?stanbulda Burgaz adas?n?n bat? yönünde bulunan kayal?k bir ada. 170 metre geni?li?inde, 280 metre uzunlu?unda, 47 metre yükseklikte kayal?k bir adad?r.
27 May?s 1960 Hareketi üzerine kurulmu? olan Yüksek Adalet Divan? taraf?ndan, yarg?lanmalar? yap?lan eski ve dü?ük iktidar mensuplar? ile bunlarla ili?kili olanlar?n çe?itli davalar?n?n görüldü?ü ada olmas? bak?m?ndan, Türk Devrim tarihinde, ad? yer etmesi gereken bir adad?r.
Yunanistanda Ege denizinin meydana getirdi?i Selanik körfezinde bulunan bir ?ehir. Nüfusu 216.800 dür. XV. yüzy?l?n ilk yar?s?nda, Murat II. zaman?nda kesin olarak Osmanl? ülkesine kat?lm??, 1912 y?l?ndaki Balkan Sava??na kadar bir Türk ?ehri kalm??t?r. Bu tarihten sonra, Yunanistan?n önemli ?ehirlerinden biri olmu?tur. Çe?itli tarihi yap?lar, Türk mahalleleri ile, uzun y?llar bir Türk ?ehri olman?n bütün özelliklerini ta??yan Balkan ?ehirlerinden biridir. Selanik, birçok Türk büyüklerinin oldu?u gibi, Büyük Atatürkün de do?mu? oldu?u bir ?ehirdir.
?stanbul iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 696 kilometrekare, nüfusu 18.175 dir. Yüzeyi, Karadeniz k?y?lar?na bakan Kocaeli yar?madas?n?n kuzey versanlar?ndan ibarettir. Tar?m, bal?kç?l?k, hayvanc?l?k, orman ürünleri, halk?n ba?l?ca geçim kaynaklar?d?r.Merkezi 2.749 nüfuslu ?ile kasabas?d?r.
Kelebek Etkisi, bir sistemin ba?lang?ç verilerindeki ufak de?i?ikliklerin, büyük ve öngörülemez sonuçlar do?urabilmesine verilen isimdir. ?smi, Edward N. Lorenz’in hava durumuyla verdi?i örnekten geliyor: Amazon Ormanlar?’nda bir kelebe?in kanat ç?rpmas?, Avrupa’da f?rt?na kopmas?na sebep olabilir.Kelebek Etkisi’ni 1963 y?l?nda Edward N. Lorenz bilgisayar?yla hava durumuyla ilgili hesaplar yaparken buldu. ?lk hesaplamas?nda 0,506127 say?s?n? ba?lang?ç verisi olarak kulland?. ?kinci hesaplamada ise 0,506 say?s?n? verdi. ?ki say? aras?nda sadece yakla??k 1/1000 (binde bir), yani bir kelebe?in kanat ç?rpmas?n?n yaratt??? rüzgarla e?de?erde fark olmas?na ra?men, süreç içinde ikinci hesap birinci hesaba kar??n çok farkl? neticeler verdi.
Not: Lorenz’in 1963′te yay?nlanan orijinal ara?t?rmas? bir mart?n?n kanad?n? ç?rpmas?n?n, hava durumunu sonsuza dek de?i?tirece?inden bahsetmektedir. Daha sonra verdi?i konferanslarda Lorenz mart?y? daha romantik olan kelebek ile de?i?tirdi. Ayr?ca binde birlik fark ile kelebe?in kanat ç?rpmas?n?n yaratt??? rüzgar?n aras?nda bilimsel bir ili?kinin oldu?undan bahsetti?ini zannetmiyorum, bu sebeple e?de?er kelimesi yukar?daki paragrafta do?ru kullan?lmam??t?r. A?a??daki resim, Lorenz diferansiyel denkleminin AB-3 metodu kullan?larak simule edildikten sonra x ve z eksenlerinin birbirine kar?? çizilmesi ile elde edilmi?tir. Bu sonuç birçok ki?i taraf?ndan bir kelebe?e benzetilmektedir.
