Bilim Ve Teknik Canlılar Din Edebiyat Genel İnsan Ve İnsan Sağlığı Mimari Mitoloji Müzik Önemli Bölgeler Sanat Tarih Toplum Ve Toplum Yapısı Yeryüzü Ve Dünya

Gramofon nedir?

Plaklar üzerine tespit edilmi? olan esaslar? tekrarlamaya yarayan alet. Gramafon iki bölümden ibarettir: Plak ve makine. Plak, gomalaka ve mumlu maddelerle (son y?llarda plastik maddelerle) yap?lan bir disktir.?ki yüzünde helezon ?eklinde oyuklar vard?r. Bu oyuklar, girintili ç?k?nt?l?d?r, özel olarak yap?lm?? olan gramafon i?nesi, bu oyuklar aras?nda dola??rken, meydana gelen titre?imler, pla?a al?nan sesin tekrar duyulmas?n? sa?lar.

Makine, pla??n devaml? olarak ve ayn? h?zda dönmesini sa?layan bir motor ile, sesi yans?tan bir bölümden ibarettir. Motor, zemberek ya da elektrikle çal??t?r?labilir. Her iki ?ekilde de dakikada ortalama olarak 78 devir yap?l?r. Elektrikle çal??an gramafonlara pikap ad? verilir.

??ne, plak üzerinde doland?kça, oyuklar?n girinti ve ç?k?nt?s?na göre meydana gelen titre?imler, i?nenin ba?l? bulundu?u diyagrama yans?r, ses titre?imleri, diyagram ve ses kutusu yard?m? ile büyütülerek aksettirilmi? olur.

Gramafon 1877 y?l?nda Edison taraf?ndan icat edilmi? olan fonograf?n geli?tirilmi? ?eklidir.

Plak nas?l doldurulur?

Balmumundan yap?lm?? düz ve daire biçimli kal?plar, gramafona benzeyen bir makineye konur. Bu makine, balmumundan kal?b?, belli bir h?zla döndürür. Kal?b?n üzerine bir i?ne konmu?tur. Bu i? ne bir diyaframa ba?l?d?r.

Makinenin kar??s?nda yap?lan bir konu?ma ya da söylenen bir ?ark?, havay? titre?tirir, hava da diyagramda titre?imler meydana getirir. Bunun sonucu olarak, diyagrama ba?l? olan i?nede de titre?meler olur. i?ne, titre?erek, dönmekte olan balmumu kal?b? üzerinde, titre?me durumuma göre ini?li ç?k??l? çizgiler çizer. Böylece, bir kal?p elde edilmi? olunur. Bu kal?ptan nikel kal?plar ç?kar?l?r. Sonra da bu nikel kal?ptan, bildi?imiz gramafon plaklar? ço?alt?l?r.

Tramvay nedir?

?ehirler içinde, yere dö?enmi? raylar üstünde hareket eden, elektrikle i?ler ya da atla çekilir ta??t arac?, 1776 y?l?nda ilk defa ?ngilterede kömür nakliyat? için dö?enen yolda i?letilen ilkel tramvay, gittikçe evrimle?mi?, 1832 y?l?nda atla çekilen tipleri New York ?ehrinde i?letilme?e ba?lam??, daha sonralar? da elektrikle i?leyenleri, dünyan?n büyük ?ehirlerinde kullan?lan önemli ?ehir içi ta??t vas?talar?ndan biri olmu?tur.

Türkiyede ?zmir ve ?stanbulda tramvay i?letmesi kurulmu?tur. ?zmirde olanlar? atla çekilirdi. ?stanbulda bulunanlar? da elektrikli tramvaylar halinde idi. ?stanbulda bulunanlar, 1961 y?l?nda kald?r?lm?? ve yaln?z Anadolu yakas?nda i?letilmesine devam edilmesi karar? al?nm??t?r.

Niçin A?lar?z?

?nsanlar?n ço?u,genel olarak üzüldü?ümüz veya ac? duydu?umuz zaman a?lad???m?za inan?r. Oysa bir insan hayat? boyunca yakla??k olarak 250. 000, 000 kez a?lamaktad?r. Bunun nas?l oldu?unu mu merak ediyorsunuz?

