Bilim Ve Teknik Canlılar Din Edebiyat Genel İnsan Ve İnsan Sağlığı Mimari Mitoloji Müzik Önemli Bölgeler Sanat Tarih Toplum Ve Toplum Yapısı Yeryüzü Ve Dünya

Paramore kimdir?



Paramore’un be? üyesi vokalist Hayley Williams (17), bassist Jeremy Davis (21), ön gitarist Josh Farro (18), drummer Zac Farro (15) ve gitarist Hunter Lamb (20)’den olu?uyor. Genç grup Franklin - Tennesse’de Hayley 13 ya??ndayken buraya ta??n?p Josh ve Zac karde?lerle tan??mas? suretiyle temelleri at?ld?. Bu 3′lü bassist Jeremy Davis’ide gruba dahil ettikten sona performanslar?na ba?lad?lar. Yerel alanlarda ve okul kabiliyet showlar? öncesinde Franklin’de rock toplanma alanlar?nda en iyi dereceye girmeyi ba?ard?lar. Grup kay?tlar?n? yollay?p iyi yan?tlar ald?ktan sonra James Wisner (Dashboard Confessional, Further Seems Forever, Underoath) ve Mike Green (Yellowcard, The Black Maria) prodöktürlü?ünde kay?tlar? yapm??lard?r. ?lk albümleri olan “ALL WE KNOW IS FALLING ” 2005 y?l? olarak piyasa ç?karm??lard?r.”Emergency ve Pressure” parçalar?na video klip çekmi?lerdir. Simple Plan gibi gruplarla ve The Vans Warped Tour 2006′da sahne alm??lard?r.

Auguste Von Wasserimann (1866 - 1925)

Alman hekim. Bambergde do?mu?tur. T?p ö?renimi görmü?, kendini t?p üzerinde ara?t?rmalara vermi?tir. Bir insandan al?nan belli bir miktar kanda, kendi ad?n? al?nan analiz yap?ld???nda, yine kendi ad? ile an?lan reaksiyonun olumlu ya da olumsuz olmas? ile o insan?n frengi hastal???na yakalan?p yakalanmad??? anla??lm?? olur.

Sö?üt

Sö?ütgillerden ,akarsu kenarlar?nda yeti?en yapraklar? alma??k ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir a?aç. Odunu yumu?akt?r. F?ç? çemberi yap?ld??? gibi, ince dallar?ndan da sepet örülür.

Türk edebiyat?na toplu bak??

Türk medeniyeti tarihinde, ?slaml???n kabul edilmesinden önceki devre, ?slam medeniyetinin etkisi alt?nda olan devre ve Bat? medeniyetine yönelme devresi ba?l?ca bölüm devreleridir. Bu bölüm devreleri, Türk edebiyat? tarihinde de kendini göstermi?tir. Buna göre, Türk edebiyat? tarihi, ba?l?ca üç devreye ayr?l?r:

I - ?slaml???n kabul edilmesinden önceki Türk edebiyat?,

II - ?slam medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?,

III- Bat? medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?.

VI - ?slaml???n kabul edilmesinden önceki Türk edebiyat?

Ba?lang?ç tarihi, Orta Asyada Türklerin ilk medeniyetlerini kurduklar? ça?lara kadar uzanan bu devir edebiyat?, çe?itli yabanc? etkilerden uzak kalm??, tam anlam?yla milli ve yerli bir edebiyat olma özelli?i ta??r. Bu devre edebiyat?nda, ?sadan yüzy?llarca öncelere ait ilk eserlerle beraber, yazan?n kullan?lma?a ba?land??? ça?lardaki eserler de yer almaktad?r. Bunlar, belli ba?l? iki lehçe ile yaz?lm??, t?r. Bunlarda birini O?uz destan?n?n yaz?ld??? Güney (Uygur) lehçesi, öbürü, Orhun Yaz?tlar?n?n yaz?ld??? Kuzey (Gök-Türk) lehçesidir. Uygur lehçesi, ?slaml???n kabul edilmesinden sonra Do?u Türkçesi ad?n? alm?? ve bilhassa Türkistanda geli?erek XIV. yüzy?ldan sonra Ça?atay lehçesi halinde devam ede gelmi?tir. Kuzey lehçesi, ise ?slaml???n kabul edilmesinden sonra Bat? Türkçesi ad?n? alm?? ve bat?ya do?ru gelerek Azerbaycanda, Anadoluda yerle?en O?uz Türkleri aras?nda geli?mi?, Azeri lehçesiyle birlikte bugünkü Anadolu lehçesine (Türkiye lehçesi) kaynak olmu?tur.

