Baz? kimselerin niçin çilli oldu?unu gere?i gibi aç?klayabilmek için, önce cilde renk veren ?eyin esas?n? ö?renmeliyiz. ?nsan cildinin (derisinin) belirli bir rengi almas?ndaki en önemli unsur, de?i?ik ?rklardan ki?ilerde melanin miktar?ndaki farkl?l?kt?r. Ba?ka türlü söylemek gerekirse ,melanin miktar?n?n farkl?l??? insanlarda derinin ba?ka ba?ka renklerde olmas? bak?m?ndan en önemli rolü oynar.
Hayat?n ilkel, alt tabakadan örneklerinde ,kertenkelelerin ve belirli baz? bal?klar?n renk de?i?tirebilmeleri melanin sayesinde olur. Buna kar??l?k, melanin insanlarda sadece tenin rengini belirlemekle kalmaz. Uzun süre güne? alt?nda kalman?n çok zararl? etkilerine kar?? da koruyucu görevi ve i?levi (fonksiyonu) vard?r.
Melanin, epiderminin en alt tabakas? boyunca yay?lm?? özel hücreler taraf?ndan üretilir. Bildi?imiz gibi.epidermi derimizin ince d?? kesimidir. Melanin üreten özel hücreler "melanosif" ler diye adland?r?l?r. Bütün bu aç?klamalardan sonra, ?imdi "çil" in ne oldu?u sorusuna gelmi? bulunuyoruz.
Çil,sözkonusu hücrelerin,yani melanositlerin belirli kesim ve noktalarda yo?un bir ?ekilde gurupla?m?? bulunmas?n?n sonucudur. Zaten çillerin sar?ms? kahverengi olmas? da bu nedenledir. Melanin pigmentleri (renk verici maude) sar?ms? kahverengidir. Burada kar??m?za ba?ka bir soru ç?k?yor. Neden baz? insanlar çillidir de, ço?unluk çilli de?ildir? Bunun cevab?n? soyaçekim'de aramak gerekir.Bizim çilli ya da çilsiz olmam?z,anne ve babalar?m?z?n durumlar?yla, görünü?leriyle belirlenen bir ?eydir.
?nsanlardaki çillerin rengi (asl?nda onlar?n yap?s?ndaki melanin rengi), alt?n renginden koyu kahverengine kadar de?i?iklikler gösterebilir. Bu durum, sözkonusu kimsenin cildinin güne?e ve ?s?ya maruz kalmas?n?n derecesiyle ilgilidir. Güne? ???nlar? çillerin rengini, koyula?t?rmaktan ba?ka, yeni melanin olu?umuna da zemin haz?rlar.
Bir ba?ka deyi?le, güne? ????? yeni ve bol melanin yarat?r. Melanin miktar? yo?unla?t?kça cildin renginin koyula?aca??da tabii bir ?eydir, ??te bu nedenle, tropik bölgelerde devaml? ve ?iddetli güne? ???nlar?na maruz kalanlar?n tenlerinin rengi koyudur. Beyaz tenli kimseler yaz aylar?nda "güne? alt?nda yanmakla",gerçekte melanin'in ço?almas? sonucu esmerle?mektedirler. Ayn? ?ekilde,kapal? yerlerde uygulanan ultra-violet ???nlar? da tenin güne? alt?nda kalm??cas?na yan?p esmerle?mesini sa?layacakt?r.
Özetlemek gerekirse,farkl? miktarlarda olmak suretiyle insan?n cildinin rengini belirleyen melanin ayn? zamanda baz? insanlardaki "çil" lerin de nedeni ve kayna??d?r.
Tan?nm?? pedagoglar?m?zdan. Bulgaristanda K?zanl?kta do?mu?tur. Almanyada pedagoji ve psikoloji ö?renimi görmü?, 1910 da Türkiyeye dönünce lise ö?retmenliklerinde, müdürlüklerde, ?stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi profesörlü?ünde bulunmu?tur. Uzun y?llar Talim ve Terbiye Heyeti üyeli?inde bulunmu?, 1938 de Çapa K?z Ö?retmen Okulunda pedagoji ö?retmenli?inde bulunmu?tur.Çe?itli çevirileri ve e?itimle ilgili eserleri vard?r. Beyaz Zambaklar Memleketi çevirisi ile Yabanc? Kelimeler Lügati ünlü eserlerindendir.
