Rüzgar?n sürtme kuvveti, suyun buharla?ma ve yo?unla?mas? ile bulutlarla meydana gelen elektrik yüklerinin, bulutla toprak aras?nda meydana gelen gerilim sonucu olarak bulutlarla toprak aras?nda meydana gelen elektron atlamas? olay?na verilen ad.
Büyük bir elektrik gerilimi halinde meydana gelen y?ld?r?m, yeryüzüne indi?i zaman, büyük zararlara sebep olabilecek bir özellik ta??r. A?açlar, hayvan ve insanlar ve çe?itli canl?lar, y?ld?r?m çarpmas?na u?rad?klar?nda, bu yüksek elektrik gerilimi sonucu olarak yanarlar, yok olurlar.
Yeryüzünden y?ld?r?m çeken yerler, bulunduklar? yüzeyden yüksek durumda olan bölgeler olduklar? için, ?ss?z bölgelerde bulunan a?açlar, insan ve hayvanlar, yüksek binalar, y?ld?r?m çarpmas?na u?rarlar. Bu gibi yerlerde bulunan binalar?, muhtemel y?ld?r?m çarpmalar?ndan koruyabilmek için, paratoner ad? verilen, bu yüksek yerlerin elektrik alma özelli?ini, madensel çubuklarla topra?a verebilen düzenekler yap?l?r.
Tan?nm?? gazetecilerimizden Kayseri de do?mu?tur. Abdülhamit II. devrin Diyojen adl? mizah gazetesini yay?nlam??t?r. Ayn? zamanda çe?itli çeviri yapm??t?r. Bu ara, Molierein ünlü eseri olan cimri yi Pinti Hamit ad? Türkçeye adapte etmi?tir.
Bilim,teknolojinin geli?mesi sayesinde dev ad?mlarla ilerlemi? bulunuyor. Modern ve çok etkili yeni yeni ara?t?rma, gözlem ve inceleme yöntemlerinin bulunmas?, bu bak?mdan son derece yararl? olmakta. Öyle ki, tabiat?n nice ?a??rt?c?, ?eylerinin benzeri, hatta e?i art?k laboratuarlarda gerçekle?tirilebiliyor.Buna ra?men,bilim adamlar?n?n henüz yapamad?klar? bir madde var. Bu da,bütün bitkilerin ve hayvanlar?n ya?ayan temel parças?, canl?l???n?n esas? ve özü olan "protoplazma"d?r.
Bitki olsun hayvan olsun, bütün organizmalar hücrelerden meydana gelmi?tir. Hücre say?s? insandaki gibi milyonlarca veya protozoa'daki gibi bir tane olabilir. Fakat bir insanda, bir balinada veya bir gülde, bütün hücrelerin duvarlar? ayn? öz cevheri,protoplazma'y? çevreler.
Her hücredeki protoplazma esas iki k?s?mdand?r. Bunlardan biri daha kat? olan merkez k?sm?,nükleus veya çekirdektir. Öteki k?s?m daha yumu?ak, daha s?v?ms?d?r ve "sitoplazma" diye tan?mlan?r.
Her protoplazma birbirine benzemez. Gerçekte, ya?ayan her varl?k, kendine has tipte protoplazmaya sahiptir. Bir organizmadaki de?i?ik tür hücrelerin protoplazmalar? da kendine has özel biçimdedir. Protoplazma de?i?ik tiplerde olsa da,kitlesinin % 99 ? karbondan, hidrojen, oksijen ve nitrojenden yap?lm??t?r. Bunun d???nda, çok dü?ük oranlarla di?er baz? elemanlar vard?r. Protoplazmay? canl? k?lan ?eyin ne oldu?u hala bilinmemektedir. Kesinlikle bilinen,her canl?da temel, öz maddenin protoplazma oldu?udur.
Besin vücudun içine al?nd???nda ,önce sindirilir, ya da s?v?ms? bir hale dönü?türülür. Bu i?lem "asimilasyon-sindirme yoluyla besini kendi cismine katma" diye tan?mlan?r. Söz konusu i?lemin sonucu, protoplazma'n?n olu?umudur. Gerçekte ?a??rt?c?, merak uyand?r?c? bir i?lemdir bu. Çünkü protoplazma sayesinde,ölü madde ya?ayan, canl? bir ?eye dönü?mü?tür.