?slaml???n kabul edilmesinden önceki Türk edebiyat? 1) Sözlü edebiyat, 2) Yaz?l? edebiyat, olmak üzere iki bölüme ayr?lmaktad?r.

1) Sözlü edebiyat: Ba?lang?c?, Türk medeniyet tarihi ile bir olan ba?ka bir deyimle, Türk milletinin ba?lang?ç tarihi ile bir olan bu edebiyat, yaz?n?n kullan?lma?a ba?lanmad??? devirlerde meydana gelmi? ve nesilden nesile, sözlü bir gelenek halinde, a??zdan geçerek sürüp gitmi?tir. Sosyal bir zorunluluk olarak, ilkin din törenlerinden do?mu? sonralar? din d??? e?lenceler aras?nda ve çoklukla musiki ile beraber yürümü? ve ba?l?ca ürünlerini destan, ko?uk ve a??t ?eklinde, ?iir olarak vermi?tir. Sözlü edebiyattaki Türk ?iiri, vezninde ve dörder m?sral?k dörtlüklerle, çok kere yar?m kafiye ile söylenmi?tir. Her dörtlü?ün ilk üç m?sras? kendi aralar?nda, dördüncü m?sralar da öbür dörtlüklerin dördüncü m?sralar? ile (aaab-cccb-dddb-?) kafiyeli olmu?tur.

Bu devirde birçok destanlar yarat?lm??t?r. Ancak bu destanlar, topluca bir ?airin mal? olmad??? gibi, zaman?m?za kadar tam olarak tespit edilip gelememi?tir. Bu devredeki ba?l?ca destanlar ?unlard?r: Alp Er Tunga destan? (Saka Türklerinin ?ranl?larla mücadeleleri anlat?lmaktad?r). ?u destan? (Saka Türklerinin Büyük ?skenderle olan mücadeleleri anlat?lmaktad?r). O?uz Ka?an destan? (Hunlar?n büyük hükümdar? O?uz Ka?an?n Orta Asyada Türk birli?ini ve Hun ?mparatorlu?unu kurmas? anlat?lmaktad?r), Bozkurt destan? (Gök Türklerin demirden bir da?? delerek ç?kmalar? ve büyük bir devlet kurmalar? anlat?lmaktad?r), Dokuz O?uz Üç Uygur destan? (Uygurlar?n erkek bir kurttan türeyi?leri anlat?lmaktad?r). Göç destan? (Uygurlar?n göçleri anlat?lmaktad?r),

2) Yaz?l? Edebiyat: Eski Türkler aras?nda yaz?n?n yaz?lma?a ba?lamas?ndan sonra meydana gelen edebiyatt?r. ?lk yaz?l? eserler, Türklerin, ?slaml??? kabul etmeden önce kulland?klar? ilk yaz? olan Gök-Türk yaz?s? ile yaz?lanlard?r. ?lk yaz?l?? zamanlar? kesin olarak bilinmeyen bu yaz?l? metinler, Yeni?ey K?rg?zlar? taraf?ndan Gök-Türk harfleriyle yaz?lm?? bulunan (tahminen VI. yüzy?l) Yenisey yaz?tlar? d?r. Yine Gök-Türk yaz?s? ile yaz?lan ba?ka metinler de Orhun Yaz?tlar? d?r. Dikili ta?lar üzerine yaz?lm?? olan bu yaz?tlarda Do?u Gök-Türklerin kulland??? ikinci bir yaz? olan Uygur yaz?s? IX. yüzy?ldan itibaren kullan?lma?a ba?lanm??t?r. Bu yaz? ile yaz?lm?? eserler, çoklukla Budizm ile ilgili bir takam dini metinlerdir.

Bunlar Türklere mahsus, sade samimi ve tamam?yla milli bir karakter ta??makta konu ve ruh bak?m?ndan ?slaml?ktan önceki Türk edebiyat? özelliklerini ihtiva etmektedir.

Bu yaz?l? eserlerden de anla??laca?? gibi, ?slaml???n kabul edilmesinden sonra ?ekil ve ruh bak?m?ndan de?i?mi?, ancak Türk ülkesi üzerinde geli?en Türk edebiyat?, bu eski milli edebiyat?n, özelliklerini az çok muhafaza etmi?tir. Bilhassa hece vezni, hikaye ve destan türü ve halk edebiyat?nda kullan?lan naz?m ?ekilleri bu edebiyattan gelmektedir.

