Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastalan ölmeden önce dondurup, teknolojinin geli?ip, tedavi imkanlar?n?n bulunabilece?i ileriki y?llara kadar saklamak, bilim insanlar?n?n üzerinde çok çal??t?klar? bir konudur ve bilim insanlar?n? bu ara?t?rmalara iten sebep kurba?alard?r.
Do?ada baz? cins kurba?alar k?? uykusu süresince donarlar; kalp at??lar?, nefes al??lar? ve kan dola??mlar? tamamen durur. Hatta aort damarlar? kesildi?inde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya ba?lar ve kurba?a hayata geri döner.
Yap?lan ara?t?rmalarda kurba?alar?n aniden donmad?klar?, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin aras?ndaki su dondukça geriye donma noktas? dü?ük bir tip antifriz çözelti b?rakt?klar? ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmi?tir. Oysa insanda bu oranda ?eker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vard?r ve iyi çal??mamalar?n?n sonucu ise ?eker hastal???d?r. Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde olu?an buzun en az seviyede olmas? gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donmas? ölüme yol açar. Bunun için de dondurma i?lemine hücre d??? s?v?lardan ba?lan?lmal?, sadece hücre aralar?ndaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yap?lar? bozulmamal?d?r. Donmu? kan, besin ve oksijen ta??yamayaca??ndan, metabolizmada ne gibi aksakl?klar görülebilece?i hala bilinmemektedir. Ayr? bir sorun da suyun dondu?u vakit geni?lemesidir. Bu yüzden kan damarlar? parçalanabilir, doku yap?s? bozulabilir, hücre zan y?rt?labilir.
Asl?nda art?k günümüzde insan?n yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneas? dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunlar?n hücre say?lar? çok azd?r. Nakil için böbrekler ve karaci?er buz içinde saklan?r ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar so?uk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktad?r.
Halen bir organ bile dondurulup saklanamad???na göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanlar?, pek iyimser de?iller ama çal??malar devam ediyor. Daha do?rusu insan? dondurup saklamak ?üphesiz mümkün de, tekrar ?s?t?l?p canland?rman?n yolu henüz bilinmiyor
Sümerler; A?a?? Mezopotamyan?n (Basra ile Ba?dat aras?ndaki bölge) güney bölümünde, M.Ö. 5.000 y?llar?na do?ru Orta - Asyadan gelerek yerle?mi? olan bir kavim. Bu yörelerde kurduklar? köy ve kasabalar, zamanla büyümü? ve birer ?ehir halini alm??t?r. Sümer tarihi, yaz?n?n bulunmas? ve ?ehir devletlerinin kurulmas? ile M.Ö. 3.000 y?llar?nda ba?lar.?ehir devletlerinin kurulmas? ile bu ?ehir devletleri aras?nda, bitmez tükenmez sava?lar ba?lam??t?r. Y?llarca süren bu sava?lar sonunda, Sümerler zay?flam??lar, Arabistandan gelen Sami as?ll? ?rklar taraf?ndan yenilgiye u?rat?lm??lar ve bunlar?n içinde zamanla kayna?m??lard?r. Mezopotamya n?n ilk medeniyeti Sümerler taraf?ndan kurulmu?tur. Zamanla, Sümerlerden öbür kavimlere geçmi?tir. Böylece, M.Ö. 3.000 y?l?ndan sonra, bütün Ön Asya da Sümer medeniyeti yayg?n bir durum alm??t?r.
Sümerler, kurduklar? siteleri (?ehir devletleri) ile ilk devlet te?kilat?n? kurmu?lar, hukuk alan?nda da ilk ad?m? atm??lar ve ilk kanunlar? ç?karm??lard?r.
Müzik dünyas?, yeni bir grupla tan???yor. Peyk’in temelleri, oldukça eskiye, 1991’lere kadar uzan?yor. ?rfan Al?? (Vokal) ve Serdal Ersoy’un (Gitar) ?stanbul Üniversitesi Kampüsü’nde bir araya gelmesiyle, grubun temelleri at?ld?. ?kiliye, 1995 y?l?nda Ertan Çal??kan (Davul), Özgür Ulusoy (Keman, klavye) ve 2006’da Bar?? Tokgöz’ün (Bas) kat?l?m?yla grup, bugünkü kadrosunu olu?turmu? oldu.
?lk albüm, y?llar?n eme?i süzülerek ortaya konmu? özenli bir çal??ma. ?ark?lar?n sözleri, solist ?rfan Al??’a ait. Ticari kayg?lar?n ötesinde, müzi?in özgürlük oldu?una inanan grup, albümün prodüksiyonuna da imza atm??. ?ark?lar?n melodik alt yap?s?nda, rock, blues ve reggae’nin yan? s?ra arabesk ö?elere, ince keman ve piyano sololara da rastlamak mümkün.
Peyk’in ilk klibi, Deniz Ensari ve Betül Akzambaklar taraf?ndan ’Sulu?aka
1981 do?umlu Beyoncé Giselle Knowles, yedi ya??nda kilise korosunda ?ark? söyleyerek ve çe?itli müzik yar??malar?na kat?larak müzik ya?ant?s?na ba?lad?. Otuza yak?n yerel müzik yar??mas?nda birinci olan Beyoncé, bu s?rada LaTavia Robertson ile tan??t? ve ?Girl’s Tyme’ adl? grubu olu?turdu. Rap tarz?nda müzik yapan grup, kadrolar?na Kelly Rowland ile LeToya Luckett’? da ekleyerek grubun ismini ?Destiny’s Child’a çevirdi.
1998 senesinde Columbia Records etiketiyle kendi isimleriyle ayn? ismi ta??yan ilk albümlerini yay?nlayan Destiny’s Child, bu albümden sonra s?ras?yla ’Writings On The Wall’ (1999), ’Survivor’ (2001), ’8 Days Of Christmas’ (2001), ’This Is Remix’ (2002)’, ’Destiny’s Fulfilled’ (2004) ve ’#1’s’ (2005) adl? albümlerle listelerde önemli ba?ar?lar yakalad?. Bu albümlerde yer alan ’Bills, Bills, Bills’, ’Say My Name’, ’Independent Women’ ve ’Bootylicious’ parçalar?yla Amerika listelerinde zirvede yer alan grup, Haziran 2005’de yapt??? aç?klamayla da??ld???n? aç?klad?.
