"Mumya",ölmü? bir kimsenin vücudunun çok uzun süre hiç bozulmaks?z?n muhafaza edilebilen haline denilir. Mumya Arapça kökenli bir kelimedir ve "bal mumu veya katranla muhafaza edilen vücut" anlam?na gelir. Bunlar?n tekrar canlanmas? ancak korku Alimlerinde olabilecek bir ?ey'dir. Mumyan?n anlam?n? ö?rendikten sonra akl?n?zda belki de belirli bir soru canlanacak,M?s?rl?lar?n niçin böyle yapt?klar?n? merak edeceksiniz.
Bunun cevab? gayet basittir.M?s?rl?lar ölümden sonra tekrar dirili?e, daha do?rusu ölümden sonra da bir hayat oldu?una inan?rlard?. Ölümden sonraki bu ikinci hayat için haz?rl?kl? olmak isterlerdi. Onlara göre, ruh insan suratl? bir ku?tu. Gündüzleri mezardan ç?k?p uçabilirdi. Fakat karanl???n basmas?yla, kötü ruhlar?n korkusundan tekrar mezara dönerdi. Bu yüzden, mezara dönen ruhlar?n yanl?? bedene girmemesi için vücutlar?n bozulmaks?z?n muhafaza edilmesi gerekirdi.
M.Ö.3000 y?l?nda, M?s?rl?lar ölülerini çölün k?zg?n kumlar?na ve sar?lm?? olarak gömerlerdi. Kum, ölülerin vücutlar?n? bozulmaks?z?n muhafaza ederdi. Daha sonralar?, önemli kimselerin kayalara oyulmu? mezarlara gömülmesine ba?land?. Fakat ehramlar ve kayal?k mezarlar çölün kumu kadar kuru de?ildi .Dolay?s?yla, gömülen cesetlerin bozulmaks?z?n kalmas?n? sa?layacak bir yol bulmak gerekiyordu.
Bu ihtiyac?n kar??l??? olarak "mumyalama" sanat? do?du ve geli?ti.
Bir insan ölünce,beyni,sindirim organlar?, ci?erleri ç?kar?l?p al?n?yordu. Bunlar ayr? ayr? muhafaza ediliyor ve "kemerli vazolara " konuyordu. Daha sonralar?,mumyalama sanat?n?n geli?mesiyle,tekrar cesetlere yerle?tirme yöntemi uyguland?.
?ç organlar? ç?kar?lan cesetlere,tuzla özel bir i?lem yap?l?yordu. Tuz cesedin içine, organlardan aç?lan bo?lu?a dolduruluyordu.Çöl havas?n?n kurulu?uyla,rutubet bu yoldan giderilmi? oluyordu. Ölünün vücudu iyice kuruyunca iyice y?kan?yor,çam a?açlar?ndan al?nm?? reçineyle ovuluyor,yüzlerce metre uzunlu?unda,özel i?lemle haz?rlanm?? bir cins ketene sar?l?yordu. Bu i? 70 gün sürüyordu.
Öte yandan marangozlar mumyan?n mahfazas?n? yap?yordu.Ölü varl?kl? ve önemli bir kimseyse, birkaç muhafaza yap?l?yordu. Bunlar?n her biri sonrakinin içine s??acak boy ve yap?dayd?.Sanatç?lar, mahfazalar? parlak renkli boyalarla süslüyorlard?. Mezar?n duvarlar?,ölünün hayat hikayesini anlatan metinler ve resimlerle dekorland?r?yordu. Ard?ndan,ölmü? olan insan?n hayat? boyunca ihtiyaç duydu?u,ona rahatl?k ve mutluluk sa?layan belirli ?eylerin en iyileri haz?rlan?yor, mezara konuyordu .Böylece, ölünün sonraki hayata tam anlam?yla haz?r olaca??na inan?l?yordu.
Gerçek anlam? ile seyirciler için ilk sinema 2 Nisan 1902 y?l?nda Kaliforniya'n?n Los Angeles ?ehrinde aç?ld?. O gün bugündür Los Angeles sinema dünyas?n?n merkezi olma özelli?ini muhafaza etmektedir.
Los Angeles'in me?hur "Elektrik Tiyatrosu"nun sirk çad?r? küçük bir tadilatla sinema haline getirildi ve 2 Nisan 1902 de kad?lar?n? halka açt?.
Los Angeles halk? bu yeni bulu?a büyük bir ilgi gösterdi. Hatta civar ?ehirlerden gelenler bile oldu. Halk?n bu büyük ilgisi sermaye çevrelerinin dikkatinden kaçmad? ve k?sa zamanda sinema sanayine büyük paralar ak?t?lmaya ba?land?.
6 Ekim 1973′de ba?layan bu sava?a, Müslüman dünyas?n?n Ramazan ay?na rastlamas? dolay?siyle Ramazan Sava?? ve ?sraillilerin çok kutsal bir ay? olan Yom Kippur’a rastlamas? dolay?s?yla, Yom Kippur Sava?? ad? verilmi?tir. Fakat esas itibariyle Yom Kippur Sava?? diye adland?r?lmaktad?r.
