Kaptanı derya Barboros Hayrettin Paşa,Akdenizi bir Türk gölü haline getiren, adını bütün dünya'nın saygı ile andığı büyük bir Türk amiralidir. Barboros, 1473'de Midilli adasında doğmuştur. Babası Eceova'lı sipahizade Yakup Bey, Midilli'nin fethine iştirak etmiş, sonrada bir takım sipahilerle oraya yerleşerek toprakla uğraşmaya başlamıştı. Asıl adı Hızır olan Barboros'un İshak ve Oruç adlarında iki ağabeyi ve İlyas isminde bir de kardeşi vardı.Babalarının ölümünden sonra, İshak baba toprağı ile uğraşmaya koyuldu; Hızır, Oruç ve İlyas ise denizciliğe başladılar. Oruç Reis iş sahası olarak ken... Devamı »»»
Tarih'de yenilgeye uğradığı halde önünde hürmetle eğilinen ve şerefi bir kat daha artan ender kumandanlardan biri de Kartacalı Anibaldir. Arkası Roma donanması ile çevrili bulunan Anibal,hiç bir yerden ikmal ve destek görmeden tam 16 yıl sayıca çok üstün durumda bulunan Roma ordularına karşı koymuş, Kuzey İtalya'nın karlı dağlarında hem düşmanla, hem de tabiatla savaşa mecbur kalmıştır. M. Ö. 219-201 de cereyan eden İkinci Pön Savaşında yenik düştüğü zaman düşmanları dahi bu büyük kumandan'in önünde eğilmek mecburiyetini hissetmişlerdir. Anibal,ilk savaşa M. Ö. 238 yılında ve henüz 9 yaşınd... Devamı »»»
Beyoğlu ile Galata'yı birbirine bağlayan bir yeraltı yolu niteliğindeki 626 metrelik İstanbul Tüneli'nin yapımına,Henri Gavan adındaki bir Fransız mühendisin 1869 yılında aldığı imtiyazla başlanmış sayılabilir. Tasarıyı gerçekleştirmek için yatırım yapacak kimse arayan Henri Gavan İngilizler'le anlaşmış ve "Galata'dan Pera'ya İstanbul Metropoliten Demiryolu" Şirketi kurulmuştu. Kazı işi 1874 yılında sona ermiş ve tünel çalışmaya başlamıştı. Bu tünel, Türkiye'deki tek metro'dur.Tünelin resmen açılma tarihi 1875 yılının 17 Ocak günüdür. İlk tünel arabalarının (vagonların) yanları açıktı. Elektr... Devamı »»»
Günümüzde dünya coğrafyasında önemli bir yer tutmayan Moğollar, tarihin belirli dönemlerinde çok büyük roller oynamışlardır. Güvenilir kaynaklara göre, Ural-Altay (Turan) ırklarının Altay topluluğunu meydana getiren üç ırktan biri de Mogollar'dır ve bu yüzden Türkler'le yakınlığı olan bir kavim sayılırlar. Ancak Türkler gibi ulusal bir kültürlerinin olmayışı,Moğollar tarafından kurulan devletlerin,hatta büyük imparatorlukların,bir kaç kuşak sonra dil ve kültür bakımından Türkleşmesiyle sonuçlanmıştır. Bu devletlerden daha doğuda olanlar ise Çin etkisine girmiştir. Orta Asya'nın Kuzey-Doğu böl... Devamı »»»
Kanuni Sultan Süleyman kumandasındaki Osmanlı ordusu, Güney Macaristanda, Mohaç'da büyük Macar ordusu ile karşı karşıya geldiğinde, zaferin kendilerinde olacağından emindi. Fakat, karşılarındaki ordunun da güçlü olduğunu biliyor ve savaşın uzun süre devam edebileceğine inanıyorlardı. Oysa savaş başlayınca, o güne kadar Avrupa'nın en güçlü ordularından biri olarak tanınan Macar ordusunun, dayanma gücü olmadığını gördüler. Kral ikinci Layoş kumandasındaki Macar ordusu, savaş başlar başlamaz çözülüvermişti. Gerçeği söylemek gerekirse, bu kadarını Kanuni Sultan Süleyman bile beklemiyordu. Hele,... Devamı »»»