Gözkapaklar?, kaslar sayesinde inip kalkan deri katlar?d?r. Bunlar?n bir tiyatro perdesi gibi inip kalkmalar?, kaslar?n kontrolüyle olur. Gözkapaklar?n?n inip kalkmas? o kadar çabuk olur ki,görü?ümüz bozulmaz. Hatta devaml? ?ekilde tekrarlanan bu olgunun fark?na bile varmay?z. Gerçekte,gözkapaklar?,uykuda oldu?umuz zamanlar hariç,insan?n hayat? boyunca her alt? saniyede bir otomatikman aç?l?p kapan?r.

Her gözde,gözün d?? kö?esinin üzerinde yer alm?? bir göz ya?? bezi vard?r. Ayr?ca,gözya??n? üst gözkapa??na ta??yan salg? kanallar? ve gözümüzün ön taraf?ndan d??ar? veren ba?ka kanallar mevcuttur. Gözümüzü her k?rp???m?zda, gözya?? salg? kanallar?n?n aç?l???na bir miktar s?v? pompalan?r. Bundan amaç,gözün saydam tabakas?n? uyarmak ve onu kuru kalmaktan korumakt?r. Bu mekanik nitelikteki i?lem,asl?nda a?lamaktan farks?zd?r. Ba?ka türlü söylemek gerekirse .a?lad???m?z zaman da ayn? ?ey olur.

?nsan?n çok güldü?ü zaman gözlerinden ya? geldi?ini görmü?sünüzdür. Bunun nedeni, a??r? ölçüde güldü?ümüz zaman kaslar?n gözya?? bezlerini s?k??t?rmas?d?r.

Nitekim,üzüntüyle,ac? duymakla ilgisiz bir ?ey de so?an soyarken gözün ya?armas?d?r. Soyulan so?andan gaz?ms? yap?da zerrecikler yay?l?r. Bu zerrecikler gözümüze ula?t???nda, onlar?n tedirgin edici etkisinden gözya?? dökerek korunuruz. Dökülen gözya??, tedirgin edici zerrecikleri "y?kay?p" götürür. Yo?un duman kar??s?nda da ayn? ?ey olur.Otomatikman "a?lar",böylelikle gözlerimizi dumandan korumu? ve temizlemi? oluruz. Üzüntü ve ac? kar??s?nda a?lamaya gelince, bu insan?n psikolojik yap?s?yla ilgili bir ?eydir. ?nsan,bütün canl?lar içinde duygular?n? a?layarak ifade eden tek yarat?kt?r. Ancak dü?ünen, duygusal yönden duyarl? kimseler a?lar. Bebekler sadece ba??r?r, s?zlan?rlar. Dü?ünebilecek, belirli duygulara sahip olacak ça?a eri?meden a?lamazlar.

Üzüntü ve ac?yla a?lamak, bu duygular?n kelimelerle ifade s?n?rlar?n? a??p,gözya??n?n akmas?n? sa?layan bir mekanizmaya yönelmesi,bu yoldan ifadesidir. Ba?ka türlü söylemek gerekirse,kendimize ra?men,elimizde olmaks?z?n meydana gelen bir refleks harekettir. Yeterli sebep varsa, biz istemesek de, o sebep böylece ifade edilecek, d??a vurulacakt?r.



Tortum

Tortum; Erzurum iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 936 kilometrekare nüfusu 38817 dir. Yüzeyi genel olarak da?l?k alanlardan ibarettir. Halk?n ba?l?ca geçim kayna?? tah?l ekimi ve hayvanc?l?kt?r.

?efaatli

Yozgat ?line ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 941 kilometrekare, nüfusu 21.264 tür. Yüzeyi vadilik alanlarla da?l?k alanlardan ibarettir. Ba?c?l?k, tah?l ekimi, halk?n ba?l?ca geçim kayna??d?r.Merkezi 2.165 nüfuslu ?efaatli kasabas?d?r.

