Bitkilerde çiçe?in yerini alan tohumlu ürüne verilen genel ad. Her bitki, çiçekten sonra genel olarak meyve verir. Bir meyve, genellikle üç bölümden meydana gelmi?tir. Meyved???, meyve ortas? ve meyve içi. Meyved???, meyvenin kabu?unu meydana getiren bölümdür. Meyve ortas?, as?l yenen bölümdür. Meyve içi de meyvenin tohumunun bulundu?u bölümdür.
?ehirler içinde, yere dö?enmi? raylar üstünde hareket eden, elektrikle i?ler ya da atla çekilir ta??t arac?, 1776 y?l?nda ilk defa ?ngilterede kömür nakliyat? için dö?enen yolda i?letilen ilkel tramvay, gittikçe evrimle?mi?, 1832 y?l?nda atla çekilen tipleri New York ?ehrinde i?letilme?e ba?lam??, daha sonralar? da elektrikle i?leyenleri, dünyan?n büyük ?ehirlerinde kullan?lan önemli ?ehir içi ta??t vas?talar?ndan biri olmu?tur.
Türkiyede ?zmir ve ?stanbulda tramvay i?letmesi kurulmu?tur. ?zmirde olanlar? atla çekilirdi. ?stanbulda bulunanlar? da elektrikli tramvaylar halinde idi. ?stanbulda bulunanlar, 1961 y?l?nda kald?r?lm?? ve yaln?z Anadolu yakas?nda i?letilmesine devam edilmesi karar? al?nm??t?r.
Afyon iline ba?l? bir ilçe. Yüzölçümü 1.600 kilometrekare, nüfusu 37.791 dir. Yüzeyi, çevresi yüksek da?larla çevrili geni? oval?k bir alandan ibarettir. Tah?l ekimi ve hayvanc?l?k, ba?l?ca geçim kayna??d?r. Merkezi 3.312 nüfuslu Sincanl? kasabas?d?r.
Asl?nda sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü de?ildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumu? ter, çe?itli bakteriler, ya?l? ifrazatlar ve toz vard?r. Sabunun özelli?i, mekanik olarak derimizin üzerinden bunlar?n al?nmas?n? sa?lamas?d?r. Suyu ve ya?? (ne ya?? olursa olsun) ayn? kaba koyarsan?z birbirlerine hiç kar??mazlar aksine su ve ya? molekülleri aras?nda birbirlerini iten bir güç vard?r. Elimizi sadece su ile y?kad???m?zda, derimizin üzerindeki ya? tabakas?, suyun derimize temas?na mani olur, onu da??t?r ve tam anlam? ile temizlik sa?lanamaz. ??te burada sabun devreye girer ve arac?l?k rolünü üstlenir.
Sabunun bilinen tarihi 2000 y?ldan da öncesine uzan?r. Hatta Anadolu'da 4000 y?l evvel Hititlerin yakt?klar? bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yap?lm??t?r. Romal?lar sabun yapabilmek için, kireç ta??n? ?s?tarak kireç elde etmi?, bu ?slak kireci s?cak a?aç külleri üzerine püskürtüp sonra da kar??t?rm??lard?r. Olu?an gri çamuru s?cak su dolu bir kazana dökerek keçi ya?? ile saatlerce kar??t?rarak kaynatm??lar-d?r. Kirli kahverengi kal?n bir tabaka olu?unca, so?umaya b?rakm??lard?r. So?uma sonucu sertle?en tabakay? parçalara bölerek sabun olarak kullanm??lard?r.
??te sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çe?it ya??n kar???m?d?r. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullan?l?yor. Keçi ya?? yerine de, s???r ve koyun ya?lar?ndan elde edilen don ya?lar?, hurma, pamuk çekirde?i ve zeytinden elde edilen ya?lar kullan?l?yor.