II - ?slam medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?: Türkler, X yüzy?l?n ikinci yar?s?ndan itibaren kitleler halinde ?slaml??? kabul etme?e ba?lam??lard?r. Türklerin ?slaml??? kabul etme?e ba?lamas? ile bir yandan bu din Ön-Asyada yay?l?p kuvvetlenmi?, bir yandan da Türk toplum hayat?nda kökten bir de?i?me olmu?tur. Türk toplumunda ve Türk medeniyetindeki bu kökten de?i?me ile birlikte, Türk edebiyat?nda da dil, konu, vezin, ?ekil bak?mlar?ndan de?i?meler meydana gelmi?tir. Böylece büyük merkezlerde yeti?en ve Arap-?ran medeniyetinin etkisi alt?nda kalma?a ba?layan Türkler, Arap-?ran tarz?nda yeni bir edebiyat kurma?a ba?lam??lar, sonradan Divan edebiyat? ad?n? alan yeni bir edebiyat?n temelini atm??lard?r.Öte yandan Arap-?ran edebi kültüründen uzak kalan halk kitleleri ise, eski ozanlar?n temsil etti?i edebiyat? ?slami ruha bürünmü? yeni bir saz ?iiri ve halk edebiyat? halinde devam ettirmi?tir. Bu iki kol aras?nda da, hem halk edebiyat?ndan, hem Divan edebiyat?ndan çe?itli özellikler alan yeni bir dini ed

ebiyat (Tasavvuf edebiyat?)meydana gelmi?tir. Böylece,?slaml???n kabul edilmesinden sonra Türk edebiyat?, naz?mda Saz ?iiri, Divan ?iiri, Tasavvuf ?iiri olmak üzere üç koldan yürüyerek geli?mi? nesirde de bunlara paralel eserler meydana getirmi?tir.

Böylece, hece vezninde, Türk naz?m ?ekilleriyle, sade bir Türkçe ve halk zevklerine uygun olarak meydan? gelmi? eserlere, genel olarak HALk EDEB?YATI; aruz vezniyle, Arap-?ran naz?m ?ekilleriyle ve bu edebiyatlar?n estetik anlay???yla meydana gelmi? eserlere D?VAN EDEB?YATI denmektedir.

?slam medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?, XI. yüzy?ldan itibaren ilk eserlerini verme?e ba?lam??t?r. III - Bat? medeniyeti etkisi alt?ndaki Türk edebiyat?

Osmanl? ?mparatorlu?u ?slam medeniyetinin etkisi alt?nda birkaç yüzy?l boyunca büyük bir ?mparatorluk olarak kalm??; fakat Avrupada ba?layan yenile?me hareketleri kar??s?nda eski sa?lam durumunu kaybetme?e ba?lay?nca;bu yeni medeniyete kap?lar?n? açmak yoluna gitme?e çal??m??t?r. Bu dü?ünce ile XII. yüzy?ldan ba?layarak zaman zaman bir tak?m yenile?me hareketleri belirmi? ve Avrupa medeniyeti örnek tutulma?a ba?lam??t?r. Fakat zaman zaman olagelen bu yenilik hareketleri,memleketin tüm olan yeni bir medeniyete yönelmesini gerektirecek kadar sa?lam ve planl? hareketler olamam??lard?r. Fakat XIX. yüzy?l?n ilk yar?s?nda, Ortaça? düzeni ile idare edilmekte olan Osmanl? imparatorlu?unun, ilerleyen Avrupa kar??s?nda siyasal olarak dayanabilme gücünün, ancak bu yeni medeniyete ayak uydurabilmesi, Bat? esaslar?na göre devlet kurumlar?n?n yeniba?tan düzenlenmesi ile mümkün olabilece?i devlet adamlar?nda ve Türk fikir adamlar?n yerle?en ba?l?ca ana fikir olma?a ba?lam??t?r.Böyle zorunlu bir dü?ünce ile yap?lacak yeniliklerin ana çizgilerini belirten bir ferman 3 Kas?m 1839 tarihinde zaman?n padi?ah? Abdülmecit I. taraf?ndan Tanzimat Ferman? ad? ile yay?nlanm?? ve ilan edilmi?tir. Bu ferman?n yürürlü?e girmesi ile ba?layan Tanzimat Devri nde da??n?k bir hale gelmi? olan devletin bütün kurumlar? Bat? esaslar?na göre yeni ba?tan düzenlenmi?tir.

Toplum hayat?nda belirme?e ba?layan bu de?i?iklikler, edebiyat üzerine de etki yapm??t?r. Bat? kültürünün etkisi alt?nda yeti?me?e ba?layan yeni nesiller böylece Bat? edebiyat? yolunda yeni bir edebiyat ç???r? açma?a giri?mi?lerdir.