Bu sava??n, bundan önceki Arap-?srail sava?lar?na nazaran iki mühim hususiyeti ve farkl?l??? vard?r. Araplar ve bilhassa M?s?r taraf?ndan ba?lat?lan bu sava??n amac?, daha öncekilerde oldu?u gibi, ?srail’in haritadan silinmesi de?il, 1957 sava??nda ?srail’in ele geçirdi?i topraklar?n geri al?nmas? ve bu suretle Araplar?n prestijinin tamiri ve yükseltilmesi idi. Bu sava??n ikinci farkl?l??? da, bilhassa M?s?r’?n Sina cephesinde yapt??? süpriz sald?r? ile ?srail kar??s?nda mühim ba?ar?lar elde etmesi ve ?srail’e, ?imdiye kadar oldu?undan daha a??r kay?plar verdirmesidir.
1973 sava?? ?srail için, daha öncekiler gibi olmam??t?r. 1973 Yom Kippur Sava??’na varan geli?meler, esas?nda 1967 Sava??’n? takip eden geli?melerin devam?ndan ba?ka bir ?ey de?ildir. 1967 Sava??’ndaki a??r yenilgi, Arap ülkelerini ?srail’e kar?? mücadelelerinde yeni yollar ve yeni taktikler aramaya sevketti. Bu taktikler ve yeni politikalar, 1967 A?ustosu’nda Sudan’?n ba?kenti Hartum’da yap?lan, önce Arap D??i?leri Bakanlar? toplant?s?nda ve hemen arkas?ndan da Arap Zirvesi’nde tart???l?p kabul edildi. Buna göre, ?srail hiç bir ?ekilde tan?nmayacak, ?srail ile hiç bir ?ekilde müzakerelere giri?ilmeyecek ve hiç bir ?ekilde ?srail ile bar?? anla?mas? yap?lmayacak, fakat Filistinlilerin haklar? sonuna kadar savunulacakt?.
Bu savunma konusunda kabul edilen metod da, ?sraile kar?? bir y?pratma sava??n?n (war of attrition) yürütülmesi idi. Y?pratma sava?? için kullan?lacak vas?talar da ?srail s?n?rlar?nda devaml? olarak çat??malar? tahrik etmek ve bir de Filistin komandolar?n? kullanmakt?. Bu komandolar?n finansman?n? da petrol üreten ülkeler üzerine alm??t?r.
1967 sava??ndan sonraki geli?melerde iki ayr? istikamet göze çarpmaktad?r. Bir yanda Amerika, Araplarla münasebetlerini düzeltmek için Orta Do?u bar???n? gerçekle?tirmeye çal??m?? ve bu da ?srail ile münasebetlerine görü? ayr?l?klar?n?n ve hatta zaman zaman so?uklu?un hakim olmas?na sebep olmu?tur. Ayr?ca, bu bar??? gerçekle?tirme çabalar?n? Sovyetlerle beraber yürütmeye çal??m??t?r. Amerika’n?n bu faaliyetleri ?srail’in politikas?na ters dü?mekteydi. Çünkü, ?srail ba?kalar? taraf?ndan haz?rlan?p sunulan bir bar??? de?il, 1967 zaferinin kendisine sa?lad??? imkanlar? ve kozlar? kullanarak, Araplar? kendisiyle müzakereye oturtmak suretiyle yap?lacak bir bar??? tercih ediyordu.
?srail-Amerikan münasebetleri bu ?ekle girerken, M?s?r da 1969 Nisan?’ndan itibaren 16 ay sürecek olan y?pratma sava??na ba?l?yordu. 1967 yenilgisinin hemen arkas?ndan, Nas?r M?s?r silahl? kuvvetlerinde gayet radikal reformlara giri?erek orduyu düzeltmeye çal??t?. Ayn? zamanda da, Sovyetler, sava? s?ras?ndaki kay?plar? telafi etmek için M?s?r’? yeniden h?zla silahland?rmaya ba?lad?lar. Böylece Nas?r haz?rl?klar?n? tamamlad?ktan sonra, 1969 Nisan?’ndan itibaren, Süvey? Kanal?’n?n sol k?y?s?ndaki mevzilerinden açt??? topçu ate?i ile, Kanal’?n sa? k?y?s?ndaki ?srail mevzilerini bombard?man etmeye ba?lad?.
Bu bombard?manlar, ?srail mevzilerinde insan kay?plar?na da sebep oldu. Bu sebeple ?srail, her zamanki takti?ini kullanarak, bu topçu ate?ine daha a??r bir ?ekilde kar??l?k verdi ve ?srail uçaklar? M?s?r topraklar?n? bombard?man etmeye ba?lad?.
1970 y?l?n?n ilk dört ay?nda ?srail uçaklar? M?s?r topraklar? üzerinde 3.300 uçu? yapm??lar ve 8.000 ton bomba atm??lard?r. ?srail’in havadan verdi?i bu kar??l?k o kadar müessir olmu?tur ki, daha 1970 Ocak ay?nda, M?s?r’?n hava savunmas?n?n be?te dördü tahrip edilmi? bulunmaktayd?. Onun içindir ki, Ba?kan Nas?r 1970 Ocak ay?nda Moskova’ya gitti ve Sovyetlerden uçak ve füze istedi. Sovyetler 150 Mig-21 uça?? ile SAM-3 füzeleri vermeyi kabul ettiler.