?ngiliz ?airi, Londrada do?mu?tur. Sonradan at kiralay?c?s? olan bir seyisin o?ludur. Okul s?ralar?nda iken kendini ?iire vermi?, 1817 y?l?nda yay?nlad??? ?iirler adl? ilk kitab?ndan sonra, bütün zaman?n? ?iire vermi?tir. Bu sebeple hekimlik mesle?ini b?rakm??, çok k?sa olan hayat?nda, ?ngiliz ?iirinin ?ekilce ve özellikçe en güzel örnekleri olan ?iirlerini yazm??t?r.
?çel iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 3.300 kilometrekare, nüfusu 53.504 dür. Yüzeyi, Toros da?lar?n?n Akdenize bakan çok engebeli ve ormanlarla kapl? yamaçlar?ndan ibarettir. K?y?da, Göksu nehrinin meydana getirdi?i geni? bir ova yer al?r. Geçim kaynaklar? aras?nda tah?l ekimi, hayvanc?l?k, meyvecilik ve deniz ticareti yer al?r. Merkezi 9.843 nüfuslu Silifke kasabas?d?r.
Osmanl? ?mparatorluk saray?nda iç örgütlenme ve burada bulunan ?imdiki üniversite seviyesindeki yüksek okul "Enderun" diye isimlendirilirdi.
"Oda" olarak isimlendirilen 7 bölüm, "Enderun" un bütününü meydana getirirdi. Bu odalar? ?öylece s?ralayabiliriz :
1 - Küçük Oda
2 - Büyük Oda
3 - Do?anc? Odas?
4 - Seferli Odas?
5 - Kiler Odas?
6 - Hazine Odas?
7 - Has Oda
Galata Saray?, Edirne Saray?, ?brahimpa?a Saray?,?skender Çelebi Saray? gibi resmi okullardan, Büyük ve Küçük Odalar denilen s?n?flara zeki,yetenekleriyle ö?retmenlerinin taktirini kazanm??, yak?n ilgilerine hedef olan ö?renciler al?n?r, burada özel bir e?itim görür ve gelece?in devlet memurlar? olarak yeti?tirilirdi. Enderun'a al?nan ö?renciler aras?nda,büyük devlet adamlar?ndan baz?lar?n?n çocuklar? da bulunurdu. Ancak, bunlar?n al?nmalar? için padi?ah?n emri gerekliydi.
Enderunda Türk, Arap, Acem dilleri,edebiyatlar?,dini bilgiler, askerlik sanat?n?n incelikleri ö?retilirdi. Yetene?i olanlar, güzel sanat ö?renimi için ayr?l?rd?. 16. yüzy?lda Küçük ve Büyük odalarda 160 ö?renci oldu?u halde, daha sonralar? ö?renci say?s? 400 ü bulmu?tu. 1675 y?l?nda kald?r?lan "Do?anc? Ko?u?u" yerine,daha yüksek seviyede ö?renciler için 1635 y?l?nda kurulmu? olan "Seferli Ko?u?u" ndan yararlan?l?yordu. 17. yüzy?l sonlar?na do?ru, bu s?n?fta 100 ü a?k?n ö?renci oldu?u bilinmektedir. Bu ö?rencilerin en k?demsizi "subay" derecesindeydi. Bunlar?n ba??nda "Saray Kethüdas?" ve 12 subay vard?.
"Kiler Odas?" daha yüksek seviyede olup, Fatih taraf?ndan kurulmu?tu. Bu s?n?f?n yönetim ve düzeninden "Kilerciba??" sorumluydu. "Hazine Odas?" daha yüksek seviyedeydi. Bu ko?u? da Fatih taraf?ndan kurulmu?tu ve "Hazinedarba??" diye tan?mlanan komutan rütbece "sancakbeyi" ne e?itti.
Hazinedarba??,yakla??k olarak 2000 i?çinin çal??t??? saray atölyelerinden de sorumluydu. Maiyetinde yüksek rütbeli 5 subay vard?. Hazinedarba??'n?n ve maiyetindekilerin en büyük görevi, 2 daire halinde 4 salonu kaplayan Enderun hazinelerini korumakt?.