Alkali ve ya?dan meydana gelen sabun da anne ve babas?n?n özelliklerini ta??r. Yani bir taraftan ya?? severken di?er taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu ya??, di?er ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovu?turdu?umuzda ya? ve kirler, dolay?s?yla içindeki bakteriler parçalan?r. Sabun molekülleri bu ya?l? kirleri sararlar suyla birle?tirirler ve art?k çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzakla??r giderler. Ellerin kurulanmas? ile de bakterilerin çok sevdi?i nemli ortam ortadan kalkm?? olur.
Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, baz? katk? maddeleri, boyalar, parfümler, deodoranlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve reklamlarda söylenilen di?er maddeler eklenmi? hali ile kar??la??yoruz. ?ampuan, di? macunu, t?ra? kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun de?i?ik bile?ikleri ile yap?lm?? di?er adlar?d?r. E?er kostik soda yerine potasyum kullan?l?rsa, daha yumu?ak olan s?v? sabun elde edilir.
Basit ve k?sa tan?mlamayla ,helikopter döner kanatlar? olan, dikine havalanabilen ve havada belirli bir noktada hareketsiz kalabilen bir uçakt?r. Ayr?ca yan yan ve geriye do?ru da uçabilir.
Asl?nda yak?n tarihlerde icat edilmi? olmas?na ra?men,bu tür bir uçakla ilgili fikirlerin geçmi?i hayli eski zamanlara kadar uzanmaktad?r. Nitekim 16. yüz y?lda, Venedikli büyük sanatç?-bilim adam? Leonarda da Vinci helikopterin temel ilkeleri konusunda ciddi çal??malar yapm??t?r. Fakat 16. yüzy?l teknolojisinin yetersizli?i, ne yaz?k ki onun fikir ve tasar?lar?n?n gerçekle?mesine imkan vermemi?ti.
18. yüzy?lda Paucton, adale gücüyle çal??t?r?lan ilkel bir uçak tasla?? üzerinde u?ra?t?. Onu izleyen Launoy,güç kayna?? olarak yayl? bir iticiden yararlanmay? dü?ündü.
Sonraki yüzy?l?n bitimine yak?n,Sör George Cayley ad?nda ki bir ?ngiliz, ayn? esasa dayanan güç kayna??m daha geli?tirdi. Deneme yapt??? model,yerden 30 metreye kadar yükselebildi. Ayr?ca,buhar gücüyle çal??an ba?ka bir modeli de tasarl?yordu.
l9.yüzy?lda,birçok mucitler buhar gücünden yararlanmay? dü?ündüler. Mortimer Nelson ad?nda Amerikal? bir bilim adam?, dörder b?çakl? iki rotor ta??yan bir uçak tasar?s?n? gerçekle?tirdi. Bu modelde,ileriye do?ru,öne hareketi sa?layan bir pervane de burna oturtulmu?tu. Gövdenin üzerinde, uça??n dü?mesi halinde aç?l?p para?üt görevini yapacak bir kuma? kapl?yd?. Nelson, sanki kristal bir küreye bakarak gelecekteki para?ütü görmü?tü.
Thomas Edison da bu konuya ciddi bir ilgiyle e?ildi. Helikopterde elektrik gücünden yararlanmay? dü?ünüyordu.20 yüzy?l?n ba??nda, Maurice Leger, Monaco'da iki pervaneli bir helikopter yapt?ysa da,bu helikopter havalanamay?p yerde kald?.
1907 y?l?nda,Frans?z Breguet,300 kiloyu geçen dikdörtgen biçimli bir helikopterle 4,5 metre yükseklikte 20-22 metre kadar uçtu.
Avrupa ve Amerika'da yap?lan say?s?z nice helikopter modeli, pratik olarak en ufak bir de?er ta??mamalar?na ra?men, deneysel yönden hayli yararl? oldular. Bu s?ralarda Rusya'da ?gor Sikorsky ad?nda bir genç gerçek anlam?yla helikopter yapman?n ve bunu uçurabilmenin rüyas?n? kuruyordu.1908 y?l?nda, babas?n? ikna ederek Paris'e gitti. Orada,bu konuya ili?kin olarak bilmedi?i ?eyleri ö?renmek için zorlu bir çabaya çiri?ti. Rusya'ya dönünce, yerden havalanamayan bir helikopter yapt?. Bundan sonra yapt??? ikinci model havaland? ama, pilotsuz olarak. Sikorsky rüyas?ndan vazgeçti ve sabit kanatl? uçak alan?nda çal??malara koyuldu. 1917 y?l?nda Rus Devrimi oldu?u zaman, ülkesinin ünlü bir uçak mühendisiydi ve henüz 27 ya??ndayd?.
