Sofilik sistemi. ?nsan akl?n?n, gözlem ve deneyle yeti?emedi?i alanlarda, asilikle Tanr?ya, yarad?l??a, ölüme, ezel ve ebede ait konularda gerçe?e kalp yoluyla ve irade gücüyle ula??labilece?ini kabul eden bir felsefe ve din mesle?idir. Bu deyim, çoklukla bu felsefe mesle?inin, ?slam dinindeki kar??l???d?r.
23 Ocak 1930 da, Menemendeki gericilik ayaklanmas?nda öldürülen yedek te?men, ?zmirde do?mu?tur. Ö?renimini Bursa ö?retmen Okulunda tamamlam??, ö?retmen olarak çe?itli okullarda bulunmu?. Menemende yedek subayl???n? yaparken devrimlerimiz aleyhine ba?kald?ran gericilik taraftarlar?n? bast?rma?a u?ra??rken ?ehit edilmi?tir.
Devrim tarihimizde Menemen gericilik olay? ad? ile an?lan olay, 23 Ocak 1930 tarihinde olmu?tur, Dervi? Mehmet ad?nda bir geri kafal?, yanma be? silahl? arkada??n? alarak Manisa taraf?ndan Menemene gelmi? ve ?eriat isteriz sözleri ile halk? ayaklan, ma?a te?vik etmi?tir. Bu olay? bast?rma?a ko?an Kubilay, ba?kald?ranlarla kar??la?m?? ve bir kur?unla yaralanm??t?r Bununla yetinmeyen gericiler, Kubilay ?n ba??n? keserek isyan bayraklar?n?n kar??s?na alm??lar ve ayaklanmalar?na devam etmi?lerdir.
Bütün Türkiyede büyük bir nefretle kar??lanan bu olaydan sonra Atatürk bir demeç yay?nlam??t?r: Menemende meydana gelen irtica te?ebbüsü s?ras?nda yedek subay Kubilay ?n vazifesini yapt??? s?rada ölmesi sebebiyle Cumhuriyet Ordusuna taziyelerimi bildiririm. Büyük ordunun kahraman genç subay? ve Cumhuriyetin ülkücü ö?retmenler heyetinin k?ymetli üyesi Kubilay, temiz kan?yla Cumhuriyetin canl?l???n? tazelemi? ve kuvvetlendirmi?tir. Menemende bir Kubilay an?t? yap?lm??t?r
Pirinç bir bak?r ve çinko kar???m?d?r. Yumu?ak oldu?u için istenilen ?eklin verilmesi bak?m?ndan kolayl?k sa?lar. Ayr?ca paslanmaz. Bu niteliklerinden dolay? çok yararl?d?r.
Sar? renkteki pirinç,kiliselerin zeminlerinde,an?tlarda ve duvarlarda "an?" niteli?indeki yaz?lar?n kaz?ld??? levhalar, plakalar olarak kullan?lm??t?r. Ayr?ca, i?lemeli kap? tokmaklar?n?n, küllüklerin, a??r ve küçük, biblomsu süsleme e?yalar?n?n yap?m?nda ela pirinçten yararlan?l?r.
Saatin insan hayat?ndaki büyük rolü herkes taraf?ndan bilinen bir gerçektir. Kolumuzda, cebimizde ta??d???m?z, masam?z?n üzerinde bulunan,ya da duvarda as?l? saat sayesinde, günün hangi zaman?nda bulundu?unuzu kestirir ,belirli zamanlarda yap?lmas? gereken ?eyler için davran???m?z? böylece ayarlar?z. Saatin bir ba?ka görevi de,belirli iki olgu aras?ndaki zaman çizgisini (yani geçen zaman?) tayin etmektir.
Ta? devrindeki insanlar için zaman ölçüleri gayet basitti. Güne?in do?u?u ve bat???,y?ld?zlar?n gökyüzünde belirip kaybolmalar?, onlar?n ilkel hayat?ndaki zaman ölçümü için yeterliydi. Topluluklar yerle?ik bir karakter al?nca, yani belirli bir çevrede yerle?ince, ilkel yöntemlerle de olsa tar?ma ba?lay?nca, zaman ölçümü daha büyük bir de?er kazand?. Ekilen tohumlar?n belirli zamanlarda sulanmas?, hayvanlar?n düzenli zaman aralar?yla beslenmesi ve bunlar gibi zamanla ba??nt?l? daha ba?ka baz? ?eyler sözkonusuydu.
