Osmanl? ?mparatorlu?unda kazai ve adli yetkisi olan kimse. Kazaskerler, Divan-? hümayun üyesi idiler. Fatih devrinde tek bir makam iken, 1481 y?l?ndan itibaren Anadolu ve Rumeli için iki kazaskerlik meydana getirilmi?tir. Kad?l???n yükselme basamaklar?ndan biri idi.
Vatikan; Katolik kilisesinin ruhani lideri olan Papalar?n yönetiminde ba??ms?z bir devlet. Romada Vatikan çevresinde bulunmaktad?r. Yüzölçümü 44 hektard?r. Nüfusu da yakla??k olarak 1.500 ki?idir. 1929 y?l?nda Mussolini ile Papal?k aras?nda imza edilen bir ba??ms?z bir ?ehir devleti oldu?u kabul edilmi?tir. Dünyan?n en küçük ba??ms?z devleti durumundad?r Vatikan saray?, müzesi büyük kilise, bir istasyon, bir kaç resmi daire, bir kaç bina, bu devletin s?n?rlar? içinde bulunmaktad?r.
So?an?n anavatan?n?n Güneydo?u Asya oldu?u san?l?yor. Günümüzde ise dünyan?n her yerinde, özellikle s?cak iklim ku?aklar?nda yeti?tirilmekte ve tüketilmektedir. So?an?n tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kay?tl? tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortado?u'da yiyecek olarak kullan?ld??? tahmin ediliyor.
So?an besleyici bir g?da olmas?n?n yan? s?ra müthi? bir aro-matik özelli?e de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vard?r, ancak aroma tek ba??na kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktad?r. So?an ve sar?msakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vard?r.
Bir so?an? kesti?inizde bunlardan 'SI propenylcysteine-sulphoxide' ad? verilen k?s?m çözülür ve gözlerimizi tahri? eden 'proponal-S oxit' adl? k?sm? ortaya ç?kar. Kimya ilminin kar???k kelimeleri akl?m?z? kar??t?rmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze de?mesi ile bir çe?it hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve ya?armas?na neden olur.
Bu bile?imler çok dengeli de?illerdir. Örne?in çok dü?ük bir ?s? i?lemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pi?mi? so?anda hiç bulunmazlar ve göz ya?artamazlar. So?an do?rarken gözlerinizin ya?armamas? için önerilen birçok önlem vard?r.
Önce en ciddisini söyleyelim. Baz? a?ç?lar so?an? kesmeden önce ?slatmay?, keserken de ?slak tutmay? veya so?an? çe?meden akan suyun alt?nda kesmeyi öneriyorlar. Bir ba?ka görü? ise so?an do?rarken a??zdan nefes almay? tavsiye ediyor. Bu görü?e göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yakla?mak yerine do?rudan ci?erlerimize girer ve ç?karm??. Bunu sa?lamak için de di?lerimizin aras?na bir metal ka??k koymak yeterliymi?.
So?an do?rarken gözlerin ya?lanmas?n? önlemek için, dudaklar aras?nda bir limon dilimi, di?ler aras?nda bir kesme ?eker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmay? önerenler de var. Böylece a?z?m?za alaca??m?z bu gibi ?eylerin, ald???m?z nefesteki sülfür gaz?n? emdi?ini iddia ediyorlar.
Di?er görü?ler ise, so?an?n do?ran?lmas?na tepesinden ba?lan?lmas? ve cücü?ünün en sona b?rak?lmas? veya so?an?n do?ramadan önce yar?m saat buzdolab?nda tutulmas? ?eklinde. So?an do?rarken deniz gözlü?ü veya kontakt lens tak?lmas?n?n faydal? olaca??n? ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçene?inin içinde, siz bir tanesini bile uygulam?yorsan?z, yapacak bir ?ey yok, so?an? a?laya a?laya do?ramaya devam edeceksiniz.
Teknoloji ve bilim dallar?n?n dev ad?mlarla geli?mesinin sonucu, insan?n tüm çabas?na ra?men ancak birkaç y?lda çözebilece?i matematik problemlerle yüzyüze gelmesi kaç?n?lmaz bir ?ey olmu?tur.