Kaynak : http://tr.wikipedia.org
Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bula??c? m?d?r? Asl?nda esnemenin ve fizyolojisinin ard?nda yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir.
Önceleri esneme, insan?n yorgun oldu?u zamanlarda kandaki oksijen miktar?n? art?rmak için vücudun yapt??? bir solunum sistemi refleksi olarak dü?ünülüyordu. Yap?lan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olay?na k?sa bir destek verdi?i, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmad??? tespit edilmi?tir.
Hem burnumuzla, hem de a?z?m?zla nefes alabilmemize ra?men, kapal? a??zla esnemek mümkün de?ildir. En çok ve s?k esnemenin oldu?u zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer.
Sadece insanlar de?il, kediler, ku?lar, fareler ve birçok canl? türü de esner. Ancak farkl? türlerdeki bu davran?? biçimi, ayn? fonksiyona yönelik olabilir mi? Örne?in insanlar?n gülme olarak yapt??? yüzdeki kas hareketi di?er baz? canl?larda korkunun ifadesi olabilmektedir.
Yap?lan ara?t?rmalarda, hayvanlar?n daha çok dikkat gerektiren bir olay? kar??lama s?ras?nda esnedikleri, insanlar?n ise, tersine d?? uyanlarda azalma oldu?unda esnedikleri saptanm??t?r.
Derslerde can? s?k?lan ö?rencilerin de?il de, can? s?k?ld??? halde uyumamaya çal??anlar?n daha çok esnedikleri gözlemlenmi?tir. Bir di?er görü?e göre de, s?nava girecek bir ö?rencinin veya yar??a girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizman?n kendini sakinle?tirmesidir.
Esneme de gülme gibi bula??c?d?r. Esneyen ki?inin yüz hatlar?nda meydana gelen ?ekillenmenin, di?er insanlar üzerinde esnemeyi te?vik edici bir etki uyand?rd??? tahmin ediliyor. Yani nas?l yemek yiyen bir insan? görünce ac?k?rsak, onun gibi bir ?ey.
Esnemenin bula??c? oldu?unu ileri süren bir görü?e göre ise ilk insanlardan kalma bir davran?? olarak esnemekteyiz. ?lkel atalar?m?z ak?amlar? ate?in etraf?nda topluca otururken grubun lideri tüm di?lerini göstererek esner, oturumu kapat?r, art?k gecenin ba?lad???, herkesin sabaha kadar yatmas? ve hareket etmemesi gerekti?i sinyalini verirdi. Grubun di?er üyeleri de esneyerek görü? birli?i içinde olduklar?n? beyan ederlerdi.
Günümüzde bu i? için daha kar???k teknolojiler kullan?l?yor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapat?p koltu?undan kalk?yor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydas? görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon y?l içinde ortadan kalkaca?? san?lmaktad?r.
Gö?üs kafesinin çevreledi?i gö?üs bo?lu?unda iki akci?er aras?nda ve sol tarafta yer alm?? bulunan kalbimiz,kas yap?s?nda ve yumruk büyüklü?ünde bir et parças?d?r. Küçüklü?üne ra?men güçlü ve çal??kan olan kalp durdu?u an,insan?n hayat? da sona ermi? demektir.
Kalb vücuttaki kan dola??m? sisteminin merkezidir. Yap?s? armut biçimindedir ve sivri ucu sol memenin alt?na isabet eder. Elimizi bu noktaya koydu?umuzda düzenli çarpmalar hissederiz. Bunlar "kalbin at??lar?"d?r.
Cenindeki (ana karn?nda olu?an bebek) kalp alt? haftal?kken te?ekkül etmeye ba?lar. Ba?lang?çta bir bal?k kalbi gibi basit bir tüp-boru yap?s?ndad?r. Sonra giderek as?l ?eklini al?r.