Nisan ba??ndan itibaren Sovyetlerin kontrolundaki M?s?r havaalanlar?ndan kalkan ve yine Sovyet pilotlar? taraf?ndan kullan?lan uçaklar, ?srail mevzilerini bombard?mana ba?lad?lar. Bunun üzerine ?srail, M?s?r’a yapt??? hava ak?nlar?n? durdurdu. Fakat Haziran sonlar?ndan itibaren M?s?r ?sraile kar??, bir hava savunma silah? olan ve yerden havaya at?lan (Surface to Air Missiles) SAM-2 ve SAM-3 füzelerine kullan?nca, i?in rengi de?i?ti. Zira bu durum ?sraili bir “önleyici” (preemptive) sava?a zorlayabilirdi.
?srail, M?s?r’a a??r bir darbe indirerek, daha ileriye gitme cesaretini k?rmak isteyebilirdi. Halbuki bu dönemde Amerika ?srail’e bask? yaparak, ?srail’i yeni bir sava?a gitmekten al?koymaya çal??maktayd?. Amerika’n?n bu tutumu, ?srail’in 1973 sava??n?n ilk gününde bir sürpriz Arap bask?n?na maruz kalmas?nda büyük rol oynam??t?r. M?s?r Sovyet füzelerini kullan?nca, ?srail tekrar hava ak?nlar?na ba?lad? ve füze üslerini tahrip etmeye çal??t?. Bunun üzerine Amerika’n?n araya girmesiyle 7 A?ustos’ta yeni bir ate?-kes kabul edilerek Kanal Cephesi yeniden durgunla?t?.
7 A?ustos ate?kes anla?mas?ndan sonra iki mühim geli?me oldu. Birincisi Ba?kan Nas?r’?n 28 Eylül 1974′de ani ölümü ve yerine General Enver Sedat’?n geçmesidir. Enver Sedat, tan?nm?? bir isim de?ildi ve dolay?siyle Nas?r kadar Arap dünyas?nda nüfuz sahibi olamazd?. Yani, M?s?r’?n bölgedeki tesiri zay?flayabilirdi. ?kinci geli?me, Kas?m ay?nda Suriye Baas Partisi içinde bir darbenin meydana gelmesi ve Baas’?n a??r? grubunun iktidardan dü?ürülerek, mutedil bilinen Haf?z Esad grubunun iktidar? ele almas? idi. Her iki hadise de Amerika taraf?ndan iyimser bir ?ekilde kar??lanm??t?r.
Enver Sedat’?n M?s?r’da dahi otoritesini kabul ettirmesi kolay olmad?. Bu sebeple, Enver Sedat, ?srail’in Sina’dan çekilmesini sa?lamak ve Süvey? Kanal?n? tekrar milletleraras? deniz trafi?ine açmak suretiyle bir prestij sa?lamak için ?srail’le anla?mak istedi. ?stedi?i de ?srail’in, Sina’n?n tamam?ndan de?il, Akdeniz’de El-Ari?’ten güneyde K?z?l Denizde Ras Muhammed’e çekilecek bir çizgiye kadar çekilmesiydi ki, bu da Sina’n?n yar?s?n? M?s?r’a terketmek demekti. Enver Sedat’?n 1971 ?ubat?’nda yapt??? bu teklif ?srail taraf?ndan reddedildi.
Bunun üzerine Enver Sedat, bu i?in tek ç?kar yolunun ?srail ile sava?mak oldu?una karar verdi. Fakat bunun için de, her?eyden önce, silahlanmada ?srail ile e?it durumuna gelmek ve bilhassa sald?r? silahlar?na sahip olmak gerekiyordu. Bundan dolay? Sedat, May?s 1972′de, yani SALT-? anla?mas?n?n imzas?ndan k?sa bir süre önce Moskova’ya gitti. Fakat Sovyetler çok de?i?mi?ti. ?imdi Sovyetler, adeta Amerika ile birlikte ortak bir Orta Do?u politikas? takip ediyorlar ve bölgede yeni bir çat??man?n ç?kmas?n? istemiyorlar, intiba?n? ald?. Dolay?s?yla Sovyetlerden silah da sa?layamad?.
Bir yandan Sovyetlerin bu tutumu, bir yandan da, 1971 May?s ay?nda Sedat’?n, Moskova taraftar? Ali Sabri’nin darbe te?ebbüsü ile kar?? kar??ya kalmas?, Sedat’?n Sovyetlerden dönmesine sebep oldu. Bunun neticesi olarak, 17 Temmuz 1972′den itibaren 17.000 kadar olan Sovyet uzman ve dan??manlar?n? M?s?r’dan ç?kard?. A?ustos ay?nda da, her iki devlet elçilerini geri çektiler.
Enver Sedat’?n bu hareketi Sovyetlerin Orta Do?u’daki prestiji için çok a??r bir darbe idi. Prestij kayb?n?n yan?nda, Sovyetler M?s?r gibi Orta Do?unun stratejik bir ülkesinden de ç?kar?lm?? oluyorlard?. Keza, ?skenderiye’deki Sovyet deniz üssü de kapan?yordu. Bu sebeple, Sovyetler 1972 sonbahar?ndan itibaren tekrar M?s?r’a yana?arak, M?s?r’?n modern silah isteklerini kar??lama hususunda kap?y? aralamaya çal??t?lar.