1918'de Rusya'y? terk etti. Bir y?l sonra tamamen meteliksiz ve tek tan?d??? olmaks?z?n New York'tayd?.
Aralar?nda ünlü piyanist Sergei Rachmaninoff da bulunan baz? Rus göçmenleri,para yönünden onu desteklediler.Connecticutda Stratford'da yerle?ip i?e ba?lamas?na yetecek kadar sermaye sa?lad?lar.
Sikorsky S-29'lar?n? böylelikle gerçekle?tirebildi. Pan Amerikan Havayollar?n?n Atlantik ve Pasifik Okyanuslar? a??r? seferler için kulland??? dört motorlu Flying Clippers (Uçan Tekneler)de.Sikorsky'nin daha sonraki çal??malar?n?n ürünüdür.
Bu tür çal??malar?na ra?men, Sikorsky helikopter yapmak rüyas?n? tam anlam?yla terk etmemi?ti.Gerçekten ba?ar?l? büyük uçak projelerini gerçekle?tirdi?i y?llar boyunca, bir yandan da helikopter konusunda çal???yordu. En sonunda,onun için as?l güçlü sorun olan ?eyin cevab?n?, çözüm yolunu buldu. Bu sorun,büyük rotor taraf?ndan meydana getirilen k?vr?lma etkisiydi. Bu tür uça??n kapaklanmas? durumu söz konusuydu. Sikorsky, yapt??? yeni modelin kuyru?una enlemesine bir pervane yerle?tirdi.
Bu pervane,ana rotorun yaratt???n?n tersine bir etki sa?l?yordu.
Öteki genç mucitler de Sikorsky'i izlediler.Stanley Hiller, henüz yirmi ya??na varmadan,ünlü Hiller-Copter'in tasar?s?n? ortaya koydu. Arthur Young,daha lisedeyken,ba?ar?l? Bell helikopterinin gerçekle?tirilmesi yolunda denemeler yap?yordu.
A??r helikopterler iki türdür: sabit kanatl? ve döner kanatl?. Döner kanatl?lar?n biri de Autogiro olup, modern helikopterin geli?mesi bak?m?ndan büyük ölçüde etki göstermi?tir.
Eski eserleri inceleme bilimi olan arkeoloji "tarihin kaz?larla aç?klanmas?" diye de tan?mlanabilir. Bu deyim eski Yunancadaki "arkhaios-eski" ve "logos-bilim" kelimelerinin birle?iminden meydana gelmi?tir. Arkeloji'deki temel çal??ma yöntemi, çok eski zamanlardan günümüze kadar ula?an sanat eserlerini,yap? ve kentlerin kal?nt?lar?n?, an?tlar?, çe?itli e?yalar? bilimsel bir bak??la incelemektir.
Arkeolojik amaçlarla yap?lan kaz?larda çok dikkatli davranmak gerekir. Arkeoloji uzmanlar? (arkeologlar), gördükleri her ?eyi en ufak ayr?nt?lar?na var?ncaya kadar notlarla tesbil ederler. Bulunan, kaz?larla ortaya ç?kar?lan arkeolojik de?er ve nitelikteki ?eyler (tap?nak, saray vs. gibi yap?lar, kent kal?nt?lar?, e?yalar, sanat eserleri), belirli karakteristiklerine göre gurupland?r?l?rlar. Gerekirse filoloji (dilbilimi),antropoloji,be?eri co?rafya, jeoloji,etnografya (?rklarla ilgili bilim dal?), sanat tarihi,hatta sosyoloji gibi bilim dallar?ndan da yard?mc? olarak yararlan?l?r.
Arkeolojik çal??malarda dört bölüm vard?r.
1- Aray?p bulma,kaz? ve ortaya ç?karma.
