Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, insanlar tarihin çok eski zamanlarından beri, yapılarında kullanmak için tuğladan yararlanmışlardır. Bu tuğla çamurdan (kilden) ve diğer malzemeden yapılıyordu. Kutsal Kitap,Babil Kulesinin yapılmasında taş yerine tuğladan yararlanıldığını belirtir. Gene bunun gibi,eski Mısır'da yaşayan insanlar evlerini güneşte kurutulmuş, ya da fırınlanmış topraktan tuğlalarla yapıyorlardı. ... Devamı »»»
Büyüklerimizin 93 Savaşı diye andıkları 1876 savaşı,uzak görüşten yoksunluk, sarayın yanlış tutumu ve çeşitli nedenler dolayısıyla kaybedilmişti. İlerleyen Çarlık Rusya kuvvetleri, bugün Yeşilköy diye bilinen Aya Stefanos yöresine kadar geldiler. Osmanlı Devleti, Rusların ileri sürdükleri şartların kabullenmesi anlamına gelen bir antlaşmayı imzaladı. Antlaşmanın şartları arasında, Rusların söz konusu çevrede sözde "Hayır Kurumu" diye büyük bir anıt kurmaları da vardı. Anıtın iç duvarlarında, o savaşta ölen Rus papazları ve askerlerinin isimleri yazılıydı. Yarı kilise, yarı kışla niteliğindeki ... Devamı »»»
Yeniçeri, Osmanlı İmparatorluğu'nun belirli bir döneminde kurulan ve kendine has bir düzeni olan askeri örgüte mensup ere verilen isimdir. Yeniçeri örgütü, o zamanki deyimiyle "Yeniçeri Ocağı" 500 yıl süreyle İmparatorluk ordusunun temel direği olmuş, sonradan politik etkilerle düzenin çözülmesi yüzünden sık sık ayaklanmaların görülmesi üzerine, faydadan ziyade zarar getireceği düşünülerek ortadan kaldırılmıştı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşu yıllarında askerin çoğu atlıydı. 1329 yılında I. Orhan zamanında, "yaya" diye tanımlanan ilk Osmanlı piyade örgütü kuruldu. Sınırların genişlemesi, devle... Devamı »»»
Osmanlı hükümdarı I. Murad,babası Orhan Bey zamanında kurulmuş olan piyade ve süvari teşkilatına dokunmadan,doğrudan doğruya kendi emri kumandası altında olacak yeni bir ordu kurmak gereğini duydu. Yeniçeri, cebeci ve sipahi adı verilen kapıkulu ocaklarını, kurdurdu. Bunlara daha sonraları topçu, toparabacı,humbaracı, lağımcı ve sakalar da katıldı. Bu yeni ordunun mensuplarına kapıkulu adı verildi. ... Devamı »»»
M. S. 8. yüzyılda, şimdiki Norveç'in bulunduğu bölgede yaşayan Vikingler özellikle Avrupa kıyılarına ve İngiltere'ye akınlar yapan, denizcilikte ileri, savaşçı kimselerdi.Uzun boylu, sağlam yapılı, sarışın ve açık renk gözlü Vikingler, "Kuzey Adamları" anlamına "Norsemen-Norman"diye de tanımlanır. Vikingler'in genel bir bakışla bugünkü Norveçliler, İsveçliler ve Danimarkalıların ataları olduğu bilimsel yollardan ortaya konmuş bir gerçektir. Başka ülkelerin kıyılarına çıkan Vikingler kıyıdan içerilere akınlar yapar, kentleri, kasabaları basar, ortalığı ateşe verir,değerli şeyleri yağmalayıp, k... Devamı »»»