Destiny’s Child’in s?ras?nda solo kariyerine ba?layan Beyoncé, ilk olarak 2003 senesinde Jay-Z’nin ’03 Bonnie & Clyde’ adl? parças?nda yer ald?. Ayn? sene ’Dangerously In Love’ adl? ilk solo albümünü yay?nlayan sanatç?, albümden ç?kartt??? ’Crazy In Love’ adl? parçayla listelerde sekiz hafta boyunca 1 numarada bulundu. Albüm sat??lar?yla sanatç?ya 4 kez platin plak kazand?r?rken, albümden ç?kan 2. single ’Baby Boy’da Sean Paul ile düet yapan Beyoncé, bu single’la da yine zirvedeydi.
2004 senesi Grammy’lerinden ’En ?yi R&B Vokal Performans?’ (Dangerously In Love 2), ’En ?yi R&B Düet Vokal Performans?’ (The Closer I Get To You), ’En ?yi R&B Parças?’, ’En ?yi Rap Düeti’ (Crazy In Love) ve ’En Güncel R&B Albümü’ (Dangerously In Love) kategorilerinde 5 ödüle birden sahip olan Beyoncé, 2006 senesinde de Stevie Wonder ile düet yapt??? ’So Amazing’ adl? parçayla 2006 Grammy’lerinden ’En ?yi R&B Düet Vokal Performans?’ ödülüne lay?k görüldü.
2006 senesinde ’B’Day’ adl? 2. albümünü piyasaya süren Beyoncé, bu albümle Amerika listelerinde yeniden 1 numara oldu. Albümden yay?nlanan 3. single ’Irreplaceable’ listelerde 1 numara olurken, ’Check On It’ adl? parçaya çekilen video kliple sanatç? 2006 MTV Video Müzik Ödülleri’nden ’En ?yi R&B Video Klibi’ ödülünü evine götürdü.
2002 senesinden beri Jay-Z ile romantik bir ili?ki içerisinde olan Beyoncé, ?u ana kadar ’Carmen: A Hip Hopera’, ’Austin Power In Goldmember’, ’The Fighting Temptations’, ’Fade To Black’, ’The Pink Panther’ ve ’Dream Girls’ adl? filmlerde rol alarak sinema sanat?nda da aktif oldu?unu kan?tlad?.
Afrikada bir cumhuriyet. Yüzölçümü 2.500.000 kilometrekare, nüfusu 10,550.000 dir. Ba??ehri Hartumdur. Kuzeyinde M?s?r, do?usunda Eritre ve Habe?istan, bat?s?nda ?at, Kenya, Uganda ve Kongo bulunmaktad?r. Nil nehri, ülkeyi, güneyden kuzeye ve boydan boya geçer. Baz? madenler bak?m?ndan zengin olmakla beraber ba?l?ca servet kayna??, susam, dar?, yer f?st???, pamuk ve kauçuktur. Araplar, zenciler ve melezlerden meydana gelmi? olan Sudan halk?,tar?mla u?ra??r.
1899 ve 1936 y?llar?nda yap?lan anla?malar gere?ince, Sudan, ?ngiltere ve M?s?r?n birlik idaresi alt?nda kalm??, Ocak 1956 dan itibaren ba??ms?z bir cumhuriyet haline gelmi?tir.
Türk medeniyeti tarihinde, ?slaml???n kabul edilmesinden önceki devre, ?slam medeniyetinin etkisi alt?nda olan devre ve Bat? medeniyetine yönelme devresi ba?l?ca bölüm devreleridir. Bu bölüm devreleri, Türk edebiyat? tarihinde de kendini göstermi?tir. Buna göre, Türk edebiyat? tarihi, ba?l?ca üç devreye ayr?l?r:
I - ?slaml???n kabul edilmesinden önceki Türk edebiyat?,
II - ?slam medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?,
III- Bat? medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?.
VI - ?slaml???n kabul edilmesinden önceki Türk edebiyat?
Ba?lang?ç tarihi, Orta Asyada Türklerin ilk medeniyetlerini kurduklar? ça?lara kadar uzanan bu devir edebiyat?, çe?itli yabanc? etkilerden uzak kalm??, tam anlam?yla milli ve yerli bir edebiyat olma özelli?i ta??r. Bu devre edebiyat?nda, ?sadan yüzy?llarca öncelere ait ilk eserlerle beraber, yazan?n kullan?lma?a ba?land??? ça?lardaki eserler de yer almaktad?r. Bunlar, belli ba?l? iki lehçe ile yaz?lm??, t?r. Bunlarda birini O?uz destan?n?n yaz?ld??? Güney (Uygur) lehçesi, öbürü, Orhun Yaz?tlar?n?n yaz?ld??? Kuzey (Gök-Türk) lehçesidir. Uygur lehçesi, ?slaml???n kabul edilmesinden sonra Do?u Türkçesi ad?n? alm?? ve bilhassa Türkistanda geli?erek XIV. yüzy?ldan sonra Ça?atay lehçesi halinde devam ede gelmi?tir. Kuzey lehçesi, ise ?slaml???n kabul edilmesinden sonra Bat? Türkçesi ad?n? alm?? ve bat?ya do?ru gelerek Azerbaycanda, Anadoluda yerle?en O?uz Türkleri aras?nda geli?mi?, Azeri lehçesiyle birlikte bugünkü Anadolu lehçesine (Türkiye lehçesi) kaynak olmu?tur.
?slaml???n kabul edilmesinden önceki Türk edebiyat? 1) Sözlü edebiyat, 2) Yaz?l? edebiyat, olmak üzere iki bölüme ayr?lmaktad?r.
1) Sözlü edebiyat: Ba?lang?c?, Türk medeniyet tarihi ile bir olan ba?ka bir deyimle, Türk milletinin ba?lang?ç tarihi ile bir olan bu edebiyat, yaz?n?n kullan?lma?a ba?lanmad??? devirlerde meydana gelmi? ve nesilden nesile, sözlü bir gelenek halinde, a??zdan geçerek sürüp gitmi?tir. Sosyal bir zorunluluk olarak, ilkin din törenlerinden do?mu? sonralar? din d??? e?lenceler aras?nda ve çoklukla musiki ile beraber yürümü? ve ba?l?ca ürünlerini destan, ko?uk ve a??t ?eklinde, ?iir olarak vermi?tir. Sözlü edebiyattaki Türk ?iiri, vezninde ve dörder m?sral?k dörtlüklerle, çok kere yar?m kafiye ile söylenmi?tir. Her dörtlü?ün ilk üç m?sras? kendi aralar?nda, dördüncü m?sralar da öbür dörtlüklerin dördüncü m?sralar? ile (aaab-cccb-dddb-?) kafiyeli olmu?tur.