Bu çabalar?n sonucu olarak 1973 ?ubat?nda M?s?r ile Sovyetler aras?nda bir anla?ma meydana geldi. Bu anla?maya göre, Sovyetler M?s?r’?n istedi?i silahlar? verecekti, lakin M?s?r’?n askeri harekat?n?n amac? da, Süvey? Kanal?n?n sa? k?y?s?n?n ele geçirilmesinden öteye geçmeyecekti. Bundan sonraki aylar, M?s?r, Suriye ve ?imdi bu ikisi ile tekrar bar??m?? olan Ürdün aras?nda yo?un temaslar ve sava??n planlamas? için müzakerelerle geçti. Sava??n sadece Sina ve Suriye (yani Golan) cephesinde yap?lmas? kararla?t?r?ld?.
Yahudilerin en kutsal günü olan Yom Kippur’un tatil oldu?u 6 Ekim 1973 günü M?s?r ve Suriye kuvvetleri aniden ?srail’e kar?? sald?r?ya geçtiler. Sald?r? planlar? o kadar gizli tutulmu? ve sald?r?lar o kadar ani olmu?tur ki, ne Amerika ve ne ?srail bu sald?r?lar? ne önceden haber alabilmi? ve ne de tahmin edebilmi?lerdi. Sürpriz bu sefer Araplardan gelmekteydi. ?srail kar??la?t??? bu iki cepheli sürpriz sald?r? kar??s?nda, 1967′dekinden farkl? hareket etmi?tir.
1967 Sava??’nda ?srail önce Sina’da harekete geçmi? ve Suriye cephesinde savunma yaparak, Sina’y? tamamen i?gal ettikten sonra, Golan tepelerinde sald?r?s?n? sürdürmü?tür. 1973′de ise, a??rl??? önce Suriye cephesine vermi?tir. Suriye Cephesinde, sade Suriye askerleri çarp??m?yordu. Irak 3 tümenlik bir kuvvet ile üç uçak filosunu Suriye’ye göndermi?ti. Fas 1.800 ki?ilik bir kuvvet ile Suriye cephesine katk?da bulundu. Suudi Arabistan ise küçük bir kuvvet ile bu sava?a kat?ld?. Ürdün ise güney Suriyeye 2 z?rhl? tümen göndermi?ti.
Bu kuvvetler daha ziyade, Ürdün’ü kuzeyden gelecek bir sald?r?ya kar?? korumak içindi. Suriye cephesi 1967′deki gibi yine ba?ar?l? olamad? Araplar için. Suriyeliler 900-1.200 tank, 45.000 ki?ilik bir kuvvet ve 300 uçakla Golan cephesinde harekata ba?lad?. Golan’daki ?srail garnizonunda ancak 180 tank ve 4.500 asker bulunuyordu. Bu sebeple Suriyeliler çabuk ilerlediler ve Kuneitra’y? da alarak ve ?srail’e bilhassa tank bak?m?ndan a??r kay?plar verdirerek 1967 öncesi s?n?rlar?na kadar ilerlediler. Fakat ?srail kendisini çabuk toparlad? ve cepheyi bir kaç gün içinde takviye ederek 10 Ekimden itibaren Suriye kuvvetlerini geri sürmeye ba?lad?. Araplar geri çekildiler.
17 Ekimde, Suriye-?srail cephesi, 1967 sonras?n?n ?ekline girdi ve çarp??malar da durdu. ?srail, kendi topraklar?n? kurtarm??t?. Bunun üzerine ?srail, Suriye cephesinden ald??? bir k?s?m kuvvetlerini Sina cephesine sevketti. Sina cephesi de ba?lang?çta ve genel olarak ?srail için iyi geli?medi. M?s?r uçaklar? havadan Kanal?n do?u k?y?s?ndaki ?srail mevzilerini a??r bir ?ekilde bombalay?p, ?srail cephesine hem insan ve hem de tanklar bak?m?ndan mühim kay?plar verdirirken, M?s?r kuvvetleri de Süvey? Kanal?n? geçerek Kanal?n do?u k?y?s?nda köprüba?? tutmaya çal??t?lar.
M?s?r’?n harekat plan? üç kademeli idi. Birinci kademe Kanal’?n do?u k?y?s?nda köprüba?lar? tutmakt?. ?kinci kademe, Bat? Sina’daki stratejik Khatmia, Gidi ve Mitla geçitlerini ele geçirmekti. Üçüncü kademe de, bu geçitleri ald?ktan sonra ilerleyip ?srail s?n?r?na dayanmakt?. M?s?r kuvvetleri 24 saat içinde kar?? k?y?ya geçip; köprüba?lar?n? kurmaya ve 500 tank? geçirmeye muvaffak oldular. ?imdi ikinci hedef, 20 mil ötedeki üç stratejik geçidi ele geçirmekti. Fakat bunu yapamad?lar. Ancak 4-5 mil ilerleyebildiler.
14 Ekimde, Bar Lev hatt? denen ?srail cephesine Büyük Ac? Göl bölgesinde yapt?klar? büyük bir taaruz ba?ar?s?zl?kla neticelendi. Çünkü ?srail Suriye cephesini tesbit etmi? ve Sina’ya dönmü? bulunuyordu. ?srail kuvvetleri M?s?rl?lar? durdurduklar? gibi, 15 Ekimden itibaren, kuzeydeki M?s?r 2′inci Ordusu ile güneydeki M?s?r 3′üncü Ordusunun aras?ndan ve Büyük Ac? Gölün kuzeyinden kanal? geçerek M?s?r topraklar?na ayak bast?lar. Bundan sonra güneye dönerek 3′üncü M?s?r Ordusunu arkadan çember içine ald?lar.