Ahmet Tevfik Pa?a (1845 - 1936)

Son Osmanl? sadrazam?. 1862 y?l?nda Harbiyeyi bitirmi?, dört y?l sonra istifa ederek hariciye mesle?ine girmi?tir. Çe?itli elçiliklerde bulunduktan sonra 1895 te hariciye naz?rl???na getirilerek 14 y?l bu makamda kalm??t?r. 1909 da 31 Mart Ayaklanmas? s?ras?nda ilk defa sadrazaml??a getirilmi?tir. ?kinci Abdülhamit tahttan indirilince padi?ah olan Sultan Re?at taraf?ndan makam?nda b?rak?lm??sa da biraz sonra istifa etmi? ve Londra büyük elçili?ine gönderilmi?tir. Osmanl? devleti Birinci Dünya Sava??na kat?l?ncaya kadar orada kalm??t?r. 1918 de mütarekeden sonra ikinci defa sadrazam olmu?sa da ?stanbul un i?galinde ileri gelen durumdan ötürü sadarette kalamayarak Ayan Meclisi ba?kanl???n? üzerine alm??t?r. 1919 Haziran?nda, 1920 May?s ba??nda Parise giden ilk heyete ba?kanl?k etmi?, 1920 Ekim ay?nda üçüncü defa sadrazam olmu?tur. 1921 ?ubat?nda Londra Konferans?ndaki ?stanbul heyetinin ba?kan? olan Tevfik Pa?a, orada iken Ankaradan gelmi? olan milli murahhaslar?n görü?üne kat?ld???n? konferans?n resmi toplant?s?nda aç?klam??t?r. Mudanya mütarekesinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti nin egemenli?inin ilan edilmesi üzerine Bab?ali hükümetine son verilmi? ve Ahmet Tevfik Pa?a Osmanl? Devletinin son sadrazam? olmu?tur.

Gelinliklerin rengi neden beyazd?r?

Çocuk annesine sormu?: 'Anne gelinlerin giysisi neden beyaz renkte?' Annesi cevaplam??: 'Beyaz renk masumiyetin ve mutlulu?un sembolüdür.' Çocuk tekrar sormu?: 'Peki o zaman damatlar neden siyah giyiyorlar?'

Eski Roma'da gelinliklerin rengi sar?yd?. Gelinler yine sar? renkte peçe tak?yorlard?. Peçe evli ve bekar kad?nlar? ay?rt ediyordu. Ortaça?larda ise gelinli?in rengi üzerinde pek durulmad?. Kuma??n kaliteli ve gösteri?li olmas? daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

Beyaz gelinlik adetinin yayg?nla?mas? 16. yüzy?lda olmu?tur. Bu y?llarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümü?i renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ?srar etti.

Bundan sonra ?ngiliz ve Frans?z yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi oldu?u konusunu i?lemeye ba?lad?lar. O dönem

ahlak?na göre bekaret evlili?in vazgeçilmez ko?ulu oldu?u için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç k?zlar?n bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vas?tas? oldu.

Gelinlikle ilgili baz? bat?l inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinli?ini bizzat kendisi dikmesi, damad?n dü?ünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinli?i dü?ünden önce giymesi u?ursuzluk getiriyor.

Söz evlenmeden aç?l?nca evlilik yüzü?ünden de bahsetmek gerekiyor. ?nsanlar?n evlenince yüzük takmalar? eski M?s?rl?lar?n inançlar?na dayan?yor. Milattan 2800 y?l önce M?s?r'da ya?ayanlar dairenin veya halka ?eklindeki cisimlerin, ba?lang?ç ve biti? noktalar?n?n olmamas? nedeni ile sonsuzlu?u - temsil ettiklerine inan?yorlard?. Yüzük evlili?in sonsuza dek sürece?ini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romal?lar vas?tas? ile iyice yayg?nla?t?. Kaz?larda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlan?lm??t?r.

Evlilik yüzü?ünün sol ele ve sondan bir önceki parma?a tak?lmas?n?n sebebi ise modern t?bb?n geli?mesinden önceki devirlere ait yanl?? bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dola??m sistemimizdeki ana damar?n sol elimizde bu parmaktan ba?lay?p kalbimize gitti?i san?l?yordu. Böylece buraya tak?lan yüzükler evli çiftin kalben ba?l?l???n? simgeliyordu. Gerçi ?imdi damarlar?n nereden gelip nereye gitti?i biliniyor ama bu da bir adet olarak kald?.

Dijital Kale nedir?