Hazinedarba??,gündeli?i ?imdiki 600 Türk liras?na yakla??k bir maa? al?rd?. Saray hizmetinden ayr?ld??? an "beylerbeyi" atan?rd?. O tarihin "beylerbeyi", ?imdinin orgeneral rütbesine e?itti.
Enderun'un en yüksek kademesi "Has Oda" örgütüydü. "Has Oda", Fatih döneminde 32 subayla kurulmu?,Yavuz Sultan Selim zaman?nda subay say?s? 40 a ç?kar?lm??t?.
Bu örgütün en yüksek subay? olan Hasodaba??'n?, rütbe s?ras?yla Silahtar, Çuhadar ve Rikaptar'd?.Hasodaba??, ayn? zamanda bütün Enderun örgütünün de ba?? durumundayd?.
Hünkar Müezzini,S?r katibi (?imdiki özel kalem müdürü) Sar?kç?ba??,ba?çuhadar (hükümdar?n ayakkab?lar?yla ilgilenirdi ),kahveciba??,berberba??, tüfekçiba?? ve t?rnakç?ba?? (her Per?embe günü hünkar?n t?rnaklar?n? keserdi),Has Odan?n di?er önemli ki?ileriydi.
Enderun örgütü 1833 y?l?nda II. Mahmut taraf?ndan kald?r?lm??t?r. Enderun'da ö?retime çok özen gösterildi?inden,bu örgütten gerek siyasi ilimler, gerekse güzel sanatlar alan?nda gerçekten de?erli ki?iler yeti?mi?tir.
Ball?babagillerden bir bitki. Yapraklan saps?z, çiçekleri beyaz ya da menek?e renginde, küçük bir bitkidir. Yemeklere tat ve koku vermek için yas ya da kuru olarak kullan?l?r.
Yirminci yüzy?l?n ba?lar?nda bilim insanlar? bu konuyu çok basit bir ?ekilde aç?kl?yorlard?. Bu aç?klamaya göre, her ne kadar nehirlerin sular? tatl? ise de içlerinde bir miktar da erimi? mineral vard?r. Yataklar?ndaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayalar? erozyona u?ratarak okyanuslara ta??rlar. Bu mineraller içinde en çok olan? kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adland?r?lan bildi?imiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.
Bilim insanlar? bu teoriden yola ç?karak dünyan?n ya??n?n da hesap edilebilece?ine inan?yorlard?. Ancak nehirlerdeki tuz oran? ile okyanuslardaki tuz oran? mukayese edilerek yap?lan hesaplamalarda dünyan?n ya?? 300 milyon y?l ç?kt?. Dünyam?z ise gerçekte 4,5 milyar küsur ya??ndad?r.
Ayr?ca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen y?l artmas? gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oran? bölgelere ve zamana göre de?i?iklik gösterse de içindeki belli ba?l? elementlerin yo?unluklar?n?n yüz milyonlarca y?l hemen hemen ayn? kald?klar? bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz ba?lang?çta denizlere nereden gelmi?tir? Bilim insanlar? da tam olarak bilemiyorlar ve emin de?iller ama iyi bir tahminleri var.
Tuz iki çe?it atomdan yap?lm??t?r. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanlar? Sodyum'un ilk teoride oldu?u gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere ta??nd???n?, Klor'un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabu?u ile yer merkezi aras?nda kalan katmanlardan, okyanuslar?n diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize kar??t???n? ve bu ikisinin birle?erek denizin tuzunu olu?turduklar?n? tahmin ediyorlar.
Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmad???n?n cevab?n? alabilmi? de?iliz. Bilim insanlar? bunun aç?klamas?n? da ?öyle yap?yorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir,ama ayn? zamanda denizdeki di?er kimyasallarla birle?erek, okyanus taban?ndaki kayalar taraf?ndan emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayr?l?p çökelti haline gelerek bir ?ekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.
Yüz milyonlarca y?l, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oran?n? hep ayn? tutan bu müthi? ayar gerçekten çok etkileyici.
