Parklarda ve büyük bahçelerde,geni? çimenlikleri kendili?inden sulamak için yap?lm?? tesisatlar vard?r. Bu tesisat, oldu?u yerde durmaks?z?n dönen, yere yatay durumda borularla haz?rlanm??t?r. Devaml? olarak dönerken,bir daire biçiminde su f??k?rt?r. Roket at?c?n?n çal??mas?ndaki temel ilke, bir bak?ma bu sulama tesisat?n?n çal??ma düzenine benzetilebilir.
Söz konusu sulama düzeninde, su f??k?rt?c? borunun içindeki su bir yönde f??k?r?r. F??k?rma gücü, boruyu aksi yönde iter. Bir rokette de,çabuk (h?zl?) yanan yak?t veya patlay?c? madde, bir yönde at?l?m yapar. Ayn? zamanda, roketi aksi yönde iter.
Ya?ad???m?z ça??,di?er baz? bulu?lar?n isimleriyle birlikte "roket ça??" diye de tan?ml?yoruz.Roketi modern bir bulu? olarak kabul ediyoruz. Oysa roket fikri çok eski bir uygulamad?r. ?lk roketi Çinliler bulmu? ve bundan 800 y?l önce "hava fi?ekleri" olarak kullanm??lard?r.Çinlilerle ticaret ili?kileri olan Hintliler ve Araplar,daha sonralar? ayn? ?eyi kendi ülkelerine götürmü?, orada uygulam??lard?. Güvenilir kaynaklara göre, Bat? Avrupa ülkelerinde roketle ilgili ilk kay?tlar M. S. (?sa'dan sonra) 1256 y?l?na rastlamaktad?r.
Roketin sava? alan?nda ilk uygulamas?, alevli oklar?n kullan?lmas? ?eklinde olmu?tur. Bunlar dü?man kalelerinin yanabilecek k?s?mlar? ni?anlanarak at?l?yordu. Askerler ve denizciler, roketten i?aretle?me arac? olarak da yararlanm??lard?r.
1802 y?l?nda ?ngiliz ordusunda bir yüzba??, Hindistan'da ?ngiliz birliklerine roketlerle nas?l sald?r?ld???na ili?kin bir yaz? okumu?tu. Bu yaz?,ayn? ?eyin ?ngiliz ordusunda kullan?labilece?i fikrini verdi. Yap?lan denemeler ba?ar?yla sonuçland?. Çok geçmeden, Avrupa ülkelerinin ço?unun ordusunda ayn? ?ey kullan?lma?a ba?lam??t?. Tez zamanda Birle?ik Amerika da onlar? izlemekte gecikmedi.
Avrupa'da, Napoleon'un yenilgiye u?rad??? Leipzig Sava??nda, roketler büyük ölçüde kullan?ld?. Birle?ik Amerika'da ise, Baltimore Liman?nda McHenry kalesinin bombard?man?nda,?ngilizler ayn? silahtan yararland?lar. Birle?ik Amerika milli mar??n?n bir yerinde "roketin k?z?l par?lt?s?" sözünün geçmesi bu yüzdendir.
19. yüzy?lda,topçu birliklerine daha büyük önem verildi. Toplarda geli?meler yap?ld?. Sonralar?, roket at?c?lar toplar?n yerini alma?a ba?lad?. Bunun tam anlam?yla gerçekle?mesi, 2. Dünya Sava??nda, Almanlar?n ünlü V-2 ve benzeri roketleri kullanmas?yla olmu?tur.