Hesap makinesi de, toplama, ç?karma, çarpma ve bölme gibi aritmeti?in dört temel i?leminde kolayl?klar ve zamandan ekonomi sa?lamak amac?yla yararlan?lan bir makinedir. Belirli bir düzeyden öteye kullan?lmayan hesap makinelerinde ,yukarda belirtmi? oldu?umuz gibi çok güç, çözümü insan çabas?yla y?llara bakan i?lemlerin sonuçland?r?lmas? sözkonusu de?ildir. Bu tür problemler için "elektronik beyin"lerden yararlan?l?r. Ancak, aritmeti?in dört temel i?lemi (yani toplama, ç?karma, çarpma ve bölme) için kullan?lan modern, geli?tirilmi? hesap makineleri, bürolarda,bankalarda, fabrikalarda, ma?azalarda, i? ve endüstri hayat?n?n çe?itli alanlar?nda büyük ölçüde yararl? olmaktad?r. Zaman ve emek bak?m?ndan kazanç sa?lamaktad?r.
Hesap makinesinin yap?m? için çok eski tarihlerden beri çaba harcanm??t?. Ancak ilk ba?ar?l? sonuç, 1642 y?l?nda ünlü Frans?z bilgini Blaise Pascal'?n yapt??? basit bir toplama makinesiyle sa?lanm??t?r. Daha sonra 1871 y?l?nda, Alman bilim adam? Leibnitz'in ilk çarpma makinesini yapt???n? güvenilir kaynaklardan ö?renmi? bulunuyoruz. Leibniz'in makinesinin yapt??? çarpmalar, do?rudan do?ruya üst üste toplamalar düzenindeydi. Asl?nda çarpma i?lemi de,bir say?y?, çarpan say? kadar birbiriyle toplamak demektir.
Sonra sonra elle çal??an hesap makineleriyle de yetinilmemi?,elektrikli,kendili?inden çal??mal?, daha geli?tirilmi? hesap makinelerinin yap?m?na gidilmi?tir. Elektrikli hesap makineleri otomatik olup, say?lar? yazmak ve yap?lmas? istenilen i?lemle ilgili dü?meye basmak yeterlidir. Sonuç ya ka??t üzerine,ya da makinenin özel bir penceresine ç?kacakt?r.
Ünlü Truva sava?? büyük Yunan ?airi Ilomer'in "livada" isimli eserinde son derece renkli ve etkileyici bir üslupla anlat?lm??t?r. M.Ö. 1200 y?llar?nda, tahtadan yap?lm??, içi oyuk, çok büyük bir at heykeli, Truva ?ehrinin a??lmaz,yüksek duvarlar?n?n d???nda terkedilmi?ti. At heykelinin içinde, dokuz y?ld?r Truva ?ehrini ku?atm?? olan Yunan ordusundan silahl? bir gurup asker vard?. Duvarlar?n üzerinden, gözetleme kulelerinden bakan Truval?lar, Yunanl?lar?n ku?atmay? kald?rm?? oldu?unu,gemilere binip aç?ld?klar?n? gördüler. Geride sadece o büyük ve tahtadan at heykelini b?rakm??lard?. Truval?lar at heykelini bir sava? ganimeti olarak ?ehrin yüksek duvarlar?ndan içeriye ald?lar. Zaferlerini kutlamak için o gece büyük ?enlikler yapt?lar. Hemen hemen herkes sarho? olup s?zd?. Gecenin geç saatinde at heykelinin karn?ndaki gizli kapak aç?ld? ve Yunan askerleri d??ar?ya ç?kt?lar. Kap?lardaki, gözetleme kulelerindeki Truval? nöbetçiler öldürüldü. Aç?kta bekleyen Yunan donanmas?na i?aret verildi.Gemilerin karaya yakla??p öteki Yunan askerlerinin de gelmesiyle, Truva ?ehri olmu? bir meyve gibi kolayl?kla Yunan ordusunun eline geçti.
Tomarza; Kayseri iline ba?l? bir ilçe Yüzölçümü 700 kilometrekare nüfusu 32.660 d?r. Yüzeyi genel olarak da?l?k alanlardan vadilerden ibarettir. Tar?m ve hayvanc?l?k halk?n geçim kayna??d?r. Merkezi 3.726 nüfuslu Tomarza kasabas?d?r.
