Binlerce yıldan beri insanlar düşen yıldızları görmekte, bunların ne olduğunu, nereden geldiğini merak etmektedirler. Bir zamanlar,bunların başka dünyalardan geldiğine inanılırdı. Gözlem ve inceleme olanaklarını arttıran teknik gelişmelerden yararlanarak, artık bunların "yıldız" bile olmadığını öğrenmiş bulunuyoruz. Belirli bir zamandan beri, bunlar "meteor" diye tanımlanmaktadır. Meteorlar, uzayda hareket eden küçük, katı kitlelerdir. Hareketleri esnasında dünyanın atmosferine de girebilirler. Meteorlar dünyamızın atmosferine girdiği zaman, uzayda bıraktıkları belirgin, ışıklı iz sayesinde ... Devamı »»»
Gerçekten ilginç bir konu ve merak kaynağı olan elektrik, aslı bilinmeksizin binlerce yıl insanı meşgul etmiştir. Bugün bile elektriğin tam anlamıyla ne olduğunu kesinkes biliyoruz sayılamaz. Günümüzde kesinlikle bilinen, maddenin elektrikle yüklü çok küçük zerrecikleri ihtiva ettiğidir. Bu çıkış noktasından şekillenen kurama (teoriye) göre, elektrik, elektronların ya da elektrik yükü taşıyan öteki zerreciklerin hareketli bir akışıdır. "Elektrik" deyimi, Yunanca "elektron"dan gelmektedir.Bunun anlamını mı merak ediyorsunuz ? Yunanca "elektron" kelimesi, bildiğimiz "amber" karşılığıdır. Açık... Devamı »»»
Bağım büyük ölçüde yararlandığımız robotların çoğu elektronik beyinli olup,bunlar (komputer) diye tanımlanırlar Yapı ve fonksiyonlarında elektronik beyinleri temel unsur olduğundan, daha genel bir şekilde "elektronik beyin " adıyla anılırlar. Computer) kelimesinin sözlükte karşılığına bakacak olursanız,matematik problemleri çözen bir makine" anlamına geldiğini görürsünüz. Elektronik beyin veya komputer "düşünen makine", ya da düşünen robot" diye isimlendirilse de, bu tanımlama yanlıştır. Aslında hiç bir makinenin düşünemeyeceği tabii bir şeydir. Masa üzerinde kullanılabilecek küçük boyutlul... Devamı »»»
1904 yılında, "Truro Şehri" diye isimlendirilen ve Plymouth ile Bristol arasında çalışan bir İngiliz buharlı lokomotifi saatte 164 kilometre sürat yaparak rekor kırmıştı. Şimdiye kadar bir buharlı lokomotifin yaptığı en büyük sürat, 1938 yılında ünlü "Mallard" lokomotifinin kaydetmiş olduğu saatte 203 kilometre hızdır. Öteki tip trenler daha da hızlı gidebilirler. 1903 yılında denemeye çıkan elektrikli bir Alman lokomotifi saatte 209 kilometre hızla yol almıştı. Bir Fransız lokomotifi 1955 yılında saatte 330 kilometre hızla rekor kırdı. Halen bu rekor aşılamamıştır. Fakat alelade trenlerin hı... Devamı »»»
Fotoğraf,eski Yunanca "fotos-ışık" ve " grafos-yazmak" kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş bir deyimdir. Bu kelimelerden kolaylıkla anlaşılacağı gibi "ışıkla yazı,ışıkla yazmak" anlamına gelir. Fotoğraf makinesinin çalışmasındaki temel ilke de "ışık" tır. Bu temel ilke nedeniyle, fotoğraf makinesini göze benzetebiliriz. Gözün görmesi için ışık gerektiği gibi, fotoğraf makinesinin çalışması için de ışık gereklidir. Bir fotoğraf makinesinde, gözbebeğine karşılık olarak "objektif" kullanılır. Objektif, genellikle "yakınsak" bir mercek veya mercek gurubudur. Konudan, yani fotoğrafı çekile... Devamı »»»
