Sadabad Pakt?; Türkiye, ?ran, Afganistan ve Irak aras?nda 8 Temmuz 1937 tarihinde imza edilen sald?rmazl?k pakt?. Bu antla?ma, ?ran ?ah?n?n Tahradaki yazl?k saray? olan Sadabad saray?nda imza edildi?i için bu adla an?lm??t?r.
Asl?nda sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü de?ildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumu? ter, çe?itli bakteriler, ya?l? ifrazatlar ve toz vard?r. Sabunun özelli?i, mekanik olarak derimizin üzerinden bunlar?n al?nmas?n? sa?lamas?d?r. Suyu ve ya?? (ne ya?? olursa olsun) ayn? kaba koyarsan?z birbirlerine hiç kar??mazlar aksine su ve ya? molekülleri aras?nda birbirlerini iten bir güç vard?r. Elimizi sadece su ile y?kad???m?zda, derimizin üzerindeki ya? tabakas?, suyun derimize temas?na mani olur, onu da??t?r ve tam anlam? ile temizlik sa?lanamaz. ??te burada sabun devreye girer ve arac?l?k rolünü üstlenir.
Sabunun bilinen tarihi 2000 y?ldan da öncesine uzan?r. Hatta Anadolu'da 4000 y?l evvel Hititlerin yakt?klar? bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yap?lm??t?r. Romal?lar sabun yapabilmek için, kireç ta??n? ?s?tarak kireç elde etmi?, bu ?slak kireci s?cak a?aç külleri üzerine püskürtüp sonra da kar??t?rm??lard?r. Olu?an gri çamuru s?cak su dolu bir kazana dökerek keçi ya?? ile saatlerce kar??t?rarak kaynatm??lar-d?r. Kirli kahverengi kal?n bir tabaka olu?unca, so?umaya b?rakm??lard?r. So?uma sonucu sertle?en tabakay? parçalara bölerek sabun olarak kullanm??lard?r.
??te sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çe?it ya??n kar???m?d?r. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullan?l?yor. Keçi ya?? yerine de, s???r ve koyun ya?lar?ndan elde edilen don ya?lar?, hurma, pamuk çekirde?i ve zeytinden elde edilen ya?lar kullan?l?yor.
Alkali ve ya?dan meydana gelen sabun da anne ve babas?n?n özelliklerini ta??r. Yani bir taraftan ya?? severken di?er taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu ya??, di?er ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovu?turdu?umuzda ya? ve kirler, dolay?s?yla içindeki bakteriler parçalan?r. Sabun molekülleri bu ya?l? kirleri sararlar suyla birle?tirirler ve art?k çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzakla??r giderler. Ellerin kurulanmas? ile de bakterilerin çok sevdi?i nemli ortam ortadan kalkm?? olur.
Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, baz? katk? maddeleri, boyalar, parfümler, deodoranlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve reklamlarda söylenilen di?er maddeler eklenmi? hali ile kar??la??yoruz. ?ampuan, di? macunu, t?ra? kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun de?i?ik bile?ikleri ile yap?lm?? di?er adlar?d?r. E?er kostik soda yerine potasyum kullan?l?rsa, daha yumu?ak olan s?v? sabun elde edilir.
Türk ?airi. ?stanbulda do?mu?tur. Medrese ö?renimi görmü? ,uzun zaman müderrisliklerde ve kad?l?klarda bulunmu?tur. Anadolu ve Rumeli kazaskerli?i yapt?ktan sonra 1621 de ilk defa, 1624 de ikinci ve 1633 de üçüncü defa ?eyhülislaml??a getirilmi?tir. Sultan Murat?n ve ?brahimin sevgisini kazanm?? ve ölünceye kadar bu makamda kalm??t?r.
Divan ?airlerimiz aras?nda bilhassa gazelde üstat say?lan ?airlerimizdendir. Söz ve anlam oyunlar?na fazla dü?künlük göstermemi?, sade ve rahat söyleyi?i tercih etmi?tir. Böylece gazelleri ne?eli, ince ye tabii bir eda kazanm??t?r.