Kütahya iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 1.709 kilometrekare, nüfusu 61.417 dir. Yüzeyi, geni?çe bir çöküntü ovas? ile bu ovay? çevreleyen ormanlarla kapl? da? yamaçlar?ndan ibarettir. Tah?l ekimi ve hayvanc?l?k, ba?l?ca geçim kayna??d?r.Merkezi 6.528 nüfuslu Simav kasabas?d?r.
?sa’n?n dirili?ini dile getiren Paskalya, H?ristiyanl?k’?n en büyük bayram? say?l?r. Paskalya Günü, ilkbahar gün dönümünün ya?and??? 21 Mart’ta dolunay?n görülmesinden sonraki ilk pazar günüdür. Bu nedenle Paskalya Günü’nün tarihi de?i?ebilmekle birlikte genellikle, Paskalya tarihi için nisan ay?n?n ikinci pazar? önerilir.
Paskalya, perhizle geçen be? haftal?k (büyük perhiz) bir haz?rl?k dönemi ile son haftay? (kutsal hafta) kapsar. Paskalya Günü’nde (paskalya pazar?) sona erer. Pentekostes (hams?n) yortusuna kadar süren 50 günlük döneme, Paskalya dönemi (hamsin dönemi) ad? verilir.
Paskalya Günü için evlerde özel çörekler (paskalya çöre?i) yap?l?r; yumurta (boyal? paskalya yumurtas?) ha?lan?r; mumlar yak?l?r; dualar okunur.
Paskalya’y? bütün H?ristiyan mezhepleri, kendi inanç düzenlerine göre kutlarlar. Süryanilerin temmuz ay?nda kutlad?klar? “Meryem Ana Paskalyas?” ad? verilen yortu da Paskalya kavram? içine girer.
Katolik Kiliselerinde, Paskalya gecesi ayininde yeni ate? kutsan?r, paskalya mumu yak?l?r; kutsal kitaptan bölümler okunur, vaftiz törenleri yap?l?r (H?ristiyanl???n ba?lang?ç döneminde vaftiz törenleri, y?lda yaln?zca bir kez, paskalya gününde yap?l?rd?).
Rum ve Rus Ortodoks Kiliselerinde gece ayinlerinden önce kilise d???nda bir ayin alay? düzenlenir; alay, kiliseden ç?karken hiç ???k yak?lmaz; dönü?te ise, ?sa’n?n dirili?ini simgelemek için yüzlerce mum yak?l?r.
Yayg?n bir hastal?k olan “apandisit”, karn?n alt k?sm?nda bulunan ve apandis ya da apendiks denilen kör barsa?in iltihaplanmas?d?r. “Appendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan ?eklinde ortalama 9 cm uzunlu?unda kör bir barsakt?r. iki ila 25 cm aras?nda de?i?en uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yeti?kinlerden daha uzundur. Normalde karn?n sa? alt bölgesinde yer almakla birlikte farkl? konumlarda bulunabilir.” Vücuttaki i?levi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid doku bak?m?ndan zengin bir organ olarak tan?mlan?yor.
APAND?S?T NASIL OLU?UR?
“Apandisit yüzde 90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç k?sm?n?n) d??k? ile t?kanmas?ndan kaynaklan?yor. S?k görülen nedenlerden biri de tenf dokular?n?n ?i?mesidir. Çe?itli nedenlerle apendiksin içi t?kand??? zaman, apendiks lümeninde s?v? birikir, mikroplar ço?almaya ba?lar ve iç bas?nç artar. Bas?nc?n artmas? ile apendiks ?i?meye ba?lar ve giderek apendiks dokusunun kanlanmas? ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama olu?ur.”
