Dünyanın bugüne kadar tespit edilebilen en büyük yeraltı nehri, Mısırda Nil nehrinin altındadır. 1958 yılında, radyo izotoplar aracılığı ile bulunan,bu gizli yeraltı nehrinin akıttığı su,Nil nehrinin akıttığı suyun yaklaşık olarak altı misli, yani 560 milyar metreküptür. Yeraltı nehirleri üzerinde araştırmalar yapan uzmanlar, bu yeraltı nehrinin bilinen yeraltı nehirlerinden dört misli büyük olduğunu söylemektedirler. ... Devamı »»»
Daha önce de söylediğimiz gibi yaşadığımız dünyanın bazı gerçekleri bizim için hala esrarını muhafaza etmektedir. Örneğin okyanusların yaşını bilmiyoruz.Bu konuda bilinen kesin gerçek, dünyanın oluşmasının ilk aşamalarında hiç bir denizin bulunmadığıdır. Günümüzde,okyanusları daha iyi tanımak, onlarla ilgili gerçekleri daha geniş ölçüde öğrenebilmek için,insanlar okyanusların dibine iniyorlar.Denizin yaklaşık olarak 4000 metre derinliği,yumuşak,kaygan bir çamur tabakasıyla örtülü . Bu çamursu tabaka küçük deniz hayvanlarının kireçli iskeletlerinden oluşmuştur. 5000 metreyi aşkın derinliklerde... Devamı »»»
Ekvator kuşağı ile Kuzey Kutbu arasında, düzenli aralarla dünyayı çevreleyen yatay durumda seksen sekiz kuşak düşünün. Daire biçimindeki bu kuşaklar Kuzey Kutbu'na yaklaştıkça daha küçülecektir. Aynı durum Ekvator'la Güney Kutbu arasında da söz konusudur. Bu kuşaklar "paralel" ya da " enlem" diye tanımlanır. Her enlem çizgisi, Ekvator hattı "O-sıfır" kabul edilerek numaralandırılmıştır. Ekvator kuşağının 10 derece kuzeyindeki enlem, "10° kuzey enlem" olarak belirlenir. (NOT : Bir derece, bir dairenin 360 da biridir.) Kuzey Kutbu, 90°kuzey enlem üzerindedir. Buna karşılık, Güney Kutbu " 90° gü... Devamı »»»
İnsan aklı için evrenin gerçek büyüklüğünü tam anlamıyla belirlemenin olanağı yoktur. Evrenin büyüklüğünü kesin olarak bilmek bir yana, bunu gerçeğe yakın bir şekilde tahayyül etmek bile bizler için çok güçtür. Bu işe dünyadan başlayacak olursak,işin güçlüğü kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Dünya güneş sisteminin bir parçasıdır ama, sistemin bütününe oranla çok küçük bir parçadır bu. Güneş sistemi,güneş ve onun çevresinde dönen gezegenlerden,küçük gezegenlerden ve meteorlardan meydana gelmiştir. Ancak teleskopla seçilip görülebilen söz konusu küçük gezegenler "asteroid" ler diye tanımlanır. ... Devamı »»»
İnsan nice büyük kuvvetler üzerinde egemenlik kuran,onları kontrolü altına alabilen güçlü bir yaratık olduğa halde tabiatın bazı olayları karşısında hala çaresizdir. Zaman zaman yüreğine kadar işleyen dehşete kapıldığı olur.Fırtınada insana ürküntü, hatta şiddetine göre dehşet veren bu olaylardan biridir. Fırtınanın kopmasındaki sebep nedir acaba, bunu hiç düşündünüz mü? Havada şiddet, patlama nitelikleri taşıyan bir şey olduğunda, bir fırtınanın varlığı söz konusudur. Deniz üzerinde, fırtına kuvvetli, çok kuvvetli bir rüzgâr veya bir bora halinde patlak verir. Kara parçaları üzerindeki fırt... Devamı »»»
Tabiattaki en güzel görünümlerden biri, belki de birincisi "gök kuşağı" dır. Ta ilkel insanlardan beri, bu güzel görünümün hangi nedenle oluştuğu akılları kurcalamıştır.Büyük Yunan filozofu Aristo bile bunu açıklamağa çalışmış, güneş ışınlarının yağmurla yansıması olarak izah etmişti. Fakat Aristo yanılıyordu. İşin gerçeği şöyledir. Güneş ışığı veya alelade beyaz ışık, aslında bütün renklerin karışımıdır. Bir aynanın eğik kenarına veya bir sabun köpüğüne vuran ışık renklere ayrışır. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor (menekşe) renklerini görürüz. Işığı bu şekilde ayrıştıran bir cisim... Devamı »»»
Göllerin çoğu,tatlı su taşıyan nehirler,çaylar ve derelerle beslenir. Buradaki düzen,suyu tazelenen bir banyo küvetinin durumunu andırmaktadır. Göllere,bazı akar sularla madenler ve tuzlar da taşınır ama,diğer akarsuların varlığı,bunların nispetlerini zayıflatır. Kızıldeniz ve Utah'daki büyük tuzlu göl çok tuzludurlar. ... Devamı »»»
Güneşin batışında gökyüzünün aldığı sıcak ve parlak kırmızılık ,en usta ressamların bile fırçalarıyla canlandırmayacakları güzellikte bir görünümdür. Bazen bu görünüme dalar,"güneş ne kadar kırmızı" deriz. Gerçekte güneşin kırmızı renk almadığı hiçbir şekilde değişmediği herkes tarafından bilinir.Sadece günün belirli bir zamanında bu görünüşü alır. Aynı anda binlerce kilometre ötede batıdan güneşe bakan kimseler, onu hiç de bizim gördüğümüz gibi "kırmızı" görmezler.Güneşin batışından esinlenerek şairlerin yaptığı "bakır bir tepsi" ,"ateşten bir küre ", "kocaman,ateş rengi bir çiçek" gibi benz... Devamı »»»
Güneşin yüzünde görülüp "güneş lekesi" diye tanımlanan kesimler kendilerini kuşatan çevreden daha az ısıda olan yerlerdir. Güneşi özel teleskoplarla gözleyen astronomlar,bunları karanlık lekeler halinde görürler. Bunun nedeni,bu kesimlerin daha az ışık saçması,dolayısıyla daha karanlık oldukları izlenimini vermesidir. ... Devamı »»»
Sis,toprakla temas halindeki bir buluttur. Temelde, esas bakımından,sisle atmosferin yükseklerindeki bir bulut arasında fark yoktur. Bir bulut toprağa ya da denizin yüzeyine kadar alçaldığında,kısaca "sis" diye tanımlanır. Sis genellikle gece vakti ve sabahın erken saatlerinde,alçak, çukur kara parçaları üzerinde veya su yüzeyinde görülür. Bu durumun sebebi, soğuk hava akımının, kara parçasının veya suyun daha sıcak yüzeyine sürtüşmesidir.Özellikle sonbaharda çok sık görülür. Çünkü sonbaharda geçen her günle, hava toprağa veya suya oranla daha çabuk soğumaktadır. Durgun gecelerde karanlık bas... Devamı »»»