?pek, ipekböce?inin üretti?i yumu?ak, parlak bir liftir. ?pekböce?i bir t?rt?ld?r ve bu lifi kendine koza örmek için üretir. ?nsanlar bu liften iplik yapar ve kuma? dokurlar. ?pek çok sa?lamd?r. Boyan?nca da çok gösteri?li olur. Bazen ipe?e ba?ka lifler kar??t?r?larak dö?emelik ve perdelik kuma?lar yap?l?r. ?pek dokumac?l??? bundan 4.600 y?l önce Çin’de ba?lad?. 16. yüzy?l ile 20. yüzy?l aras?nda ?talya ve Fransa’da büyük geli?me gösterdi. ?pek en çok dut ipekböce?inden elde edilir. Bu böce?in di?isi 200-500 yumurta b?rakt?ktan sonra ölür. Yumurtalardan ç?kan minik t?rt?llar dut yapra??yla beslenir. H?zla büyüyerek 20-30 günde 7-8 santimetreyi bulur. Büyümesi tamamlan?nca yemeyi b?rak?r ve incecik ipek liften çevresine bir koza örer. ?nsanlar ipek elde etmek için üretme çiftliklerinde ipekböcekçili?i yaparlar. Kozalar?n ipe?i elle ya da makinelerle çözülerek çile haline getirilir. Bir kozadan 450 ile 900 metre aras?nda kesiksiz iplik ç?kabilir. Bu iplikler tezgahlarda dokunarak kuma? yap?l?r.
Tatl? bitkilerden bir s?n?f. Kök, sap, yaprak gibi organlar? yoktur. ?apkal?lar, küfler ve birhücreliler olmak üzere üç tak?ma ayr?l?rlar.
?apka mantarlar, k?rlarda, nemli çay?r ve gübreliklerde yeti?en, renk renk ?apkalar?yla görülen mantarlard?r. Toprak üstü bölümleri bir sap ile de?i?ik renkli bir ?apkadan ibarettir. Bu tak?m?n mantarlar?, yiyecek olarak kullan?l?r. Zehirli ve zehirsiz cinsleri vard?r. Zehirli olanlar?n üzerleri lekelidir ve gümü? ka???? karart?r.
Küf mantarlar, bunlar daha çok miçelyum ipliklerden meydana gelmi? mantarlard?r. Patates, ekmek, peynir gibi yiyeceklerin üzerinde ya?ayarak onlar? küflendirirler. Pek çok çe?itleri vard?r. Son y?llar?n en faydal? ilaçlar?ndan olan Antibiyotikler (Penisilin, Streptomisin, Kloromisetin) küf mantarlar?ndan elde edilirler.
Birhücteli mantarlar, ancak mikroskopla görülebilen mantarlard?r. Bunlar?n en önemlisi bira mayas?d?r.
Bugün size çe?itli hizmetleri olan bankan?z, asl?nda iki temel amaçla çal???r. Bu amaçlardan biri tasarruf sahiplerinin paralar?n? almak ve ayn? ki?iler geri isteyinceye kadar muhafaza etmektir. ?kinci amaç da belirli bir faiz ödemeyi kabul eden kimselere borç (kredi, istikraz ) vermektir.
Bir banka para üzerinde faiz esas?yla i? yapt???ndan,bankac?l???n baz? toplumlarda ho? kar??lanmad???, uygun görülmedi?i bir devir vard?. Faiz almak bu toplumlar?n insanlar? taraf?ndan ahlak kurallar?na uygunsuz bir davran?? say?l?rd?. Nitekim baz? ülkeler,vatanda?lar?n?n bankalarla i? yapmalar?n? yasaklam??t?.
Bankac?l???n tarihin kendi kadar eski oldu?u belki de sizleri ?a??rtacak bir gerçektir. Eski Babil'de, M?s?r'da, Yunanistan'da bankac?l???n oldu?u güvenilir tarih kaynaklar?ndan bilinmektedir. Gerçekte, tap?naklar paran?n biriktirildi?i yer olarak da hizmet ederdi. M. Ö. 210 y?l?nda Roma'da, sarraflarla ilgili bir buyrultu yay?nland?. Bu buyrultuya göre, siyasal tart??malar?n, devletin yönetimiyle ilgili sorunlar? içeren konu?malar?n yap?ld??? Forum ad? verilen alanda, sarraflar için özel bir kö?e ayr?lacakt?. Dolay?s?yla,"banka-bank" kelimesi bize ?talyanca'dan gelmi?tir. Orta Ça?'da, ?talyan sarraflar i?lerini caddedeki bir bank üzerinde yaparlard?. Halen parklarda,geni? ve a?açl?k caddelerin kald?r?m kenarlar?nda oturulan bu banklar,?talyanca'da "banco" kelimesiyle tan?mlan?rd?.