Dijital Kale popüler yaz?n içinde pek çok ki?inin elinde gördü?ünüz bir kitap olabilir. Hatta benim gibi “Popülerse i? ç?kmaz” diye dü?ünmü? bile olabilirsiniz. Ancak romana sadece 20 sayfa vermeniz güzel bir tatl?y? kaç?rmaman?z? sa?layacakt?r.

Daha önce Da Vinci ?ifresiyle ad?n? çokça duydu?umuz Dan Brown yazm?? kitab?.

Dijital Kale 80′lerde mikrofilmlerin pe?inde ko?an so?uk sava? y?llar? casuslar?na yeni bir gözle bak?yor. Tarih boyunca bilgiyi gizlemek ve güç olarak kullanmak için haberle?me sistemlerinin kulland??? ?ifreleme tekniklerini bir ders havas?na girmeden aktar?yor.

Konu Amerikano filmlerinin pek ço?unda olan temalar? içerdi?i için ustal?kla Holywood yönetmenlerine göz k?rp?yor. Macera var, a?k var, hareket var güzel kad?n, atletik jön ve bilgisayarlar kurt hackerlar, ?ifreciler var daha ne olsun?

Bir kitab?, okumayanlara fazla ipucu vermeden ele?tirmek son derece güç. Ufak giri?lerle film fragman? gibi anlatmak laz?m san?r?m. Bir kere kitab? okumak için bilgisayarc? olmak gerekmiyor. Dili çok aç?k ve basit. ?kincisi öyle kafan?z? patlatman?z gerekmiyor. Bavulunuzu al?p Avrupa’da ?ifre araman?z da gerekmiyor. Uzan?verin ve kapt?r?n kendinizi kitaba.

Fakat ald???n?z zevki artt?rmak için ipuçlar?: Asal say? nedir? Anahtar, kripto, ulusal güvenlik nedir önce kendiniz bir dü?ünün.

Bildi?iniz gibi tüm haberle?me sistemleri bir bilgiyi bir halden bir hale çevirir ve vard??? yerde tekrar ilk mesaj?n elde edilmesi gerekir. Bu normal haberle?medir. ?ifreciler ise bu dönü?ümün sadece kendileri taraf?ndan yakalanacak yöntemlerle gerçekle?mesini isterler.

Tarih boyunca harf kayd?rma , tersten yazma, farkl? alfabe kullanma teknikleri kullan?lm??, baz?lar? zeki insanlar taraf?ndan çözülmü? baz?lar? ise çözülememe?tir. Özellikle II. Dünya sava??’nda Almanlar?n Enigma makinesi ba?ta deh?et yaratm??t?r. ?ngilizler sistemi çözene dek geçen süre de sistemin k?r?lamazl??? efsanele?mi?tir. Sistemi k?ran ?ngilizler bu anla??lmas?n diye bir süre daha, ald?klar? istihbarata ra?men bir miktar zarar? göze alm?? ve daha önemli hamlelerde süpriz sald?r?lar düzenlemi?lerdir.

Yine II. Dünya sava??nda Japonlarla kripto sava?lar? cephe gerisinde sürerken Amerikal?lar?n bir k?z?lderili kabilesinin az bilinen simgesel dilini kulland??? bilinmektedir.

Bilgisayarlar i?in içine girince mesaj giderek mümkün olan en uzun anahtarla kilitlendi. Deneyerek bulacaklar?n y?llarca gerçek mesaj? açamamas? hedeflendi. Fakat paralel program i?lemenin bulunmas?yla, bir problemin pek çok bilgisayara verilmesiyle ayn? bilgisayar?n y?llarca bulamayaca?? bir anahtar?n dakikalar içinde çözülebildi?i ispatland?. Bu finans, askeri ve devletle ilgili tüm birimleri ürküttü. Böylece 128 Bitlik ?ifrelemeler ve Public Key denilen daha güçlü algoritmalar bulundu.

Eh! Size verdi?im bu ön bilgileri daha anla??l?r ?ekilde kitapta bulacaks?n?z. Kitap bence temelde insanlar?n bilgiyi saklama özgürlü?ü olup olmad???n? sorguluyor. Herkesin evet ya da hay?r diyerek geçebilece?i bu sorunun cevab?n?n o kadar kolay olmad???, terör, ulusal güvenlik, özgürlük, kavramlar?n?n gördü?ümüzden farkl? manalara uzanabildi?i anla??l?yor.