2- Nitelik ve karakteristiklerine göre gurupland?rma,notlar ç?karma.
3- ?nceleme ve yorum
4- Bulunan ?eyin ça? ve döneminin tesbiti.
Arkeologlar,toprak alt?nda sakl? arkeolojik nitelikte ?eyleri bulmak için dikkatli ve sab?rl? incelemeler yapmak zorundad?rlar. Bu bak?mdan, çevreyle, arazi durumuyla ilgili ara?t?rmalar yapmak ve uygulanacak yöntemi bunlara göre düzenlemek gerekir. Nitelik ve karakteristiklere göre gurupland?rma i?lemi esnas?nda, bulunan ?eyin yap?s?nda kullan?lan maddeleri tesbit için laboratuar analizlerine (çözümlemeleri) de ba?vurulacakt?r.
Arkeoloji genel bir bak??la iki bölüme ayr?l?r:
1- Tarih öncesi arkeoloji (Ta? devri,tunç devri, demir
devri olarak üç bölümde incelenir).
2- Tarih ça?lar? arkeoloji
Tarih ça?lar? arkeoioji,uluslara ve co?rafya bölgelerine göre ?u dallara ayr?l?r ;
1- Klasik arkeoloji (Eski Yunan, Ege uygarl?klar?)
2- Eski M?s?r
3- Yak?n Do?u (Eti, Bibiik, K?br?s)
4- Eski Roma
5- Bizans
6- Hristiyanl?k öncesi
7- ?slam
8- Anadolu vs.
Arkeoloji tarihe gerçeklik kazand?ran,tarihi masal olmaktan ç?kar?p bilimsel nitelikler kazand?ran bir bilimdir. Arkeolojiyi gerçek bilim haline getiren ki?iler Frans?z bilim adam? Caylus (1692-1765) ve Alman bilgin Wincelmann ( 1717-1768) d?r. Arkeolojik nitelikte eserlerin bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve aç?klanmas?,yorumlanmas? i?ine ilk kez onlar?n zaman?nda ba?lanm??t?r.
Arkeolojinin gerçek anlamla geli?mesi,modern yöntemlerle çal??mas? 19. yüzy?l sonlar? ile 20. yüzy?l ba??na rastlar.
Atatürkün, Türkiye Cumhuriyetini kurmakta ve devrimleri haz?rlamakta gösterdi?i temel prensipler, verilen ad. Bu prensipler, ayn? zamanda Cumhuriyet Halk Partisinin esaslar? olarak alt?ok i?aretiyle temsil edilmektedir.
Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkç?l?k devletçilik, laiklik, devrimcilik ilkelerini ifade eden alt?ok. 1924 tarihi Anayasam?zda da yer alm??t?.
Fakat, Kemalizm alt?ok ta ilkelerinin temsilini bulmakta ise de, daha geni? anlam? ile, Türkiyeyi, ba??ms?z hür ve daha medeni k?lma çabas?n?n, bu çaba için gerekli fikir ve hareketlerin genel ad? olarak kabul edilir.
Padi?ahlar?n erkek evlatlar?na verilen ad. Bunlar, Padi?ahlar?n, haseki, ikbal ya da cariyelerinden do?ma evlatlar? idi. Çelebi Mehmet devrine kadar bunlar? çelebi denmi?, bundan sonra ?ehzade denmeye ba?lanm??t?r.
Büyük bir bak?mla yeti?tirilen ?ehzadeler, be? alt? ya?lar?nda ö?renime ba?larlar, çe?itli derslerin yan?nda at ve silah kullanmak ö?renimi görürlerdi. ?ehzadeler, büyüdüklerinde çe?itli idari i?lerde görevlendirilirdi. Fatih devrinden sonra padi?ah?n yerine geçen ?ehzadenin, karde?lerini öldürmesi bir kanun gere?i haline gelmi?; karde?kan? akmas?na yol açan bu kanun, Mehmet IV. zaman?nda kald?r?lm??t?r. Bundan sonra (1652), ?ehzadeler, kendilerine padi?ahl?k s?ras? gelinceye kadar ya sarayda hapsedilerek bekletilir, ya da önemsiz i?lerde ve devaml? gözalt?nda bulundurulurlard?. Bu durum da Tanzimata kadar sürmü?tür.
Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da AB D'de polis sorgulamalar?nda gerekti?inde bir san???n yalan makinesine ba?lanarak, do?ruyu söyleyip söylemedi?inin kontrol edildi?ini görmü? veya okumu?sunuzdur. Hatta ABD'de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine al?nmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktad?r.
Tolygraph' denilen bir alet ile san??a 4-6 adet sensör ba?lan?r. Bu sensörlerden gelen çe?itli sinyaller, dönmekte olan bir ka??d?n üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle san???n,
• Nefes al?? h?z?.
• Nabz?.
• Kan bas?nc? (tansiyonu).
• Terleme miktar?.
kayda al?n?r. Baz? yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.
Yalan makinesi testi ba?lad???nda, san??a önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu ?ekilde san???n verdi?i sinyallerin düzeni ö?renilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya ba?lan?l?r ve sinyaller kayda al?nmaya devam edilir.
Test süresince ve sonras?nda bir uzman grafikleri sürekli.
kontrol alt?nda tutarak, hangi sorularda sinyallerin de?i?ti?ini tespit eder. Kalp at???n?n h?z?n?n artmas?, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. ?yi e?itilmi? bir uzman grafiklere bak?nca nerede yalan söylendi?ini derhal anlayabilir.
Her ?eye ra?men, insanlar?n sorular? yorumlamalar? ve tepkileri farkl? oldu?undan, yalan söylerken farkl? davranabildikle-rinden, bu test mükemmele ula?m?? de?ildir, bazen yan?lt?c? olabilir ve kesin delil kabul edilmez.
Romal?lar milattan 758 y?l önce 10 ayl?k takvim uygulamas?na ba?lad?lar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin e?it oldu?u, binlerce y?ld?r hayat?n ba?lang?ç zaman? olarak kabul edilen Mart ay?ndan ba?lamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (May?s), Junius (Haziran), Quin-tilis (Temmuz), Sextilis (A?ustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kas?m) ve December (Aral?k) idi.
Bu ay adlar?ndan Quintilis'den (Temmuz), December'a (Aral?k) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlar?n?n Roma'l?-larca telaffuz edili? ?ekliydi yani, Mart ba?lang?çl? takvime göre bu aylar y?l?n 5'inci, 6'nc?, 7'nci, 8'inci, 9'uncu, ve 10'uncu aylar?yd?lar. Bu 10 ayl?k takvim geride hesaba kat?lmam?? daha 60 gün b?rak?yordu.
35
Yedek olarak b?rak?lan bu 60 gün sorun yarat?nca, Janarius (Ocak) ve Februarius (?ubat) adlar? ile iki ay daha eklenerek takvim tamamland?. Yani y?l?n ilk ay? Martius (Mart), son ay? ise Februarius (?ubat) oldu.
As?rlar sonra milattan 46 y?l önce Roma ?mparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde baz? de?i?iklikler yapt?. On bir ay? 30 ve 31 gün olarak iki ?ekilde düzenledi, y?l?n son ay? olan ?ubat'a 29 gün verdi, her dört senede bir ?ubat'a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus'u (Ocak) y?l?n ilk ay? olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 y?lda bir eklenecek bir günün, yeni durumda y?l?n ikinci ay? konumuna gelmesine ra?men Februarius'a (?ubat) eklenilmesine devam edildi.
Julius Caesar'in beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olay?!) sonra, Romal?lar bu çok sevdikleri imparatorlar?n?n an?s?na Quintilis (Temmuz) ay?n?n ismini July olarak de?i?tirdiler.
Ondan sora tahta ç?kanlardan, Augustus kendi ?erefine, Sex-tilis (A?ustos) ay?n?n ad?n? kendi ismi ile de?i?tirerek, bu aya August ad?n? verdi. Ama ortaya ba?ka bir sorun ç?km??t?. Sezar'm ay? 31 gün, Augustus'un ay? ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan ?u-bat'tan bir gün daha alarak A?utos'a ekleyiverdi. Böylece iki ay da e?itlenmi? oldu.