Bas?l? bir Divan? ve tercümeleri, fetvalar?, Osman II. zaman?na dair bir tarihi bulunmaktad?r.
Bütün canl? varl?klar hücrelerden yap?lm??t?r. Ba?ka türlü söylemek gerekirse,hücrelerden meydana gelmi?tir. Küçük bakteriler ve protozonlar gibi mikroskobik yap?da olanlar,yani ancak mikroskopla görülebilenler,tek hücrelidir. Buna kar??l?k, insanlar?n da dahil bulundu?u öteki canl?lar gurubu milyonlarca hücreden olu?an bir yap?ya sahiptir.
Genel olarak,bütün hücrelerin belirli ortak yönleri vard?r. Temelde,bunlar?n hepsi "protoplazma" dan olu?ur. Protoplazma,belirli bir öz madde,daha do?rusu de?i?ik maddelerin kar???m?d?r. Bu protoplazma bir zarla çevrelenmi?tir.
Hayvanlarda, zar ince ve elastikidir.Fakat bitkilerin ço?un da serttir. Selüloz ad? verilen bir maddeyle bu sertli?i kazanm??t?r. Hücrenin içinde bir çekirdek bulunur. Buna "nükleus" ad? da verilir. Protoplazman?n çekirdek (yani nükleus )d???nda kalan kesimi "sitoplazma" diye tan?mlan?r.
Çekirdek k?sm?n yap?s? iyice kar???kt?r.Çekirdek (veya nükleus ),"kromozom" ad? verilen çok küçük gövdecikleri kapsar. Bu kromozomlar son derece önemlidir. Çünkü "jenler"i ta??r, irsiyet?i (kal?t?m?) belirlerler.
Herhangi bir canl? türü için kromozom say?s? belirlidir. Sadece hücrenin üretimindeki ender olu?umlar bu kural?n d???nda kal?r. ?nsanda bir hücrenin çekirde?indeki kromozom say?s? 48 dir. Baz? solucan türlerinde sadece 2 dir. Buna kar??l?k, di?er baz? hayvanlarda bir çekirdekteki kromozom say?s? birkaç yüzü bulur.
Kromozomlar birbirine benzemez. Aksine, bir tek hücrenin çekirde?inde de?i?ik tür kromozomlar vard?r. Nitekim insan?n hücre çekirde?indeki 48 kromozom, 24 de?i?ik türdedir. Her kromozom türü,bir çift kromozomla temsil edilir. ?imdi de bunun niçin böyle oldu?unu görelim. Bir canl? organizman?n olu?umundaki ilk hücre, kendili?inden bir ço?almayla iki özel türde hücre meydana getirir. Bunlar "gamet" üye tan?mlan?r. Ana hücre taraf?ndan meydana getirilen "gametler yumurta hücre, baba hücrenin meydana getirdikleri sperm hücreleri (döllenme hücreleri) dir.
Organizman?n geli?mesiyle,hücreleri önce iki hücreye bölünür. Böylece dört hücre olur. Bunlar da iki?er hücreye bölünüp, hücre say?s? sekize ço?al?r. Hücrelerin ikiye bölünerek ço?almalar? bu ?ekilde devam edip gider.Bölünerek ço?almada esas olan,her hücrenin ayn? kal?t?m belirleme (irsiyet tayin) karakteristiklerini ta??mas?d?r.
Aksi taktirde,hücreler metabolizman?n olu?mas? bak?m?ndan kendilerinden bekleneni sa?layamaz. Kromozomlar irsiyetle tayin edici olduklar?ndan, kromozomlar?n bölünmeleri de e?it olmal?,yani her hücre e?it say?da e? cins kromozom ta??ma
Günümüz ta??tlar? içinde en çok yönlü ve ?a??rt?c? olan? helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yap?lamayan birçok özel görevlerde de kullan?labilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmalar? uçaklara göre oldukça kar???k, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ay?ran önemli özellikler, havada as?l? durabilmeleri, kendi eksenleri etraf?nda döne-bilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.