Kalbi yukardan a?a??ya kesit görünümü verecek ?ekilde açarsak,dört bo?luk görürüz. Bo?luklardan ikisi yukarda, ikisi de a?a??da bulunmaktad?r. Vücuttan gelen kan kalbin yukar? kesimindeki bo?luklardan girer. Üstteki bo?luklar "kulakç?k"lar (sa? kulakç?k,sol kulakç?k) diye isimlendirilir. Alttaki bo?lu?un gözleri de "kar?nc?k" lar (sa? kar?nc?k ve sol kar?nc?k) diye isimlendirilmi?tir. Sa? kulakç?kla sa? kar?nc?k, sol kulakç?kla da sol kar?nc?k aras?nda birer delik vard?r. Bu delikler birer kapakç?kla aç?l?p kapan?rlar. Ayr?ca, kalpden ç?kan damarlar?n kalple birle?tikleri yerde de birer kapakç?k vard?r. Kalbin bir tulumba ilkesiyle çal??mas? ?öylece anlat?labilir. Kalbin çal??mas? esnas?nda önce kar?nc?klar kas?l?r, bunlar?n içindeki kan at?l?r. Bu s?rada kulakç?klar aç?kt?r, vücuttan gelen kan bunlar?n içine dolar. Kulakç?klar kas?l?nc?da kar?nc?klar aç?lm?? duruma gelir. Aradaki kapaklar aç?l?r ve kan kar?nc?klara geçer. Böylece vücudu dola??p kirlenmi? kan kalbe gelir, kalpden akci?erlere geçer. Orada temizlenir, tekrar kalbe döner. Tulumba ilkesiyle çal??an kan,bu kez temizlenmi? olan kan? gene vücuda, dola??ma gönderir.
Kalp at??lar?,kalbin tulumba ilkesiyle çal??mas?nda ç?kan seslerden ba?ka bir ?ey de?ildir. Kalbi i?leten sinirler d???nda, kalbin içinde de kendi ba??na bir sinir merkezi bulunmaktad?r. Özel bir kas yap?s?nda olan kalbin içi ve d??? bir tak?m zarlarla kapl?d?r. ?ç ve d?? zar iltihaplar?,kalp hastal?klar?n?n en önemlileri aras?nda say?l?r.
Di?er kalp hastal?klar?, damar sertle?mesi sonucu olan enfarktüs ve kapakç?klardaki bozukluklar sonucu, vücuda yeterince kan pompalamak için a??r? ölçüde çal??an ,yorgun dü?en kalplerdeki "kalp yetersizli?i" dir.
Yap?labilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso'nun bunu ba?ard??? rivayet edilir. Rezonans?n? tutturabi-lirseniz sadece bardak de?il ba?ka birçok ?eyi k?rabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?
Sal?ncakta bir çocu?u sallad???n?z? dü?ünün. Sal?ncak size gelirken, tam en üst noktaya ula?madan sal?nca?? itmeye kalk???rsan?z, onu yava?lat?rs?n?z. Ancak sal?ncak size do?ru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsan?z, her seferinde ayn? kuvvetle itseniz bile, sal?ncak gittikçe h?zlanacakt?r.
Sal?ncak kendi tabii frekans? ile, diyelim ki, dakikada 30 sal?n?m yaparak sallan?yordu. Siz de d??ardan bir kuvvet, fakat ayn? frekansta bir kuvvet uygulad?n?z. Bu iki frekans çak??t? ve sal?ncak da bu nedenle gittikçe h?zland?.
Sal?ncak örne?inde oldu?u gibi, her cismin bir kendi tabii frekans? vard?r. Cisimlere kendi tabii frekanslar? ile çak??an bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsan?z rezonans denilen kontrolsüz bir ortam olu?abilir.
E?er önünüzde duran bir barda?a, onun tabii frekans?na uyan bir frekansta ba??rabilirseniz, daha do?rusu bir ses dalgas? gön-derebilirseniz, barda??n tabii frekans? ile sesin frekans? çak??arak, bardaktaki titre?imi kontrolsüz bir ?ekilde art?r?r, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya k?r?labilir.
?nsanlar günlük ya?amlar?nda pek fark etmemelerine ra?men rezonans olay?, otomobilden, köprü dizayn?na kadar mühendislerin en çok zorland?klar? konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyü? ad?mlar?n?n frekanslan köprünün tabii frekans? ile çak???p, köprü y?k?lmas?n diye, köprülerden uygun ad?m yürüyü?le geçmezler.
