Bitki ve hayvanlar?n, beslenmek ve geli?mek için d??ar?dan ald?klar? maddeleri, kendilerine yarar bir duruma getirmek üzere birçok de?i?ikliklere u?ratmalar? ve bu arada beliren de?ersiz ve zararl? art?klar? atmalar? olaylar?na verilen genel ad.
Ta?l?çay; A?r? iline ba?l? bir ilçe, Yüzölçümü 750 kilometrekare, nüfusu 14.324 dir. Yüzeyi oval?k ve da?l?k alanlardan ibarettir. Hayvanc?l?k ve tar?m, halk?n ba?l?ca geçim kaynaklar?d?r.?lçe merkezi 2,004 nüfuslu A?a?? Ta?l?çay kasabas?d?r.
Türk roman ve hikaye yazar?. ?stanbul da do?mu?tur. Ö?renimini ?zmir rü?tiyesinde tamamlam??, bir süre Frans?zca ö?renebilmek için ?zmirdeki mechitariste rahip okuluna devam etmi?tir. Ö?rencili?i s?ralar?nda Nevruz adl? bir dergi ç?karm??a okulu bitirince bir taraftan Osmanl? Bankas?nda memurluk, ?zmir rü?tiyesinde Frans?zca ö?retmenli?i yapm??t?r. Bu s?ralarda Hizmet adl? bir gazete ç?km?? ve ?stanbula (1893) giderek idaresinde memur olmu?tur. Bir ara Darülfünun Edebiyat Fakültesinde Bat? edebiyat? okutmu?, 1909 da Mehmet V. hükümdarl??? s?ras?nda Mabeyin ba? tipli?ine getirilmi?, buradan ayr?l?nca, daha memurluk hayat?na dönmemi?tir,
?stanbula geldikten sonra Recaizade Mahmut Ekremin, tavsiyesi ile Servet-i fünun dergisinde hikaye, makale, roman yay?nlama?a ba?lam??, böylece, Edebiyat-? Cedide toplulu?una kat?lm??t?r. Halid Ziya U?akl?gil, Edebiyat-? Cedide toplulu?unun en önemli roman ve hikaye yazar?d?r. Küçük ya??nda iken Frans?z oku da ald??? Bat? kültürünün, realist ve süralist Frans?z romanc?lar?n?n etkisi t?nda kalm??. Türk edebiyat?nda real ak?m?n?n ba?ar?l? örneklerini verimi Eserleri ile Türk nesir dilinde bir ç???r açm?? ,belli kurallar içinde cümle kurulu?lar?n? ve noktalama i?aretlerini türkçeye sokmu?tur. Halid Ziya, ayn? zamanda ilk yazd??? eserlerindeki dili eski görmü?; bunlar?n yeni bas?mlar?n? bugünkü dile çevrilmi? ?ekliyle bast?rm?? yeni eserlerini de sade bir dille yazm??t?r.
Yeryüzünde ya?ayan nayvanlar?n say?s? bir milyondan fazlad?r. Bunlar?n içinde gözle görülmeyecek kadar küçük olanlardan, boylar? otuz metreyi bulan Balinalara kadar boy boy hayvan vard?r.
Yap?lan ara?t?rmalardan,bu bir milyonu a?k?n hayvan?n içinde sadece 45.000 çe?idinin vücudunda iskelet bulundu?u tespit edilmi?tir.
800. 000 hayvan?n ise üzeri boynuz gibi sert bir kabukla örtülüdür. 100.000 kadar hayvanda ise ne iskelet, ne de üzerlerinde boynuzumsu sert bir kabuk vard?r.
Bu bir milyondan fazla hayvan?n yar?s?ndan ço?unda beyin te?ekkül etmemi?tir.
Bilim adamlar? y?llard?r dünyan?n dört kö?esini ara?t?rd?klar? halde,hala o güne kadar görmedikleri, bilmedikleri hayvanlarla kar??la?maktad?rlar.
Eskiden, daya??n bir e?itim say?ld??? zamanlarda, ayak tabanlar?na dayak atmak için kullan?lan bir alet. Falaka ad?, ayn? zamanda, bu aletle at?lan daya??n da ad?d?r.
Falaka, ayak tabanlar? ç?plak hale getirildikten sonra, falakaya tutulacak kimsenin, ayaklar?n? hareket ettirememesi için, lastik veya kay??tan yap?lm?? bir düzenekle, ayak tabanlar?na burmay? sa?layan kal?nca bir sopadan ibarettir. Yere s?rt üstü yat?r?lan falaka yiyecek kimsenin ayaklar?, yukar? kald?r?larak iki ki?i taraf?ndan tutulur, üçüncü bir kimse de, sopa ile ayak tabanlar?na vururdu.