Uçaklarda gerekli gücü motor sa?lar ama as?l havada kalabilmelerini sa?layan kanatlar?d?r. Helikopterlerde ise havada kalmay? sa?layan motora ba?l? pervanelerdir. Onlar? bir çe?it dönen kanat olarak dü?ünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.
Kanatlara hafif bir aç? verilip, ana motor çal??t?r?l?nca, dönen kanatlar helikopteri kald?rmaya çal???r. Yerde iken sorun yoktur ama havalan?nca helikopterin gövdesi, pervanenin dönü? yönünün tersine dönmeye ba?lar. ??te burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vard?r.
Bu ilave gücü sa?laman?n en kolay yolu, dönü? yönüne dik ilave bir pervane koymakt?r. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir iti? gücü yarat?r ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmas?n? sa?lar.
Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayr? bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir ?aft ile al?r ve alt?ndaki di?li kutusu vas?tas? ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmalar? gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatlar?n e?imlerinin, yani aç?lar?n?n ayarlanmas? ile helikopterin kendi ekseni etraf?nda dönebilmesi sa?lan?r.
Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik de?i?tirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sa?lar. Bunun için de inan?lmaz derecede dayan?kl? olmas? gerekir. ??in as?l s?rr? ise ana pervanenin dönen kanatlar?n?n e?iklik aç?lar?n?n bir tam tur süresince de?i?mesidir.
Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin aç?lan da sabit olmal?d?r. Bu aç?lan tüm kanatlarda ayn? anda de?i?tirmekle alçalma ve yükselme sa?lan?r. Kanatlar arkaya geldiklerinde aç?lan büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri do?ru hareket, tersi durumda da geriye do?ru hareket sa?lan?r.
Kuzey Afrika cephesinin tasfiyesi üzerine al?nacak yeni tedbirleri görü?mek üzere 12-26 May?s 1943 günlerinde toplanan bu konferans Roosevelt ile Churchill aras?nda olmu?tur. Buna ?ifre ad? dolay?s?yla Trident Konferans? da denir. Al?nan kararlar?n esaslar? ?öyledir:
?talya’n?n saf d??? k?l?nmas? için bu memleketin i?gali. Bu i?gal gerçekle?tirilirse, Almanya’n?n bütün Balkanlardaki durumu zay?flayacak, Almanya’n?n Balkanlara yeni kuvvet göndermek zorunda kalmas? dolay?s?yla Rusya üzerindeki bask?s? hafifleyecek ve ayn? zamanda, durumunu daima ?talya’ya göre ayarlayan Türkiye’nin sava?a kat?lmas? da mümkün olacakt?r ki böyle bir durumda, Romanya petrollerinin bombard?man? için Türk hava alanlar?n?n kullan?lmas? sa?lanacakt?.
?kinci Cephenin Fransa’da aç?lmas? i?i 1944 ilkbahar?nda tamamlanacakt?r.
Sava? sonras? düzeni için Churchill taraf?ndan ileri sürülen ?u fikirler kabul edilmi?tir: Bar??? koruma sorumlulu?u Birle?ik Amerika, ?ngiltere, Sovyet Rusya ve Çin’e verilecekti. Bu dört devletin te?kil etti?i Dünya Konseyi’ne ba?l? olmak üzere, Avrupa, Amerika ve Uzakdo?u Bölge Konseyleri kurulacakt?r. Avrupa’da bir konfederasyon kurulacak ve bu, Tuna, Balkan ve ?skandinav federasyonlar?n? ihtiva edecektir. Türkiye, Balkan Federasyonu’na dahil olacakt?r. ?ngiltere ile Rusya aras?nda da kuvvetli bir Fransa bulunacak ve ayr?ca, Polonya ile Çekoslovakya Sovyetlerle iyi geçineceklerdir.