Otomobilde direksiyon mekanizmas? ile amortisörlerdeki titre?im ayn? frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon ?iddetli sars?lmaya ba?lar. Mühendisler araba dizayn?nda parçalar?n biçimlerini, yaylanmalar?n? ve a??rl?klar?n?, devir say?lar? ve benzeri faktörleri göze al?p rezonans? en aza indirmeye çal???rlar.
Peki bu rezonans?n hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örne?in radyo istasyon dalgalar?n? ararken bu dalgalar? yakalarsan?z, kendi al?c?n?z?n frekans? ile birbirini tuttu?u an rezonansa girer, genli?i artar ve bu istasyonu i?itmeye ba?lars?n?z.
Yeryüzünden, Ay ve öbür gök cisimleri hakk?nda bilgi edinmek amac? ile uzaya f?rlat?lan, Dünyan?n, Ay?n Güne?in ve öbür gök cisimlerinin peykleri olan, içlerinde bilgi toplamaya yarayan özel aletler bulunan madensel cisim. Ayda ve öbür cisimlerdeki hayatsal faaliyetler hakk?nda kesin bilgi edinmek Aya ve öbür gök cisimlerine ula?abilmek dü?üncesi, yüzy?llardan beri, insanlar? ve bilginleri dü?ündüren önemli uzay problemlerinden biri olmu?tur. Uzun yüzy?llar süregelen bu yoldaki çal??malar, bilginin ve tekni?in ilerlemesi ile daha büyük önem kazanm??; bu yoldaki dü?üncelerin deney safhas?na geçebilmesi için gerekli ara?t?rmalar?n ba?lamas?na yol açm??t?r.
Özellikle ?kinci Dünya Sava??ndan sonra, Aya ve öbür gök cisimlerine, yeryüzünden cisimler gönderebilmek yolundaki çal??malar daha da h?zlanm??, Amerika Birle?ik Devletleri ile Sovyetler Birli?i aras?nda, adeta bir yar?? halini alm??t?r.
Atmosferi a?arak, Dünyan?n etraf?nda dola?abilen ve gök cisimlerine kadar gidebilen aletlerin yap?m?n?n yan?nda, bunlar?n, bu i?i çözebilmesi için gerekli iki önemli mesele, ilkin, bu çal??malar sonunda çözümlenmi?tir. Bunlardan birisi, atmosfer d???na ç?karak yerçekiminden kurtulabilmek için gerekli kaçma h?z? na sahip bir h?z?n, bu cisimlere verdirebilmesi, ikincisi de, bu cisimlerin, akl?n zor kabul edebilece?i bir h?zla gidebilmesini sa?layacak yak?t?n bulunabilmesi.
Bu iki ana problem de çözülmü?, insan yap?s? olan madensel peyklerin, atmosfer d???na ç?kabilecek kaçma h?z? ile çok büyük bir sürate sahip olmas?n? sa?layacak yak?tlar elde edilmi?tir. Bu çal??malar?n sonucu olarak, çe?itli suni peyklerin, Dünyan?n, Ay?n ve öbür cisimlerinin birer peyki olabilmesi sa?lanm??t?r.
Uzun süren bu çal??malar, ilkin 1957 y?l?nda ilk denemesini vermi?, bu tarihte Sovyetler Birli?i taraf?ndan fezaya f?rlat?lan bir suni peyk, dünyan?n ilk defa bir suni peyki olmu?tur. Bu tarihten sonra, Amerika Birle?ik Devletleri ve Sovyetler Birli?i taraf?ndan gerek Dünya etraf?nda, gerekse Ay etraf?nda dönebilen suni peykler yeryüzünden gönderilebilmi?tir.1961 y?l?nda, yap?lan bu çal??malar sonucu da yeryüzü çevresinde dola?mak suretiyle uzaya insan gönderilmesi i?i ba?ar?lm??t?r.
Tokat iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 1,155 kilometrekare, nüfusu 52.963 dür. Yüzeyi genel olarak da?l?k alanlardan ve verimli ovalardan ibarettir. Pancar ekimi, bahçe kültürleri ve hayvanc?l?k, halk?n ba?l?ca geçim kayna??d?r.Merkezi 13,228 nüfusu Turhal kasabas?d?r.