Yüzme yar??lar? serbest (kravl), kelebek, kurba?alama ve s?rtüstü olmak üzere dört ayr? kategoride yap?l?r. Ancak 'kelebek' gibi her insan?n kolay kolay yüzemeyece?i bir sitilin niçin yar??malara al?nd??? pek bilinmez. Asl?nda bütün stillerin orijini kur-ba?alamad?r. Uluslararas? yüzme federasyonu kurulmadan önce ba?ka ilginç kategoriler de vard?. Örne?in 1900 y?l?nda Fransa'da Sen nehrinde yap?lan 200 metre engelli yar???nda, yüzücüler sudaki direklere ç?k?yor, sandallar?n altlar?ndan geçiyorlard?. Bilmen en eski yüzü? ?ekli kurba?alamad?n Az enerji harcanmas? nedeni ile bu stil suda hayat kurtarmada ve keyif için yüzmede de kullan?l?r. ?ki kolun ileri uzat?l?p, suyun ellerle iki yandan geri çekilmesi, bu arada bacaklar?n da senkronize hareket etmesi, kurba?alar?n yüzü?üne benzedi?inden bu ad? alm??t?r. ?lk zamanlarda kulaç tamamland???nda, nefes de kol hareketi ba?lamadan önce al?nd??? için, bu arada h?z da çok azald???ndan dura dura yü-zülüyormu? gibi görünürdü. Gittikçe geli?en bu stilde ?imdilerde nefes kolun geri çekili? hareketinin tamamlanmas?ndan az önce al?nmakta, yüzücüler de duraksamadan yüzmektedirler.Kelebek stilin kurba?alamadan as?l fark? kol hareketleridir. Kollar ileri hareketlerini suyun üstünden yaparlar. 1933 y?l?nda ABD'de yap?lan bir yar??ta Henry Myers adl? bir yar??mac? kurba?alama stili ile yüzü?ün kurallara uygun oldu?u konusunda ?srar etmi? ve sonuçta yar??a kabul edilmi?tir.
Sonradan kelebek stili ayr? bir dal olarak yar??malara al?nm??t?r. Ba?lang?çta yüzücüler ayaklar?n? kurba?alamada oldu?u gibi yana hareket ettirirlerken sonra yunusun kuyru?u gibi ç?rpma?a ba?lam??lard?r.. Asl?na bakarsan?z yunusiama olmas? gereken bu stilin ad? herhalde kelebeklerin uçu?una benzetildi?inden olacak kelebek (?ngilizce'de butterfly) olarak kabul görmü?tür.
S?rtüstü yüzü? ?ekli ise 20. yüzy?l?n ba??nda geli?meye ba?lad?. Bunda da ba?lang?çta kol ve ayak hareketleri kurba?alamaya benziyordu. ABD'li Harry Hebner kravl sitile benzer kol ve ayak hareketlerini geli?tirdi ve bu ?ekilde yüzdü?ü ilk yar??ta kurallara uymad??? gerekçesiyle diskalifiye edildi. Yap?lan itirazlar sonunda kurallarda s?rtüstü bulunma d???nda bir k?s?tlama olmad??? ve bu stilin s?rtüstü yüzme h?z?n? daha da geli?tirdi?i anla??larak resmi olarak kabul edildi ve Harry'nin madalyas? verildi.
Serbest stil de denilen kravl yüzü?ün, yüksek dalgalarla mücadele edebilmek için Güney Pasifik yerlileri taraf?ndan geli?tirildi?i san?l?yor. Bütün yüzü? ?ekilleri aras?nda en h?zl?s? olan bu stil 1902 y?l?nda Avustralyal?lar taraf?ndan Avrupa'ya ta??nd?. Stil Amerika'ya ula??nca ayaklar her kulaçta önce 4 kez, sonra 1917 y?l?nda iki kad?n taraf?ndan daha da geli?tirilerek 6 kez ç?rp?lmaya ba?land? ve sürat artt?kça artt?.
Asman?n glikozca zengin, taze ya da kuru halde yenen ve salk?m halinde bulunan meyvesi. Akdeniz iklim bölgesinde bulunan yerlerde yeti?ir. Çe?itleri çoktur. Suyu ile ??ra pekmez, sirke, ?arap, rak? gibi içilecek maddeler yap?l?r. Yurdumuzun belli ba?l? ihraç maddelerinden biridir. Frenk üzümü, çekirdeksiz, yap?ncak, çavu?, öküzgözü, alt?n ta?, papazkaras?, misket tan?nm?? cinsleridir.