Bu devirde birçok destanlar yarat?lm??t?r. Ancak bu destanlar, topluca bir ?airin mal? olmad??? gibi, zaman?m?za kadar tam olarak tespit edilip gelememi?tir. Bu devredeki ba?l?ca destanlar ?unlard?r: Alp Er Tunga destan? (Saka Türklerinin ?ranl?larla mücadeleleri anlat?lmaktad?r). ?u destan? (Saka Türklerinin Büyük ?skenderle olan mücadeleleri anlat?lmaktad?r). O?uz Ka?an destan? (Hunlar?n büyük hükümdar? O?uz Ka?an?n Orta Asyada Türk birli?ini ve Hun ?mparatorlu?unu kurmas? anlat?lmaktad?r), Bozkurt destan? (Gök Türklerin demirden bir da?? delerek ç?kmalar? ve büyük bir devlet kurmalar? anlat?lmaktad?r), Dokuz O?uz Üç Uygur destan? (Uygurlar?n erkek bir kurttan türeyi?leri anlat?lmaktad?r). Göç destan? (Uygurlar?n göçleri anlat?lmaktad?r),
2) Yaz?l? Edebiyat: Eski Türkler aras?nda yaz?n?n yaz?lma?a ba?lamas?ndan sonra meydana gelen edebiyatt?r. ?lk yaz?l? eserler, Türklerin, ?slaml??? kabul etmeden önce kulland?klar? ilk yaz? olan Gök-Türk yaz?s? ile yaz?lanlard?r. ?lk yaz?l?? zamanlar? kesin olarak bilinmeyen bu yaz?l? metinler, Yeni?ey K?rg?zlar? taraf?ndan Gök-Türk harfleriyle yaz?lm?? bulunan (tahminen VI. yüzy?l) Yenisey yaz?tlar? d?r. Yine Gök-Türk yaz?s? ile yaz?lan ba?ka metinler de Orhun Yaz?tlar? d?r. Dikili ta?lar üzerine yaz?lm?? olan bu yaz?tlarda Do?u Gök-Türklerin kulland??? ikinci bir yaz? olan Uygur yaz?s? IX. yüzy?ldan itibaren kullan?lma?a ba?lanm??t?r. Bu yaz? ile yaz?lm?? eserler, çoklukla Budizm ile ilgili bir takam dini metinlerdir.
Bunlar Türklere mahsus, sade samimi ve tamam?yla milli bir karakter ta??makta konu ve ruh bak?m?ndan ?slaml?ktan önceki Türk edebiyat? özelliklerini ihtiva etmektedir.
Bu yaz?l? eserlerden de anla??laca?? gibi, ?slaml???n kabul edilmesinden sonra ?ekil ve ruh bak?m?ndan de?i?mi?, ancak Türk ülkesi üzerinde geli?en Türk edebiyat?, bu eski milli edebiyat?n, özelliklerini az çok muhafaza etmi?tir. Bilhassa hece vezni, hikaye ve destan türü ve halk edebiyat?nda kullan?lan naz?m ?ekilleri bu edebiyattan gelmektedir.
II - ?slam medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?: Türkler, X yüzy?l?n ikinci yar?s?ndan itibaren kitleler halinde ?slaml??? kabul etme?e ba?lam??lard?r. Türklerin ?slaml??? kabul etme?e ba?lamas? ile bir yandan bu din Ön-Asyada yay?l?p kuvvetlenmi?, bir yandan da Türk toplum hayat?nda kökten bir de?i?me olmu?tur. Türk toplumunda ve Türk medeniyetindeki bu kökten de?i?me ile birlikte, Türk edebiyat?nda da dil, konu, vezin, ?ekil bak?mlar?ndan de?i?meler meydana gelmi?tir. Böylece büyük merkezlerde yeti?en ve Arap-?ran medeniyetinin etkisi alt?nda kalma?a ba?layan Türkler, Arap-?ran tarz?nda yeni bir edebiyat kurma?a ba?lam??lar, sonradan Divan edebiyat? ad?n? alan yeni bir edebiyat?n temelini atm??lard?r.Öte yandan Arap-?ran edebi kültüründen uzak kalan halk kitleleri ise, eski ozanlar?n temsil etti?i edebiyat? ?slami ruha bürünmü? yeni bir saz ?iiri ve halk edebiyat? halinde devam ettirmi?tir. Bu iki kol aras?nda da, hem halk edebiyat?ndan, hem Divan edebiyat?ndan çe?itli özellikler alan yeni bir dini ed
ebiyat (Tasavvuf edebiyat?)meydana gelmi?tir. Böylece,?slaml???n kabul edilmesinden sonra Türk edebiyat?, naz?mda Saz ?iiri, Divan ?iiri, Tasavvuf ?iiri olmak üzere üç koldan yürüyerek geli?mi? nesirde de bunlara paralel eserler meydana getirmi?tir.
Böylece, hece vezninde, Türk naz?m ?ekilleriyle, sade bir Türkçe ve halk zevklerine uygun olarak meydan? gelmi? eserlere, genel olarak HALk EDEB?YATI; aruz vezniyle, Arap-?ran naz?m ?ekilleriyle ve bu edebiyatlar?n estetik anlay???yla meydana gelmi? eserlere D?VAN EDEB?YATI denmektedir.
?slam medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?, XI. yüzy?ldan itibaren ilk eserlerini verme?e ba?lam??t?r. III - Bat? medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?