Protoplazma ayn? zamanda, bitkilerin ve hayvanlar?n sahip oldu?u bütün enerjiyi depo eder ve gerekti?inde onlar? koyuverir. Protoplazman?n kendi ve protoplazmadan yap?lm?? organizmalar?n hepsinde eylem ve istirahat (dinlenme)dönemleri vard?r. Protoplazma, d??ardan uyar?ya veya ?ok etkisine kar?? duyarl?d?r. Kuvvetli ???k veya ?s?da ölür. Kimyasal bak?mdan çekici ve itici tepkiler gösterir. Elektrik ak?m?yla de?i?ik tepkiler verir. K?saca söylemek gerekirse.hakk?nda çok ?ey bildi?imiz protoplazma'n?n nas?l, ne ?ekilde varoldu?unu hala bilmemekteyiz.
Çe?itli duygu ve dü?üncelerin, okuyucuyu duyguland?racak ya da dü?ündürecek yolda, naz?mla ifade edilme ?ekline verilen ad. Ancak, her naz?m ?iir de?ildir. Naz?m?n ?iir say?lmas? için, duygu ve dü?üncelerle bezenen bir de?er ta??mas?, içinde bir özdeyi? ustal???n?n olmas? gereklidir. Baz? yazarlar, bu yoldan giderek, ?iirin, nesir yolu ile de söylenebilece?ini ileri sürerler. Ço?u yazarlar ise ?irin kesin olarak naz?mla ifade edilebilece?ini savunurlar.
?iir, toplumlar?n ilkel ça?lar?nda, çe?itli din törenlerinden do?mu?tur, ilk önceleri dans ve musiki ile birlikte ya?am??; zamanla, yaln?z ba??na, güzel sanatlar?n bir kolu haline gelmi?tir.
Gerek Yunan ve Latin edebiyat?nda, gerekse Avrupa edebiyat?ndan alman klasik ay?rmaya göre, ?iirler, konu, ?ekil ve söyleni?lerine göre, ?u bölümlere ayr?l?r: Epik, lirik, didaktik, pastoral, dramatik ?iir.
Epik ?iir : Bir milletin hayat?n? yak?ndan ilgilendiren göç ve sava? gibi tarih ve toplum olaylar?n? anlatan, uzun manzum hikayeler, 2 türlü epik ?iir (destan) vard?r, a - Tabii destan, eski devirlerde millet vicdan?nda derin izler b?rakan bir tarih veya toplum olay?n?n yine o devirlerde çe?itli saz ?airleri veya milli bir ?air taraf?ndan söylenen ?ekli. (Eski Yunanl?lar?n Troia sava??na gidi? ve dönü?leri Homeros taraf?ndan ?lliada ve Odysseia adl? destanlarda hikaye edilmi?tir. Finler in Kalevala adl? destan?, ?airlerinin ve halk?n a?z?ndan toplan?p s?raya konmas?yla meydana getirmi?tir) .
b - Yapma destan, yak?n ça?larda, herhangi bir tarih olay?n?n bir ?air taraf?ndan yaz?lm?? ?ekli. (Haçl? seferleri, ?talyan ?airi Tasso taraf?ndan kurtar?lm?? Kudüs ad? konmas?yla meydana gelmi?tir).
Bütün hikayelerde oldu?u gibi, destanlarda da vaka, ve ki?iler vard?r. Destan vakalar?n?n ba?l?ca özelli?i gerçek olmas?d?r.
Destanlarda gerçek ki?iler ve tabiat üstü ki?iler vard?r: Gerçek ki?iler, tarihten alman ya da ?air taraf?ndan tasarlanan kimselerdir. Ancak, bunlar tek yönlü kimseler olarak i?lenmi?lerdir.
Lirik ?iir : Duygu ve dü?ünceleri co?kun, hareketli bir ifade ile anlatan ?iirlere denir.
Eski Yunanl?larda, saz ?airleri, ?iirlerini Lyra denen bir sazla söyledikleri için, bu çe?it manzumelere Lirik denmi?tir. Bütün milletlerin eski ça?lar?nda ?iir ile musiki birlikte söylenmi?tir. Bizde, a??k veya saz ?airi ad? verilen halk ?airleri ?iirlerini hala sazla söylemektedirler.
Lirik ?iir dünya edebiyat?nda en çok i?lenen ve geli?en ?iir türüdür. Bu alanda yazan çok büyük ?airler yeti?mi?tir.