M?s?r’?n 3′üncü Ordusunun durumu çok tehlikeli idi. Fakat, iki M?s?r ordusunun aras?ndan Kanal’?n bat? yakas?na geçen ?srail kuvvetlerinin durumu daha az tehlikeli de?ildi. Bundan dolay?, her iki taraf da Güvenlik Konseyi’nin 22 Ekim 1973 günlü 338 say?l? karar?n? ayn? gün ak?am? kabul ederek çarp??malar? durdurdular. 338 say?l? karar, taraflar? ate?kese ve 242 say?l? karar? derhal uygulamaya davet etmekteydi. 242 say?l? kararda, ?srail’in 1967′de i?gal etti?i topraklardan çekilmesinden söz edildi?i için, 338 say?l? karar?n bu k?sm? Araplara verilmi? bir tavizdi. Buna kar??l?k, karar taraflar? müzakerelere davet etmekteydi ki, bu da ?srail’in eskidenberi istedi?i bir husustu.
Ate?kese ra?men, ?srail, M?s?r 3′üncü Ordunun etraf?ndaki çemberi tamamlamak için, 23 Ekim’de çarp??malar? yeniden ba?lat?nca, yeni bir kriz do?du ve bu kriz Amerika ile Sovyet Rusya’y? kar?? kar??ya getirdi. Esasen her iki büyük devlet de 1973 Sava??’na dolayl? bir ?ekilde kat?lm??t?. Sovyetler 10 Ekim’den itibaren M?s?r ve Suriye’ye yo?un silah sevkiyat?na ba?lay?nca, Amerika da 13 Ekim’den itibaren ?srail’e silah göndermeye ba?lam??t?.
Durumun böyle oldu?u bir s?rada, ?srail’in çarp??malar? ba?latmas? üzerine M?s?r, kendisi ile ?srail kuvvetleri aras?na Amerikan ve Sovyet kuvvetlerinin konulmas?n? istedi. Sovyetler bu teklifi derhal desteklediler. Fakat Amerika buna o kadar kesin bir ?ekilde kar?? ç?kt? ki, Sovyetler gerilemek zorunda kald?lar. Bunun üzerine, Güvenlik Konseyi’nin, taraflar aras?na Birle?mi? Milletler kuvvetlerinin konulmas?na dair 25 Ekim 1973 ve 340 say?l? karar? kabul edildi. Bu suretle dördüncü Arap-?srail sava?? da sona ermi? olmaktayd?.
Fakat ortada yine bar?? yoktu. Halbuki 338 say?l? karar, bu amaçla taraflar?n müzakereye oturmas?n? istiyordu. Bunu da birisinin sa?lamas? gerekliydi. ??te Amerikan D??i?leri Bakan? Dr. Henry Kissinger bu i?i üzerine alan ki?i oldu. Kissinger’in Tel-Aviv ile di?er Arap ba?kentleri aras?nda defalarca gidip gelmek suretiyle gerçekle?tirdi?i mekik diplomasisi (shuttle diplomacy) sonunda, M?s?r ile ?srail aras?nda, 18 Ocak 1974′de, ?srail’in Sina’da belli bir ölçüde geri çekilmesini sa?layan bir anla?ma imzaland?.
Süvey?-Kahire yolunun 101′inci kilometresinde imzalanm?? olmas? dolay?s?yla, 101′inci Km. Anla?mas? ad? da verilen bu anla?man?n en büyük hususiyeti, diplomatlar de?il, ama M?s?r ve ?srail Genelkurmay Ba?kanlar? aras?nda müzakere edilip imzalanm?? olmas?d?r. Bu suretle, askeri mahiyette de olsa, ?srail ve M?s?r en yüksek askeri seviyede bir masa etraf?na oturmu? olmaktayd?lar.
Anla?maya göre, ?srail, Süvey? Kanal?’n?n bat? yakas?ndaki bütün kuvvetleri çekti?i gibi, do?u yakas?nda da kuvvetlerini k?y?dan 20 mil kadar geriye çekecekti. Kanal’?n do?u k?y?s?nda M?s?r askeri bulunmakla beraber, ?srail ile M?s?r kuvvetlerinin aras?na B. M. kuvvetleri yerle?tirilecekti. Gerek M?s?r’?n, gerek ?srail’in kuvvetleri 7.000 ki?iyi geçmeyecek ve ancak hafif silahlara sahip olacakt?.
Bu anla?may? taraflar, bir bar?? antla?mas? de?il, fakat o istikamette at?lm?? bir “ilk ad?m” saymakta idiler. Bu anla?ma ile M?s?r Süvey? Kanal?’n?n her iki taraf?na sahip olmakla Kanal’? tamamen ele geçirmi? olmaktayd?. Bundan dolay? Kanal, gerekli temizlikler yap?ld?ktan sonra, 5 Haziran 1975′de tekrar dünya deniz trafi?ine aç?ld?.