Osmanl? ?mparatorlu?u ?slam medeniyetinin etkisi alt?nda birkaç yüzy?l boyunca büyük bir ?mparatorluk olarak kalm??; fakat Avrupada ba?layan yenile?me hareketleri kar??s?nda eski sa?lam durumunu kaybetme?e ba?lay?nca;bu yeni medeniyete kap?lar?n? açmak yoluna gitme?e çal??m??t?r. Bu dü?ünce ile XII. yüzy?ldan ba?layarak zaman zaman bir tak?m yenile?me hareketleri belirmi? ve Avrupa medeniyeti örnek tutulma?a ba?lam??t?r. Fakat zaman zaman olagelen bu yenilik hareketleri,memleketin tüm olan yeni bir medeniyete yönelmesini gerektirecek kadar sa?lam ve planl? hareketler olamam??lard?r. Fakat XIX. yüzy?l?n ilk yar?s?nda, Ortaça? düzeni ile idare edilmekte olan Osmanl? imparatorlu?unun, ilerleyen Avrupa kar??s?nda siyasal olarak dayanabilme gücünün, ancak bu yeni medeniyete ayak uydurabilmesi, Bat? esaslar?na göre devlet kurumlar?n?n yeniba?tan düzenlenmesi ile mümkün olabilece?i devlet adamlar?nda ve Türk fikir adamlar?n yerle?en ba?l?ca ana fikir olma?a ba?lam??t?r.Böyle zorunlu bir dü?ünce ile yap?lacak yeniliklerin ana çizgilerini belirten bir ferman 3 Kas?m 1839 tarihinde zaman?n padi?ah? Abdülmecit I. taraf?ndan Tanzimat Ferman? ad? ile yay?nlanm?? ve ilan edilmi?tir. Bu ferman?n yürürlü?e girmesi ile ba?layan Tanzimat Devri nde da??n?k bir hale gelmi? olan devletin bütün kurumlar? Bat? esaslar?na göre yeni ba?tan düzenlenmi?tir.
Toplum hayat?nda belirme?e ba?layan bu de?i?iklikler, edebiyat üzerine de etki yapm??t?r. Bat? kültürünün etkisi alt?nda yeti?me?e ba?layan yeni nesiller böylece Bat? edebiyat? yolunda yeni bir edebiyat ç???r? açma?a giri?mi?lerdir.
Böyle bir hareket sonucu olarak da, Türk edebiyat?, ba?lang?c?ndan itibaren en önemli geli?me ve de?i?me hareketiyle kar?? kar??ya kalm??t?r. Birkaç yüzy?ld?r devam eden Türk ?slam gelene?i yerine yeni bir gelene?in eklenmesi ile Türk edebiyat?, ?ekilden dü?ünceye dil kurallar?na kadar önemli de?i?melere u?ram??t?r.
Bat? medeniyeti etkisi alt?nda Türk edebiyat?, XIX. yüzy?lda ba?l?ca iki devreye ayr?l?r: Tanzimat edebiyat?, Edebiyat-? Cedide (Servet-i Fünun edebiyat?).
1) Tanzimat Edebiyat?: Bat? kültürü ile yeti?en sanatç?lar?n, Bat? edebiyat?n? örnek tutarak meydana getirdikleri bir edebiyat olan Tanzimat edebiyat?, Tanzimat ferman?n?n ilan?ndan yirmi y?l sonra, 1860 da Tercüman-? Ahval gazetesinin yay?nlanmas? ile ba?lam?? ve 1895 tarihine kadar devam etmi?tir. Bat? kültürüyle yeti?en yeni nesil, Divan edebiyat?n?n, yeni hayat? ifadeye yeter olmad???n? görmü? ve yeni edebiyat ç???r?n? açm??t?r. Bu devirde yeti?en sanatç?lar, Frans?z edebiyat?n? örnek alm??lar ve Divan edebiyat?nda bulunan edebiyat türlerini Bat? anlay???na göre yenile?tirmi?lerdir.
Fakat bu yenile?me, yaln?z edebiyat türleri, yani ?ekil yönünden olmam??; edebiyatta toplumla ilgili meseleler incelenmi?, toplumla ilgili yeni kavramlara (hürriyet, hak, adalet, vatan, millet gibi) yer verilmi?tir. Bu kavramlar?n memlekete yay?lmas? ba?l?ca amaç olarak al?nd???ndan edebiyat?n Divan edebiyat? gibi ayd?n ve seçkin ki?iler için de?il, halk için bir edebiyat olmas? dü?üncesi ile dilde sadele?me, yaz? dilinin konu?ma dili haline gelmesi dü?üncesi savunulma?a ba?lanm??; bu hareket noktas?, naz?mla birlikte Tanzimat nesrinde önemli yenilikler belirmesine sebep olmu?tur. Tanzimat edebiyat? ?iirinde, konu geli?tirilmi? eski naz?m ?ekillerinin yan?nda örnekleri Fransa edebiyat?nda bulunan yeni ?ekiller kullan?lma?a ba?lanm??: konu birli?i ne ve bütün güzelli?i ne önem verilmi?tir.
Tanzimat edebiyat? nesrinde, eski hikaye ve tarih seyahatname türlerinin yan?nda roman. Bat? anlam?nda hikaye tiyatro, makale v.s. türlerine yer verilmi?, dil, bir tak?m dü?ünceleri yaymak amac? içinde sadele?me?e cümle kurallar? yer etme?e ba?lam??t?r. Hikaye roman tiyatro türlerinde toplumla, tarihle ilgili olaylar?n anlat?lmas?na önem verilmi?tir. Tanzimat edebiyat?n?n gerek nazm?nda, gerek nesrinde Frans?z edebiyat?nda görülen klasisizm, Romantizm, Realizm gibi ak?mlara yer verilme?e ba?lanm??t?r.
Tanzimat edebiyat?n?n ba?l?ca sanatç?lar? ?unlard?r.
?inasi, Ziya Pa?a, Nam?k KemaL Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Cevdet Pa?a, Ahmet Vefik Pa?a, Ali Bey, Ebüz Ziya Tevfik, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami pa?azade Sezai, Muallim Naci, ?emsettin Sami, Nabizade Naz?m.
2) Edebiyat-? Cedide (Servet-i Fünun edebiyat?) XX. YÜZYIL Bu yüzy?l?n ba?lar?nda Türk edebiyat?nda çe?itli zevk, ?ekil ve fikir tart??malar? devam etmekle beraber, Türk edebiyat?, as?l milli karakterini alma?a ba?lam??t?r. Yüzy?llar boyunca çe?itli kültürlerin etkisi alt?nda geli?en Türk edebiyat?, XX. yüzy?l?n ba?lar?nda, bu etkilerin her birinden kendine laz?m olan milli unsurlar? alarak, bütün Türk milletine mal olabilecek özellikler kazanm??t?r. ?üphesiz edebiyat?m?z?n bu millile?mesinin sebeplerinden ba?l?cas?, Türk toplum hayat?nda bilhassa Cumhuriyetin ilan edilmesi ile meydana gelen büyük devrim hareketidir.