Böyle bir hareket sonucu olarak da, Türk edebiyat?, ba?lang?c?ndan itibaren en önemli geli?me ve de?i?me hareketiyle kar?? kar??ya kalm??t?r. Birkaç yüzy?ld?r devam eden Türk ?slam gelene?i yerine yeni bir gelene?in eklenmesi ile Türk edebiyat?, ?ekilden dü?ünceye dil kurallar?na kadar önemli de?i?melere u?ram??t?r.

Bat? medeniyeti etkisi alt?nda Türk edebiyat?, XIX. yüzy?lda ba?l?ca iki devreye ayr?l?r: Tanzimat edebiyat?, Edebiyat-? Cedide (Servet-i Fünun edebiyat?).

1) Tanzimat Edebiyat?: Bat? kültürü ile yeti?en sanatç?lar?n, Bat? edebiyat?n? örnek tutarak meydana getirdikleri bir edebiyat olan Tanzimat edebiyat?, Tanzimat ferman?n?n ilan?ndan yirmi y?l sonra, 1860 da Tercüman-? Ahval gazetesinin yay?nlanmas? ile ba?lam?? ve 1895 tarihine kadar devam etmi?tir. Bat? kültürüyle yeti?en yeni nesil, Divan edebiyat?n?n, yeni hayat? ifadeye yeter olmad???n? görmü? ve yeni edebiyat ç???r?n? açm??t?r. Bu devirde yeti?en sanatç?lar, Frans?z edebiyat?n? örnek alm??lar ve Divan edebiyat?nda bulunan edebiyat türlerini Bat? anlay???na göre yenile?tirmi?lerdir.

Fakat bu yenile?me, yaln?z edebiyat türleri, yani ?ekil yönünden olmam??; edebiyatta toplumla ilgili meseleler incelenmi?, toplumla ilgili yeni kavramlara (hürriyet, hak, adalet, vatan, millet gibi) yer verilmi?tir. Bu kavramlar?n memlekete yay?lmas? ba?l?ca amaç olarak al?nd???ndan edebiyat?n Divan edebiyat? gibi ayd?n ve seçkin ki?iler için de?il, halk için bir edebiyat olmas? dü?üncesi ile dilde sadele?me, yaz? dilinin konu?ma dili haline gelmesi dü?üncesi savunulma?a ba?lanm??; bu hareket noktas?, naz?mla birlikte Tanzimat nesrinde önemli yenilikler belirmesine sebep olmu?tur. Tanzimat edebiyat? ?iirinde, konu geli?tirilmi? eski naz?m ?ekillerinin yan?nda örnekleri Fransa edebiyat?nda bulunan yeni ?ekiller kullan?lma?a ba?lanm??: konu birli?i ne ve bütün güzelli?i ne önem verilmi?tir.

Tanzimat edebiyat? nesrinde, eski hikaye ve tarih seyahatname türlerinin yan?nda roman. Bat? anlam?nda hikaye tiyatro, makale v.s. türlerine yer verilmi?, dil, bir tak?m dü?ünceleri yaymak amac? içinde sadele?me?e cümle kurallar? yer etme?e ba?lam??t?r. Hikaye roman tiyatro türlerinde toplumla, tarihle ilgili olaylar?n anlat?lmas?na önem verilmi?tir. Tanzimat edebiyat?n?n gerek nazm?nda, gerek nesrinde Frans?z edebiyat?nda görülen klasisizm, Romantizm, Realizm gibi ak?mlara yer verilme?e ba?lanm??t?r.

Tanzimat edebiyat?n?n ba?l?ca sanatç?lar? ?unlard?r.

?inasi, Ziya Pa?a, Nam?k KemaL Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Cevdet Pa?a, Ahmet Vefik Pa?a, Ali Bey, Ebüz Ziya Tevfik, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami pa?azade Sezai, Muallim Naci, ?emsettin Sami, Nabizade Naz?m.

2) Edebiyat-? Cedide (Servet-i Fünun edebiyat?) XX. YÜZYIL Bu yüzy?l?n ba?lar?nda Türk edebiyat?nda çe?itli zevk, ?ekil ve fikir tart??malar? devam etmekle beraber, Türk edebiyat?, as?l milli karakterini alma?a ba?lam??t?r. Yüzy?llar boyunca çe?itli kültürlerin etkisi alt?nda geli?en Türk edebiyat?, XX. yüzy?l?n ba?lar?nda, bu etkilerin her birinden kendine laz?m olan milli unsurlar? alarak, bütün Türk milletine mal olabilecek özellikler kazanm??t?r. ?üphesiz edebiyat?m?z?n bu millile?mesinin sebeplerinden ba?l?cas?, Türk toplum hayat?nda bilhassa Cumhuriyetin ilan edilmesi ile meydana gelen büyük devrim hareketidir.