Günümüzdeki banka kelimesi de i?te bu "banco" sözünden do?mu?tur.
Modern bankac?l?k büyük bir ihtimalle 1587 y?l?nda Venedik'te ba?lam?? say?labilir. Söz konusu tarihte Venedik' te (Banco di Rialto) kurulmu?tu. Bu bankada tasarruf sahiplerinin paras? kabul ediliyor ve hesab? (bankada paras?) olanlar?n, gerekti?i zaman paralar?n?n kar??l???nda çek yazmalar? sistemi uygulan?yordu.
1619 y?l?nda, Banco del Giro bu bankan?nkini a?an faaliyetlerle hizmete girdi. Yat?r?lan alt?n ve gümü? kar??l???nda makbuzlar (senetler) veriyordu. Bu senetler de para yerine geçiyor,paraym?? gibi kullan?labiliyordu. 1609'da kurulan Amsterdam Bankas?,"banka paras?" olarak geçerli makbuzlar vermekteydi.
?ngiltere'de 1694 y?l?nda (Bank of England-?ngiltere Bankas?) kuruluncaya kadar, kuyumcular banker (bankac?) olarak hizmet ediyorlard?.
Birle?ik Amerika'da ilk banka,1782 de Kongre'nin özel kanunu ile Filadelfiya'da kurulan (Bank of North Amerika-Kuzey Amerika Bankas?) d?r.
Daha yak?n zamanlarda ortaya ç?kar?lan baz? tarih belgeleri.Asur'da ve Fenike'de de o ça?a göre hayli geli?mi? say?labilecek bankac?l?k yöntemlerinin varl???n? belirtmektedir. Nitekim dünya bankac?l???nda ?sviçre ile birlikte en önemli yeri,ilk s?ray? tutan Lübnan özellikle Beyrut bankac?lar? ,kendilerini Fenikelilerin mirasç?lar? sayarlar.Eski Fenike?nin bugünkü Lübnan'?n yerinde olmas?, Lübnanl?lar'in da Fenikeliler gibi ticaret ve i? hayat?nda büyük ba?ar?lar göstermeleri,bu konudaki iddialar?n? desteklemektedir.
Daha yukarda belirtti?imiz gibi, bu alandaki öncülük ve önderlik sonradan ?talya'ya geçmi?tir. ?talya tarihinde büyük yer tutan ünlü Medici ailesi, Orta Ça?'da o devirlere has bir anlay??la bankac?l?k da yapm??t?r.
Türkiye'de modern anlamda bankac?l?k kurumunun uygulamas?nda ilk ad?m, i? yapt?klar? kimseleri sömüren tefecilere kar?? bir ç?k?? olarak (Emniyet Sand???)n? kuran Mithat Pa?a taraf?ndan at?lm??t?r.
Eski Roma'da,çe?itli nedenlerle düzenlenen e?lencelerde ,taraflardan birinin ölümü ile son bulan kanl? dövü?lerde sava?anlara "Gladyatör" denirdi. Bu ad,Latince k?l?ç anlam?na gelen Mgladius" kelimesinden türemi?tir.
Gladyatör'ler genellikle bünyece sa?lam,güçlü kuvvetli esirler aras?ndan seçilir ve "Ludi" ad? verilen okullarda çok s?k? bir e?itimle yeti?tirilirlerdi. Bu okullardan, ad? günümüze kadar gelmi? olan,en ünlüsü "Capua"d?r. Bu okuldan yeti?en gladyatörler'in sava?lar? büyük bir dikkat ve ilgi ile izlenirdi.
Tarihi kay?tlara göre ilk gladyatör gösterisi, M. Ö. 264 y?l?nda yap?lm??t?r.Bu tarihlerde arenaya üç-dört çift Gladyatör ç?kar?l?r ve çiftler ayn? anda dövü?e ba?larlard?. Zamanla, arenaya ç?kar?lan çiftlerin say?s? art?r?ld?. Tarihi kaynaklara göre, "Traianus,Decabalus"sava??n?n zafer ?enli?inde , arenaya tam 5000 çift Gladyatör ç?kar?larak dövü?türülmü?tü. Tarihin kaydetti?i en kanl? e?lence olan bu gösteride, arena kan gölüne dönmü?tür.