?lk insanlar,bu bak?mdan "güne? saati"nden yararland?lar. Topra?a dikilen uzun bir çubuk en basit güne? saatiydi.Çubu?un topra?a dü?en gölgesinin uzunluk veya k?sal???yla zaman ölçülüyordu. Çubu?un gölgesi güne?in gökyüzündeki durumuna göre uzal?p k?salaca??ndan,bu en ilkel saat "güne? saati" diye tan?mlanm??t?r. Sonra soma "güne? saati" daha geli?tirildi. Ta?tan ya da tahtadan uzun sütunlar?n kullan?lmas?na ba?land?. Bu sütunlar?n üzerinde veya çevresinde çizgilerle i?aretlemeler yap?lm??t?. Gölgenin dü?tü?ü her çizgi belirli bir zaman? ifade ediyordu.
Geli?tirilmi? ve titiz ayr?nt?lar? olan güne? saati,Hristiyanl?k döneminden yakla??k olarak 1000 y?l önce Babil'liler taraf?ndan kullan?l?yordu. O ça? insanlar?n?n "60" say?s?ndan temellenen "alt?l?" bir say? sistemleri vard?. Sonradan eski M?s?r'da, Yunanistan ve Roma'da da ayn? say? sistemi geçerli olmu?tur. Ça?da? astronomide ve günü 12 ya da 24 saate bölmemizde hala bu sistemin etkisinden izler vard?r.Geli?tirilmi? güne? saati büyük ölçüde yararl? oluyordu ama,geceleri ve bulutlu havalarda i?e yaram?yordu. Bu sak?ncay? farkeden insanlar,zaman? daha kapsaml? verebilecek bir gereç (alet) dü?ündüler. Böylece "su saati" icat edildi. Zaman?m?zdan 4500-5000 y?l önce, Çin'de, M?s?r'da ve Mezopotamya'da bu saatten yararlan?l?yordu. Su saatleri çe?it çe?itti.En çok kullan?lan tip, tam bir günde yani 24 saatte bo?alan büyükbir su kab?ndan ibaretti. Alttaki bir delikten yava? yava? akan suyun seviyesi için,kab?n içinde çizgilerle i?aretlemeler yap?lm??t?. Her çizgi belirli bir "birim zaman"? ifade ediyordu. Suyun seviyesi bu çizgilerden birine var?nca, saatin ba??ndaki görevli ba??rarak durumu bildirir,yani saatin kaç oldu?unu söylerdi.
Çinliler bir kaptan ba?ka bir kaba akan.biribo?al?nca öteki kab? dolduran suyla zaman?n belirlendi?i daha de?i?ik bir "su saati" kullan?yorlard?. Eski Yunanl?lar ve Romal?lar, su saatlerinin daha da geli?tirilmi? tiplerini yapt?lar.
?skenderiye ?ehrindeki Yunanl? bir saatçi, tarihte ilk kez silindirler ve çarklarla kendi kendine çal??an bir su saatini gerçekle?tirdi. Bu arada insan?n bilgisi artm??, görü? ufuklar? daha geni?lemi?ti. Zaman? ayr?nt?lar?yla bilmek gere?ini duymu?tu. Bunun için "kum saati,"ni tasarlad? ve bu için irisini uygulad?. Kum saati, Ortadan çok dar bir bo?azla birbirine ba?lant?l?, biçimi ve hacmi e?it iki ayr? bölmeden meydana gelmi? cam bir kapt?. Bölmelerden üstteki çok ince kumla doluydu. Buradaki ince kum dar ba?lant? bo?azdan akar ve var?m saat içinde a?a??daki bölmeyi doldururdu. Sonralar?, cam bölmeler çizgilerle i?aretlendi. Çeyrek saatler, hatta daha küçük zaman parçalar?n?n belirlenmesi yoluna gidildi.
Su ve kum saatlerine yanda? olarak, baz? çevrelerde belirli zaman çizgileriyle i?aretlenmi? çok uzun mumlar da kullan?l?yordu. Yan?p eriyen mumun ula?t??? çizgi, bu arada ne kadar zaman geçti?ini belirtmekteydi.