Türk edebiyat?n en önemli lirik ?airleri, Divan edebiyat?nda Fuzuli, Baki, Nedim, dini Halk edebiyat?nda Yunus Emre, din d??? Halk edebiyat?nda Karacao?lan, yeni edebiyatta Yahya Kemal Beyatl?d?r.
Didaktik ?iir : Do?rudan do?ruya akla hitap eden ?iir tarz?d?r. Ahlak, felsefe, din, sanat, bilim prensiplerini manzum olarak anlatan yaz?larla yergiler, manzum hikayeler, manzum mektuplar hep bu çe?idin içine girer. Didaktik ?iir de, lirik ?iir gibi, dünya edebiyat?nda en çok i?lenen ve geli?en bir ?iir türüdür. Bu alanda yazan çok büyük ?airler yeti?mi?tir.
Pastoral ?iir : Çoban ve k?r hayat?n? anlatan ?iirlerdir. Sakin, temiz ve masum k?r hayat?n?n zevkini duyurmak amac? güdülür. Her türlü ?ekil, gösteri? ve yapmac?ktan uzak, sade, tabii bir üslûpla yaz?l?r,
?dil, do?rudan do?ruya ?airin a?z?ndan yaz?lan k?r tasvirleridir.
Eglog, çobanlar? kar??l?kl? konu?turmak suretiyle yaz?lan k?r ?iiridir. Egloglar birer vakaya dayand??? ve içlerinde kar??l?kl? konu?an ki?iler bulundu?u için küçük birer piyesi and?r?rlar. Türk edebiyat?nda bu yolda yaz?lm?? manzumeler yoktur.
Pastoral ?iirin en ünlü örneklerini yazan ?airler Yunan edebiyat?nda Thlokritos, Latin edebiyat?nda Vergiliustur.
Yeniçeri, Osmanl? ?mparatorlu?u'nun belirli bir döneminde kurulan ve kendine has bir düzeni olan askeri örgüte mensup ere verilen isimdir. Yeniçeri örgütü, o zamanki deyimiyle "Yeniçeri Oca??" 500 y?l süreyle ?mparatorluk ordusunun temel dire?i olmu?, sonradan politik etkilerle düzenin çözülmesi yüzünden s?k s?k ayaklanmalar?n görülmesi üzerine, faydadan ziyade zarar getirece?i dü?ünülerek ortadan kald?r?lm??t?.
Osmanl? Devleti'nin kurulu?u y?llar?nda askerin ço?u atl?yd?. 1329 y?l?nda I. Orhan zaman?nda, "yaya" diye tan?mlanan ilk Osmanl? piyade örgütü kuruldu.
S?n?rlar?n geni?lemesi, devletin giderek büyümesi,bu "yaya" örgütü yerine daha güçlü ve yeterli birliklerin varl???n? gerektirdi. "Hüdavendigar" nam?yla an?lan I. Murat, 1362 y?l?nda "Yeniçeri" Örgütünün kurucusu oldu. "Yaya" asker de, ordunun geri saflar?nda görevlendirilecek ?ekilde yeni düzene kokuldu.
Yeniçeri birliklerine yeti?tirilmi? asker sa?lamak amac?yla kurulmas? dü?ünülen ilk "acemi oca??" 1363 y?l?nda gerçekle?tirildi. Bu ocak Gelibolu'da kurulmu?tu.
Sava?larda al?nan tutsaklardan i?e yarar görülenler,bu oca?a kaydedilecekti.
Askerli?e elveri?li olmayan tutsaklardan,kanunla belirlenen miktarda vergi al?n?yordu. Erkek esirler, ya?lar?na göre (?irhor), (Beççe), (Guiamçe), (Gulam), (Sakall?) ve (Pir) diye grupland?r?l?yordu. Sonradan bu kanunda temelden de?i?iklikler yap?ld?.
Ba?lang?çta,bu amaçla al?nan tutsaklar?n ya?lar?na dikkat edilmiyordu. Bir süre sonra,ya?lar? 10-20 aras?nda erkek çocuklar?n al?nmas? esas tutuldu. Zamanla, H?ristiyanlardan Acemi O?lan? al?nmas?,yani "dev?irme" uygulamas? ortaya ç?kt?. "Dev?irme Kanunu" haz?rland?.H?ristiyan uyruklar?n ,belirli ya?taki birden fazla erkek çocu?undan birinin oca?a al?nmas?na ba?land?.