Gladyatör dövü?lerinde, taraflardan biri yenilip yere dü?tü?ü zaman,galip Gladyatör aya??n? hasm?n?n üzerine koyar, ve bir kolunu zafer i?areti olarak yana aç?p, seyircilerin karar?n? beklerdi. Seyirciler ba? parmaklar?n? yukar? kald?r?rlarda yenilen gladvator'ün hayat? ba???lan?rd?. ?ayet ba?parmaklar a?a??y? gösterirse galip Gladyatör elindeki silah? ac?mas?z sava?ç?n?n gö?süne saplard?.
Dövü?ü kazanan Gladyatör'e hem hürriyeti iade edilir hem de çe?itli ödüller verilirdi.
Bu sava?larda zaman zaman gladyatörler, aslan, kaplan gibi vah?i hayvanlarla dövü?meye zorlan?rlard?.
Zamanla, gladyatörler birbirleri ile anla?arak dan???kl? dövü?üklü sava?maya ba?lad?lar. Bu durum, kan görmekten zevk duyan Romal?lar? gladyatör dövü?lerinden so?uttu. Çok geçmeden de bu tür e?lencelerin yerini ba?kalar? ald?.
Tarihteki en ünlü Gladyatör, Sparlacus'dur. Trakyal? bir esir olan Spartacus, kendi s?n?f?na yap?lan ak?l almaz eziyet ve haks?zl?klar? hazmedemiyor, buna bir son vermek için kesin çareler ar?yordu. Nihayet M.Ö. 73 y?l?nda kaçak gladyatörlerle köleleri Romal?'lara kar?? ayakland?rmay? ba?ard?. Ezilenler bir anda Spartacus'un etraf?nda toplan?vermi?lerdi. Art?k Spartacus 70 bin ki?ilik bir kuvvetin ba??nda bulunuyordu. Tam iki y?l Romalara kar?? kanl? bir sava? verdi. Tarihte "Gladyatör Sava?lar?" denen bu iki y?ll?k mücadele , M. Ö. 71 de Spartacus kuvvetlerinin yenilgisiyle son buldu.
Tarihte ilk kölelikten kurtulu? sava?? olarak an?lan Spartacus hareketi,uzun y?llar bütün köle toplumlar için bir örnek olarak al?nd?.
Kar??l???nda "soyaçekim" deyimi de kullan?lan kal?t?m, canl? varl???n atalar?ndan edinmi? oldu?u maddelerin etkisi, hatta kontrolü alt?nda oldu?unu belirtir. Ba?ka türlü söylemek gerekirse,her canl? varl???n atalar?yla ayn? nitelikleri ta??d??? anlam?na gelir.
Yukarda, bir canl? varl???n atalar?ndan alm?? oldu?u "maddeler" e de?inmi?tik. Bu maddeler, enzimler ve öteki proteinler sentezini, dolay?s?yla da organizman?n bütün canl?l???n? düzenleyen bir temel "ilke" yerine kabul edilebilir.
Kal?t?m maddesi, özel yap?da-organik kimyasal maddeler olan ve k?salt?lm?? halinde DNA diye belirtilen "deoxyribo-nucleotide" lerle protein bile?imlerinin dizisidir.
Bildi?imiz gibi yeryüzünde her gün milyonlarca canl? dünyaya gelir. Bunlardan baz?lar?, dünyaya geldikleri andan itibaren ana-babalar?na benzerler. Baz?lar? ise , hayatlar?n?n çe?itli dönemlerinde de?i?iklikler gösterirler. Nitekim, bir kelebek do?du?u zaman yani dünyaya geldi?inde bir t?rt?l görünü?ündedir. Buna kar??l?k, yeni do?mu? insan yavrusu bir bebektir. Fakat gene de dünyaya gelmesinde sebep olan anne ve babas?n?n küçük bir örne?i durumundad?r. Burada sözkonusu olan benzerlik, her canl?ya ait genel yap? ve özel davran?? karakteristiklerinin ku?aktan ku?a?a, ana-babadan, do?an yavruya geçmesiyle gerçekle?ir. Yeni dölün eski döle benzemesi hali ve bunu sa?layan etkenlerin yeni do?an yavrulara geçmesi "kal?t?m-soyaçekim-?rsiyet" diye tan?mlan?r.