M. S. 1000 y?l?nda, Papa II. Silvester bat?da ilk rakkasl? saati yapt?. Önceleri rakkasl? saatlerin çarklar?,kadranlar? pratik bak?mdan güçlükler ç?karacak ölçüde büyüktü. Sonradan bu sak?ncalar giderildi. Rakkasl? saatler daha mükemmelle?tirildi. 1232 y?l?nda, M?s?r Sultan? Almanlar?n ?mparatoru II. Frederick'e "horologium" diye tan?mlanan bir saat gönderdi. Bu saat sarkaç yerine as?l? baz? a??rl?klar ve çarklarla çal???yordu. Gerçek anlamda ilk "çarkl? saat'in bu oldu?u söylenebilir. Aradan geçen zamanla, Württemberg'li Henry De Wieck ad?nda bir Alman çarkl? saati daha geli?tirdi. 1364 y?l?nda, Fransa Kral? V. Charles,De Wieck'i Paris'e ça??rd? ve kraliyet saray?n?n kulelerinden birine bir saat yapmas?n? istedi. 8 y?l çal??an De Wieck, ?imdi "Adalet Saray?" diye bilinen yap?n?n kulelerinden birinde bu saati yapt?.Sözkonusu saat 1850 y?l?n?n sonlar?na kadar çal??t?. Bu saatin makine aksam? yakla??k olarak 300 kiloydu.
Mekanik Saat Mum Saati
1509 y?l?nda, Nürenberg'li Alman saatçi Peter Henlein, madeni parçalardan ilk cep saatini yapt?. Henlein,çelik yay yerine domuz k?l? kullanm??t?. Bu ilk cep saati "Nürenberg Yumurtas?" diye tan?mlan?r. 1583 y?l?nda, Galileo (Galile), "pandelum" diye tammlanan gerçek ve bilimsel ilkelerle çal??an rakkas? ke?fetti. Galileo,bir ipe ba?l? a??rl?klar?n yani sarkaçlar?n büyüklü?ü ne olursa olsun, ipin uzunlu?u de?i?medikçe ayn? süre içinde sallant?lar?n? tamamlad?klar?n? ortaya koymu?tu. Böylece, rakkas?n bir sal?nt?s? bir saniyede tamamlanan rakkasl? saatlerin yap?m? gerçekle?tirildi. 1728 y?l?nda, ?ngiliz John Harrison ilk kronometreyi yapt?.
Güne? saatinden ba?layarak belirli bir do?rultuda süregelen çal??malar, modern saatçili?in ç?k?? noktas?na ula?m??t?.
Ça?layan yüksek bir yerden daha alçak bir yere dü?en akarsudur .Genellikle bir ?rmak ya da çay?n sert kayaçl? bir yöreden daha yumu?ak kayaçl? bir yöreye geçti?i kesimlerde olu?ur. Yumu?ak kayaçlar?n daha h?zl? a??nmas? dik bir uçurumun olu?mas?na yol açar. Böylece sular bu uçurumdan a?a??ya dökülür. Buzul hareketlerinin ?rmak yataklar?n? akan sulardan daha derin biçimde oymas?yla ortaya ç?km?? ça?layanlar da vard?r. Ça?layanlar elektrik üretmeye yarar .Güzel manzaralar?yla da çok çekici yerlerdir . Öme?in Antalya’daki Manavgat Ça?layan? ilin görülmeye de?er yerlerindendir.
Kanatlar?n?n alt?na havan?n yapt??? bas?nç dolay?s?yla havada tutunabilmek temeline dayanan uçucu ta??t. 1903 y?l?nda Amerikal? Wright karde?ler taraf?ndan icat edilmi?tir. Uçaklarda esas olan, h?zdan faydalan?larak havan?n direncini artt?rmak, uça??n kendi a??rl???n? da bu dirençten a?a?? dü?ürmektir. Böylece havas? direncinden kurtulabilen çe?itli a??rl?ktaki bu dev kütle havan?n istenilen yüksekliklerine ç?kabilme imkan kazanm?? olur.
Bir uçakta ,ba?l?ca ?u bölümler bulunur.
1- Motor.
2 - Pilot ve yolcu yerleri.
3 - Kanatlar, dümen ve ini? tak?m?.