Yakla??k olarak iki buçuk yüzy?l bu sistem uyguland?.
Bu düzendeki "Acemi Oca??" ba?lang?çta 3000 mevcutluydu. Kanuni döneminde ocak mevcudu 4000'i buldu. Sonralar? giderek 12.000-13.000'e kadar yükseldi. Yeniçeri Oca??'n? meydana getiren s?n?flar?n hepsi birden "Kap?kulu" diye tan?mlan?rd?.
Ocaklar ise ?öylece s?ralan?yordu :
(1) Acemi Oca??, (2) Yeniçeri Oca??; (3) Cebeci Oca??, (4) Topçu Oca??, (5) Top arabac?lar?, (6) Humbarac? Bölükleri, (7) La??mc? Bölükleri.
Ocak subaylar?, "Ocak" ve "Orta" subaylar? olmak üzere iki guruptu.
Yeniçeri A?as?, Yeniçeri ve Acemi Ocaklar?'n?n Ba?komutan?'yd?.
Onun ard?ndan, Sekban Ortalar? Komutan? olan "Sekbanba??" geliyordu. Yeniçeri A?as?,Sancak Beyi ayar?nda say?l?rd?.Terfi ederek beylerbeyi veya "Kaptan-? Derya" olurdu.
Daha yukarda de?inmi? oldu?umuz gibi, zamanla düzeni çözülen,törelere,geleneklere ba?l?l???,disiplin anlay??? gev?eyen, kendi ç?karlar?n? her ?eyden ye? tutan, s?k s?k "kazan kald?ran" Yeniçeriler, 1796 y?l?nda III. Selim taraf?ndan kurulan "Nizam-? Cedit",yani "Yeni Düzen" örgütüyle geri plana itildi. Yeniçeriler,bu yeni kurulu?a kat?lmak istemediler."Nizam-? Cedit" ayr? bir örgüt olarak kuruldu. Anla?mazl?k sonucu ç?kan kabakç? Mustafa isyan? ile III. Selim tahttan indirildi.
Yeniçeri oca?? art?k devletin yönetimine de el atma?a kalk???yordu.
1826 y?l?nda Et Meydan?'nda toplan?p tekrar ayaklanmalar? üzerine, Sancak-? ?erif alt?na ça?r?lan ve toplanan, Hükümete ba?l? kuvvetler, Yeniçerileri k??lalar?nda s?k??t?rd?lar.
K??lalar?n topa tutulmas?, 500 y?ll?k bir örgütün sonu oldu.
S?n?f fark? güden memleketlerde, soylu say?lan s?n?f?n idaresi. Yunanca bir kelime olan Aristokrasi (Aristocratie), en iyinin saltanat? anlam?na gelir. Türlü zamanlarda, birçok bilginler taraf?ndan çe?itli tarifleri yap?lm??t?r.
Yunan felsefesinde aristokrasi, hükümetin, insan olgunlu?u ülküsüne en çok yakla?an kimseler taraf?ndan idare edilmesi, kafaca ve ahlakça üstün olanlar?n saltanat? demektir. Bir doktor nas?l hastalar?n?n iyili?i için çal???rsa, aristokratlar da, idare ettikleri toplumun yararlar? için çal???rlar.
Aristokrasi; içine kolay girilemeyen kapal? bir müessesedir. Yabanc?lar?n içine girmesine izin verildikçe, as?l bünyesinin yap?s?n? yava? yava? kaybetmeye ba?lar. Zamanla, bu zümrenin bütün politik haklar?nda bir kaybolma görülüyor.
Eski Romadaki ve Fransadaki aristokrasi, bu sebeplerle ortadan kalkm??t?r.
Aristokrasi, ilkel monar?iden ba?layarak yava? yava? geli?mi? ve Orta Ça? ile Yak?nça?larda, krallar?n çevresindeki asilzadeler s?n?f? ile son geli?mesine ula?m??t?r. Bugün, aristokrasi idaresinin, bir devlete uzun zaman hakim olmas?na imkan olamaz. Bu bak?mdan bu kelime, bugün, siyasi bir anlam ta??maktan çok, sosyal bir anlam kazanm??t?r ve asaletin ifade edilmesi için kullan?l?r.