Tabiat bilginleri,filozoflar,bilim adamlar?,kal?t?m konusuyla çok eskiden beri ilgilenmi?lerdir. Bilim tarihinde bu konu iki aç?dan ele al?nm??t?r. Buffon, Spencer ve Darwin gibi tabiat bilginleri kuramsal (teorik-nazari) çal??malar yaparlarken.Mendel ve Naudin'le onlar?n yöntemlerini uygulayanlar pratik çal??malar?n? sürdürmü?lerdir. Aradan belirli bir zaman geçtikten sonra, çal??malar Avusturyal? Mendel'in ç?k?? noktas?ndan ve onun do?rultusunda devam ettirilmi?tir. Mendel'in çal??malar?n?n sonucu yay?nlanm??sa da,ça?da?lar? bunu gere?ince anlayamam??lard?r. Ancak 1900 y?l?nda,bu büyük bilim adam?n?n deneysel çal??malar? yeniden ele al?nm??t?r. Özellikle Amerikal? tabiat bilgini Morgan ve arkada?lar?, Mendel'in ortaya koydu?u sonuçlar? kanunlar halinde geli?tirmi?lerdir. Mendel, kal?t?m?n her karakter için bezelyenin büyüklü?ü, insan?n gözünün rengi, vs. gibi belirgin ve özel bir yap?c?,yani bir faktör kabul etmekle aç?klanabilece?ini ortaya koymu?tur. Bu faktörler sonradan "gen" diye tan?mlanm??t?r. Gen'ler, art?k özel bir enzim yapan, karakteri kontrolü alt?nda bulunduran k?sa kromozom bölüntüleri olarak kabul edilmektedir.
Mendel'in deneysel çal??malar?n?n lay?k oldu?u ?ekilde tekrar ele al?nmas?,kal?t?m konusundaki bilimsel çal??malar?n da düzen kazanmas?nda rol oynam??t?r.
Türk yazar?.Kahirede do?mu?tur. ?lk ö?renimini Manisada , orta ö?renimini ?zmir de yapm??, bir süre, ailesi ile birlikte gittikleri M?s?rda Frans?z okulunda okumu?tur. Türkiyeye dönünce yaz? hayat?na at?lm??, uzun y?llar gazetelerde f?kralar yazm??,Mütareke y?llar?nda yazd??? yaz?lar? ile ün kazanm?? ve Anadoluya geçerek Milli Mücadele hareketine kat?lm??t?r. Bir ara milletvekilli?inde bulunmu?, Kadro adl? bir dergi yay?nlam?? ve D??i?leri Bakanl???na girerek Arnavutluk, Pakistan ve ?sviçre büyükelçiliklerinde bulunmu?tur.Emekliye ayr?l?ca ?stanbul ve Ankara gazetelerinde siyasi makaleler ve romanlar yay?nlama?a ba?lam??t?r.1960 y?l?nda Kurucu Meclis Ba?kan? olmu?, 1961 seçimlerinde milletvekili seçilmi?tir.
Yaz? hayat?na, yazd??? küçük hikayeleri ile ve Fecr-i Âti toplulu?unda kat?lan Yakup Kadri, birtak?m mistik mensur ?iirler yazd?ktan sonra, roman alan?nda çal??m?? ve Türkiyenin, Tanzimattan bu yana geçirdi?i sosyal ve siyasi safhalar?n?, birbirini tamamlayan bir roman zinciri ?eklinde anlatma?a ve romanla?t?rma?a çal??m??t?r. ?lk yaz?lar?nda yabanc? dil kurallar?na önem veren bir yazar olmas?na ra?men, Birinci Dünya Sava??ndan sonra ba?layan yeni dil ak?m?n? benimsemi? ve dilini ak?m?n önde gelen bir tarafç?s? olarak sadele?tirmi?tir. Eserlerini temiz ve ahenkli ve kendine mahsus bir özellikle kaleme alm?? ve Atatürk devrimlerine inanm?? bir sanatkar bir fikir adam? olarak ün kazanm??t?r. Edebi an?lar?n?, 1965 y?l?nda Hayat dergisinde yay?nlam??t?r.