Bir arkada??m?n dedi?i gibi “Bu kitab? üç günden fazla zamanda okuyacak birini tan?m?yorum. Çünkü son derece ak?c? ve heyecanl?.”

?yi okumalar….

Kaynak ; http://www.mihrace.net/konu.php?id=dijitalkale

Vurgun yemek nas?l olur?

?nsanlar yüzy?llard?r su alt?na sadece zevk veya merak için de?il, inci, mercan, sünger gibi ?eyleri ç?kar?p, geçimlerini sa?lamak için de dalm??lard?r.

Deniz seviyesinde hava bas?nc? l atmosferdir. ?nsan vücudunun solunum ve dola??m sistemi bu bas?nca ayarl?d?r. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede bas?nç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su bas?nc? 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yapt??? bas?nç, yüzeye oranla üç mislidir.

Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinli?e inildi?inde, akci?er kapasitesi dörtte birine dü?er, kan bas?nc? artar, vücut ?s?s? dü?tü?ünden kalbin at?? h?z? artar, bilinç bulan?kl??? ba?lar. Bu nedenle yard?mc? gereç kullanmadan 30 metrenin alt?na inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dal???n da kendine özgü sorunlar? vard?r. Derinde d?? bas?nc?n yüksek olmas?ndan dolay? tüpten solunan havan?n içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmü? bir hacimle da??l?rlar.

E?er su yüzeyine süratle ç?k?l?rsa, bas?nc?n azalmas?yla bu gazlar da süratle genle?ir. Oksijen dokularda kullan?ld???ndan sorun yaratmaz, ama özellikle azot gaz? damarlarda süratle genle?erek, damar t?kan?kl???, akci?er y?rt?lmas? ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlar?na yol açar.

Bu ?ekilde vurgun yiyenler, süratle bas?nç odalar?na al?n?rlar. Burada tekrar vurgun yedi?i derinlikteki bas?nç verilir ve dengeli olarak azalt?l?r. Bir ba?ka önlem de vurgun yiyeni, ayn? derinli?e tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yava? ç?kmal?, hatta belirli de-, rinliklerde beklenmelidir. ?deal ç?k?? h?z? dakikada 20 metre olup, pratikte e?itmenler bunu dalg?ç adaylar?na 'yüzeye gelen en küçük bir hava kabarc???ndan daha h?zl? ç?kma' ?eklinde ö?retirler.

?emsiyelerin ço?unun rengi neden siyaht?r?

?emsiyeler ilk olarak 3400 y?l önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayr?cal???n sembolü olarak kullan?lmaya ba?land?. Bu ilk ?emsiyeler Mezopotamyal?lar? ya?murdan de?il, yak?c? güne?ten korumak için kullan?l?yordu.

?emsiyeler yüzy?llar boyu hep güne?ten korunmak için kullan?ld?. Bugün bile baz? Afrika kabilelerinde ?efin arkas?nda yürüyen bir ?emsiye ta??y?c?s? görülmektedir. Hatta ?ngilizce'de ?emsiye anlam?ndaki 'umbrella' kelimesi, Latince gölge anlam?na gelen 'umbra' kelimesinden türemi?tir.

Milattan önce 1200 y?llar?na gelindi?inde ?emsiye M?s?rl?larda biraz dini bir anlam kazand?. Gökyüzünün Tanr?n?n vücudundan yap?lm??, dünyay? koruyan bir ?emsiye oldu?una inan?yorlard? ve ba?lar?n?n üzerinde ta??d?klar? ?emsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romal?lar ?emsiye kültürünü M?s?rl?lardan ald?lar ama onu hep kad?ns? bir sembol olarak gördüler ve erkekler taraf?ndan hiç kullan?lmad?. Ya?l? ka??ttan yap?lan ?emsiyelerin ya?muru da geçirmedi?i görülünce, kad?nlar taraf?ndan ya?murda da kullan?lmaya ba?land?. Art?k antik tiyatrolarda, ya?murda kad?nlar ?emsiyeler alt?nda rahat rahat otururlarken, erkekler ??r?l s?klam ?slan?yorlard?.