XX. yüzy?l?n ba?lar?nda, Servet-i Fünun edebiyat? toplulu?u yolundaki eserler devam ederken bir yandan da yeni bir edebiyat toplulu?unun, Servet-i Fünun gelene?ini devam ettirmek yolundaki çabas?, önem ta??r. Fakat, Servet-i Fünun dergisi etraf?nda toplanan baz? sanatç?lar?n Fecr-i Âti ad? alt?nda meydana getirdikleri bu topluluk, öbür edebiyat topluluklar? gibi fazla verimli olamam??t?r.
Bu yüzy?lda Divan edebiyat? ortadan kalkm??, tasavvuf edebiyat? eski geni? çevresini bulamad??? için ünlü sanatç?lar yeti?tirememi?tir. Toplum hayat?n?n günden güne daha canl? bir durum almas? ve milliyet fikrinin yerle?meye ba?lamas? ile dilde sade Türkçe ile yazma ak?m? ba?lam?? ve ak?m, bu yüzy?lda en büyük ba?ar?s?na ula?m??t?r. Naz?mda aruz vezni, yerini hece veznine b?rakma?a ba?lam??, geli?mekte olan saz ?iiri; yeni edebiyat hareketi ile beraber giden bir özellik kazanm??t?r. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra da Bat? edebiyat?ndan al?nan yeni naz?m ?ekilleri ve serbest vezinli naz?mla, tam anlam? ile milli bir hüviyet ta??yan yeni edebiyat, bütün millete mal olabilecek vas?flar kazanm??t?r.
Edebiyatta milli kaynaklara dönme dü?üncesi ile ba?layan ve kendilerine milli edebiyatç?lar denen Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin gibi sanatç?lar dilde sadele?menin öncülü?ünü etmi?ler, aruz vezni yerine hece veznini kullanma?a ba?lam??lar, yerli hayat? yerli dü?ünceyi eserlerinde aksettirmeyi ön planda tutmu?lar ve fikir ve ruh bak?m?ndan Türkçülük ak?m?n?n öncüleri olmu?lard?r. Bu yolda, hikaye, ?iir,makale türlerinde verilen eserlerden sonra, Milli edebiyatç?lar?n yolundan giden ve hece veznini, dilimize daha uygun bir ?ekilde i?lemeyi ba?aran Hececiler ad? ile an?lan ?airler yeti?mi?tir. Faruk Nafiz Çaml?bel, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy gibi sanatç?lar?n öncülü?ünü ettikleri Hececiler toplulu?undan sonra, bir topluluk olma özellikleri olmayan, fakat meydana getirdikleri eserlerle ?iirin ?ekil ve yap?s?nda, söyleyi?inde daha büyük ba?ar?lar?n elde edilmesine sebep olan Ömer Bedrettin U?akl?gil, Kemalettin Kamu, Necip Faz?l K?sakürek, Ahmet Muhip D?ranas, Cahit S?tk? Taranc? gibi ?airler yeti?mi?tir. XX. yüzy?lda Türk ?iiri kazand??? milli olma özelli?inden sonra Orhan Veli Kan?k ve arkada?lar?n?n öncülü?ünü ettikleri serbest naz?mla, tabii güzel Türkçe ile yaz?lan ?iirlerle, yeni ileri bir özellik kazanma?a ba?lam??t?r.
Bu yüzy?lda, naz?mda beliren hareketlerin d???nda kalan baz? sanatç?lar yeti?mi?tir. Bu sanatç?lar, ?ekilde es kalmay? ve aruz veznini kullanma tercih etmelerine ra?men, geli?meye ba?layan Türk toplumunun etkisi alt?nda kalmaktan geri kalmam??lar, es olmamakla beraber yeni olmayan ,gerek dü?üncede gerek dilde, gerekse ruhta milli olan, yeni olan ?iirler meydana getirmi?lerdir. Yahya Kemal Beyatl? ve Ahmet Ha?im, Mehmet Akif Ersoy, bu yolda yazan sanatç?lar?n ünlüleridir.
Nesir alan?nda yeti?en sanatç?larda ayn? toplumsal etkiler alt?nda kalarak, yenile?en ve millile?en Türk edebiyat?na eserler vermekten geri kalm??lard?r. Bat? anlay???ndaki teknik yap?ya ula?an ve roman, hikaye, tiyatro eseri, edebiyat tetkikleri v.b. veren 1 sanatç?lar, yine sade bir dilde ve toplumla ilgili meseleleri yazmay? ön planda tutmu?lar, bu yolda üstün ba?ar?lar elde etmi?lerdi. Halit Ziya U?akl?gil ve Hüseyin Rahmi Gürp?narla ba?layan sanatç?lar?n ba?l?calar? ?unlard?r Halide Edip Ad?var, Yakup Kadri karaosmano?lu, Refik Halit Karay, R?fk? Atay, Re?at Nuri Güntekin, Peyami Safa, Nurullah Ataç, Fuat Köprülü Sait Faik Abas?yan?k, Haldun Taner.
1459 y?l?n?n 23 Aral?k günü Edirne Saray?'nda do?up,25 ?ubat 1495 de Napoli'de ölen Cem Sultan, Osmanl? ?mparatorlu?unun en bahts?z ?ehzadelerinden biriydi. Fatih Sultan Mehmet'in üç o?lunun en küçü?ü olan Cem'in annesi Çiçek Hatun' dur.
Cem Sultan'?n gerçekten büyük bir özenle sürdürülen e?itimi, henüz 5 ya??ndayken ba?lam??t?. On ya??nda Kastamonu Sancakbeyi (Valisi),15 ya??nda Karaman ve Konya Valisi oldu. "Karaman Taht?" denilen Konya Valili?ine atand???nda, çevresindeki Türk, Rum ve ?talyan bilgelerinden ö?retmen olarak yararlanma?a devam ediyordu.
Fatih Sultan Mehmet öldü?ü zaman, Cem bir kuvvetin ba??nda Suriye s?n?r?na gönderilmi?ti. Sadrazam Karamanl? Mehmet Pa?a, tahta lay?k ?ehzadeyi Cem'in ?ahs?nda görüyordu. Fakat Amasya'da bulunan veliaht ?ehzade Bayezit daha çabuk davrand?. ?stanbul'a gelip II Bayezit unvan?yla tahta oturdu. Karamanl? Mehmet Pa?a, ?stanbul'da ç?kan ihtilalde hayat?n? kaybetti. Belirli baz? çevrelerin de destekledi?i Cem Sultan,II. Bayezit'in padi?ahl?k yapabilecek de?er ve yetenekte olmad??? inanc?ndayd?. Her konuda ondan daha üstün oldu?una inan?yordu. Ayr?ca saltanat h?rs?na da kap?lm??t?.