Eserlerini, roman, hikaye, mensur ?iir, monografi, hat?ra türlerinde veren Yakup Kadrinin ba?l?ca eserleri ?unlard?r: Kiral?k Konak, Nur Baba, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir, Serencan, Okun Ucundan, Alp Da?lar?ndan, Atatürk, Anam?n Kitab?, Panorama, Zoraki Diplomat, Vatan yolunda.
Sesi, atmosfer içinden, Hertz dalgalar? arac?yla çok uzaklara ula?t?r?lan alet. Radyoya ses dalgalar?n? elektrik dalgalar? haline çevirir; ya da elektrik dalgalar?n? atmosferden derleyerek ses dalgalar? haline koyar. Bu bak?mdan, a - verici radyo, b - al?c? radyo olmak üzere iki çe?it makineden meydana gelmi?tir.
Radyo vericilerinde sönümsüz yüksek frekansl? titre?imli ak?mlar kullan?l?r. Ses ve söz titre?imlerinin genlik ve frekanslar? çok kar???k bir ?ekilde de?i?ti?inden bunlar? kesikli elektromagnetik dalgalarla iletmek mümkün de?ildir. Radyo yay?mlar?nda kullan?lan sönümsüz yüksek frekansl? titre?imli ak?mlar?n verdi?i elektromagnetik dalgalar ses titre?imleri için ta??y?c? dalga vazifesini görürler. Bu ta??y?c? dalga, verici radyo istasyonunda mikrofon vas?tas?yla de?i?ime u?rar. Bunun için önemsiz titre?imli ak?m devresine eden bir mikrofon kar??s?nda ses meydana gelir. Ses titre?imlerine uyarak de?i?en mikrofon ak?m?, sönümsüz yüksek frekansl? titre?imli ak?m?n sabitgenli?ini de?i?tirir. Radyo al?c?ma antenine gelmi? olan de?i?ime u?ram?? elektromagnetik dalgalar, alicinin devresinde yüksek frekansl? titre?imli ak?m meydana getirir. Bu ak?m dedektör arac?yla bir yönlü ak?m haline geçer. Yay?mlanan ses titre?imlerine göre de?i?en bu ak?m, kulakl???n levhas?n? titre?tirir. Bu titre?imlerin genlikleri radyo al?c?s?n?n kula??mdan ak?m genel olarak çok zay?f oldu?undan, bu ak?m? ?iddetlendirmek için kulakl?k yerine radyo al?c?lar?nda hoparlör kullan?l?r.
Bugünkü radyo al?c?lar?, radyo yay?nlar?n? yapan istasyonlar?n dinlenmesi için gerekli bütün elemalar? oldukça küçük bir hacim içinde toplam??lard?r.
Çok geli?mi?, sa?lam temellere dayanan bankac?l??? dolay?s?yla, Avrupa'n?n ortas?ndaki küçük ?sviçre "Dünyan?n Kasas?" diye tan?mlan?r. ?sviçre bankalar?na dünya ölçüsünde
güven gösterilmesinin en büyük nedenlerinden biri,bu bankalar?n çok mahrem ?artlar alt?nda çal??malar?, gerekirse hükümetler ve kurumlar taraf?ndan bilgi istenildi?inde
bile hesap sahipleri hakk?nda hiçbir aç?klama yapmamalar?d?r. Bu nedenle, kanun çerçevesinde kazan?lm?? servetler gibi kanun d??? kazan?lan büyük paralar da ?sviçre bankalar?na akmaktad?r. ?sviçre bankalar?n?n yöneticileri, isteyen mü?terilerine sadece belirli bir numara veya "?ifreli" bir kelimeylede hesap açar, onlar?n isimlerini ö?renmek için ?srar etmezler.