Selçuk (X. Yüzy?l); Selçuk imparatorlu?una ad?na vermi? bir Türkmen beyi. O?uzlar?n Üçok koluna ba?l? K?n?k boyundan Dekar adl? bir beyin o?ludur. Ya?ad??? y?llar kesin olarak bilinmemektedir. Kabilesiyle birlikte göç ederek Seyhun kenar?ndaki Cent ?ehri yakanlar?nda yerle?mi?tir. Gerek kendisi, gerekse çocuklar?, çevrelerindeki kabileleri boyunduruklar?na alm??lard?r. Torunu Tu?rul Bey de 1040 y?l?nda Horasan? ele geçirerek, Selçuk ?mparatorlu?unu kurmu?tur.
Serum; ?çinde herhangi bir hastal??a kar?? koruyucu maddeler haz?r bulunan kan suyuna verilen ad. Serum, herhangi bir hastal??? a?? gibi, önleyici de?il, hastal??? giderici bir özellik ta??r; hastaya pasif ba???l?k verir .Bir serum haz?rlamakta prensip ?udur: Hangi mikroba kar?? serum elde ediliyorsa o mikroptan özel ?ekilde elde edilmi? a??lar bir hayvana, beygire ??r?nga edilir. Hayvanda o hastal?k mikroplar?na kar?? ba????kl?k olduktan sonra hayvan?n kan? al?narak serum k?sm? ayr?l?r. Bu k?s?m, kapal? ampuller ya da ?i?eler içinde saklan?r. ??r?nga edilen mikrobun taksit etkilerini giderici maddelerin haz?r bulundu?u bu serum, gerekti?inde insanlara ??r?nga edilir. (Ku?palaz? hastal???na yakalanm?? olan bir çocu?a, hastal??a yakalanm?? oldu?u a?? yapmakla bir fayda elde edilemez. Vücudu, ku?palaz? mikrobunun toksinlerinden koruyabilmek, hastal??? geçirebilmek için, içinde ku?palaz? mikrobunun toksinlerini giderici maddeler bulunan ku?palaz? serumu uygulan?r).
Tirebolu; Giresun iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 956 kilometrekare, nüfusu 43.722 dir. Yüzeyi derin vadilerden ve bu vadileri kaplayan ormanlarla kapl? da?l?k alanlardan ibarettir. Halk?n ba?l?ca geçim kayna?? denizcilik, bal?kç?l?k ve hayvanc?l?kt?r. Merkezi 4.705 nüfuslu Tirebolu kasabas?d?r.
?nsan?n kendini ?s?tmak, yeme?ini pi?irebilmek için bir ate? yakma iste?i,bütün çe?itleriyle kibriti bulmas?nda ç?k?? noktas? olmu?tur.
Ma?ara adam?,belki de tesadüfen çakt??? ta?lardan do?an k?v?lc?mla kuru yapraklar? tutu?turmay? dü?ünmü?tü. Ondan binlerce y?l sonra,Romal?lar?n bu konuda pek geli?me kaydetmediklerini görüyoruz. ?ki ta?? birbirine sürtü?türüyor ve kükürtle kaplanm?? yar?kl? bir tahtay?, meydana gelecek k?v?lc?mla tutu?turmaya çal???yorlard?.
Ortaça?'da, çakmak ta??yla k?v?lc?m meydana getirme i?ine çelik de kat?ld?. Kurutulmu? yosun, mantar, kömürle?tirilmi? paçavra gibi ?eylerden yararlanma yoluna gidildi.Bu tür maddeler kolayl?kla ate? al?yorlard?.
Modern anlamda kibrit, fosforun çok dü?ük ?s?da ate? alan bir madde oldu?unun bulunmas?yla sa?lanm??t?r san?yoruz . 1681 y?l?nda, Robert Böyle ad?nda bir ?ngiliz, çok ince bir tahta parças?na önce sülfür uygulay?p, sonra sülfür-fosfor kar???m?na bat?rd?. Kibrit öylesine kolay ve çabuk ate? al?yordu ki, bulu?u pratik kullan??lar için hiç elveri?li de?ildi.
?ngiltere'de ilk pratik kibrit John Walker ad?nda bir eczac? taraf?ndan yap?labildi. 1833 y?l?nda, Avusturya ve Almanya'da sürtmeyle yak?lan, fosforlanm?? uçlu ilk kibritler yap?ld?.Gene de çözümlenmesi gereken bir sorun vard?. Beyaz veya sar? fosfor son derece tehlikeli bir maddeydi. 1906 anla?mas?yla, kibrit yap?mc?lar?n bu maddelerle çal??malar? yasakland?