Motor ,ar? benzinle i?leyen yak?t?n patlama gücünü hareket enerjisi haline getiren bir makinedir. Baz? uçaklar çift motorlu, dört motorlu gibi, Motör motörlerinin say???na göre adland?r?l?r ve ba?l?ca iki k?s?mdan ibarettir: a) Makine b) Pervane, Makine, ben deposundan gelen yak?t? hareket ene si haline çevirir. Bu enerji pervan döndürme?e yarar. Pervane de?i?ik say?da olan kanatlar?, döndükçe havay? geriye do?ru itecek ?ekilde yap?lm??t?r. Bu itme gücü ile kanatlara çarpan hava ak?m?, kanatlar?, dolay?s? ile uça?? havaya kald?r?r. Yeni yap?lm?? olan uçaklarda pervane bulunmamaktad?r. Bunlar tepkili uçak ad? ile an?l?r. Tepkili uçak motorlar?nda, yeni kovanlarda birdenbire yanan bol miktarda yak?t, ans?z?n gaza çevrilir havaya kar??arak uça?? ileri f?rlat?r. Bu, birdenbire yanan yak?t?n verdi?i tepki gücünden pervaneli uçaklar?nkinden pek çoktur.
Pilot ve yolcu yerleri uçakla gövdelerini meydana getirmektedir. Pilot uça?? yönetenlere verilen add?r. Pilotun, uça?? yönetti?i bölümde, uça??n hava bas?nc?n?, çe?itli istasyonlarla temas sa?lamaya gerektirecek düzenekler vard?r. Uça?? yukar? kald?racak a?a?? indirecek çe?itli yönlere sevk edecek düzenekler de bu bölümde bulunur. Bu bölüm pilot kamaras? s?nda pilottan ba?ka makinist ve telsizci de bulunur. Uça??n ön bölümünde olan ve gidi? yönünü bütün çevresi ile görme?e yarayan pilot kamaras?, bir kap? ile yolcular?n bulundu?u yolcu kamara s?na aç?l?r. Yolcu kamaralar?nda gerekti?inde 100 ki?iden fazla yolcuyu alabilecek dev uçaklar yap?lm??t?r.
Kanatlar, uça??n iki taraf?nda uzanan bölümlerdir. Uçak, bunlar?n arac?l??? ile yükselebilir. Kanatlar?n arka bölümlerinde dar ?ekilde düzenlenmi? bir k?s?m, dümen vazifesini görecek ?ekilde ayarlanm??t?r. Bunlar, kanat dümen leridir. Eski uçaklar, tek katl?, çift kanatlar? ihtiva ederlerdi. Bugünkü uçaklar ise, iki tarafta birer kanat olmak üzere tek katl? kanatlardan yap?lmaktad?r. Bugünün uçaklar?nda kanatlar biraz kal?n ve içleri bo?tur. Bu bo?luklarda benzin depolar? bulunur. Motörler de kanatlar üzerine yerle?tirilmi?tir. Dümen, uça??n arkas?nda bulunmaktad?r, türlü türlüdür : a - Yatay dümen, b - Dikey dümen. Yatay dümen, a?a?? yukar? oynat?larak kanat dümenleriyle birlikte uça??n a?a?? - yukar? yönelmesini sa?lar. Dikey dümen, sa?a sola döndürülerek uça??n bu yönlerde dönmesini sa?lar.
?ni? tak?m?, kara uçaklar?nda, gövdesine gizlenen, ancak uçak inece?i zaman meydana ç?kar?lan ön ve arka tekerleklerdir. Deniz uçaklar?nda bu tekerlekler yerine k?zaklar tak?lm??t?r.Uçaklar bir de gördükleri i?e göre çe?itlenir: 1 - Sivil uçaklar, 2 - Askeri uçaklar.Sivil uçaklar, genel olarak yolcu ve ta??t uçaklar?d?r.
Askeri uçaklar ise sava? halinde memleket savunmas?na yarayan sava? araçlar?d?r. Avc? uçaklar?, bomba uçaklar? , ta??t uçaklar? gözcü uçaklar?, diye yapt?klar? i?e göre adland?r?l?rlar.
Osmanl? Veziri, ?do?mu?tur. Maliye mektupçu kaleminde memurluk hayat?na ba?lam??, 1884 y?l?nda Maliye naz?r? olmu?tur. Bu tarihten sonra Evkaf, Ticaret ve Maliye naz?rl?klar?nda bulunmu?, Selanik, Bursa ve Halep Valisi olmu?tur. 1908 devriminden sonra ?ûra-y? Devlet Ba?kan? ve Ayan üyesi olmu?tur.