XX. yüzy?l?n ba?lar?nda, Servet-i Fünun edebiyat? toplulu?u yolundaki eserler devam ederken bir yandan da yeni bir edebiyat toplulu?unun, Servet-i Fünun gelene?ini devam ettirmek yolundaki çabas?, önem ta??r. Fakat, Servet-i Fünun dergisi etraf?nda toplanan baz? sanatç?lar?n Fecr-i Âti ad? alt?nda meydana getirdikleri bu topluluk, öbür edebiyat topluluklar? gibi fazla verimli olamam??t?r.

Bu yüzy?lda Divan edebiyat? ortadan kalkm??, tasavvuf edebiyat? eski geni? çevresini bulamad??? için ünlü sanatç?lar yeti?tirememi?tir. Toplum hayat?n?n günden güne daha canl? bir durum almas? ve milliyet fikrinin yerle?meye ba?lamas? ile dilde sade Türkçe ile yazma ak?m? ba?lam?? ve ak?m, bu yüzy?lda en büyük ba?ar?s?na ula?m??t?r. Naz?mda aruz vezni, yerini hece veznine b?rakma?a ba?lam??, geli?mekte olan saz ?iiri; yeni edebiyat hareketi ile beraber giden bir özellik kazanm??t?r. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra da Bat? edebiyat?ndan al?nan yeni naz?m ?ekilleri ve serbest vezinli naz?mla, tam anlam? ile milli bir hüviyet ta??yan yeni edebiyat, bütün millete mal olabilecek vas?flar kazanm??t?r.

Edebiyatta milli kaynaklara dönme dü?üncesi ile ba?layan ve kendilerine milli edebiyatç?lar denen Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin gibi sanatç?lar dilde sadele?menin öncülü?ünü etmi?ler, aruz vezni yerine hece veznini kullanma?a ba?lam??lar, yerli hayat? yerli dü?ünceyi eserlerinde aksettirmeyi ön planda tutmu?lar ve fikir ve ruh bak?m?ndan Türkçülük ak?m?n?n öncüleri olmu?lard?r. Bu yolda, hikaye, ?iir,makale türlerinde verilen eserlerden sonra, Milli edebiyatç?lar?n yolundan giden ve hece veznini, dilimize daha uygun bir ?ekilde i?lemeyi ba?aran Hececiler ad? ile an?lan ?airler yeti?mi?tir. Faruk Nafiz Çaml?bel, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy gibi sanatç?lar?n öncülü?ünü ettikleri Hececiler toplulu?undan sonra, bir topluluk olma özellikleri olmayan, fakat meydana getirdikleri eserlerle ?iirin ?ekil ve yap?s?nda, söyleyi?inde daha büyük ba?ar?lar?n elde edilmesine sebep olan Ömer Bedrettin U?akl?gil, Kemalettin Kamu, Necip Faz?l K?sakürek, Ahmet Muhip D?ranas, Cahit S?tk? Taranc? gibi ?airler yeti?mi?tir. XX. yüzy?lda Türk ?iiri kazand??? milli olma özelli?inden sonra Orhan Veli Kan?k ve arkada?lar?n?n öncülü?ünü ettikleri serbest naz?mla, tabii güzel Türkçe ile yaz?lan ?iirlerle, yeni ileri bir özellik kazanma?a ba?lam??t?r.

Bu yüzy?lda, naz?mda beliren hareketlerin d???nda kalan baz? sanatç?lar yeti?mi?tir. Bu sanatç?lar, ?ekilde es kalmay? ve aruz veznini kullanma tercih etmelerine ra?men, geli?meye ba?layan Türk toplumunun etkisi alt?nda kalmaktan geri kalmam??lar, es olmamakla beraber yeni olmayan ,gerek dü?üncede gerek dilde, gerekse ruhta milli olan, yeni olan ?iirler meydana getirmi?lerdir. Yahya Kemal Beyatl? ve Ahmet Ha?im, Mehmet Akif Ersoy, bu yolda yazan sanatç?lar?n ünlüleridir.