?sviçre bankac?l???na ve bankalar?na güven duyulmas?n?n bir ba?ka nedeni de,bu ülkenin uzun y?llardan beri tarafs?zl???n? sürdürmesi,politik çeki?melerden uzak durmas?, co?rafi durumunun kritik olmas?na ra?men, son iki dünya sava??na kat?lmamay? ba?arabilmesidir.
Yüzölçümü 41. 925 km olan ?sviçre'nin nüfusu yakla??k olarak alt? milyondur. Yönetim ?ekli cumhuriyet olup,ülke 22 kanton'a bölünmü?tür. Bu kantonlar,baz? devletlerdeki "eyaletler"i and?r?r. Ülkenin ba?kenti Bern'dir. Sarp Alp Da?lar?n?n yüksek ve güzel manzaral?,kaya?a, k?? sporlar?na elveri?li tepeleri dolay?s?yla, ?sviçre tam anlam?yla bir k?? sporlar? merkezidir. Dünyan?n her kö?esinden buraya ak?n eden zengin kimseler,k?? sporlar? yaparken ülkeye büyük ölçüde para kazand?r?rlar. Güzel manzaral? gölleri, da? köyleri, son derece modern, dünya ölçüsünde tan?nm?? uzman doktorlar?n görevli bulundu?u sanatoryumlar?,dinlenme evleriyle de ba?ka ülkelerden insanlar? çeken ?sviçre'nin di?er belliba?l? gelir kaynaklar? saatçilik,bir endüstri niteli?ini alm?? olan peynircilik ve çikolata fabrikalar?d?r. Ünlü gravyer peyniri, ?sviçre'nin "Gruy?re" ad?ndaki bir kasabas?ndan dolay? bu adla an?l?r.
Daha yukarda da de?inmi? oldu?umuz gibi, ?sviçre'nin bankac?l?ktan sonraki kazanc? turistlerdendir. Turizm burada ba?l? ba??na bir endüstri niteli?indedir. Ayr?ca, ?sviçre saatleri dünya ölçüsünde tan?nm??t?r. Dünyan?n en sa?lam, en de?erli saatleri ?sviçre'de yap?lmaktad?r.
?sviçre son derece uygar bir ülkedir. Okuma yazma bilmeyeni yoktur. Zürih ve Lozan Üniversiteleri'ne her y?l yabanc? ülkelerden say?s?z ö?renci yaz?l?r. Basel ve Neuchatel Üniversiteleri de ünlüdür. ?sviçreliler dört kavimden topla?m?? bir millettir.
Halk?n yakla??k olarak 4 milyonu Alman as?ll?, 1.200.000'i Frans?z, 340. 000 i ?talyan, 60. 000 i de Romans't?r. Dolay?s?yla, ?sviçre'de en yayg?n ölçüde kullan?lan dil Almanca'd?r.
Ülkenin belliba?l? ?ehirleri Zürih, Basel, Cenevre, Lozan, Bern'dir. ?sviçre'deki 8 üniversitede 3000 e yak?n gerçekten kaliteli ö?retim üyesi görevlidir. D?? ticaret y?lda 3.5 milyar dolar? a?k?nd?r.
Bu ülkedeki 6000 kilometreyi a?k?n demiryolu örgüsü tamamen elektriklidir. ?sviçre'de 100 ki?iye 28 telefon dü?er. Bu bak?mdan dünya devletleri aras?nda 4. gelmektedir. Turizmin, k?? sporlar?n?n geli?mi? olmas?, varl?kl? ve ünlü ki?ilerin ak?n?,?sviçre'de otelcili?i de geli?tirmi?tir.
E?er dünyan?n merkezinden geçen ve öbür tarafa aç?lan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun a?z?ndan içeri atlasayd?k ne olurdu?
Kesin olan bir ?ey var ki, dünyan?n merkezine ula?t???m?zda, erimi? magma içinde eriyip yok olacakt?k. Biz yine de magmay? ve hava sürtünmesini unutup, bu bo? kuyuda yapaca??m?z yolculuk nas?l olurdu, ona bakal?m.