Makinan?n anlayabildi?i tek dil 0 1 dir. zaman?nda abiler delikli ka??tla programlama yaparken demi?lerki hocam bu çok kas?yor. biraz bu i?i kolayla?t?ral?m makina dilini yazm??lar. makina dili çok h?zl?d?r. çünkü yap?lan tek i?lem hex i bin e çevirmek. Assembly ise biraz daha insanc?l olsun kafay? yicez abi deyip te makina dilinde yaz?lm?? bir dildir. Fakat Assembly ile Makina dili aras?ndaki ili?ki di?er diller ile makina dili aras?ndaki ili?kiden farkl?d?r. örne?in: “cmp al” nin kar??l??? “3c” dir. di?er dillerde dilin türüne göre interpreter(yorumlay?c?) veya compiler(derleyici) hatta baz?lar?nda her ikiside kullan?l?yor olmas?na kar??l?k makina diliyle “01h” nas?l “00001b” ediyorsa “cmp al” da Assemblyde “3c” eder. buda asseblynin önemsenmeyecek kadar kadar azbir h?z fark?yla çal??mas?n? sa?lar.
Makina Dili
a. Makina Dili 00001011 11010111 11010110 ………………….. ?kili Sistem
b. Makina Dili DF AC 12 1B 3C C8 D6 7B C8…………………. Onalt?l? Sistem
c. Mnemonic(Assembly Dili)
MOV AX,65
ADD BX,AX
.
.
.
Assembly Dili’nin Makina Dili ile ili?kisi bu ?ekildedir. Yukar?da yaz?l? kodlar sadece görsel bir fikir verebilmek için yaz?lm??t?r. Çal???r program parçalar? de?ildir.
Assembly’yi Neden Hala Kullanmal?y?z?
Üst düzey programlama dillerinde yazd???m?z programlar platform’a ba?l? (Windows, Linux, Unix vs.) çal???rlar. Biz e?er h?zl? yaz?l?m geli?tirip hedefimiz bu i?ten para kazanmaksa üst düzey diller bu i? için idealdir. Ne zaman ki biz bu platformlardan uzakla?al?m kendimize özgü bir?eylerimiz olsun dersek o zaman bu üst düzey diller bizim bu ihtiyac?m?za cevap veremiyecektir. ??te bu nokta bizi yaln?z b?rakmayan dillerden biri C di?eride Assembly’dir. C dili Assembly diline göre insana daha yak?nd?r. ?yi de madem öyle C tak?lal?m neden ?srarla Assembly?
C dilinde olmayan bir özelli?i C diline kazand?rmak istiyorsan?z Assembly Dilinden faydalan?rs?n?z. E?er Assembly bilmiyorsan?z C dilinin size sa?layaca?? bir çok avantajdan mahrum kal?rs?n?z. E?er ikisinide bilmiyorsan?z ba??ms?z program yazamazs?n?z. ??te bu iki dili di?erlerinden ay?ran en belirgin fark budur.
Bu yüzden biz Assembly’yi hala kullanmal?y?z.
Nedir Bu Hacker, Cracker Muhabbeti?
Dikkatinizi çekmi?tir etraf?m?zda mantar gibi ben hackerim diyen tipler dola?maya ba?lad?. Bu konuyu uzatmadan k?saca geçmek istiyorum. Harbi Assembly ve C programc?lar?n?n kas?p yazd??? disassembler editörleri vb. ni internetten indirip kullanarak program k?r?pda ben crackerim diye ortada dola?anlar hiç kusuru bakmas?nlar oturup kendiniz yazmad???n?z sürece hiçbi?eysiniz. Dallanma komutlar?n?n?n NOT’?n? almakla da bu i?ler olmuyor. Bilmem ne trojan?n? kullanay?m, x wormunu mail atay?m fake mail göndereyim vs. ile de hacker olunmuyor. Ben 15 y?l oldu bilgisayarla tan??al? ve kayna?al? 11 ya??md? (1991) programc? belgemi ald???mda fakat hacker de de?ilim cracker da. ?u güzelim terimleri a??zlara sak?z yapmay?n.(Bu i?in ciddiyetinin fark?na var?n).
Register Nedir?
Kelime anlam? olarak al?rsak kar??m?za Kay?tedici kelimesi ç?kar. Bu kelime bu i? için gerçekten çok idealdir. Kay?t ederler. Tabi ki kafalar?na göre de?il. Cpu program?n?n ve bizim program?m?z?n istedi?i ?eyleri kay?t eder. Daha önce 1 bitlik verinin haf?zada nas?l tutuldu?undan bahsetmi?tik, bkz.(flip-flop konusu).