En sonunda zehirli olmayan bir k?rm?z? fosfor ortaya sürüldü. Bu tür fosfordan yararlanarak yap?lan kibritler sadece özel olarak haz?rlanm?? bir yüzeyde yan?yorlard?.l844 y?l?nda ?sveç'te piyasaya sürülen kibritler i?te bu türdü.
Kibritin ba? k?sm?na gerekli bütün kimyasal maddelerin uygulanmas? yerine, kutunun sürtme yüzeyine k?rm?z? fosfor sürülmesi cihetine gidildi. Böylece, kibritin sadece sürtme yüzeyinde yanmas? "güven" alt?na al?nm?? oluyordu.
2. Dünya Sava?? esnas?nda Pasifik tropik bölgelerinde sava?an askerler,bilinen kibritlerin rutubet yüzünden kullan?lamamas?ndan yak?n?yorlard?. Raymond Cady ad?nda biri ,kibritler için öylesine bir kaplama maddesi buldu ki,sekiz saat su içinde kalan kibritler bile kolayl?kla yan?yordu.
Popüler etiketler
[ ile ] [ atl ] [ meri ] [ akü ] [ tarihi ] [ maya ] [ nüfus ] [ bur ] [ can ] [ oku ] [ imi ] [ yön ] [ elm ] [ nce ] [ nedi ] [ kaz ] [ dam ] [ lir ] [ hare ] [ nak ] [ a il ] [ a??n ] [ emi ] [ bit ] [ mar ] [ lun ] [ bel ] [ ar? ] [ e ya ] [ arlar ] [ eli ] [ süre ] [ faz ] [ sal ] [ ak? ] [ göz ] [ ili ] [ ans ] [ büyü ] [ deri ] [ ekil ] [ baz ] [ pan ] [ nil ] [ rmak ] [ ele ] [ mal ] [ söz ] [ let ] [ hat ] [ rad ] [ m s ] [ çük ] [ lak ] [ k y ] [ say ] [ çeki ] [ do?ru ] [ genel ] [ ylk ] [ s?r ] [ dük ] [ alar ] [ e?in ] [ bar ] [ sava? ] [ mik ] [ en son ] [ teri ] [ araf ] [ kle ] [ arm ] [ sar ] [ ist ] [ ak?n ] [ gece ] [ avr ] [ lke ] [ kara ] [ dü?ün ] [ alt ] [ kilometre ] [ a i ] [ sonuç ] [ ime ] [ ire ] [ far ] [ kuru ] [ emin ] [ ali ] [ cad? ] [ am? ] [ am?n ] [ gen ] [ da? ] [ eser ] [ kim ] [ kat ] [ ece ] [ ran ] [ kazan ] [ ta? ] [ top ] [ olo ] [ düzen ] [ erçek ] [ ilk ] [ alan ] [ ini ] [ kon ] [ e in ] [ adlar ] [ tarih ] [ yazy ] [ kis ] [ asi ] [ kar ] [ k m ] [ eri ] [ deniz ] [ a a ] [ zar ] [ ç?? ] [ kare ] [ dere ] [ ati ] [ boy ] [ ker ] [ lara ] [ ylan ] [ kül ] [ nsan ] [ kul ] [ tyr ] [ has ] [ dana ] [ al? ] [ rsa ] [ 821 ] [ van ] [ hayat ] [ k sa ] [ bil ] [ cad ] [ sa? ] [ ret ] [ her ] [ ???n ] [ sla ] [ rak ] [ lama ] [ kan ] [ e?e ] [ iline ] [ koy ] [ a?? ] [ eva ] [ kala ] [ r ya ] [ d?n ] [ linde ] [ tas ] [ kir ] [ tre ] [ dün ] [ den ] [ edi ] [ düny ] [ kas ] [ i il ] [ ?s? ] [ ay? ] [ yaz ] [ ney ] [ areket ] [ ama ] [ çim ] [ hareket ] [ sonu ] [ k ta ] [ man ] [ s?ra ] [ devam ] [ çin ] [ asa ] [ ykta ] [ amy ] [ alt?n ] [ ulu ] [ ?rk ] [ sav ] [ eti ] [ e e ] [ yay ] [ ser ] [ veri ] [ t a ] [ nlar ] [ tik ] [ türk ]