Amerikal? ?air. Long ?slandda Huntingon yak?nlar?nda do?mu?tur. Bir marangozun o?ludur. Oniki ya??nda okuldan ayr?lm?? ö?retmenlik, mürettiplik, gazete yazarl??? yapm??t?r. 1855 te yay?nlad??? ilk ?iir kitab? fazla ilgi görmemi?tir. Amerikan iç sava?anda gönüllü olarak hastabak?c?l?k etmi?, 1871 de demokrasi konusundaki dü?üncelerini savunan, eserini Democratic Vistas yay?nlam??t?r. Bu günlerde de?eri anla??lmaya ba?lanm??, fakat hayat?n? eserinden kazanmak istemesine ra?men, yokluk içinde ya?anm??t?r.
Popüler etiketler
[ dere ] [ linde ] [ kol ] [ ince ] [ iler ] [ cad ] [ kad ] [ bulu ] [ kil ] [ inci ] [ sind ] [ rik ] [ ak?n ] [ ?kta ] [ insanlar ] [ alma ] [ erk ] [ ati ] [ kare ] [ yaz ] [ ali ] [ a?ar ] [ madde ] [ her ] [ r b ] [ e il ] [ ili ] [ neden ] [ sis ] [ ki?i ] [ ang ] [ etin ] [ med ] [ sava ] [ tor ] [ araf ] [ rak ] [ tik ] [ areket ] [ mar ] [ çük ] [ imi ] [ hayat ] [ ser ] [ ordu ] [ ehir ] [ aml ] [ çim ] [ avr ] [ bak ] [ reti ] [ ?ekil ] [ tel ] [ k sa ] [ ikl ] [ arm ] [ adlar ] [ b?t ] [ hare ] [ ölüm ] [ van ] [ ylan ] [ ele ] [ kler ] [ çil ] [ n r ] [ den ] [ deniz ] [ i il ] [ led ] [ e?in ] [ metre ] [ ter ] [ lama ] [ ekil ] [ yay ] [ yaz? ] [ irin ] [ kuru ] [ a a ] [ lan ] [ asi ] [ rad ] [ ?s? ] [ say ] [ a i ] [ d?n ] [ eva ] [ sal ] [ nsan ] [ rum ] [ para ] [ a??n ] [ tre ] [ ller ] [ lym ] [ ile ] [ süre ] [ insan ] [ kazan ] [ has ] [ orta ] [ cad? ] [ kul ] [ a k ] [ meri ] [ mik ] [ ara ] [ tas ] [ duru ] [ kala ] [ anan ] [ tyr ] [ s?ra ] [ baz ] [ akü ] [ ten ] [ ay? ] [ olur ] [ syra ] [ ted ] [ arl ] [ sav ] [ rol ] [ ayy ] [ ta? ] [ eti ] [ sava? ] [ çevre ] [ sonu ] [ asa ] [ arda ] [ ?am ] [ aç? ] [ u?ur ] [ kat ] [ bilin ] [ mede ] [ sla ] [ t?r ] [ dini ] [ mal ] [ kir ] [ yün ] [ k?s ] [ emi ] [ emel ] [ par ] [ kar? ] [ e ya ] [ aman ] [ ato ] [ erçek ] [ ist ] [ dü?ün ] [ nil ] [ önce ] [ bat ] [ akl ] [ k?m ] [ kta ] [ lun ] [ 821 ] [ ben ] [ bili ] [ art ] [ koy ] [ emin ] [ teri ] [ tarih ] [ hayvan ] [ rmak ] [ rat ] [ dren ] [ arlar ] [ alan ] [ din ] [ nüfusu ] [ eser ] [ bar ] [ alar ] [ oku ] [ dana ] [ do?ru ] [ tin ] [ ça? ] [ kar ] [ söz ] [ lam ] [ tak ] [ a il ] [ bit ] [ ray ] [ dün ] [ utu ] [ eki ] [ deri ] [ n m ] [ ila ] [ ç?? ]