Register Çe?itleri Nelerdir?
Genel Amaçl? Registerler;
AX : A(Accumulator)X :
En genel amaçl? registerdir. Ortada ne kadar angarya i? varsa bu regiter’e kaydederiz. Eskiler bu register’e ba? merkep ad?n? takm??t?r. As?l i? bu register üzerinde döner. Di?erleri AX’e i?ini yapmas?nda yard?mc? olur.
BX: B(Base)X:
Taban al?nacak adresler bu registerde saklan?r. Buraya koyaca??n?z bir taban adres üzerine koyaca??n?z say?kadar sonras?ndaki (veya öncesindeki) bilgiyi al derken i?te bu registerde tuttu?umuz taban de?erden faydalan?r?z.
CX: C(Counter)X:
Sayaç registeridir. Sayma i?lemleri için özelle?tirilmi?tir. BX te bahsetti?im olay farkl? yöntemlerlede yap?labilirken CX ten yard?m al?nmas? daha makbuldür.
DX: D(Data)X:
AX in ta??yamayac??? yüklerde yard?mc? olan registerdir. Elinizde 1.5 byte’l?k veri varsa AX 1 byte’tan fazlas?n? kald?ram?yorsa 0.5 byte’?n? da DX’e yükler bir seferde ta??rs?n?z.(siz yüklemiyorsunuz kendisi yüklüyor)
SI: SI(Source Index):
DI: DI(Destination Index):
Büyük verilerin bir bellek adresinden (Source), ba?ka bir bellek adresine (destination) ta??nmas?nda kullan?lan indexli adresleme metodunda source index’in tutuldu?u registerdir. DI’i de siz tahmin edin:).
BP: BP(Base Pointer):
Base adres üzerindeki belli bir noktay? i?aret etmek için kullan?lan registerdir.
SP: SP(Stack Pointer):
Y???t üzerindeki belli bir noktay? i?aret etmek için kullan?lan registerdir.
Segmet Registerleri;
CS: (Code Segment):
Program kodlar?n?n bulundu?u adresi tutan registerdir.
DS: (Data Segment):
Program verilerinin bulundu?u adresi tutan registerdir.
SS: (Stack Segment):
Y???t?n bulundu?u adresi tutan registerdir.
ES: (Extra Segment):
Ad? üzerinde.
FS: Bilmiyorum.
GS: Bilmiyorum.
Program Durum ve Kontrol Registeri;
FLAGS: (Bayrak):
Program çal??ma esnas?nda olu?an çe?itli durumlara göre flags registerinin bitleri 0 veya 1 halini al?rlar i?te bu 0 ve 1 durumlar?n?n tutuldu?u register flags registeridir.
Yönerge ??aretçisi;
IP: IP(Instruction Pointer):
Program hiyerar?isinin varl???n? sa?lar. Cpu program? i?lerken IP registerinin gösterdi?i noktadan ba?lar, ve sürekli IP registerinin yeni gösterece?i de?erleri takip eder. Bu sayede hiyerar?i bozulmam?? olur. program bir dallanma komutu ile kar??la?t???nda IP registerine dallan?lacak adres yaz?l?r Cpu program? i?lemeye IP registerine bakarak o noktadan itibaren devam eder.
Data Types: (Veri Tipleri):
Tüm programlama dillerinde oldu?u gibi Assembly dilinde de veriler belli kal?plar içerisine s?k??t?r?lm?? olmal?d?r. Çünkü bellek her zaman k?s?tl?d?r tutulacak verilerin yerle?imi ve yeniden geri ça?r?lmas? i?leminde veri depolanacak alan?n verimli ve standart kullan?m? bize anla??labilir kodlama ve en önemliside h?z kazand?racakt?r.
Bit: En küçük Haf?za Birimi: örnek: 1, 0 ba?ka örne?i yok. Sadece 1 yada 0.
Byte: 8 Biti yanyana koy 1 Byte eder: örnek: 10100101, 01001010.
Word: 2 Byte’? yanyana koy 1 Word eder: örnek:yukar?daki ikisi tek.
DWord:2 Word 1 Double Word eder.
QWord:2 Dword 1 QuadWord eder.
DQWord:2 QWord 1 DQWord eder.