Bugün birkaç saniyede poz verip çektiğiniz ,banyosu son derece kolaylıkla yapılan, gerekirse tez zamanda büyültülüp istediğiniz boyutta kopyası elinize verilen fotoğrafın, aslında yüz yıllarca süren deneme ve çalışmaların sonucu olduğuna inanmak gerçekten güçtür. Aslında, fotoğraf makinesi büyük icatların çoğu gibi bir kişi tarafından icat edilmemiştir. Fikrin doğması,uygulanması,gelişimi,değişik kişilerin çalışmaları ve uzun aralıklı dönemlerin sonucudur. 11. ve 16. yüzyıllar arasında, insanlar "karanlık oda" fikriyle ilgili çalışmalar yapmışlardı. Gerçekte kağıt üzerine bir resmin "alınması... Devamı »»»
Gümüşün madenlerden çıkarılması,çok eski zamanlardan çağımıza ulaşmıştır. Avrupa Kralları, gümüşe zenginliklerinin bir kaynağı diye bakarlardı. Nitekim İspanya'da gümüş madenlerinden az gümüş elde edilmeğe başlandığında, Amerikanın keşfi İspanya Kralı için sınırsız bir sevinç kaynağı olmuştu. Çünkü Meksika ve Peru'daki madenlerden sonsuz zenginlikte gümüş sağlanabilecekti. Peru'daki Potosi'deki gümüş madenleri, her yıl 4.000. 000 dolarlık gümüş vererek İspanya krallarına tam 250 yıl gümüş sağlamıştır. Kaliforniya'da altına hücumun ilk günlerinde,herkes, altın tozlarına karışan "kara toprağa" ... Devamı »»»
Basit ve kısa tanımlamayla ,helikopter döner kanatları olan, dikine havalanabilen ve havada belirli bir noktada hareketsiz kalabilen bir uçaktır. Ayrıca yan yan ve geriye doğru da uçabilir. Aslında yakın tarihlerde icat edilmiş olmasına rağmen,bu tür bir uçakla ilgili fikirlerin geçmişi hayli eski zamanlara kadar uzanmaktadır. Nitekim 16. yüz yılda, Venedikli büyük sanatçı-bilim adamı Leonarda da Vinci helikopterin temel ilkeleri konusunda ciddi çalışmalar yapmıştır. Fakat 16. yüzyıl teknolojisinin yetersizliği, ne yazık ki onun fikir ve tasarılarının gerçekleşmesine imkan vermemişti. 18. yü... Devamı »»»
Bir hekimin (doktor) oğlu olan Hipokrat,belirli bir tarihten beri tıp ilminin babası sayılmakta,böylece anılmaktadır. Tıp fakültelerini bitirip meslek hayatına atılacak olan doktorların , "meslek hayatında belirli kurallara uyacaklarına,bundan şaşmayacaklarına ,insan hayatını her şeyden üstün tutacaklarına" ilişkin yeminleri bile "Hipokrat Yemini" diye tanımlanır. Hipokrat M. Ö. 460 yılında, Ege'deki Cos adasında doğmuştu. Eski Yunanlıların, insan vücudunun parçalanarak bilimsel inceleme ve çalışmalara konu olmasına, yani "teşrih" ilmine kötü gözle bakmalarına rağmen, Hipokrat anatomi çalışma... Devamı »»»
İnsanoğlu havada uçmak gibi,denizlerin altında yol almayı da asırlar boyu düşünegelmiş,bu rüyayı gerçekleştirmek için bir çok deneyler yapmıştır. Bugünkü anlamı ile ilk denizaltı'yı gerçekleştirme şerefi, Hollandalı fizikçi Cornelius Van Drebbel'e aittir.Drebbel,1620 yılında tek kişilik ve elle çalışan bir denizaltı yapmayı başardı. Bu denizaltı'nın içten elle idare edilen eklemli kürekler vasıtası ile hareket ediyordu. Drebbel,denizaltısı'nın ilk denemesini gene aynı yıl İngiltere’de, Thames nehrinde yaptı. Denizaltı Thames'in altında başarılı bir yolculuk yaptıktan sonra yukarı çıkarıldı. ... Devamı »»»