GÖRÜLME SIKLI?I
Eldeki verllere göre, apandisit her yasta görülmekte birlikte, en s?k olarak genç eri?kinlerde, 20-30 ya? grubunda ortaya ç?k?yor. 60 ya??ndan büyüklerde yüzde 5-10 dolay?nda görülüyor, Çocuklarda en s?k 6-10 yas grubunda görülen apandisjtin, 2 ya??ndan küçüklerde görülme oran? yüzde 2 dolay?nda kal?yor. Görülme s?kl??? bak?m?ndan cinsiyete göre ilginç tablo gözleniyor, Ergenlik ça??ndan Önce, k?z ve erkeklerde apandisit oran? e?it oldu?u görülüyor
BEL?RT?LER VE TANI
Kar?n a?r?s?; apandisitin en önemli belirtisidir. Genellikle göbek çevresinde veya mide üstünde ba?lar. Künt bir a?r?d?r, azalma ve ço?alma gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle 4-6 saat sürer (1-12 saat aras?nda de?i?ebilir.) Daha sonra a?r? kar?n sa? alt bölgesine yerle?ir. Baz? hastalarda a?r? sa? alt kadranda ba?lar ve orada kal?r Apendiksin de?i?ik yerle?imlerine göre a?r? s?rtta, sa? veya sol kas?kta veya mesane üstü ve makatta hissedilebilir. i?tahs?zl?k, hastalar?n yüzde 90-95 inde a?r?dan daha önce görülen fakat önemsenmeyen bulgudur. Bulant? ve kusma; önemli bir göstergedir. Hastalar?n yüzde 75′inde bulant? görülür. Genellikle hasta bir ?ey yerse Kusar, midesi bo?sa kusmaz. Bu belirtilerin yan?nda, hastan?n, kab?zl?k, ishal ve gaz ç?karamama gibi ?ikayetleri de olabilir. Ancak, bunlar tan? de?eri ta??mazlar.” Muayene bulgular?, apendiksin, vücutta yerle?ti?i yere göre de?i?ebiliyor. Patlama olup olmamas? da bulgular? etkiliyor. Vücut ?s?s? baz? ki?ilerde normal kalmakla birlikte baz?lar?nda 37.5-38 dereceye ç?k?yor. Hastan?n, fazla hareket etmekten kaç?nmas? ve öksürme z?plama gibi hallerde a?r?lar?n?n artmas? tan? bak?m?ndan önem ta??yor.
KES?N TEDAV?
(Doktorunuza dan???n?z)
ÖLÜME NEDEN OLAB?L?R
Günümüzde apandisit ameliyatlar? en basit operasyonlardan biri say?l?yor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmas?na ra?men, ihmal edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastal?k oluveriyor. Zaman?nda ameliyat edilmedi?i zaman ?ltihapl? apendiksin patlamas? ölüme yol açabiliyor. Genç eri?kinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85, ya?l?larda yüzde 60-90 aras?nda patlama ihtimali bulunuyor. Zaman?nda doktora ba?vuruldu?unda basit; ama, geç kal?nd???nda ölümcül bir hastal?k sorunu. D?KKAT ED?LMES? GEREKEN DURUMLAR · Kar?n a?r?s? oldu?u zaman kesinlikle kendi ba??n?za a?r? kesici almay?n, mutlaka bir doktara ba?vurun. · Bazen apandisitte doktorlarda yan?labilir ve yanl??l?kla mide tedavisine ba?lan?r. E?er a?r?n?z geçmiyorsa tekrar doktora gitmelisiniz. · Normal bir apandisit ameliyat? e?er erken te?his konulursa yakla??k 15-30 dakika sürmekte ve hasta 1 gün hastanede yat?p ç?kmaktad?r. · E?er apandisit patlam?? ise, ameliyatla apandisit al?n?r, bat?n y?kan?r ve kar?n içine 1 adet dren (hortum) konulur ve hasta yakla??k 2-3 gün hastanede kal?r. · Erken te?his ve do?ru tedavi hayat kurtar?c?d?r. · Günümüzde yüzde 100 apandisit tan?s?n? koyduracak tetkik, laboratuvar ve görüntüleme yöntemi yoktur. Bu nedenle hastan?n ?ikayetleri, muayene bulgular? ve kan tetkikleri bir arada de?erlendirilip te?his konulur. ?üpheli vakalar a?r? kesici verilmeden takip edilir.
Vezin, kafiye gibi kay?tlara ba?l? olan; ölçülü ve düzenli bir anlatma yolu. Naz?m ahenge göre ayarlan?r. Manzum eserlerde de, ahenk ön planda al?nd??? için, cümle kurulu?lar?, sözdizimi kurallar?na göre de?il, ahenge göre ayarlan?r. Manzum eserlerde (naz?mda) 4 unsur bulunur: Vezin, kafiye, ?ekil, konu.