Nesir alan?nda yeti?en sanatç?larda ayn? toplumsal etkiler alt?nda kalarak, yenile?en ve millile?en Türk edebiyat?na eserler vermekten geri kalm??lard?r. Bat? anlay???ndaki teknik yap?ya ula?an ve roman, hikaye, tiyatro eseri, edebiyat tetkikleri v.b. veren 1 sanatç?lar, yine sade bir dilde ve toplumla ilgili meseleleri yazmay? ön planda tutmu?lar, bu yolda üstün ba?ar?lar elde etmi?lerdi. Halit Ziya U?akl?gil ve Hüseyin Rahmi Gürp?narla ba?layan sanatç?lar?n ba?l?calar? ?unlard?r Halide Edip Ad?var, Yakup Kadri karaosmano?lu, Refik Halit Karay, R?fk? Atay, Re?at Nuri Güntekin, Peyami Safa, Nurullah Ataç, Fuat Köprülü Sait Faik Abas?yan?k, Haldun Taner.

Rüya nedir?

“Yorumlanmam?? bir rüya okunmam?? bir mektuba benzer.”

Hayat?m?z?n yakla??k üçte birini uykuda geçirmekteyiz. Bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir. Uyku, günlük çal??malardan yorgun dü?en insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zaman?d?r. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud’un da ara?t?rmalar?n?n büyük bölümünü olu?turan uyku s?ras?nda, ki?inin bilinç alt?nda dü?üncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film ?eridi gibi göz önünden geçti?i varsay?l?r. ??te bizler bu olguya Rüya ad?n? veriyoruz.

Freud’a göre bilincin gizledi?i, tamamen saklad??? bu olgular ortaya ç?kabilmek için yol aramaktad?rlar. Bunlardan baz?lar? da rüyalar haline girerek kendilerini göstermektedirler.

Freud’un yolunda ilerleyen doktorlar da günümüzde rüyalara büyük de?er vermektedirler. Onlar, rüyalar? bilimsel ?ekilde aç?klayarak hastalar?n? tedavi etmektedirler.

Baz? soyut kavramlar?n aç?klamalar? bilimsel bir zemine oturtularak ifade edilebildi?i halde, rüya kavram?n? bu ?ekilde aç?klamak pek mümkün görünmüyor. Ancak bunu bilimsel verilerle de?il de, dinsel yönden aç?klanabildi?i de bir ba?ka soyut gerçektir. Bu aç?klamaya göre ruh bedenden ayr?ld??? zaman, ya?anan olaylar?n tümüne rüya diyebiliriz.

Rüyalarda ya?ananlar inan?lmayacak kadar h?zl? geli?ir. Bir kaç dakikal?k rüya esnas?nda bile çok uzun sürdü?ünü sand???m?z garip, ?a??rt?c? ve çok de?i?ik olaylar birbirlerini izlerler. Bu nedenle rüyada zaman kavram? olu?maz. Ancak zaman kavram?n? biz uyand?ktan sonra beynimizin ö?retileri ve al??kanl?klar? do?rultusunda saptad???m?z bir anlar toplam?d?r sadece.

Eski ça?lardan beri insanlar? ilgilendiren rüyalara ilkel toplumlar da çok önem verilmi?tir. Rüyalar?n, korkulan tanr?lar taraf?ndan verilen arma?an veya cezalar olabilece?ine inan?lm??t?r. Daha sonra kahinler rüyalar? aç?klamaya, yorumlamaya ba?lam??lard?r. ?lk rüya yorumcular?n?n ne zaman ortaya ç?kt?klar? da belli de?ildir. Ancak Babil’in kahinlerinin büyük ün yapt?klar? bilinmektedir. Kaldeliler, Astrolojinin yan? s?ra rüya yorumlar?nda da ba?ar? kazanm??lard?r. Zamanla belirli rüyalar?n anlamlar? da kesinle?mi?tir. Eski M?s?rl?lar, eski Yunanl?lar ve Araplar rüya yorumlar?yla ilgili kitaplar yazm??lard?r.

Virgilius (M.O. 70 - 19)

Latin ?air. Kuzey ?talyada Mantau yak?nlar?nda do?mu?tur. ?yi bir e?itim görmü?, bir toprak sahibi olan babas? taraf?ndan Milanoya gönderilmi?, oradan da Napoli ye geçmi?tir. M.Ö. 53 y?l?nda Roma ya giderek ünlü Epikürcü Sirodan ders alm??t?r. Edebiyat?n yan? s?ra felsefe, matematik ve hekimlik okumu?tur. Bundan sonraki hayat? hakk?nda kesin bilgi yoktur. Atinaya yapt??? bir yolculuk s?ras?nda hastalanarak ölmü?tür. Latin edebiyat?n?n en büyük ?airlerinden biridir.