Eski?ehir iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 4.103 kilometrekare, nüfusu 50.338dir. Yüzeyi ,yer yer hafif meyilli plato ve düzlüklerden ibarettir. Halk?n geçim kayna?? tah?l ekimine ve hayvanc?l??a dayanmaktad?r .Merkezi 7.186 nüfuslu Sivrihisar kasabas?d?r.
Türk ?air ve gazetecisi. ?stanbulda do?mu?tur. Amerikan Kolejinde ve Frans?z Lisesinde okumu?, ö?renimini Darülfünun Felsefe bölümünde tamamlam??t?r. Milli E?itim Bakanl???n?n açt??? imtihan? kazanarak Sorbonneda ihtisas yapm??t?r. Yurda dönü?ünde bankac?l?k mesle?ine girerek ?? Bankas? müfetti?li?ine kadar yükselmi?, 1939 da Güzel Sanatlar Akademisinde edebiyat dersleri vermi?tir. Bir taraftan da çe?itli gazete ve dergilerde makale ve ?iir yay?nlam?? 1936 y?l?nda A?aç 1943 y?l?nda Büyük Do?u dergilerini ç?karm??t?r. 1943 y?l?ndan itibaren kendini tamamen gazetecili?e vererek, Büyük Do?u dergisini bazen gazete ?eklinde, bazen dergi ?eklinde ve aral?klarla yay?nlam??t?r.
Kurtulu? Sava??ndan sonra ünü yay?lma?a ba?lam?? ?airlerimizdendir. ?iirimize, insan?n iç hayat?n?, ben ve ruh meselesini, e?yalar insanlar aras?ndaki ilgiyi sokmu? ve kudretli bir ?air oldu?unu göstermi?tir. Fakat, bu ?iir çabas?ndan vazgeçerek çal??mas?n? günlük siyasi hayat?n meselelerine hasretmi?tir. 1964 y?l? sonlar?nda bir süre Büyük Do?u dergisini ç?karm??sa da, okuyucusuzluktan kapatmak zorunda kalm??t?r.
Eserlerini ?iir, tiyatro ve dini konular türlerinde vermi?tir. Ba?l?ca eserleri ?unlard?r: Örümcek A??, Kald?r?mlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervan?, Künye, Sab?rta??, Ata Senfoni, Çerçeve, Halkadan P?r?lt?lar, 101 Hadis, Bir Adam Yaratmak, Cinnet Mustatili.
Büyük ?ehirlerdeki yo?un trafik s?k???kl??? bak?m?ndan kolayl?k sa?lamak amac?yla yeralt?nda çal??an elektrikli trenler "metro" diye isimlendirilir. Kolayca anla??laca?? gibi, metrolar?n çal??mas?nda esas yeryüzündeki trafik yo?unlu?unu azaltmak,bunun bir bölümünü yeralt?na çekmektir. New York, Londra, Paris, Moskova gibi büyük ve kalabal?k ?ehirlerdeki metrolar, yeralt?nda kesi?en tüneller,geçitler,paralel çal??an hatlarla gerçekten ak?l almayacak kadar karma??k, fakat o ölçüde de düzenli bir örgü halindedir.
Metronun tarihi boyunca geri gidecek olursak, bu tür ilk yeralt? treninin 1863 y?l?nda Londra'da çal??maya ba?lad???n? ö?reniriz. Ancak o tarihte çal??an metronun tam anlam?yla ilkel oldu?unu özellikle belirtelim. Londra'da 1863 y?l?nda çal??an metro, buharl? makinesi dolay?s?yla duman?n kolay ç?kaça?? menfezler bulunmas? için yeryüzüne yak?n bir derinlikte i?liyordu. 1890 y?l?nda bunlar?n yerine elektrikli trenlerin kullan?lmas?na ba?land?. Elektrikli trenler, yap?lar?n temelleri, gaz ve elektrik ana borular?yla sak?ncal? bir ili?kiye meydan kalmamas?n? sa?layacak kadar derinde çal??maktayd?. O zamandan bugüne Londra metrosu büyük ölçüde geli?mi?, teknolojinin ve son bulu?lar?n uyguland??? bir metro örgüsü olmu?tur.