Kuzey yar?mküresindeki ülkelerde ya?ayan hayvanlar?n ço?u,k?? mevsimlerinde yeteri kadar besin bulamazlar. Bunlardan baz?lar? yiyece?in daha bol oldu?u ülkelere göç ederler. Baz? bal?klar daha derin sulara inerler.Ku?lar?n ço?u s?cak güney ülkelere uçar. Geri kalan hayvanlar da s???nacak uygun bir yer bulur ve k?? uykusuna dalar. K?? uykusuna yatan, bütün k?? boyunca uyuyan bu hayvanlar s?cak kanl? hayvanlard?r. Ya? halinde depo ettikleri enerji, k?? boyunca onlar?n hayatta kalmalar?n? sa?lar. Uyku esnas?nda az enerji harcanaca??ndan, depolad?klar?, ya? halindeki enerji yava? yava? yanar ve onlar? ilkbahara ç?kar?r.
Tabiattaki en güzel görünümlerden biri, belki de birincisi "gök ku?a??" d?r. Ta ilkel insanlardan beri, bu güzel görünümün hangi nedenle olu?tu?u ak?llar? kurcalam??t?r.Büyük Yunan filozofu Aristo bile bunu aç?klama?a çal??m??, güne? ???nlar?n?n ya?murla yans?mas? olarak izah etmi?ti. Fakat Aristo yan?l?yordu.
??in gerçe?i ?öyledir. Güne? ????? veya alelade beyaz ???k, asl?nda bütün renklerin kar???m?d?r. Bir aynan?n e?ik kenar?na veya bir sabun köpü?üne vuran ???k renklere ayr???r. K?rm?z?, turuncu, sar?, ye?il, mavi ve mor (menek?e) renklerini görürüz.
I???? bu ?ekilde ayr??t?ran bir cisim "prizma" diye tan?mlan?r. Prizma'da ayr?lan renkler.belirli düzende bir "renk dizisi" meydana getirir. Bu diziye "tayf" veya bilimsel deyimle "spektrum" ad? verilir. Renk dizisi, daha önce de söylemi? oldu?umuz gibi belirli bir düzendedir. Yani,renkler,bir sonrakiyle "optik bir ilgi, ili?ki düzeninde" s?ralanm??t?r.
Gök ku?a?? da asl?nda büyük bir kavisli ( yay biçiminde ) bir renk dizisi,bir "tayf"t?r. Ya?mur damlalar?ndan geçen güne? ?????n?n k?r?l?p ayr??mas?yla meydana gelir. Ba?ka bir deyi?le,ya?mur damlalar? küçük prizmalar görevini yerine getirir.
Gök ku?a??, sadece sa?anak halindeki ya?murlarda görülür. Ya?mur ya?arken ayn? zamanda güne?in de ???mas? ?artt?r. Güne?i arkan?za,ya?muru önünüze alacak ?ekilde orta yerde durman?z gerekir. Yoksa gök ku?a??n? göremezsiniz.
Omuzlar?n?z?n üzerinden ya?mur damlalar?na vuran güne? ?????,o dev görünü?lü renk dizisini meydana getirecek bir düzenle renklere ayr???r. Güne?,gözleriniz ve kavisin(ku?a??n) merkezi bir do?ru çizgi ekseninde olmal?d?r.
Güne? gökyüzünde çok yüksekteyse, böyle bir do?ru çizgisinin varolmas?n?n imkân? yoktur. Zaten gök ku?a??n?n sadece sabah?n erken saatlerinde veya ö?leden sonran?n geç saatlerinde (ikindi vakti) görülmesinin nedeni bûdur.Çünkü bu saatlerde güne? alçaktad?r. Sabah gök ku?a?? güne?in , do?uda parlad???n? belirtir. Sa?anak halindeki ya?mur ise bat?dad?r. ?kindi vakti görülen gök ku?a?? ise bunun aksi durumu gösterir.
Bat?l inançl? ki?iler,gök ku?a??n?n fena bir i?aret oldu?una inan?rlar. Onlara göre,insan?n ruhu ahrete gök ku?a??n?n köprüsü üzerinden gidecektir. Dolay?s?yla,gök ku?a??n?n görünmesi bir insan?n ölece?ine i?arettir.Gök ku?a??yla ilgili, daha ziyade masallara yak??an bir inan?? da,bu ku?a??n alt?ndan geçen kimsenin cinsiyet de?i?tirece?idir. Fiziki bir olay niteli?i ta??yan gök ku?a??n?n bu ak?l d??? inançlarla ilgisizli?i meydandad?r.