Atlar nas?l ayakta uyuyabiliyorlar?

Amerikan kovboy filmlerinde, atlar?n geceleri kamplarda veya gündüz barlar?n önünde daima ayakta, binilmeye haz?r vaziyette durduklar?n? seyrederiz. Do?rudur, atlar nadiren yatarlar, genellikle hasta olduklar? veya do?um yapacaklar? zaman.

Atlar günlerce, hatta haftalarca yere yatmadan ayakta durabilirler ve yol gidebilirler. Ayakta dururken dizlerini kilitlemeleri ve uyumalar? mümkündür. Siz bunu denerseniz, beyninizin üstüne dü?meniz kesindir.

Bilim insanlar?, atlar?n ayakta iken daha rahat olduklar?n? ve daha az enerji sarf ettiklerini söylüyorlar. Çünkü at?n vücudu bir hayli büyüktür ve yatarken nefes almas?nda iç organlar? kimi güçlüklere yol açar.

Ksenofon kimdir?(M.O. 434 - 855)

Eski Yunan filozof ve tarihçisi. Socratesin ö?rencilerindendi. Uzun y?llar Anadoluda ?ran ordular?nda bulunmu?, özellikle ?ranl?lar?n askeri e?itim ve terbiye düzenleri ile ilgili görü?lerini yazm??t?r. Eserleri, eski tarihi ayd?nlatma bak?m?ndan ve pedagoji tarihi yönünden önemlidir. Sokratla ilgili hat?ralar?, Anabasisleri ünlüdür

Gözümüzün Yap?s? Nas?ld?r?

?nsan gözü t?pk? bir foto?raf makinesi gibidir. I????n girmesi ?çin ayarlanabilir bir aç?l??? (göz bebe?i) vard?r. Bir mercek ???k dalgalar?n? odakla?t?r?r, görüntünün olu?mas?n? sa?lar. A?tabaka da,görüntünün olu?tu?u duyarl? film yerine geçer.

Her insan?n gözünün yap?s?nda,yakla??k olarak ????a duyarl? 130.000.000 hücre bulunur. I??k bu hücrelerden birine dü?tü?ü zaman,hücrenin içinde h?zl? bir kimyasal de?i?ime sebep olur. Bu de?i?im,göz elyaf?nda bir sinir lifini uyar?r. Uyar?, görme siniriyle beyindeki "görme merkezi"ne ula?t?r?lan bir mesaj,bir haber niteli?indedir. Beyin mesaj? al?r ve çözümler. Böylece görmü? oluruz.

Göz ön taraf?nda hafifçe ç?k?nt?s? olan bir küre yap?s?ndad?r. Bu ç?k?nt?n?n merkezinde "gözbebe?i" diye tan?mlanan bir delik vard?r. Gözün karanl?k iç k?sm?na aç?ld??? için bu delik "siyah" görülür. Gözbebe?inden giren ???k merce?e geçer.Mercek ????? odakla?t?r?r (odaklamas?n? yapar), göz yuvarla??n?n arka k?sm?nda bir görüntü ?ekillenir. Foto?raf makinesindeki duyarl? filmin görevini, burada bulunan ve "a?tabaka/retina" diye tan?mlanan ????a duyarl? hücreler yaparlar.

Gözbebe?inin çevresinde "iris" bulunur. ?ris, mavi, ye?il veya kahverengi olup, gözbebe?ini çevreleyen, kendine has ?ekli olan bir halka görünü?ündedir.Büyüklü?ü bir foto?raf makinesinin diyafram? gibi de?i?ebilir. Parlak ???kta, fazla ayd?nl?kta,çok küçük kasç?klar iris'i gererler.Böylece gözbebe?inin ????a aç?kl??? küçülür. Daha az ???k geçer.Lo?lukta, ortal???n iyi seçilemedi?i yerlerde, karanl?kta, gözbebe?inin aç?kl??? daha büyür ve fazla ???k girer.

Bütün göz küresi, "sklera" diye isimlendirilen güçlü, sa?lam bir zarla çevrelenmi?tir. Gözün ala (beyaz?), sklera'n?n bir kesimidir. Göz küresinin ç?k?nt? yapt??? ön k?s?mda,sklera saydamd?r. Bu kesim "kornea" diye tan?mlan?r. Kornea ve iris aras?,duru,tuzlu bir s?v?yla doludur. Buna da "s?v? tabaka" ad? verilir. Söz konusu ara, bir mercek ?eklinde,daha do?rusu s?v?dan olu?mu? bir mercektir. Gözün öteki merce?i gözbebe?inin hemen arkas?ndad?r. Yak?ndaki ?eylere bakt???n?z zaman, bu mercek ?ekil olarak kal?nla??r. Uzak ?eylere bakt???n?zda ise incelir.