Konya'dan Bursa üzerine yürüdü ve yakla??k olarak 6000 ki?ilik bir kuvveti bozguna u?rat?p Bursa'ya girdi. Kendi ad?na hutbe okuttu, para bast?rd?. Ba?ka türlü söylemek gerekirse, Osmanl? törelerine göre kendi "hükümdarl???"n? duyurdu. Fakat Bursa'daki saltanat? ancak 18 gün sürdü. Bayezit, Cem' in Anadolu'da,kendinin sadece Rumeli'de hükümranl?k önerisini kabul etmedi. Bu öneri,bir bak?ma Osmanl? Devleti'nin bölünmesi anlam?na geliyordu. II. Bayezit'in Gedik Ahmet Pa?a komutanl???ndaki ordusu, Cem'in küçük ordusunu 20 Haziran 1481 günü Yeni?ehir'de tam anlam?yla yenilgiye u?ratt?. Güç bela Konya'ya ula?an Cem, orada sadece 3 gün kald?. Ele geçmekten korkuyordu. 40 ki?ilik maiyetiyle, 28 Haziran gün sonra Konya'dan ayr?ld?. Onu gerçekten seven Konya halk?, Cem'i gözya?lar? içinde u?urlam??t?.
Talihsiz ?ehzadenin hayat?n?n bundan sonraki dönemi, tam bir göçebelik,mutsuzluk,ac?,aldat?lmalar ve ihanetlerle doludur. Önce M?s?r'da M?s?r-Suriye Türk Memluk Sultan? Kay?tbay'a s???nda. Kahire'de onuruyla uygun bir ?ekilde konuk edilmi?ken, Anadolu'dan gelen baz? ça?r?lara kap?ld? .Karamano?ullar?ndan Kas?m Bey'in k??k?rtmalar?na dayanamad?. 27 Mart 1482 tarihinde Kahire'den ayr?ld?. Adana'da kendini kar??layan Kas?m Bey'e, padi?ah oldu?u zaman Karaman taht?n? geri verece?i vaadinde bulundu. Oysa Karamano?lu Kas?m Bey, Osmanl?lar?n can dü?man?yd?. Cem'in yeni giri?imleri ba?ar?s?zl?kla sonuçland?. Ne Ankara'y?, ne de Konya'y? alamad?.
II. Bayezit'in elçileri, Cem'e, ailesi ve maiyetiyle beraber Kudüs'te oturmay? kabul ederse,?ehzadelik ödene?inin düzenli bir ?ekilde verilece?ini bildirdiler. Fakat Cem bu öneriyi kabul etmedi. 18 A?ustos'ta Rodos'a geçti. Rodos ?övalyelerine s???nd?.
Rodos'taki Saint-Jean ad?n? ta??yan askeri-dini bir tarikat?n ba?? olan Pierre d'Aubusson Cem'e kar?? ikiyüzlülükle davrand?. Sözde onu konuk edinmi?ken, asl?nda bir tutsakm??ças?na davrand?. Cem'i politik entrikalar? için kullanmak niyetindeydi. Bir Osmanl? ?ehzadesini tutsak ald???n? Papa da dahil, Avrupa'daki baz? çevrelere bildirdi. Cem art?k bir Avrupa sorunu olup ç?km??t?.
D'Aubusson.II. Bayezit'in Rodos'a sefer açaca??ndan korktu?u için Cem'i Rodos'ta tutmad?. 300 asker muhafazas?nda Fransa'ya gönderdi. Nice'e götürülen Cem çok sevdi?i bu ?ehirde dört ay kald?. Daha sonra, çe?itli politik entrikalara alet edildi. ?övalyeler, Cem'in Savoie Dukas? I. Carlo'yla dostlu?una ra?men onu koyuvermek niyetinde de?illerdi. II. Bayezit,karde?inin bak?m ve muhafazas? için her y?l 45.000 duka alt?n? ödüyordu.
Sonradan Roma'da yerle?en, daha do?rusu Papa'n?n muhafazas?na terk edilen Cem,büyük bir ihtimalle II. Bayezit'in verdi?i paran?n h?rs?na kap?lan Papa Borjiya taraf?ndan zehirlendi. Bir söylentiye göre, Papa, onu Roma'ya giren Fransa Kral? VIII. Charles'a (?arl) b?rakmamak için zehirlemi?ti. Cem, Fransa Kral?'n?n konu?u olarak, onun ordusuyla beraber Napoli'ye girdi. Napoli'de Kral art?k serbest oldu?unu müjdeledi?inde çok geçti. Zehir etkisini gösterdi ve Cem Napoli' de öldü.
Cem'in cenazesi de bir pazarl?k konusu oldu. 1499 y?l?nda Bursa'ya getirilip, a?abeyi ?ehzade Mustafa'n?n türbesine gömüldü.
?slam dininin kutsal kitab? olan Kuran'?n kelime kökünün üzerinde farkl? görü?ler vard?r. Genel bir bak??la, "vahiylerin yaz?yla tesbit edilmi? bütünü" anlam?na geldi?i kabul edilebilir. Ancak,bu anlam Kuran'?n kendi için geçerli de?ildir. Hz. Peygamber'e gökten indirilen kutsal kitapda.Kur'an'a en mutlak anlam?yla "el-Kitab",yani "Kitap"deyimi yak??t?r?lm??t?r.
Kur'an islam dininin temel ilkelerini, Hz. Muhammed'e gönderilen (vahiy halinde gelen)tanr?sal buyruklar? insanl??a bildiren kitapt?r. Müslümanlar?n kutsal kitab? Kur'an Arapça ve bu dilin Kurey? lehçesiyledir. 114 süre, kutsal kitab?n 114 zaman bölümünde ini?ini belirtir.
Kur'an, Hz. Muhammed k?rk ya??na bast???nda, Allah taraf?ndan "Peygamberlik" gönderilince inme?e ba?lam??t?r. Kuran'da söyleyen,konu?an Tanr?'n?n kendisidir.Dolay?s?yla.Kuran "Kelamu'Allah",yani "Allah'?n Sözü" dür. Tanr?'n?n buyru?udur. 144 sure,66 ayet'i kapsar (ihtiva eder).