Bu garip hareketin s?rr?, sine?in aya??ndaki yer çekimine kar?? koyucu hassan?n kendisindedir. Bir mikroskop alt?nda inceleyecek olursan?z,sine?in aya??n?n alt?nda yast???ms?,k?ll? iki ç?k?nt?n?n varl??? fark edilir.
Bir teoriye göre, sinek, bu ç?k?nt?yla bast??? yüzeydeki hava bas?nc?n? çekmektedir. Fakat havas?z bir ?i?enin içinde de ayn? ?eyden faydalanmas?, daha ba?ka bir izah yolunun varoldu?unu göstermektedir.
Bahis konusu yast?klardaki k?llar, yap???c? kavanozlar vazifesi görmektedir. Sine?i, ba?a?a?? tutmaya yetecek güçte yap??kan bir s?v? ç?karmakta ve sinek orada bulundu?u müddetçe bu ifrazat? kesmemektedir...
Eski Roma'da,çe?itli nedenlerle düzenlenen e?lencelerde ,taraflardan birinin ölümü ile son bulan kanl? dövü?lerde sava?anlara "Gladyatör" denirdi. Bu ad,Latince k?l?ç anlam?na gelen Mgladius" kelimesinden türemi?tir.
Gladyatör'ler genellikle bünyece sa?lam,güçlü kuvvetli esirler aras?ndan seçilir ve "Ludi" ad? verilen okullarda çok s?k? bir e?itimle yeti?tirilirlerdi. Bu okullardan, ad? günümüze kadar gelmi? olan,en ünlüsü "Capua"d?r. Bu okuldan yeti?en gladyatörler'in sava?lar? büyük bir dikkat ve ilgi ile izlenirdi.
Tarihi kay?tlara göre ilk gladyatör gösterisi, M. Ö. 264 y?l?nda yap?lm??t?r.Bu tarihlerde arenaya üç-dört çift Gladyatör ç?kar?l?r ve çiftler ayn? anda dövü?e ba?larlard?. Zamanla, arenaya ç?kar?lan çiftlerin say?s? art?r?ld?. Tarihi kaynaklara göre, "Traianus,Decabalus"sava??n?n zafer ?enli?inde , arenaya tam 5000 çift Gladyatör ç?kar?larak dövü?türülmü?tü. Tarihin kaydetti?i en kanl? e?lence olan bu gösteride, arena kan gölüne dönmü?tür.
Gladyatör dövü?lerinde, taraflardan biri yenilip yere dü?tü?ü zaman,galip Gladyatör aya??n? hasm?n?n üzerine koyar, ve bir kolunu zafer i?areti olarak yana aç?p, seyircilerin karar?n? beklerdi. Seyirciler ba? parmaklar?n? yukar? kald?r?rlarda yenilen gladvator'ün hayat? ba???lan?rd?. ?ayet ba?parmaklar a?a??y? gösterirse galip Gladyatör elindeki silah? ac?mas?z sava?ç?n?n gö?süne saplard?.
Dövü?ü kazanan Gladyatör'e hem hürriyeti iade edilir hem de çe?itli ödüller verilirdi.
Bu sava?larda zaman zaman gladyatörler, aslan, kaplan gibi vah?i hayvanlarla dövü?meye zorlan?rlard?.
Zamanla, gladyatörler birbirleri ile anla?arak dan???kl? dövü?üklü sava?maya ba?lad?lar. Bu durum, kan görmekten zevk duyan Romal?lar? gladyatör dövü?lerinden so?uttu. Çok geçmeden de bu tür e?lencelerin yerini ba?kalar? ald?.