Tarih kaynakları,çeşitli begeler ,o çağdan günümüze kadar ulaşan eserler,yapılar ve kalıntı niteliğinde şeyler,Eski Mısır'da gerçek anlamıyla büyük, çok gelişmiş ve parlak bir uygarlık olduğunu ortaya koymaktadır. Eski Mısır ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı. Ülkede demir madeni olmamasına rağmen, yeteri kadar bakır çıkarılıyordu. Mısırlılar kalayla bakırı karıştırıp tunç yapmayı öğrenmişlerdi.Çeşitli silahların,kapların,süsleme levhalarının yapımında bu tunç kullanılıyordu. Eski Mısır endüstrisinin en gelişmiş dallarından biri de cam işleri ve çömlekçilikti. Ülkede bol miktarda bu... Devamı »»»
Yedinci Osmanlı hükümdarı olup 1430 ile 1481 yılları arasında yaşayan, başta İstanbul şehri bulunmak üzere 200 şehir, 2 imparatorluk ve 14 ülkeyi Osmanlı Devleti'nin sınırları içine katarak "Fatih" unvanını alan II. Mehmet'in ölümüne ilişkin çeşitli söylentiler vardır. Fatih Sultan Mehmet 1481 yılının 3 Mayıs günü Gebze yakınlarında ansızın öldüğü zaman yeni bir seferin başında bulunuyordu. Bazı tarihi kaynaklar Fatih'in hastalanarak öldüğünü belirtiyorsa da, buna karşı çıkanlar sayıca çokluktadır. Görüş ve açıklamaları da daha ağır basmaktadır. Bu çevrelere göre, Mısır, daha kuvvetli bir tah... Devamı »»»
Dünyaca ün kazanmış, turistlerin akın akın ziyaret ettikleri, belki dünyada bir eşi daha bulunmayan İstanbul Kapalıçarşısı,1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından sadece "bedesten" kısmıyla ve ahşap olarak yaptırılmıştır. Zaman zaman depremler ve yangınlar yüzünden yıkıldığı için, tekrar tekrar onarılmış,eklemeler yapılmış, sonunda bugünkü halini almıştır. Tevfik Fikret'in bir şiirinde "minareler bile yere baş koymuş" diyerek tanımladığı 1894 yılındaki büyük depremlerde tamamıyla yıkılan Kapalıçarşı, dört yıl süren bir onarımın bitiminde kagir haliyle ortaya çıkmıştı. 1943 yangınında ise ... Devamı »»»
Türkiye'de ilk matbaayı kuran adam, 1674 yılında Macaristan'da Kolojvar şehrinde doğmuştu. Sonradan İbrahim Müteferrika adını alan aynı şahıs yoksul bir ailenin çocuğuydu. Çocuk sayılacak yaştayken, ilerde Protestan papazı olmak üzere eğitim görmesi için ruhban okuluna verildi. 1692 yılında Macar Kralı Tökeli İmre Osmanlı ordusu ile Avusturyalılar'a karşı aynı safta savaşıyordu. Protestan olduğu için Avusturyalılar tarafında yer alan henüz 18 yaşındaki ruhban okulu öğrencisi, İkinci Viyana kuşatmasından sonra yapılan bir savaşta Osmanlılar'a esir düştü. İstanbul'a getirilerek esir pazarında "k... Devamı »»»
Türkçe okunuşuyla Fernando Macellan,dünyanın çevresini dolaşan deniz yolunda ilk seferi tamamlayan ve bu yolu bulmasıyla dünya tarihine geçen Portekizli bir denizcinin adıdır. Soylu bir aileye mensup olan Macellan 1480 yılında Portekiz'in Sabrosa şehrinde doğmuştu. Henüz çocuk sayılacak yaşta, saray hizmetlerinde yetiştirilmek amacıyla kralın yanına verildi. 25 yaşındayken Portekiz donanmasında görev aldı. Donanmanın seferlerinden birinde,Fas'ta Araplarla çarpışırken yaralandı ve bu yaradan kalma sakatlığı hayatının sonuna kadar sürdü. Macellan daha küçük yaşında,deniz ve denizcilikle, coğra... Devamı »»»