Türk tarihinde ayrı bir yeri olan ve üzerine "Estergon kalesi su başı hisar. Baykuşlar çağırır bülbüller susar. Kafir bayrağını burcuna asar diye türküler yakılan Estergon kalesi, Tuna ve Gran nehirlerinin kavşağında, Budin'inkırk beş kilometre kuzeybatısında idi. 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilerek burçlarına Osmanlı sancağı çekilmişti. Tarihçilerin "Menkus" diye andıkları Koca Sinan Paşazade Mehmet Paşanın düşman karşısında boşuboşuna yenilip , kuvvetlerinin bozguna uğraması üzerine, Nemçe orduları başkumandanı Prens Mansfeld,2 Ağustos 1595 de Estergon kalesini muhas... Devamı »»»
Çok defa bir dostumuzun,bir güvendiğimizin ihanetine uğradığınızda "sen de mi Brütüs?" deriz.Bu söz büyük Roma İmparator'u Jül Sezar'a aittir. Adı daima ihanetle beraber anılan, Roma İmparatorluğunun en ünlü kumandanlarından Brütüs, General Pompeius'la birleşerek Sezara karşı yapılan üç savaşa katıldı.Orduları yenilince kadere boyun eğip teslim oldu. Artık ölüm emrini bekliyordu. Sezar,bu genç kumandana kıyamadı ve onu affetti.Hatta,bununlada kalmayarak vali yaptı. Himayesini üstünden eksik etmedi. Fakat, Brütüs bu iyiliklere, Sezara karşı yapılan bir suikasta katılarak cevap verdi. Onu arka... Devamı »»»
Müslümanlık sağlam temeller üzerinde giderek yaygınlaşırken, doğudaki kaynaklar Müslüman Türk devletlerin ve diğer Müslüman ülkelerin zenginliklerinin, dolayısıyla uygarlık ve güçlerinin de gitgide artmasında önemli rol oynuyordu Böylece ll.yüzyıl'a kadar gelinmişti. 11. yüzyılda Avrupa ortalama çizgi altı sayılabilecek bir geri durumdaydı. Ekonomik düzeyi düşüktü. Daha ötesi, ekonomik bakımdan Doğu'ya muhtaçtı. Altın, gümüş gibi madenler iyiden iyiye azalmıştı. Deniz ticareti, endüstri ürünleri için gerekli ham madde kaynakları Müslümanlar'in elindeydi. Akdeniz ve Hint Okyanusu ticareti de g... Devamı »»»
Tarihimizin her devrinde yenilik hareketlerine karşı bazı girişimlerde bulunulmuştur.Özellikle Yeniçerilerin giriştikleri kanlı olaylar batıya açılan kapıları sık sık kapamış ve neticede Osmanlı İmparatorluğunun çağdaş uygarlık düzeyinden geri kalmasına sebep olmuştur. Alemdar Mustafa Paşa, 28 Temmuz 1808 de sadrazam olunca, dördüncü Mustafa zamanında yarım bırakılan ıslahatı tamamlamaya karar vermişti. Nizamı Cedit'e karşı olanlar ayıklanıp sürgüne gönderilmiş, dağıtılan Nizamı Cedit bu defa "Sebkanı Cedit"'adı ile yeniden örgütlenmişti. Donanmanın başında bulunan Rusçuk yaranından Abdullah... Devamı »»»
İnsanoğlu, her büyük savaştan sonra, savaşı önleyecek,milletler arası ilişkileri barışçı yollardan düzenleyecek, milletler arası bir örgüt kurmak istemiştir. Ancak, savaşın acıları unutulup,açılan yaralar sarılınca,herşey unutulup, gene eskiye dönüldüğü, kurulan örgütlerin pek de etkili olmadığı ikinci dünya savaşı ile bir kez daha ispatlanmıştır. Birinci dünya savaşı sona erince,uygar ülkeler Dünya'nın bir daha böyle kanlı bir badireye girmesini önlemek amacı ile milletler arası bir örgüt kurulmasını öngördüler. Versailles antlaşmasını imzalayan devletlerin öncülüğünde, savaşları önleyecek,... Devamı »»»