Tarihteki en ünlü Gladyatör, Sparlacus'dur. Trakyal? bir esir olan Spartacus, kendi s?n?f?na yap?lan ak?l almaz eziyet ve haks?zl?klar? hazmedemiyor, buna bir son vermek için kesin çareler ar?yordu. Nihayet M.Ö. 73 y?l?nda kaçak gladyatörlerle köleleri Romal?'lara kar?? ayakland?rmay? ba?ard?. Ezilenler bir anda Spartacus'un etraf?nda toplan?vermi?lerdi. Art?k Spartacus 70 bin ki?ilik bir kuvvetin ba??nda bulunuyordu. Tam iki y?l Romalara kar?? kanl? bir sava? verdi. Tarihte "Gladyatör Sava?lar?" denen bu iki y?ll?k mücadele , M. Ö. 71 de Spartacus kuvvetlerinin yenilgisiyle son buldu.
Tarihte ilk kölelikten kurtulu? sava?? olarak an?lan Spartacus hareketi,uzun y?llar bütün köle toplumlar için bir örnek olarak al?nd?.
Popüler etiketler
[ ehir ] [ tan ] [ led ] [ zar ] [ iler ] [ tarihi ] [ maya ] [ alar ] [ sis ] [ eser ] [ sava ] [ al? ] [ sav ] [ ang ] [ yer ] [ dren ] [ men ] [ ekil ] [ aç? ] [ nak ] [ ulu ] [ asa ] [ ak? ] [ lara ] [ zaman ] [ ünlü ] [ kim ] [ çil ] [ kar? ] [ avu ] [ bel ] [ ebe ] [ atl ] [ göz ] [ kis ] [ am? ] [ kol ] [ reti ] [ tarih ] [ kap ] [ ahi ] [ ece ] [ e il ] [ ekim ] [ tin ] [ yun ] [ a??n ] [ ayna ] [ e e ] [ bar ] [ n r ] [ mil ] [ hava ] [ bur ] [ s?r ] [ kilometre ] [ sab ] [ kuru ] [ kle ] [ güne ] [ aman ] [ bal ] [ nil ] [ a?? ] [ sla ] [ emel ] [ büyü ] [ dem ] [ yaz? ] [ ölüm ] [ byt ] [ nlar ] [ lek ] [ ate ] [ rol ] [ hare ] [ k?s ] [ nüfus ] [ rmi ] [ ben ] [ t a ] [ yaz ] [ e ya ] [ din ] [ dük ] [ ker ] [ man ] [ nya ] [ ilk ] [ mal ] [ bul ] [ den ] [ orta ] [ ney ] [ ara ] [ a?k ] [ lam ] [ boy ] [ yrk ] [ çük ] [ k sa ] [ eri ] [ eti ] [ oku ] [ ted ] [ r ya ] [ kir ] [ sel ] [ ata ] [ önce ] [ altyn ] [ koy ] [ mede ] [ ylk ] [ ilgi ] [ erk ] [ ter ] [ insan ] [ alt ] [ deniz ] [ di? ] [ arm ] [ ç?? ] [ ire ] [ ada ] [ teri ] [ ist ] [ dün ] [ dini ] [ ?an ] [ ?rk ] [ türk ] [ ram ] [ ar? ] [ ordu ] [ ?kta ] [ nedi ] [ k?l ] [ arl ] [ lir ] [ olur ] [ ret ] [ yeri ] [ göster ] [ lis ] [ alan ] [ nsan ] [ as? ] [ y?l ] [ kil ] [ evre ] [ k?m ] [ ikl ] [ ten ] [ deri ] [ veri ] [ ince ] [ dev ] [ bun ] [ k s ] [ kazan ] [ araf ] [ edi ] [ n m ] [ en son ] [ say ] [ dam ] [ ay? ] [ söz ] [ y?llar ] [ nüm ] [ i il ] [ kas ] [ kara ] [ tak ] [ ray ] [ utu ] [ elik ] [ k y ] [ ?ekil ] [ kar ] [ çal??ma ] [ amy ] [ ykta ] [ ati ] [ nem ] [ alma ] [ çel ] [ b?t ] [ bit ] [ düny ] [ s?ra ] [ k ta ] [ a il ] [ kta ] [ rmak ] [ kala ] [ rad ] [ hal ] [ a r ]