Dünyan?n en büyük yeralt? trafik örgüsü olan New York metrosu ilk kez 1904 y?l?nda aç?lm??t?. Elektrikli yeralt? trenleri, ça?da? uygarl?k düzeyinde ve bugünkü büyük ?ehirlerin a??r, yo?un trafik yükü aç?s?ndan, en güvenilir, en h?zl? ula??m sistemidir. Büyük metro örgülerine sahip ?ehirlerde, metro istasyonlar?na ini? ve ç?k?? "hareket eden" merdivenlerledir. Otomatik çal??an, kendili?inden hareketli merdivenler, yolcular?n metro istasyonlar?ndaki platformalara inmelerini sa?lar. Bo?alan metrolardan yolcular? yeryüzüne ç?kar?r.
Metro sistemlerinde bütün trafik kontrollar? otomatiktir. Metro arabalar?n?n (vagonlar?n) kap?lar?,trenler istasyonlara ula?t?klar? zaman bas?nçl? havayla otomatik olarak, kendili?inden aç?l?p kapan?r. Her ?ey t?k?r t?k?r, hiç aksamaks?z?n çal??an bir saat düzeniyledir.Her hat,belirli bir zamanda ancak bir tren taraf?ndan kullan?labilecek bir düzenle belirtilm??t?r.
?stanbul'da "Tünel" ad?yla bilinen metro 17 Ocak 1875 tarihinde törenle i?letme aç?lm??t?r. Bu metro 626 metre mesafeli iki istasyon aras?nda çal???r. Karaköy'den binenleri Tünel'in üstba??na ç?kar?r.Beyo?lu taraf?ndan gelenlerde ayn? yoldan Karaköy'e inerler.
“Scene”, programc? (coder), grafiker, müzisyen, “swapper”, “cover designer” vb. nitelikteki bilgisayar kullan?c?lar?n?n ve bu kullan?c?lar?n bir araya gelerek olu?turduklar? gruplar?n bütününe denir. Her platformun (Atari, Amstrad, Spectrum, Sinclair, Commodore, Amiga, PC vb.) kendine ait bir “scene”i vard?r. Örnek “Commodore 64 Scene”i, “Spectrum Scene”i, “PC Scene”i gibi.
Bu “scene”ler çe?itli alt gruplara ayr?l?rlar. Mesela Türkiye’deki Commodore 64cülerin olu?turdu?u “scene”e ?ngilizce “Turkish C64 Scene” denir.
“Scene” kesinlikle ticari kayg? içermez. Tamamen e?lence ve rekabet ortamd?r. “Scene” “i?” de?il, “hobi”dir. “Scene”i olu?turan ve bir arada tutan unsurlar; gruplararas? ileti?im organlar? (eskiden mektuptu, ?imdi internet ve web sayfalar?), partiler ve disk magazinleridir.
Scene hakk?nda daha geni? bilgi için lütfen bir önceki parti için haz?rlanm?? siteyi ziyaret ediniz.
Bu yaz? fazlamesai.net‘den al?nm??t?r.
?emsiyeler ilk olarak 3400 y?l önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayr?cal???n sembolü olarak kullan?lmaya ba?land?. Bu ilk ?emsiyeler Mezopotamyal?lar? ya?murdan de?il, yak?c? güne?ten korumak için kullan?l?yordu.
?emsiyeler yüzy?llar boyu hep güne?ten korunmak için kullan?ld?. Bugün bile baz? Afrika kabilelerinde ?efin arkas?nda yürüyen bir ?emsiye ta??y?c?s? görülmektedir. Hatta ?ngilizce'de ?emsiye anlam?ndaki 'umbrella' kelimesi, Latince gölge anlam?na gelen 'umbra' kelimesinden türemi?tir.
Milattan önce 1200 y?llar?na gelindi?inde ?emsiye M?s?rl?larda biraz dini bir anlam kazand?. Gökyüzünün Tanr?n?n vücudundan yap?lm??, dünyay? koruyan bir ?emsiye oldu?una inan?yorlard? ve ba?lar?n?n üzerinde ta??d?klar? ?emsiye yüksek ahlak sembolü idi.
Romal?lar ?emsiye kültürünü M?s?rl?lardan ald?lar ama onu hep kad?ns? bir sembol olarak gördüler ve erkekler taraf?ndan hiç kullan?lmad?. Ya?l? ka??ttan yap?lan ?emsiyelerin ya?muru da geçirmedi?i görülünce, kad?nlar taraf?ndan ya?murda da kullan?lmaya ba?land?. Art?k antik tiyatrolarda, ya?murda kad?nlar ?emsiyeler alt?nda rahat rahat otururlarken, erkekler ??r?l s?klam ?slan?yorlard?.