101′inci Km. Anla?mas?, Amerika’n?n Orta Do?u diplomasisinde büyük bir ba?ar? idi. Çünkü, 1967 sava??nda, di?er Arap devletleri ile birlikte, Amerika ile diplomatik münasebetlerini kesmi? olan M?s?r, 1974 Anla?mas?’ndan sonra bu münasebetlerini tekrar kurdu. Di?er taraftan, mekik diplomasisi s?ras?nda Dr. Kissinger, Amerika ile münasebetleri kesilmi? oldu?u halde, mesela bir çok defalar ?am’a gidip geldi ve Suriye de bunu kabullendi. Böylece Amerika, Araplarla olan münasebetlerini tekrar tesis etmi? olmaktayd?.
Amerika D??i?leri Bakan? Dr. Kissinger, Tel-Aviv ile ?am aras?nda bir süre yine mekik dokuduktan sonra, 31 May?s 1974′de, ?srail-M?s?r anla?mas?na benzer bir anla?man?n ?srail ile Suriye aras?nda da imzalanmas?n? sa?lad?. Bu anla?ma ile de, ?srail Kuneitra’n?n gerisine çekiliyor ve ?srail ve Suriye kuvvetleri aras?na yine B.M. Kuvvetleri konuyordu. Görülüyor ki, Kissinger’in Orta Do?u bar???ndaki takti?i, bar??a ad?m ad?m ilerlemekti. Bundan dolay? Kissinger’in bu politikas?na mekik diplomasisinin yan?nda, “ad?m, ad?m” diplomasisi de denilmi?tir.
Kissinger’i böyle bir diplomasiye zorlayan sebeplerin ba??nda ?srail’in tutumu gelmekteydi. Zira, at?lan her ad?mda ?srail, elinde tuttu?u topraklardan bir parças?n? geri vermekteydi. Bunun için ?srail, verdi?i her toprak parças?na kar??l?k bar?? için bir taviz elde etmek istiyordu. ?srail buna, “her toprak parças? için bir parça daha bar??” prensibi demekteydi. 101′inci Km. anla?mas?ndan sonra M?s?r-Amerikan münasebetlerinin düzelmesi, M?s?r’?n Amerika’n?n çabalar? ile Süvey? Kanal?’na tekrar kavu?mas? ve ?srail bak?m?ndan hiç de?ilse askerlerin bir masa etraf?na oturmas?, Orta Do?u geli?melerinde gayet müsbet geli?melerdi. Bundan dolay? Kissinger, yeni ad?mlar atmak hususundaki çabalar?n?n arkas?n? kesmedi.
Mekik diplomasisine devam ederek, ?srail ile M?s?r’?n bir ad?m daha atmalar?n? sa?lad? ve 1 Eylül 1975′de, Sina konusunda ?srail ile M?s?r aras?nda yeni bir anla?ma daha imzaland?. Bu anla?ma ile ?srail, Sina’daki Mitla ve Gidi geçitleri ile Abu Rudeis petrol kuyular?n? M?s?r’a terkederek daha da geriye çekilmekteydi. M?s?r ve ?srail kuvvetlerinin aras?na 200 personelli Amerikan erken uyar? sistemi konacakt?. Bu suretle M?s?r’?n ani sald?r?s?na kar?? ?srail’in güvenli?i sa?lanm?? oluyordu. Ayr?ca, M?s?r Abu Rudeis kuyular?ndan elde edece?i petrolden her y?l 4.5 milyon tonunu ?srail’e satacakt?.
Nihayet, M?s?r, ?srail gemilerinin de?il, fakat ?srail’e yük getiren di?er ülkeler gemilerinin Süvey? Kanal?’ndan geçmesine izin verecekti. M?s?r bu anla?ma ile iki büyük kazanç elde etmi? oluyordu: Biri, Sina’da biraz daha topra??n? geri almas? ve bilhassa Mitla ve Gidi geçitleri gibi savunmas? için çok de?erli noktalar? ele geçirmesi idi. ?kincisi ise, ?srail’in, i?gal etti?i Arap topraklar?n? geri verme kavram?n? yava? yava? benimsemeye ba?lamas? idi.
Fakat ?srail bunu yaparken, iki taviz elde etmi?ti: Biri, erken uyar? sistemine Amerika’y? kar??t?rmakla, bir bak?ma Amerika’y? ?srail’in güvenli?inden sorumlu bir hale getiriyordu. ?kincisi ise, s?rf anla?ma kar??l???nda Amerika’n?n ?srail’e 2.1 milyar dolarl?k askeri yard?m ile 700 milyon dolarl?k ekonomik yard?m yapmay? kabul etmesiydi. Ne olursa olsun, 1978′in Camp David Anla?malar?na giden yol aç?lm??t?.
?ngiliz ?airi, Londrada do?mu?tur. Sonradan at kiralay?c?s? olan bir seyisin o?ludur. Okul s?ralar?nda iken kendini ?iire vermi?, 1817 y?l?nda yay?nlad??? ?iirler adl? ilk kitab?ndan sonra, bütün zaman?n? ?iire vermi?tir. Bu sebeple hekimlik mesle?ini b?rakm??, çok k?sa olan hayat?nda, ?ngiliz ?iirinin ?ekilce ve özellikçe en güzel örnekleri olan ?iirlerini yazm??t?r.