Bir Y?ld?zda Is? Ne Kadard?r?

Çe?itli y?ld?zlar?n ?s?lar? birbirinden büyük farkl?l?klar gösterir. En s?cak y?ld?zlar?n yüzeyindeki ?s? 35.000 C (santigrad), hatta daha fazlad?r. Bunlar beyaz?ms? mavi bir parlakl?ktad?r. Is? derecesi daha küçük y?ld?zlar, tablodaki s?ralan??lar?na göre giderek k?rm?z?la??rlar. Ba?ka türlü söylemek gerekirse,y?ld?z?n ?s?s? dü?tükçe (azald?kça), daha k?rm?z? bir görünü? al?r. Y?ld?zlar yüzeylerindeki ?s? derecesine göre grupland?r?l?rlar.Güne? ortalama ?s?da y?ld?zlar gurubundand?r.

A?a??da,önemli baz? y?ld?zlar?n ?s?lar? ve renkleri belirtilmi?tir :

Spika 25.000° C Mavi

Sirius 11.000° C Beyaz

Güne? 6. 000° C S?cak tonda sar?

Arkturus 4.000° C Turuncu

Popüler etiketler

[ rat ] [ t?r ] [ s?ra ] [ kle ] [ a i ] [ olur ] [ lle ] [ tyr ] [ bilin ] [ arm ] [ rsa ] [ bun ] [ zar ] [ yun ] [ eser ] [ kir ] [ ran ] [ oku ] [ gen ] [ kap ] [ n r ] [ a??n ] [ cad ] [ nüm ] [ can ] [ sind ] [ erk ] [ yer ] [ imi ] [ ???n ] [ k?l ] [ u?ur ] [ mer ] [ düny ] [ k?m ] [ yyllar ] [ ata ] [ har ] [ kta ] [ art ] [ hayat ] [ man ] [ sonuç ] [ tay ] [ tre ] [ yün ] [ yeri ] [ alt?n ] [ nil ] [ ahi ] [ kar? ] [ areket ] [ ekim ] [ mede ] [ dünya ] [ k y ] [ ?s? ] [ dini ] [ rmi ] [ kler ] [ güç ] [ çin ] [ ili ] [ etin ] [ rak ] [ dren ] [ ime ] [ d?n ] [ olo ] [ syra ] [ hava ] [ ang ] [ ylan ] [ yazy ] [ ki?i ] [ e?in ] [ mar ] [ i il ] [ metr ] [ lun ] [ atl ] [ lym ] [ utu ] [ m s ] [ led ] [ genel ] [ bulu ] [ eki ] [ arlar ] [ oda ] [ nlar ] [ a?k ] [ ted ] [ nce ] [ aras ] [ kon ] [ meri ] [ med ] [ kad ] [ meydan ] [ halk ] [ eski ] [ sonu ] [ dam ] [ avu ] [ tas ] [ kar ] [ çim ] [ çel ] [ ehir ] [ lis ] [ dere ] [ tor ] [ sava? ] [ ?an ] [ tarih ] [ bil ] [ sar ] [ çeki ] [ ser ] [ veri ] [ dü?ün ] [ erçek ] [ aml ] [ r b ] [ ece ] [ çevre ] [ ikl ] [ e ya ] [ kaza ] [ rik ] [ ölüm ] [ ad? ] [ cad? ] [ ile ] [ b?t ] [ rad ] [ yeni ] [ e e ] [ elik ] [ faz ] [ evre ] [ s?r ] [ kary ] [ süre ] [ has ] [ lir ] [ adlar ] [ büyü ] [ a a ] [ y?l ] [ ini ] [ ç?? ] [ mu? ] [ kas ] [ maya ] [ nedir ] [ ba? ] [ orta ] [ dana ] [ mil ] [ sava ] [ am?n ] [ çe?it ] [ ebe ] [ tin ] [ aç? ] [ ilk ] [ say? ] [ hat ] [ let ] [ arl ] [ ak?m ] [ bak ] [ reti ] [ rmak ] [ ay? ] [ kol ] [ byt ] [ teri ] [ ta? ] [ aman ] [ kim ] [ söz ] [ lara ] [ güne ] [ eva ] [ bur ] [ çük ] [ ast ] [ ele ] [ da y ] [ sel ] [ önce ] [ duru ] [ nya ] [ para ] [ altyn ] [ bar ] [ oyun ]