î?te size takvimin, niçin 12 ay oldu?unun, aylar?n isimlerinin nas?l kondu?unun ve niçin farkl? say?da günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek art?k günün niçin y?l?n sonuncu de?il de, alakas?z bir ?ekilde ikinci ay?na eklendi?inin küçük bir hikayesi.
Özellikle ortaça?da takvimler üzerinde o kadar oynanm??t?r ki, yap?lan bilimsel hesaplamalara göre, ?sa'n?n bugün kabul edilen Milattan, yani ?sa'n?n do?umundan yakla??k 6 y?l önce do?du?u, 36 y?l ya?ay?p Milattan sonra 30 y?l?nda öldü?ü ileri sürülmektedir.
Popüler etiketler
[ lam ] [ eki ] [ aman ] [ k y ] [ tik ] [ en son ] [ s?ra ] [ ten ] [ men ] [ t?r ] [ dini ] [ yeri ] [ sla ] [ bili ] [ lek ] [ boy ] [ din ] [ mac ] [ güne ] [ ordu ] [ hareket ] [ ada ] [ n r ] [ led ] [ dere ] [ b?t ] [ ar? ] [ arm ] [ kary ] [ art ] [ n m ] [ kler ] [ aras ] [ ara ] [ nedi ] [ kas ] [ kül ] [ tas ] [ lke ] [ an? ] [ arl ] [ kaza ] [ e?in ] [ k m ] [ zar ] [ eti ] [ lama ] [ maya ] [ eva ] [ utu ] [ kat? ] [ çevre ] [ da y ] [ rol ] [ am? ] [ sav ] [ madde ] [ elik ] [ y?llar ] [ ikl ] [ lak ] [ çel ] [ amy ] [ düzen ] [ genel ] [ anan ] [ ata ] [ tak ] [ ak?n ] [ kap ] [ devam ] [ güç ] [ rler ] [ dük ] [ kad ] [ ayna ] [ d?n ] [ pan ] [ nil ] [ k?s ] [ büyü ] [ para ] [ k ta ] [ akü ] [ bal ] [ let ] [ kar? ] [ bel ] [ u?ur ] [ inç ] [ ben ] [ e?e ] [ ekil ] [ eli ] [ çil ] [ kle ] [ ime ] [ çim ] [ deniz ] [ ine ] [ bul ] [ dünya ] [ as? ] [ bak ] [ rik ] [ yrk ] [ ren ] [ ad? ] [ lun ] [ gen ] [ zaman ] [ nüfus ] [ tre ] [ hare ] [ nya ] [ ilk ] [ atl ] [ teri ] [ kil ] [ insan ] [ kaz ] [ adlar ] [ neden ] [ e ya ] [ dil ] [ arlar ] [ asa ] [ asi ] [ sal ] [ erçek ] [ oyun ] [ sar ] [ a a ] [ fazl ] [ ylan ] [ ekim ] [ eser ] [ k?m ] [ bil ] [ her ] [ ?am ] [ can ] [ alan ] [ bilin ] [ evre ] [ çe?it ] [ türk ] [ nar ] [ ter ] [ ta? ] [ a il ] [ ato ] [ has ] [ ans ] [ nak ] [ nlar ] [ ram ] [ altyn ] [ e e ] [ olo ] [ kir ] [ da? ] [ yaz ] [ mer ] [ lym ] [ oku ] [ t a ] [ oda ] [ rat ] [ kazan ] [ tel ] [ çeki ] [ baz ] [ ller ] [ meydan ] [ ney ] [ üre ] [ med ] [ irin ] [ yyllar ] [ sind ] [ a k ] [ halk ] [ hayvan ] [ tarihi ] [ tyr ] [ ila ] [ meri ] [ ?ekil ] [ ütü ] [ önce ] [ lan ] [ k s ] [ e il ] [ dü?ün ] [ düny ] [ emin ] [ emel ] [ ykta ] [ rum ]