Hint Okyanusunun Arabistan yar?madas?, ?ran yaylas?n?n güney k?y?lar?, Hindistan aras?nda meydana getirdi?i büyük körfez. Umman denizine ?ran körfezi, Hürmüz bo?az? arac?l??? ile aç?l?r.
Türk bibliyografya bilgini. ?stanbulda do?mu?tur. As?l ad? Mustafad?r. Ö?renimini tamamlad?ktan sonra Anadolu Muhasebe kalemine memur olmu? uzun y?llar ordu ile Ba?dat seferinde, Diyarbak?r muhasaras?nda, Revan seferinde bulunmu?tur. Hacca gitmi? ve katip s?n?f?ndan oldu?u için zaman?nda Hac? Halife diye an?lm??t?r. Uzun y?llar seferlerde bulunduktan sonra, ?stanbula yerle?mi? ve hayat?n?n sonuna kadar okumak ve kitap yazmakla u?ra?m??t?r. Ya??n?n ilerlemi? olmas?na ra?men, devrinin ünlü bilginlerinden ders alma?a devam etmi? hemen bütün Do?u dillerini ve bilimlerini, Latinceyi ö?renmi?tir.
Eserlerini aç?k bir ifade ile devrine göre sade bir dille yazan Katip Çelebi çe?itli konularda pek çok eser vermi?tir. En büyük ve en önemli eseri, Arapça yazd??? ve bir bibliyografya kitab? olan Ke?füz Zünün dur. Büyük bir bibliyografya ansiklopedisi özelli?inde olan bu eserinde, 15 binden fazla eserin konular?, yazarlar? ve eserler üzerinde yaz?lm?? aç?klamalar üzerinde bilgi verilmi?tir. Öbür eserleri aras?nda önemli olanlar?, bir Osmanl? tarihi olan Fezleke ile co?rafyaya ait olan Cihannüma d?r.
Kekemelik bugün tamamen ruhi bir hastal?k olarak kabul edilmektedir. Daha ziyade küçük ya?larda geçirilen bir ?ok veya korku sonunda meydana gelir.
Kekemeli?in tedavisi mümkündür.Hasta be? alt? hafta müddetle rahatça dinlenebilece?i de?i?ik bir ortama götürülür hemen sonrada bu konuda uzman bir doktorun tedavisine b?rak?l?rsa çok iyi neticeler al?nabilir.
Tedavi tamamen psikolojik yöntemlere dayand???ndan hastan?n doktoruna inan?p güvenmesi, hatta onun dostlu?undan, memnuniyet duymas? ?artt?r.Kekemeli?in tedavisi genellikle alt? ile sekiz haftal?k eksersizler halinde devam eder.
Bu arada baz? kekemelerin,konu?urken kekeledikleri halde gayet güzel ?ark? söyledikleri çok görülmü?tür.
Güvenilir kaynaklardan edindi?imiz bilgiye göre, insanlar tarihin çok eski zamanlar?ndan beri, yap?lar?nda kullanmak için tu?ladan yararlanm??lard?r. Bu tu?la çamurdan (kilden) ve di?er malzemeden yap?l?yordu. Kutsal Kitap,Babil Kulesinin yap?lmas?nda ta? yerine tu?ladan yararlan?ld???n? belirtir. Gene bunun gibi,eski M?s?r'da ya?ayan insanlar evlerini güne?te kurutulmu?, ya da f?r?nlanm?? topraktan tu?lalarla yap?yorlard?.
Tabiattaki en güzel görünümlerden biri, belki de birincisi "gök ku?a??" d?r. Ta ilkel insanlardan beri, bu güzel görünümün hangi nedenle olu?tu?u ak?llar? kurcalam??t?r.Büyük Yunan filozofu Aristo bile bunu aç?klama?a çal??m??, güne? ???nlar?n?n ya?murla yans?mas? olarak izah etmi?ti. Fakat Aristo yan?l?yordu.
??in gerçe?i ?öyledir. Güne? ????? veya alelade beyaz ???k, asl?nda bütün renklerin kar???m?d?r. Bir aynan?n e?ik kenar?na veya bir sabun köpü?üne vuran ???k renklere ayr???r. K?rm?z?, turuncu, sar?, ye?il, mavi ve mor (menek?e) renklerini görürüz.
I???? bu ?ekilde ayr??t?ran bir cisim "prizma" diye tan?mlan?r. Prizma'da ayr?lan renkler.belirli düzende bir "renk dizisi" meydana getirir. Bu diziye "tayf" veya bilimsel deyimle "spektrum" ad? verilir. Renk dizisi, daha önce de söylemi? oldu?umuz gibi belirli bir düzendedir. Yani,renkler,bir sonrakiyle "optik bir ilgi, ili?ki düzeninde" s?ralanm??t?r.
Gök ku?a?? da asl?nda büyük bir kavisli ( yay biçiminde ) bir renk dizisi,bir "tayf"t?r. Ya?mur damlalar?ndan geçen güne? ?????n?n k?r?l?p ayr??mas?yla meydana gelir. Ba?ka bir deyi?le,ya?mur damlalar? küçük prizmalar görevini yerine getirir.
Gök ku?a??, sadece sa?anak halindeki ya?murlarda görülür. Ya?mur ya?arken ayn? zamanda güne?in de ???mas? ?artt?r. Güne?i arkan?za,ya?muru önünüze alacak ?ekilde orta yerde durman?z gerekir. Yoksa gök ku?a??n? göremezsiniz.
