tedavisi mümkün olmu?tur.
Vücudumuzdaki hormonlar?n halk taraf?ndan en çok tan?nan? hiç ?üphe yokturki,"Ensülin"dir. Pankreastaki"Langar-hans adalar?" diye isimlendirilen küçük bezler taraf?ndan salg?lanan Ensülin, vücudun karbonhidrat metabolizmas?n? düzenler.
En önemli hormonlardan biri de, böbrek üstü bezlerinin salg?lad??? "Adrenalin"dir. Bu hormon, vücudun fazla güce ihtiyac? olunca artar. Adrenalin, kan?n ak???n? yava?lat?p, kalbi kuvvetlendirme özelli?ine sahip bir hormondur. Bugün, bu hormon da, vücuda d??ardan verilebilmektedir. Kalp krizlerinde, ast?mda ve ani kanamalarda vücuda Adrenalin hormonu zerkedilerek hastalar tedavi edilebilmektedir.
Vücuttaki hormon salg?layan bezlerin en önemlisi, yakla??k olarak on çe?it hormon salg?layan Hipofiz (Pitüit)bezidir. Beyinde bulunan bu bezin vücudun ihtiyac?na göre salg?lad??? hormonlar aras?nda, büyümeyi kontrol eden, cinsiyet bezlerinin çal??mas?n? düzenleyen, vücuttaki ensülin oran?n? sabit tutan,böbrek üstü bezlerinin salg?lar?n? ayarlayan hep bu hipofiz bezinin salg?lad??? çe?itli hormonlard?r.
Vücuttaki hormon dengesizli?i yukarda da belirtti?imiz gibi bir çok önemli hastal?klar?n temelini te?kil etmektedir.Modern t?bda hormonlar ve hormon tedavisi önemli bir yer i?gal etmektedir.
Popüler etiketler
[ sonu ] [ göz ] [ asa ] [ erçek ] [ kaz ] [ araf ] [ arlar ] [ bil ] [ tas ] [ sava ] [ deri ] [ teri ] [ veri ] [ rmak ] [ anan ] [ tan ] [ göster ] [ nak ] [ cad? ] [ din ] [ sla ] [ bas ] [ metre ] [ ted ] [ har ] [ meydan ] [ altyn ] [ ayna ] [ lara ] [ olur ] [ dü?ün ] [ ?an ] [ sal ] [ kul ] [ hal ] [ amy ] [ arl ] [ ça? ] [ iler ] [ lir ] [ k?m ] [ bul ] [ ney ] [ a il ] [ do?ru ] [ bit ] [ ki?i ] [ duru ] [ rak ] [ m s ] [ nem ] [ bur ] [ zaman ] [ zar ] [ emi ] [ fazl ] [ ahi ] [ bat ] [ kilometre ] [ ili ] [ ykta ] [ ine ] [ u?ur ] [ a?? ] [ nce ] [ ker ] [ art ] [ s?r ] [ led ] [ kol ] [ kle ] [ ehir ] [ tel ] [ nya ] [ en son ] [ rum ] [ van ] [ dil ] [ ato ] [ yun ] [ elik ] [ yaz ] [ eski ] [ a a ] [ oru ] [ hayat ] [ n m ] [ r ya ] [ dere ] [ lama ] [ kuru ] [ her ] [ nedir ] [ sar ] [ tak ] [ ark ] [ areket ] [ rat ] [ üre ] [ akl ] [ güç ] [ reti ] [ koy ] [ çe?it ] [ tyr ] [ cad ] [ asi ] [ irin ] [ kan ] [ t a ] [ hayvan ] [ kler ] [ mal ] [ düny ] [ insanlar ] [ aman ] [ ben ] [ ba? ] [ eki ] [ d?n ] [ alma ] [ çük ] [ ati ] [ k sa ] [ dini ] [ top ] [ ilk ] [ eli ] [ ebe ] [ neden ] [ ime ] [ t?r ] [ tay ] [ byt ] [ yün ] [ bal ] [ nüfus ] [ çin ] [ dük ] [ man ] [ tarihi ] [ tor ] [ bili ] [ etin ] [ men ] [ ?kta ] [ ?am ] [ arda ] [ yyllar ] [ a?k ] [ e in ] [ ?s? ] [ boy ] [ lan ] [ evre ] [ kat ] [ linde ] [ ya? ] [ rad ] [ ara ] [ metr ] [ ren ] [ anlam ] [ akü ] [ tarih ] [ ylk ] [ e il ] [ y?llar ] [ ast ] [ kaza ] [ ire ] [ erik ] [ dana ] [ bun ] [ insan ] [ çeki ] [ nüfusu ] [ çil ] [ orta ] [ erk ] [ as? ] [ söz ] [ mil ] [ a i ] [ dam ] [ a r ] [ lak ] [ bulu ] [ alt ] [ b?t ] [ nedi ] [ med ] [ sind ] [ mar ] [ ret ] [ e?e ] [ k?l ] [ halk ] [ tin ] [ kat? ]