Hz. Peygamber okuma yazma bilmedi?i için, vahiy halinde inen ayetler haf?zas?na i?lenip kal?rd?. Hz. Muhammed de bunlar? unutmaz,y?llarca sonra tek hecesi farketmeksizin ayn?n? tekrarlard?. Müslümanlar bu ayetleri ezberlerler ,okuma yazmas?n? bilenler de yaz?l? haliyle tesbit ederlerdi. Zamanla vahyedilen (vahiy halinde inen) ayetler ezberlenirken,bunlar? ezberleyenler "haf?z" diye tan?mlanm??lard?r. Aradan zaman geçtikçe bu haf?zlardan baz?lar? sava?larda ?ehit dü?tüler ,baz?lar? da ecelleriyle öldüler. Bu durumda ayetler'i ezbere bilenlerin say?s? azalma?a ba?lam??t?. Papirüslere, kemik ve tahtalara, pi?irilmi? tu?lalara, deri üzerine yaz?lm?? sureleri bir arada toplamay? ilk dü?ünen Halife Ebubekir oldu.Her sure ka??t, ya da kurutulup i?lenmi? deri üzerine yaz?lmaya ba?land?. Böylece Kuran'?n ilk olarak bütün halinde yaz?l? ?ekli ortaya ç?kt? ve buna "sayfalar" anlam?na "suhuf ad? verildi. Halife Ebubekir'in ölümünden sonraki Halife Ömer de ayn? i?i sürdürdü. Belirli bir süre.Kur'an nüshalar? çok ki?inin elinde suhuf'lar halinde kald?. Ömer'den sonra halife olan Osman, Kur'an'?n tek kitap olarak düzenlenmesini emretti. Yaz?l? bütün nüshalar bir araya getirildi. ?ncelemeler sonucu, ortada sadece be? adet güvenilir nüsha oldu?u anla??ld?. Görevlendirilen özel bir kurul kar??la?t?rmalar?, düzeltmeleri yaparak, her türlü ku?kudan uzak,kesin bir nüshay? meydana getirdi. Elde edilen nüsha hattatlar taraf?ndan yaz?larak ço?alt?ld?. Do?rulu?undan ?üphe edilen öteki nüshalar?n hepsi ortadan kald?r?ld?.
Kuran'?n böylece esas, temel bir nüsha halinde ortaya konulmas?ndan sonra baz? güçlükler belirdi. Bunlar okumadaki lehçe fark?ndan do?uyordu ama, zamanla gerekli düzeltmeler yap?ld?.
Türk siyaset adam?. Denizlide do?mu?tur. Hukuk ö?renimini tamamlam??, çe?itli memurluklarda bulunmu?tur. Kurtulu? Sava?? y?llar?nda Denizlide büyük yararl?klar göstermi?, Sivas Kongresinde bulunmu?, ?stiklal Mahkemelerinde savc?l?k yapm??t?r. Uzun y?llar milletvekilli?inde bulunmu?tur.
Numeroloji (say?bilim), astroloji (y?ld?zbilim) gibi tamamlay?c? unsurlar? olan, gerekti?inde bir arada, gerekti?inde ayr? ayr? ele al?nabilen, ki?iyi ve ki?inin gelece?ini aç?klamay? hedefleyen bir sanatt?r. Astroloji gibi numeroloji’nin temelleri de antik uygarl?klara, antik dü?ünceye dayan?r ve Ortado?u’dan Bat?’ya uzan?p benzer bir süreçten geçer.
En eski ça?lardan beri, say?lar, sadece hesap için kullan?lmad?lar. Örne?in, Keldanl?lar, harflere birer say? yak??t?r?p ki?inin ad?n? kullanarak tahminlerde bulunurlard?, fal bakarlard?.
Yunanl? felsefeci ve matematikçi Pitagor, her?eyi say?lar?n ahengi ile aç?klard?. Çinliler say?lara simgesel de?erler verirler, gerek geleneksel, gerekse ça?da? kabala say?lar?n özelliklerini incelemektedir.
Numeroloji’nin kaynaklar? adeta s?n?rs?zd?r, uygulanmas? da öyle. Konusal olarak bir ucu bat?l inançlara, bir ucu ise toplumlar?n bilinçalt?na dayan?r. Eski M?s?r’da, Mezopotamya’da, antik Yunanistan’da, ?slam öncesi Türkler’de, Araplar’da numeroloji kar??m?za ç?kmaktad?r. Eski uygarl?klar?n bilginleri ve felsefecileri say?lar?n tutkusundan kurtulamam??lard?r. Yüzy?llar geçmesine ra?men benzer bir tutkuyu, ya da aç?klama ihtiyac?n?, Bertrand Russel’den Hitehead’e kadar, ça?da? matematikçilerde ve felsefecilerde de bulmak mümkündür. Çünkü her ?eyi düzene sokmak, bir formüle ba?lamak, aç?klamak, de?erlendirmek say?larla olmaktad?r.
Mezopotamya bilginleri için say? sadece bir nicelik i?areti de?ildi. Çözüldü?ünde, yorumland???nda niceli?i a?an bir güze sahip olan, hatta kutsal say?lan, olumlu ya da olumsuz, u?urlu ya da u?ursuz bir i?aretti.
Babil’de 28 say?s? kutsal say?l?rd?; çünkü 28, hem kutsal say? olan 7′nin ba?ka bir kutsal say? olan 4 ile çarp?lmas?ndan olu?uyor, hem de ilk 7 say?n?n toplam?na e?itti:
1 + 2 + 3 + 4 + 5 + 6 + 7 = 28
Pitagor’un izleyicileri için 1 say? say?lmazd?, di?er say?lar? do?uran bir ba?lang?çt?. Bu yüzden ilk iki say?n?n (2+3) toplam?ndan elde edilen 5 ile yine bu ilk iki say?n?n çarpmas?ndan (2×3) olu?an 6′y? kutsal saymakta, fakat nedenleri aç?klanmamakta, gizli kalmaktad?r.