Avrupa'da ?emsiyelerin yayg?n olarak kullan?lmas?na 1700'lü y?llarda ba?lanm??t?r. Bu y?llarda ?emsiyelerin yünlü kuma?lar?n?n üstü bir çe?it ya? ile s?van?yordu. Bu ya? kuma?a su geçirmez bir özellik kazand?r?yor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu ?emsiyeler erkekler taraf?ndan da benimsendi ve güne? için olan beyaz ?emsiyeler kad?nlar?n, ya?mur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarlar? oldu.Bir çe?it ya? ile s?vanan siyah ?emsiyeler gerçekten ya?muru hiç geçirmiyorlard? ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli ?emsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezli?in bir garantisiymi? gibi alg?lanmaya devam edildi. Günümüzde yaz?n ?emsiye kullanma adeti pek kalmad? ama ya?murda erkekler siyah ?emsiye ta??mada hala ?srarl?. Kad?nlar ise c?v?l c?v?l renklerdeki ?emsiyelerle dola??yorlar.

Popüler etiketler

[ oda ] [ imi ] [ e?in ] [ y?l ] [ genel ] [ çük ] [ tin ] [ med ] [ bulu ] [ ney ] [ lis ] [ r ya ] [ ati ] [ oyun ] [ çim ] [ an? ] [ emin ] [ büyü ] [ ça? ] [ kar ] [ avu ] [ elik ] [ emi ] [ aras ] [ alar ] [ a?k ] [ ba? ] [ meydan ] [ fazl ] [ ölçü ] [ ller ] [ ire ] [ yazy ] [ olo ] [ ama ] [ tarih ] [ düzen ] [ sonu ] [ din ] [ hava ] [ lam ] [ par ] [ erk ] [ nce ] [ k ta ] [ dem ] [ aç? ] [ can ] [ b?t ] [ ikl ] [ linde ] [ eti ] [ 821 ] [ reti ] [ led ] [ dren ] [ sava ] [ kaza ] [ tre ] [ ram ] [ mal ] [ tel ] [ erçek ] [ lle ] [ atl ] [ sla ] [ e il ] [ rik ] [ ted ] [ ten ] [ yeni ] [ ker ] [ katy ] [ anlam ] [ ast ] [ ben ] [ faz ] [ koy ] [ edi ] [ k s ] [ yün ] [ para ] [ asi ] [ art ] [ oru ] [ areket ] [ adlar ] [ kta ] [ ece ] [ arl ] [ dere ] [ ara ] [ ayna ] [ sav ] [ nüm ] [ sa? ] [ kar? ] [ akl ] [ eski ] [ ran ] [ ang ] [ nil ] [ nar ] [ bit ] [ önce ] [ ak?n ] [ let ] [ hat ] [ sonuç ] [ hare ] [ kare ] [ emel ] [ ayy ] [ e in ] [ sava? ] [ anan ] [ ak? ] [ hal ] [ a r ] [ neden ] [ kara ] [ kala ] [ rol ] [ tik ] [ olur ] [ lara ] [ kul ] [ ata ] [ kap ] [ kat? ] [ sab ] [ bul ] [ kan ] [ e ya ] [ alan ] [ arlar ] [ di? ] [ çil ] [ ehir ] [ dam ] [ arm ] [ eli ] [ ila ] [ ini ] [ yaz? ] [ bili ] [ inç ] [ ak?m ] [ ?s? ] [ alt?n ] [ tor ] [ lama ] [ s?r ] [ say ] [ nsan ] [ yun ] [ çevre ] [ eki ] [ en son ] [ çin ] [ kis ] [ mil ] [ i il ] [ mik ] [ kül ] [ mac ] [ dev ] [ bat ] [ inci ] [ har ] [ bilin ] [ sal ] [ da y ] [ ?rk ] [ iler ] [ devam ] [ ylk ] [ ato ] [ e e ] [ bel ] [ yer ] [ kuru ] [ ykta ] [ lek ] [ hareket ] [ kad ] [ oku ] [ ölüm ] [ u?ur ] [ altyn ] [ dük ] [ men ] [ ?kta ] [ eri ] [ ince ] [ n r ] [ sind ] [ ünlü ] [ ya? ] [ tak ]