Vezin, naz?mda hecelerin düzenli ?ekilde s?ralanmas? esas?na dayanan bit söz ölçüsü dür. Kafiye ise, kelime ve eklerin son heceleri aras?nda ki ses benzerli?idir. ?ekil, bir eserin d?? yap?s?d?r.
Türk edebiyat?nda kullan?lan naz?m ?ekilleri, ba?l?ca üç gruba ayr?l?r: 1 - Halk edebiyat? naz?m ?ekilleri, 2 - Divan edebiyat? naz?m ?ekilleri, 3 - Yeni naz?m ?ekilleri.
Halk edebiyat?, Türk halk?n?n milli edebiyat?d?r. ?slaml?ktan önceki ça?lardan bugüne kadar, halk?n içinden yeti?en saz ?airleri taraf?ndan sazla söylenerek sürüp gelen bu edebiyat?n naz?m birimi dörtlüdür.
Halk edebiyat?nda genel olarak yar?m kafiye ve hece vezni kullan?l?r.
Halk edebiyat?nda belli naz?m ?ekilleri vard?r. Bunlar, dörtlüklerle kurulan ?ekiller ve ba?laml? ?ekiller diye ba?l?ca iki gruba ayr?l?rlar. Dörtlüklerle kurulan ?ekillerin ba?l?calar? mani, ko?ma, destan, semai, varsa?? ?ekilleridir Bunlar, m?sra kümeleni?leri ve kafiye düzeni bak?m?ndan bir olmakla beraber, dörtlüklerin say?s? vezinleri ve musikileri bak?m?ndan birbirlerinden ayr?l?rlar. Ba?lamal? ?ekiller, bentlerle ba?lama ad? verilen de?i?mez m?sralar?n birle?me?inden meydana gelen naz?m ?ekilleridir.
Türk halk edebiyat?nda, konulara göre adlar alan çe?itli naz?m türleri vard?r. Ba?l?calar?: Güzelle?me, ta?lama, koçaklama, a??t, ilahi, nefestir.
Türkler ?slaml??? kabul ettikten sonra medreseden yeti?en ayd?n kimselerin edebiyat? olan Divan edebiyat? zamanla Halk edebiyat?n? da etkilemi?; halk ?iirinin dili, özellikle XVI. yüzy?ldan sonra eski safl???n? kaybederek yabanc? kelime ve kurallarla kar???k bir durum alm??t?r. Divan Edebiyat?nda kullan?lan naz?m ?ekilleri, ?slam medeniyeti çerçevesine giren bütün milletlerin ortakla?a kulland?klar? birtak?m de?i?mez ?ekillerdir.
Divan naz?m?n?n ana birimi Beyit tir. Beyit, ba?l? ba??na bir bütün say?l?r. Beyitler aras?nda bir konu birli?i olmas? ?art de?ildir.
Bunun d???nda, dört, be?, alt? m?sral?k bentlerden meydana gelen naz?m ?ekilleri de yer alm??t?r.
Divan edebiyat? naz?m ?ekillerinin büyük bir bölümü Araplar?n mal? olmakla beraber, ?slam medeniyeti çerçevesine giren Farslar ve Türkler de bunlara birkaç ?ekil katm??lard?r. Ba?l?klar? ?unlard?r: Kaside, Gazel, K?ta, Musammat, Mesnevi, Rubai, ?ark?, Tuyug.
Yeni naz?mda kullan?lan ?ekiller, Tanzimattan sonra ba?layan Bat? medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?nda kullan?lan ve hepsi Bat? edebiyat?ndan al?nan ?ekillerdir.
Tanzimat edebiyat?n?n ilk devirlerinde ?airler yeni dü?ünceleri eski ?ekiller içinde ifade etmi?lerdir.