Avrupa'da ?emsiyelerin yayg?n olarak kullan?lmas?na 1700'lü y?llarda ba?lanm??t?r. Bu y?llarda ?emsiyelerin yünlü kuma?lar?n?n üstü bir çe?it ya? ile s?van?yordu. Bu ya? kuma?a su geçirmez bir özellik kazand?r?yor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu ?emsiyeler erkekler taraf?ndan da benimsendi ve güne? için olan beyaz ?emsiyeler kad?nlar?n, ya?mur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarlar? oldu.Bir çe?it ya? ile s?vanan siyah ?emsiyeler gerçekten ya?muru hiç geçirmiyorlard? ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli ?emsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezli?in bir garantisiymi? gibi alg?lanmaya devam edildi. Günümüzde yaz?n ?emsiye kullanma adeti pek kalmad? ama ya?murda erkekler siyah ?emsiye ta??mada hala ?srarl?. Kad?nlar ise c?v?l c?v?l renklerdeki ?emsiyelerle dola??yorlar.
Popüler etiketler
[ yün ] [ süre ] [ ece ] [ sava? ] [ ordu ] [ let ] [ ist ] [ k?m ] [ sal ] [ bur ] [ bat ] [ can ] [ an? ] [ dev ] [ inç ] [ rum ] [ ekim ] [ çel ] [ rol ] [ üre ] [ mil ] [ di? ] [ düny ] [ kat? ] [ arda ] [ tak ] [ areket ] [ bulu ] [ kad ] [ kap ] [ a?? ] [ erik ] [ alt?n ] [ bar ] [ maya ] [ altyn ] [ k sa ] [ tin ] [ güne ] [ atl ] [ baz ] [ kta ] [ eser ] [ ire ] [ a il ] [ lek ] [ kis ] [ ted ] [ kas ] [ nsan ] [ ben ] [ söz ] [ etin ] [ nce ] [ mac ] [ ara ] [ r ya ] [ kuru ] [ ans ] [ da? ] [ sonuç ] [ top ] [ bit ] [ hayat ] [ dana ] [ oda ] [ has ] [ akü ] [ düzen ] [ cad ] [ n r ] [ a r ] [ tre ] [ ak?m ] [ ney ] [ dere ] [ mer ] [ ile ] [ nedi ] [ k y ] [ ime ] [ k m ] [ am? ] [ inci ] [ genel ] [ rik ] [ men ] [ da y ] [ dren ] [ alar ] [ sonu ] [ say ] [ yaz ] [ duru ] [ van ] [ nar ] [ ast ] [ t?r ] [ kary ] [ gen ] [ kala ] [ ran ] [ boy ] [ e ya ] [ mu? ] [ katy ] [ al? ] [ çim ] [ çin ] [ nlar ] [ her ] [ kaza ] [ ?am ] [ güç ] [ ikl ] [ e?e ] [ evre ] [ kan ] [ tas ] [ adlar ] [ yeni ] [ lak ] [ a??n ] [ ta? ] [ s?r ] [ dünya ] [ ati ] [ asa ] [ tyr ] [ dü?ün ] [ rler ] [ orta ] [ bul ] [ n m ] [ dün ] [ ince ] [ ebe ] [ k s ] [ m s ] [ amy ] [ ahi ] [ halk ] [ deniz ] [ mede ] [ bas ] [ t a ] [ nedir ] [ sind ] [ ?rk ] [ rmak ] [ hava ] [ tarih ] [ a k ] [ lun ] [ arm ] [ akl ] [ mal ] [ car ] [ sa? ] [ olur ] [ tik ] [ araf ] [ e in ] [ e e ] [ etki ] [ art ] [ yer ] [ alt ] [ yazy ] [ yyllar ] [ ulu ] [ ehir ] [ dük ] [ olo ] [ lam ] [ kat ] [ sava ] [ insan ] [ kazan ] [ avu ] [ oru ] [ kon ] [ anlam ] [ do?ru ] [ ayy ] [ erk ] [ lym ] [ ilgi ] [ dem ] [ emin ] [ utu ] [ kül ] [ as? ] [ çevre ] [ ele ] [ ark ] [ yön ] [ en son ] [ ten ] [ ang ]