Bu veri tiplerinden küçük olanlar büyük olanlara otomatik dönü?türülebilirler. Fakat büyük tiplerden küçük tiplere dönü?üm yap?lmaya çal??t???nda hata olu?ur. bir kaba alabilece?inden fazla su koydu?unuzda ta?mas? gibi. Üst düzey programlama dillerinde bu ta?ma overflow hatas? ile bildirilir. Assembly dilinde ise bu tür ta?malar? programc? flags registerinden faydalanarak yönetebilir.
Flags Registerine ileriki konularda ayr?nt?l? olarak de?inilecektir.
Yukar?da anlat?lanlan konular mümkün oldu?unca basite indirgenmi?tir. Bu yaz?lardaki amac?m insanlar?n sürekli Assembly ile program yaz?l?rm? olum kafay? yersin diyerek toplumu programlaman?n sadece formlar üzerine 2 tane component sürükleyip b?rakmak oldu?una inand?r?lmaya çal???l?yor olmas?d?r. Bu çabalar?n do?al sonucu olarak etraf?m?zda windowsu bilgisayar zanneden veya algoritma bilmeden program yazabilece?ini dü?ünenleri görmek kaç?n?lmazd?r. Bu gün .Net platform ba??ms?zl???n? vaad etmektedir. Linux için geli?tirilmekte olan Mono projesi (www.mono-project.com) umut vericidir. Bu proje oturdu?unda hiçbir ?ey eskisi gibi olmayacakt?r. (Örn: Ben bir oop ‘? .Net ortam?nda haz?rlay?p Mono ile Linux için derleyebilece?im veya tam tersi.) Bu durumda i?veren client makinalar?n?da Linux yapabilecek. vs. Neyse konuyu fazla da??tmayal?m.
Bir sonraki yaz?mda Assembly komutlar?n? anlatac???m. Tekrar görü?mek üzere.
ceviz.net’den al?nt?d?r.
Neredeyse bütün canl?lar hücrelerden olu?ur. Hayvanlar?n da, bitkilerin de hücreleri vard?r . Baz? çok küçük canl?lar tekhücrelidir . ?nsan vücudunda milyarlarca hücre vard?r . Bakteri gibi baz? hücreler öylesine küçüktür ki, ancak mikroskop alt?nda görülebilir . Bir hücrenin ba?l?ca üç bölümü vard?r . Hücre zar?, hücrenin tümünü ku?at?r . Su, oksijen ve besin hücre zar?ndan hücreye girer . At?klar da gene hücre zar?ndan d??ar? at?l?r . Sitoplazma, hücrenin iç bölümüdür . Yeni hücre yapmakta kullan?lan malzemeyi üretir . Çekirdek, sitoplazman?n merkezinde yer al?r. Yuvarlak ya da yumurta biçimlidir. Hücrenin geli?mesini denetler; özelliklerini belirler . Hücrenin kromozomlar? çekirdekte bulunur. Kromozomlardaki genler bitkinin ya da hayvan?n kal?tsal özelliklerini belirler; yani geli?me sürecinde anne babas?na benzemesini sa?lar .Ya?l? hücreler ölürken, bunlar?n yerini yenileri al?r . Hücrelerin bölünerek ço?almas? sürecine hücre bölünmesi denir .
Bu i?in daha ilginç bir yan? var. Güne?in ????? ne renktir, hiç dü?ündünüz mü? Ço?unuzun sar? diyece?ine eminim. Güne? ????? beyazd?r, yani bir renk de?ildir, bütün renklerin kar???m?d?r.
Bunun ispat? ise çok kolayd?r. E?er evinizde kristal bir avize varsa, bir parças?n? annenize belli etmeden al?n ve güne?e do?ru tutun. Kristalin ????? k?rarak ayn? gökku?a??n?n renkleri gibi ayr??t?rd???n? göreceksiniz.
Bilindi?i gibi, güne?in beyaz ????? asl?nda mor, mavi, ye?il, sar?, turuncu ve k?rm?z? renklerin kar???m?d?r. Güne?ten ç?karak atmosferimize kadar yol alan güne? ???nlar?n?n ço?unlu?u te?et geçerken, bir k?sm? atmosferimiz taraf?ndan emilir.
Bu ???k atmosferden geçerken mor taraf?ndaki ???klar, k?rm?z? taraf?ndakine göre daha fazla da??l?rlar ve atmosferde ço?unlukla mavi renk k?r?larak yeryüzüne yans?t?l?r. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güne?i de beyaz-sar? kar???m? bir renkte görürüz.