Tanzimat edebiyat?n?n ikinci devrinde yeti?en Abdülhak Hamit Tarhan ?ekil meselesini ele alm??, eski ?ekilleri atarak yeni ?ekiller kullanmaya baslam??, bu yüzden eski geleneklere ba?l? olanlarla yeniler aras?nda çetin tart??malar olmu?tur. Edebiyat? Cedide (1896 - 1901) devrinde Hamitin ba?lad??? i? daha da geni?letilmi?, eski ?ekiller büsbütün b?rak?lm??t?r. O devirden bu yana, Bat? edebiyat?n?n ?ekil anlay??? benimsenerek sanatç?lar eserlerinin ?ekillerini kendileri icat etmektedirler.
Yeni naz?mda konu birli?ine önem verilir. Yani, her manzume ba?tan sona kadar bir bütündür ve her birinin konusuna göre bir ad? vard?r.
Bendler bir plana göre s?ralan?r, bunlar konu bak?m?ndan birbirlerine ba?l? olduklar? için, yerlerini de?i?tirmek mümkün de?ildir.Yeni edebiyatta naz?m birimi m?srad?r; fakat m?sra, ?iirin bütünlü?ünü tamamlayan bir parçad?r.M?sra kümeleni?leri ve kafiye düzeninde ise hiçbir kural yoktur.
Popüler etiketler
[ nak ] [ emi ] [ gün ] [ dini ] [ arlar ] [ sar ] [ atl ] [ a k ] [ ehir ] [ nil ] [ alan ] [ nya ] [ mu? ] [ har ] [ tik ] [ med ] [ y?l ] [ ay? ] [ ikl ] [ lun ] [ hat ] [ sal ] [ rmi ] [ ara ] [ hava ] [ çevre ] [ rmak ] [ hareket ] [ b?t ] [ par ] [ kare ] [ çe?it ] [ ölçü ] [ sind ] [ bas ] [ syra ] [ e?e ] [ ist ] [ ylan ] [ zar ] [ bilin ] [ d?n ] [ ak? ] [ mik ] [ ad? ] [ kara ] [ rad ] [ süre ] [ oru ] [ far ] [ ime ] [ lym ] [ deniz ] [ kazan ] [ ?kta ] [ gece ] [ veri ] [ güç ] [ kar? ] [ ato ] [ ark ] [ çük ] [ top ] [ çin ] [ ati ] [ baz ] [ tan ] [ tay ] [ yyllar ] [ metr ] [ sla ] [ ça? ] [ evre ] [ alt?n ] [ inç ] [ anlam ] [ r b ] [ kol ] [ byt ] [ metre ] [ ila ] [ da? ] [ kaza ] [ a??n ] [ al? ] [ am? ] [ bun ] [ dana ] [ ni? ] [ meydan ] [ s?ra ] [ kle ] [ katy ] [ y?llar ] [ kap ] [ en son ] [ bel ] [ ram ] [ ate ] [ göster ] [ asi ] [ ret ] [ ç?? ] [ mil ] [ di? ] [ avr ] [ dil ] [ da y ] [ ura ] [ kat ] [ ece ] [ dün ] [ imi ] [ a a ] [ ordu ] [ as? ] [ yön ] [ göz ] [ sonuç ] [ ?ekil ] [ let ] [ a?? ] [ tas ] [ utu ] [ tak ] [ kas ] [ t a ] [ kil ] [ bur ] [ çim ] [ deri ] [ ?am ] [ ya? ] [ hare ] [ k?s ] [ aç? ] [ düzen ] [ ki?i ] [ a il ] [ dük ] [ 821 ] [ i il ] [ ray ] [ nlar ] [ asa ] [ kim ] [ sa? ] [ yrk ] [ ans ] [ söz ] [ am?n ] [ maya ] [ rol ] [ cad ] [ n r ] [ u?ur ] [ lke ] [ ebe ] [ bulu ] [ do?ru ] [ ast ] [ dev ] [ ted ] [ erçek ] [ reti ] [ ???n ] [ dünya ] [ akü ] [ hayvan ] [ bit ] [ bak ] [ çil ] [ çel ] [ lara ] [ alar ] [ ?rk ] [ sab ] [ dere ] [ ak?n ] [ araf ] [ etin ] [ sonu ] [ a i ] [ bat ] [ ker ] [ orta ] [ den ] [ kala ] [ k ta ] [ ahi ] [ ini ] [ ser ] [ lan ] [ kul ] [ ter ] [ nedir ] [ ine ] [ sis ] [ lam ] [ madde ]