Omuzlar?n?z?n üzerinden ya?mur damlalar?na vuran güne? ?????,o dev görünü?lü renk dizisini meydana getirecek bir düzenle renklere ayr???r. Güne?,gözleriniz ve kavisin(ku?a??n) merkezi bir do?ru çizgi ekseninde olmal?d?r.
Güne? gökyüzünde çok yüksekteyse, böyle bir do?ru çizgisinin varolmas?n?n imkân? yoktur. Zaten gök ku?a??n?n sadece sabah?n erken saatlerinde veya ö?leden sonran?n geç saatlerinde (ikindi vakti) görülmesinin nedeni bûdur.Çünkü bu saatlerde güne? alçaktad?r. Sabah gök ku?a?? güne?in , do?uda parlad???n? belirtir. Sa?anak halindeki ya?mur ise bat?dad?r. ?kindi vakti görülen gök ku?a?? ise bunun aksi durumu gösterir.
Bat?l inançl? ki?iler,gök ku?a??n?n fena bir i?aret oldu?una inan?rlar. Onlara göre,insan?n ruhu ahrete gök ku?a??n?n köprüsü üzerinden gidecektir. Dolay?s?yla,gök ku?a??n?n görünmesi bir insan?n ölece?ine i?arettir.Gök ku?a??yla ilgili, daha ziyade masallara yak??an bir inan?? da,bu ku?a??n alt?ndan geçen kimsenin cinsiyet de?i?tirece?idir. Fiziki bir olay niteli?i ta??yan gök ku?a??n?n bu ak?l d??? inançlarla ilgisizli?i meydandad?r.
Bingöl iline ba?l? bir ilçe Yüzölçümü 1.313 kilometrekare, nüfusu 11.284 tür. Yüzeyi ,çok da?l?k, engebeli ve yer yer ormanlarla kapl? da?l?k alanlardan ibarettir. Hayvanc?l?k halk?n ba?l?ca geçim kayna??d?r.Merkezi 1.420 nüfuslu Solhan kasabas?d?r.
Popüler etiketler
[ tor ] [ ???n ] [ gen ] [ elik ] [ deniz ] [ araf ] [ ada ] [ eva ] [ ?rk ] [ yun ] [ dün ] [ halk ] [ bilin ] [ rmi ] [ am? ] [ çal??ma ] [ n m ] [ oyun ] [ avr ] [ etin ] [ k?s ] [ bit ] [ kas ] [ güne ] [ e e ] [ boy ] [ lan ] [ gece ] [ imi ] [ yeni ] [ a a ] [ yeri ] [ top ] [ y?l ] [ a k ] [ kül ] [ üre ] [ kar? ] [ olo ] [ car ] [ e in ] [ ?an ] [ ayy ] [ rak ] [ t?r ] [ ölçü ] [ k?m ] [ ad? ] [ hareket ] [ m s ] [ önce ] [ düny ] [ cad ] [ ilgi ] [ mer ] [ yay ] [ tan ] [ ren ] [ far ] [ b?t ] [ her ] [ lama ] [ lek ] [ lak ] [ dünya ] [ sa? ] [ ali ] [ ?kta ] [ mar ] [ e il ] [ hal ] [ ata ] [ kis ] [ kar ] [ ayna ] [ reti ] [ bat ] [ akü ] [ emel ] [ kazan ] [ çel ] [ tyr ] [ çim ] [ sava ] [ ten ] [ d?n ] [ lam ] [ kul ] [ nüfus ] [ ara ] [ kol ] [ ker ] [ nak ] [ yrk ] [ aras ] [ ça? ] [ ç?? ] [ irin ] [ rol ] [ eri ] [ ser ] [ zaman ] [ bas ] [ kilometre ] [ kim ] [ van ] [ çe?it ] [ oku ] [ par ] [ hare ] [ kle ] [ bulu ] [ eti ] [ ran ] [ ylk ] [ sab ] [ sis ] [ can ] [ bili ] [ nil ] [ sava? ] [ yaz? ] [ man ] [ kaz ] [ tak ] [ çeki ] [ kap ] [ kaza ] [ türk ] [ kta ] [ alar ] [ syra ] [ lun ] [ a il ] [ hayat ] [ let ] [ kad ] [ iler ] [ oda ] [ mik ] [ ast ] [ ller ] [ koy ] [ kir ] [ tel ] [ ato ] [ ni? ] [ dam ] [ baz ] [ k m ] [ bul ] [ erk ] [ art ] [ ist ] [ da y ] [ göster ] [ metre ] [ anlam ] [ bel ] [ erçek ] [ bur ] [ cad? ] [ nedir ] [ meydan ] [ rum ] [ kan ] [ kary ] [ e?e ] [ deri ] [ men ] [ dere ] [ rler ] [ eli ] [ areket ] [ bak ] [ pan ] [ do?ru ] [ ila ] [ ile ] [ insan ] [ ölüm ] [ ekil ] [ maya ] [ mede ] [ çin ] [ alt?n ] [ tin ] [ atl ] [ ak? ] [ arlar ] [ ter ] [ ans ] [ dü?ün ] [ nedi ] [ hayvan ] [ lara ] [ para ] [ ?ekil ] [ emi ] [ n r ]