Atmosferimiz olmasayd?, güne?i yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri oldu?u gibi karanl?k olacak, güne?le beraber di?er y?ld?zlar da görünüyor olacakt?.
Peki asl?nda beyaz renk olan güne? ???nlar? yukar?da bahsedilenler nedeniyle sar? renk görülüyor da, güne? ufka yakla??p batarken nas?l turuncu, hatta k?pk?rm?z? bir renk alabiliyor?
Güne? ufukta alçald??? zaman, aç?s? nedeni ile gözümüze ula?t??? mesafe de uzad???ndan, ???nlar? ona bakanlara daha çok yol kat ederek ula??r. Bu, ???nlar?n havada daha çok molekül ve parçac?k aras?ndan geçmesi, onlar taraf?ndan daha çok yans?t?lmas? ve da??t?lmas? demektir.
Böylece güne? ufukta alçalmaya, batma noktas?na do?ru gelmeye ba?lay?nca, o anda tepesinde bulundu?u yerlerde k?rm?z? d???ndaki renkler atmosfer taraf?ndan emildi?i için gökyüzü mavi, güne? san renkte görüldü?ü halde, güne?i ufukta görenlere k?rm?z? ve biraz da turuncu renkler ula??r.
Popüler etiketler
[ e il ] [ rmak ] [ ten ] [ güç ] [ çe?it ] [ kat ] [ gün ] [ alar ] [ bas ] [ genel ] [ yazy ] [ tarih ] [ ang ] [ kul ] [ k?m ] [ mil ] [ ?ekil ] [ bak ] [ a??n ] [ insanlar ] [ r b ] [ hava ] [ nya ] [ arl ] [ sla ] [ kaz ] [ ar? ] [ top ] [ eki ] [ süre ] [ edi ] [ yrk ] [ gece ] [ ray ] [ yön ] [ d?n ] [ halk ] [ can ] [ tarihi ] [ sa? ] [ mu? ] [ k sa ] [ alt ] [ ele ] [ bun ] [ a?k ] [ art ] [ ekil ] [ s?r ] [ alt?n ] [ mal ] [ ulu ] [ büyü ] [ nüfus ] [ e ya ] [ e e ] [ ter ] [ k s ] [ çal??ma ] [ ara ] [ yaz? ] [ yun ] [ ak?n ] [ kala ] [ dük ] [ ney ] [ katy ] [ as? ] [ lle ] [ bili ] [ nüfusu ] [ dren ] [ arm ] [ sis ] [ deniz ] [ yaz ] [ dere ] [ bel ] [ zar ] [ s?ra ] [ mer ] [ a k ] [ ada ] [ asa ] [ arlar ] [ duru ] [ yer ] [ van ] [ bal ] [ ordu ] [ eli ] [ çevre ] [ eri ] [ kare ] [ den ] [ nsan ] [ mar ] [ n r ] [ bur ] [ aman ] [ ?am ] [ ak?m ] [ k?s ] [ a r ] [ ark ] [ dün ] [ ay? ] [ b?t ] [ dem ] [ göster ] [ erçek ] [ ?rk ] [ utu ] [ erk ] [ sava ] [ y?llar ] [ hayat ] [ ç?? ] [ her ] [ syra ] [ erik ] [ hareket ] [ çin ] [ dev ] [ man ] [ baz ] [ kler ] [ da? ] [ say? ] [ hayvan ] [ nedi ] [ lis ] [ k?l ] [ ama ] [ bilin ] [ alma ] [ rik ] [ a i ] [ elm ] [ oru ] [ ece ] [ sel ] [ eski ] [ zaman ] [ metre ] [ ren ] [ lama ] [ a?? ] [ ati ] [ amy ] [ sava? ] [ a il ] [ dünya ] [ ans ] [ led ] [ tel ] [ ine ] [ do?ru ] [ e?in ] [ has ] [ ben ] [ ram ] [ yyllar ] [ orta ] [ mac ] [ kül ] [ din ] [ anlam ] [ bit ] [ oda ] [ olur ] [ yün ] [ tik ] [ k y ] [ bul ] [ ylan ] [ n m ] [ lam ] [ eva ] [ deri ] [ irin ] [ mede ] [ t a ] [ ki?i ] [ rad ] [ para ] [ kir ] [ ura ] [ neden ] [ ser ] [ areket ] [ a?ar ] [ men ] [ kle ] [ araf ] [ ebe ] [ ast ] [ metr ] [ üre ] [ dü?ün ]