Dünyan?n merkezine ula?t???m?zda a??rl???m?z s?f?rlan?rd?. ?nsan? dünyan?n merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde ayn? oldu?undan, a??rl???m?z s?f?r olur, ama ilk h?zla merkezi geçer öbür uca do?ru seyahate devam ederdik.
Kuyudan atlad???m?zda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yava?lamaya ba?lar, kuyunun öbür ucunda, yani ba?lad???m?z noktadan yakla??k 13.000 kilometre sonra h?z?m?z s?f?rlan?r, kuyunun kenar?na iyi tutunamazsak, gerisin geriye dü?er ve bu hareket kuyunun iki ucu aras?nda sonsuza kadar devam ederdi.
Ama unutmayal?m ki, ba?lang?çta hava sürtünmesini hesaba katmad???m?z? söylemi?tik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzakla??r ve sonunda merkezde hareketsiz kal?rd?k. Siz, siz olun, her gördü?ünüz kuyunun içine atlamay?n!
Popüler etiketler
[ kir ] [ veri ] [ rsa ] [ ba? ] [ do?ru ] [ duru ] [ maya ] [ nak ] [ irin ] [ araf ] [ etin ] [ lis ] [ emin ] [ anlam ] [ eva ] [ hava ] [ düzen ] [ k m ] [ bak ] [ kan ] [ ulu ] [ nedir ] [ lym ] [ d?n ] [ oku ] [ ark ] [ lir ] [ rum ] [ dini ] [ dem ] [ emel ] [ eki ] [ oda ] [ gen ] [ rmak ] [ hare ] [ mal ] [ mer ] [ ire ] [ güne ] [ yeni ] [ ay? ] [ a?? ] [ yün ] [ ayna ] [ hayat ] [ k s ] [ nüm ] [ ince ] [ çevre ] [ çe?it ] [ sind ] [ k sa ] [ çeki ] [ ama ] [ far ] [ kad ] [ nar ] [ lun ] [ e?e ] [ men ] [ avu ] [ ylk ] [ t a ] [ ordu ] [ nya ] [ aman ] [ bulu ] [ söz ] [ insanlar ] [ eti ] [ e il ] [ bit ] [ aml ] [ dam ] [ a i ] [ ini ] [ ata ] [ hayvan ] [ ça? ] [ ang ] [ rol ] [ din ] [ kler ] [ alar ] [ da y ] [ ni? ] [ kar ] [ tre ] [ ile ] [ bel ] [ kap ] [ evre ] [ mil ] [ byt ] [ sonu ] [ ret ] [ kala ] [ arm ] [ arda ] [ n m ] [ man ] [ dere ] [ rad ] [ e e ] [ a il ] [ art ] [ zaman ] [ bun ] [ edi ] [ kaza ] [ etki ] [ kil ] [ sis ] [ e ya ] [ ykta ] [ avr ] [ kul ] [ aç? ] [ sla ] [ ine ] [ tas ] [ ilgi ] [ nem ] [ kara ] [ sa? ] [ ram ] [ yun ] [ kary ] [ kazan ] [ a?k ] [ mac ] [ kas ] [ ikl ] [ çil ] [ ekil ] [ dil ] [ erçek ] [ kare ] [ dana ] [ eski ] [ aras ] [ deri ] [ yaz ] [ ben ] [ kle ] [ let ] [ çel ] [ atl ] [ inci ] [ dük ] [ boy ] [ tay ] [ utu ] [ rik ] [ ime ] [ kuru ] [ ura ] [ 821 ] [ rak ] [ dev ] [ akl ] [ bilin ] [ sava? ] [ emi ] [ say ] [ çük ] [ ney ] [ zar ] [ bur ] [ alt ] [ anan ] [ har ] [ alt?n ] [ devam ] [ tik ] [ cad? ] [ kta ] [ kat? ] [ eser ] [ büyü ] [ her ] [ nsan ] [ ehir ] [ can ] [ top ] [ e in ] [ tan ] [ a??n ] [ ylan ] [ ekim ] [ t?r ] [ lam ] [ y?llar ] [ yrk ] [ tak ] [ ele ] [ ker ] [ ak?n ] [ rat ]