Belden yukar? k?z, belden a?a??s? bal?k ?eklinde tasavvur edilen bir masal mahlûku. Yunan mitolojisindeki Sirenlerden ç?kma bir tasavvurdur. Nehir tanr?s? Akheleus’un k?zlar? olan Sirenler, Demeter’in k?z? Persephone’ nin kaç?r?lmas?n? önlemedikleri için, tanr?ça Demeter taraf?ndan yar?s? hayvan, yar?s? insan ?ekline sokulmu?lard?r. Bunlar?n sesleri çok güzeldi. Uzaktan bunlar?n seslerini i?iten gemiciler, i?lerini b?rak?p dinlerler ve bu yüzden de gemileri karaya vururdu.
Popüler etiketler
[ ölüm ] [ madde ] [ yeri ] [ aman ] [ nil ] [ iler ] [ tre ] [ düny ] [ k?m ] [ akl ] [ tas ] [ erk ] [ tor ] [ ad? ] [ nya ] [ kas ] [ can ] [ sla ] [ gece ] [ ila ] [ an? ] [ ram ] [ bul ] [ din ] [ devam ] [ eri ] [ ?s? ] [ ?kta ] [ ince ] [ metre ] [ kon ] [ cad? ] [ asi ] [ kir ] [ a a ] [ m s ] [ ller ] [ söz ] [ r b ] [ ele ] [ ile ] [ aml ] [ kol ] [ tak ] [ bit ] [ dünya ] [ oda ] [ nedir ] [ ak?n ] [ a?ar ] [ reti ] [ kat ] [ rak ] [ ato ] [ nce ] [ n m ] [ düzen ] [ edi ] [ d?n ] [ lis ] [ kad ] [ emin ] [ k s ] [ lan ] [ ayna ] [ nlar ] [ mer ] [ ylk ] [ ylan ] [ oyun ] [ dün ] [ her ] [ car ] [ ata ] [ utu ] [ y?l ] [ let ] [ hal ] [ eli ] [ kar ] [ a k ] [ hava ] [ ang ] [ ta? ] [ ura ] [ da y ] [ kle ] [ bun ] [ alan ] [ kül ] [ mar ] [ çal??ma ] [ ba? ] [ men ] [ ate ] [ altyn ] [ çük ] [ yün ] [ b?t ] [ alar ] [ ali ] [ yazy ] [ çe?it ] [ ten ] [ kler ] [ ire ] [ ykta ] [ zar ] [ erçek ] [ dam ] [ kil ] [ çim ] [ nar ] [ par ] [ arda ] [ nem ] [ man ] [ tin ] [ baz ] [ cad ] [ deniz ] [ ilgi ] [ has ] [ lara ] [ lke ] [ k?l ] [ arm ] [ ast ] [ far ] [ ret ] [ u?ur ] [ ray ] [ e?in ] [ ben ] [ lle ] [ ilk ] [ byt ] [ ime ] [ sar ] [ ç?? ] [ çin ] [ nsan ] [ deri ] [ ni? ] [ s?r ] [ al? ] [ bak ] [ rmak ] [ para ] [ r ya ] [ mik ] [ mil ] [ bilin ] [ nüm ] [ sonu ] [ rum ] [ oku ] [ kis ] [ erik ] [ bar ] [ t?r ] [ fazl ] [ ili ] [ sonuç ] [ rat ] [ sel ] [ türk ] [ insan ] [ anan ] [ rik ] [ önce ] [ göz ] [ i il ] [ boy ] [ bal ] [ do?ru ] [ yeni ] [ a?k ] [ ans ] [ eki ] [ k?s ] [ dere ] [ nüfus ] [ emel ] [ aras ] [ kan ] [ amy ] [ kap ] [ dü?ün ] [ art ] [ tik ] [ inç ] [ avu ] [ tay ] [ arl ] [ yön ] [ katy ] [ dana ] [ a i ] [ say ]