Ünlü felsefeci ve matematikçi Pitagor’un dü?üncesine göre say?lar a?a??daki anlamlar? kaps?yordu:
1- Özün say?s?,
2- Kar??tl?k, de?i?iklik
3- Arac?l?k, bütünlük, ba?lang?ç, orta ve son, tanr?sal güç,
4- Do?ruluk, adalet, dünya,
5- Evlilik,
6- ?ans,
7- Evrenin tümü [Tanr?sal güç (3) ile dünya (4)’ün toplam?] ya da tanr?n?n dünya ile birle?imi,
8- Sa?laml?k,
9- 3×3 ya da tüm say?lar?n özü,
10- Sonu olmayan yeni bir dizinin ba?lang?c?.
Belirli say?lar, zamanla ayr? bir anlam ve de?er kazan?rlar, kimi u?urlu say?l?r, kimi ise u?ursuz. Bu say?lar? her yerde bulabiliriz; dinsel inançlarda, mitolojide, halkbilim gelene?inde, atasözlerinde vb. Museviler için 9 (3×3) do?rulu?un simgesiydi. Çünkü o ?a?maz bir say? idi:
2 x 9 = 18 (1 + 8 = 9)
3 x 9 = 27 (2 + 7 = 9)
4 x 9 = 36 (3 + 6 = 9)
5 x 9 = 45 (4 + 5 = 9)
Çe?itli kaynaklardan, inançlardan ve dinlerden, 3′ün önemini vurgulayan, say?s?z örnekler ç?kartmak kolayd?r;
- Yunan mitolojisinde denizler tanr?s? Neptün’ün üç di?li asas?,
- Buda’n?n i?aretindeki üç alev,
- Babil’deki üçlü tanr?, Anu-Ea-Bel,
- Asur’daki benzeri üçlü tanr?, Brahma-Vi?nu-Siva,
- Hristiyan dünündeki kutsal üçlü, Baba, O?ul ve Kutsal Ruh,
- Yunanl?lar’da üç gazap tanr?ças?, üç güzellik tanr?ças? ve üç kader tanr?ças? dokuz (3×3) sanat tanr?ças? olarak adland?r?l?rd?.
Üç kadar önemli bir say?da 7′dir:
- Antiklerin gökbiliminde dünya evrenin ortas?nda durur, evrenin merkezini te?kil eder, etraf?nda ise yedi gezegen vard?r: Ay, Merkür, Venüs, Güne?, Jüpiter ve Satürn,
- Çin’de ve Japonya’da yedi de?erli nesne vard?r: Alt?n, gümü?, yakut, zümrüt, kristal, amber ve akik,
- Eski M?s?r’da yedi bilgin, tanr? Ra’n?n gözünden ç?k?p yedi atmaca ?ekline girip uçarlar,
- Eskiler için dünya yedi harikaya sahiptir.
Mitolojide, dinsel inançlarda, bat?l inançlarda ve halkbiliminde, k?tadan k?taya ve uygarl?ktan uygarl??a, say?lara bir önem, bir de?er ve matematiksel i?levlerini a?an bir anlam tan?nd?. Say?lar simgesel bir boyut kazanarak, gerek do?ay? gerekse insan?, giderek evreni ve evreni ?ekillendiren gücü aç?klayabilecek nitelikte bir bilgi, ölçü ve yöntem arac? say?ld?.
Kaynak;
http://www.yorumcu.com/fortune/num/
Popüler etiketler
[ dere ] [ lama ] [ dren ] [ en son ] [ e?in ] [ bil ] [ car ] [ inci ] [ emi ] [ etin ] [ arda ] [ avr ] [ lak ] [ mede ] [ elik ] [ emin ] [ a i ] [ teri ] [ oyun ] [ has ] [ ahi ] [ a?ar ] [ eki ] [ tre ] [ devam ] [ dil ] [ ni? ] [ lan ] [ nil ] [ k m ] [ yün ] [ faz ] [ bak ] [ deniz ] [ ece ] [ dam ] [ baz ] [ arlar ] [ ikl ] [ far ] [ areket ] [ yeri ] [ kary ] [ üre ] [ ten ] [ yaz? ] [ yazy ] [ hareket ] [ ire ] [ kare ] [ di? ] [ van ] [ kar ] [ nce ] [ kazan ] [ aml ] [ yyllar ] [ rler ] [ ilk ] [ k y ] [ y?l ] [ an? ] [ ince ] [ ans ] [ meydan ] [ asa ] [ ted ] [ lke ] [ halk ] [ akl ] [ ???n ] [ ili ] [ ran ] [ kilometre ] [ k s ] [ hayat ] [ türk ] [ ekil ] [ dünya ] [ ele ] [ veri ] [ sava ] [ boy ] [ sal ] [ para ] [ ?rk ] [ çim ] [ insan ] [ göster ] [ yrk ] [ mik ] [ bat ] [ a il ] [ katy ] [ sind ] [ bur ] [ hare ] [ dün ] [ rsa ] [ a a ] [ söz ] [ süre ] [ ast ] [ cad ] [ lis ] [ ?am ] [ kol ] [ bilin ] [ ?s? ] [ sonuç ] [ bal ] [ arl ] [ göz ] [ 821 ] [ fazl ] [ mar ] [ sel ] [ ulu ] [ kas ] [ ime ] [ par ] [ genel ] [ etki ] [ çin ] [ kat? ] [ ila ] [ kle ] [ lun ] [ bas ] [ ak? ] [ can ] [ alma ] [ ar? ] [ kar? ] [ erk ] [ i il ] [ ayy ] [ sav ] [ amy ] [ düzen ] [ ölçü ] [ kil ] [ kis ] [ da y ] [ a??n ] [ yön ] [ nar ] [ madde ] [ lle ] [ am?n ] [ sar ] [ den ] [ tay ] [ sis ] [ inç ] [ a?? ] [ oku ] [ top ] [ ate ] [ u?ur ] [ ali ] [ ?kta ] [ dem ] [ s?ra ] [ rad ] [ bili ] [ tarih ] [ metr ] [ k ta ] [ eri ] [ ak?m ] [ ile ] [ ebe ] [ da? ] [ lek ] [ linde ] [ oda ] [ ünlü ] [ zar ] [ ki?i ] [ ordu ] [ dü?ün ] [ dini ] [ bulu ] [ gün ] [ koy ] [ ölüm ] [ insanlar ] [ kon ] [ ekim ] [ alt?n ] [ nlar ] [ t?r ] [ tan ] [ utu ] [ eva ] [ k?l ] [ atl ] [ imi ] [ ykta ]